EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 20 / 60

Vakıflar

22 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemesiyle oluşan, tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur (TMK m. 101/1). Dernekten ayrıldığı nokta buradadır: dernekte bir araya gelen kişiler, vakıfta özgülenen malvarlığı esastır. Vakfın üyesi yoktur, yararlananları vardır.

Bir malvarlığının bütünü veya ekonomik değeri olan her hak vakfedilebilir. Buna karşılık hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı ya da belli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz (TMK m. 101/4).

Kuruluş: Şekil ve Tescil

Vakıf kurma iradesi resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır; vakıf, yerleşim yeri mahkemesindeki sicile tescille tüzel kişilik kazanır (TMK m. 102/1).

İki nokta ayrılmalıdır. İrade açıklaması şekle bağlıdır; sözlü ya da adi yazılı vakıf kurulamaz. Tüzel kişilik ise irade açıklamasıyla değil tescille doğar. Dernekle fark belirgindir: dernekte bildirimin verilmesi yeterken vakıfta sicile tescil aranır.

Resmî senetle kurma temsilciyle de yapılabilir; ancak temsil yetkisi noterlikçe düzenlenmiş belgeyle verilmeli, belgede vakfın amacı ile özgülenecek mal ve haklar belirlenmiş olmalıdır (TMK m. 102/2). Bu zorunluluk, temsilcinin esaslı unsurları kendi takdiriyle belirlemesini önler.

Mahkemeye başvurmayı resmî senette vakfeden yapar. İlgililerin, vasiyetnameyi açan sulh hâkiminin ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvurma yetkisi yalnız ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakıf içindir (TMK m. 102/3). Tescil kararı, tebliğden başlayarak bir ay içinde temyiz edilebilir. Tesciline karar verilen vakıf ayrıca merkezî sicile kaydolunur ve Resmî Gazete ile ilân edilir (TMK m. 104).

Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir (TMK m. 106). Kanun noksanlıklar bakımından esnek davranır: amaç ve özgülenen mal ve haklar yeterince belirlenmişse diğer noksanlıklar tescil başvurusunun reddini gerektirmez ve tamamlattırılır (TMK m. 107). Amaç ile malvarlığı esaslı unsurdur; ad, örgütlenme ve yerleşim yeri tamamlanabilir unsurlardır.

Malvarlığının Geçme Anı

Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer (TMK m. 105/1). An, tescil anıdır; senedin düzenlenmesi ya da başvurunun yapılması malvarlığını geçirmez. Tescile karar veren mahkeme, vakfedilen taşınmazın vakıf adına tescilini tapu idaresine bildirir.

Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu, özgülenen mal ve haklarla sınırlıdır (TMK m. 105/3); kural, vakıf malvarlığının mirasbırakanın borçları yüzünden tükenmesini önler.

Organlar ve Denetim

Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur; vakfeden senette başka organlar da gösterebilir (TMK m. 109). Dernekle karşılaştırma öğreticidir: dernekte üç zorunlu organ vardır ve biri üyelerden oluşan genel kuruldur; vakıfta üye bulunmadığından genel kurula karşılık gelen bir organ da yoktur.

Vakıflar idarî denetime tâbidir. Senetteki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, malları amaca uygun yönetip yönetmedikleri ve gelirleri amaca uygun harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce denetlenir (TMK m. 111). Bu denetim, vakıfta üye denetiminin bulunmamasının karşılığıdır: derneği üyeleri denetler, vakfı denetim makamı.

Yönetim organı, her yılın ilk üç ayı içinde bir önceki yıla ait malvarlığı ve çalışma raporunu denetim makamına bildirir ve yayımlar (TMK m. 114). İçişleri Bakanlığı, Anayasada öngörülen hâllerde denetim makamının görüşünü alarak vakfı mahkeme kararına kadar geçici olarak faaliyetten alıkoyabilir (TMK m. 115).

Amacın ve Malların Değiştirilmesi

Vakfedenin iradesi kuruluşta belirleyicidir, ancak zaman içinde uygulanamaz hâle gelebilir. Kanun bu ihtimali üç hükümle karşılar ve üçünde de yetki mahkemededir — dernekte amaç genel kurul kararıyla, vakıfta ancak mahkeme kararıyla değişir; iki kurumun ayrıldığı en önemli nokta budur; başvuru yönetim organından veya denetim makamından gelir ve diğerinin yazılı görüşü alınır.

Haklı sebepler varsa mahkeme vakfın örgütünü, yönetimini ve işleyişini değiştirebilir; denetim makamının başvurusu üzerine duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir (TMK m. 112). Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden senetteki amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmişse amaç değiştirilebilir (TMK m. 113/1). Ölçüt dikkat ister: mahkeme amacı kendi uygun gördüğü biçimde değil, vakfedenin varsayımsal iradesine uygun biçimde değiştirir. Amaç değişikliği vakfedenin iradesine aykırı bir müdahale değil, o iradeyi değişen koşullar altında sürdürme aracıdır. Aynı usulle, özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanlarıyla değiştirilmesine veya paraya çevrilmesine de karar verilebilir.

Sona Erme

Amacın gerçekleşmesi olanaksızlaşmış ve değiştirilmesine de olanak yoksa vakıf kendiliğinden sona erer, mahkeme kararıyla sicilden silinir (TMK m. 116/1). İki koşul birlikte aranır; kanun vakfı ayakta tutmayı önceler ve mahkeme kararı burada açıklayıcıdır.

Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan ya da amacı sonradan yasaklanan vakfın amacı değiştirilemiyorsa, denetim makamının veya Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır (TMK m. 116/2). Dağıtılmada mahkeme kararı kurucudur. Geçici faaliyetten alıkoyma ise tüzel kişiliği sona erdirmez; vakıf hukuken vardır, yalnız faaliyeti durur.

Vakıf mallarına özgü koruma da vardır: bu mallarda zilyetlikle kazanma hükümleri uygulanmaz (TMK m. 117/1).

Sınavda Ne Çıkar

  • Vakıf mal topluluğudur; üyesi yoktur, yararlananı vardır.
  • İrade resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır; tüzel kişilik sicile tescille kazanılır — dernekten ayrıldığı temel nokta budur.
  • Özgülenen malların mülkiyeti tüzel kişiliğin kazanılmasıyla geçer; ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın sorumluluğu özgülenen malla sınırlıdır.
  • Senette amaç ve özgülenen mal yeterince belirliyse diğer noksanlıklar reddi gerektirmez.
  • Vakıfta zorunlu tek organ yönetim organıdır; denetim Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılır.
  • Amacın ve malların değiştirilmesine mahkeme karar verir; ölçü vakfedenin varsayımsal iradesidir.
  • Vakıf malları üzerinde zilyetlikle kazanma hükümleri uygulanmaz (TMK m. 117/1).

Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan, tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur (TMK m. 101/1). Dernekten ayrıldığı nokta buradadır: dernekte bir araya gelen kişiler, vakıfta ise özgülenen malvarlığı esastır. Vakfın üyesi yoktur; yararlananları vardır.

Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir (TMK m. 101/2). Buna karşılık Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz (TMK m. 101/4).

A. Kuruluş: Vakfetme İradesi, Şekil ve Tescil

Vakıf kurma iradesi iki yoldan açıklanır: resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır (TMK m. 102/1).

İki nokta ayrılmalıdır. İrade açıklaması bir şekle bağlıdır; sözlü ya da adi yazılı biçimde vakıf kurulamaz. Tüzel kişilik ise irade açıklamasıyla değil, tescille doğar. Dernekle karşılaştırıldığında fark belirgindir: dernekte bildirimin verilmesi yeterken, vakıfta sicile tescil aranır.

Resmî senetle vakıf kurma işleminin temsilci aracılığıyla yapılması mümkündür; ancak temsil yetkisinin noterlikçe düzenlenmiş bir belgeyle verilmiş olması ve bu belgede vakfın amacı ile özgülenecek mal ve hakların belirlenmiş bulunması gerekir (TMK m. 102/2). Yetki belgesindeki bu içerik zorunluluğu, temsilcinin vakfın esaslı unsurlarını kendi takdiriyle belirlemesini önler.

Mahkemeye başvurma, resmî senet düzenlenmişse vakfeden tarafından; vakıf ölüme bağlı tasarrufa dayanıyorsa ilgililerin veya vasiyetnameyi açan sulh hâkiminin bildirimi üzerine ya da Vakıflar Genel Müdürlüğünce re'sen yapılır (TMK m. 102/3).

İki yolun ayrımı dikkat ister: ilgililerin, sulh hâkiminin ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvurma yetkisi yalnız ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakıf içindir. Resmî senetle kurulan vakıfta başvuru yetkisi vakfedene aittir; vakfeden tescilden önce ölürse başvurunun kim tarafından yapılacağı kanunda ayrıca düzenlenmemiştir ve mirasçıların durumu öğretide tartışmalıdır.

Mahkemenin verdiği karar, tebliğ tarihinden başlayarak bir ay içinde başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilebilir. Genel Müdürlük veya ilgililer, vakfın kurulmasını engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde iptal davası açabilir (TMK m. 103).

Tesciline karar verilen vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir; ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile kaydolunur ve Resmî Gazete ile ilân olunur (TMK m. 104).

Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir (TMK m. 106). Kanun, senetteki noksanlıklar bakımından esnek bir çözüm getirmiştir: vakfın amacı ile bu amaca özgülenen mal ve haklar yeterince belirlenmişse, diğer noksanlıklar tescil başvurusunun reddini gerektirmez ve tamamlattırılabilir (TMK m. 107/1–2). Amaç ve malvarlığı vakfın çekirdeğidir; geri kalan unsurlar sonradan giderilebilir.

B. Malvarlığının Vakfa Geçme Anı

Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer (TMK m. 105/1). An, tescil anıdır; vakıf senedinin düzenlenmesi ya da başvurunun yapılması malvarlığını geçirmez.

Tescile karar veren mahkeme, vakfedilen taşınmazın vakıf tüzel kişiliği adına tescil edilmesini tapu idaresine bildirir (TMK m. 105/2). Taşınmaz mülkiyeti bakımından bu bildirim, tapu sicilinin vakfın hukukî durumuna uydurulmasını sağlar.

Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın mirasbırakanın borçlarından sorumluluğu, özgülenen mal ve haklarla sınırlıdır (TMK m. 105/3). Kural, vakfın kendi amacına özgülenen malvarlığının mirasbırakanın borçları yüzünden tümüyle tükenmesini önler.

Vakıf senedinde bulunması gereken unsurlar iki gruba ayrılır:

  • Esaslı unsurlar — vakfın amacı ve bu amaca özgülenen mal ve haklar; bunlar yeterince belirlenmemişse başvuru reddedilir
  • Tamamlanabilir unsurlar — vakfın adı, örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri; bunlardaki noksanlıklar sonradan giderilebilir

Ayrımın dayanağı açıktır: amaç ve malvarlığı olmadan bir mal topluluğundan söz edilemez, bu iki unsur vakfın varlık şartıdır. Örgütlenme biçimi ise vakfın işleyişine ilişkindir ve mahkemece ya da denetim makamının başvurusuyla sonradan tamamlanabilir.

Vakıf türleri bakımından da bir ayrım yapılır. Kanun, işverenlerin çalıştırdıkları kişilere ve işçilere yardım amacıyla kuracakları vakıflar için özel hükümler öngörmüştür. Ayrıca kamuya yararlı sayılan vakıflar ile özel kanunlarla kurulan vakıflar hakkındaki özel hükümler saklıdır (TMK m. 117/3); bu vakıflarda genel hükümler, özel düzenlemenin boşluk bıraktığı ölçüde uygulanır.

C. Organlar ve Denetim

Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden, vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir (TMK m. 109).

Dernekle karşılaştırma burada öğreticidir. Dernekte üç zorunlu organ vardır ve bunlardan biri üyelerden oluşan genel kuruldur; vakıfta ise üye bulunmadığından genel kurula karşılık gelen bir organ da yoktur. Vakıfta zorunlu olan tek organ yönetim organıdır.

Denetim bakımından vakıflar idarî bir denetime tabidir. Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve gelirlerini amaca uygun harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetlenir (TMK m. 111). Bu denetim, vakıfta üye denetiminin bulunmamasının karşılığıdır: derneği üyeleri denetler, vakfı ise denetim makamı.

Vakfın gelirleri ve bunların kullanımı da denetimin konusudur. Vakıf gelirleri başlıca şu kaynaklardan doğar:

  • Özgülenen malvarlığının getirileri
  • Vakfa yapılan bağış ve yardımlar
  • Vakfın işlettiği iktisadî işletmelerin kazançları

Bu gelirlerin tamamı vakıf senedinde gösterilen amaca harcanır. Denetim makamı, gelirlerin amaca uygun kullanılıp kullanılmadığını inceler; aykırılık tespit ederse yöneticilerin görevden alınmasını mahkemeden isteyebilir.

Denetimin işleyebilmesi için kanun bir bildirim yükümlülüğü öngörmüştür: yönetim organı, her takvim yılının ilk üç ayı içinde vakfın bir önceki yıla ait malvarlığı durumunu ve çalışmalarını bir rapor hâlinde denetim makamına bildirir ve durumun uygun araçlarla yayımlanmasını sağlar (TMK m. 114). Yıllık rapor, vakıfta üye denetiminin yerini tutan idarî denetimin temel aracıdır.

İçişleri Bakanlığı ayrıca, Anayasada öngörülen hâllerde ve belirlenen usullere uygun olarak, denetim makamının görüşünü almak suretiyle mahkemece bir karar verilinceye kadar vakfı geçici olarak faaliyetten alıkoyabilir ve derhâl mahkemeye başvurur (TMK m. 115).

Vakıf yöneticilerinin sorumluluğu da bu çerçevededir. Yöneticiler vakfın organı sıfatını taşıdıklarından, işlemleri ve fiilleriyle vakfı bağlar; kusurlarından dolayı ise ayrıca kişisel olarak sorumlu olurlar. Vakıfta üye denetimi bulunmadığından, bu sorumluluğun harekete geçirilmesi çoğu zaman denetim makamının başvurusuna bağlıdır.

D. Amacın ve Malların Değiştirilmesi

Vakıfta vakfedenin iradesi kuruluşta belirleyicidir; ancak bu irade zaman içinde uygulanamaz hâle gelebilir. Kanun bu ihtimali üç ayrı hükümle karşılamıştır ve üçünde de yetki mahkemededir.

Yönetimin değiştirilmesi. Haklı sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının istemi üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın örgütünü, yönetimini ve işleyişini değiştirebilir. Mahkeme, denetim makamının başvurusu üzerine duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf senedinde başka bir hüküm yoksa yenisini seçebilir (TMK m. 112).

Amacın değiştirilmesi. Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmişse mahkeme, yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra amacı değiştirebilir (TMK m. 113/1).

Ölçütün kendisi dikkat ister: mahkeme amacı, kendi uygun gördüğü biçimde değil, vakfedenin varsayımsal iradesine uygun biçimde değiştirir. Amaç değişikliği, vakfedenin iradesine aykırı bir müdahale değil, o iradeyi değişen koşullar altında sürdürme aracıdır.

Aynı hüküm, amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde güçleştiren veya engelleyen koşulların ve yükümlülüklerin kaldırılmasında ya da değiştirilmesinde de uygulanır (TMK m. 113/2).

Malların değiştirilmesi. Amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanlarıyla değiştirilmesini veya paraya çevrilmesini haklı kılan sebepler varsa, mahkeme yine aynı usulle karar verebilir (TMK m. 113/3).

E. Sona Erme

Vakıf iki yoldan sona erer ve ikisinin usulü farklıdır.

Kendiliğinden sona erme. Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir (TMK m. 116/1). İki koşul birlikte aranır: amacın gerçekleşmesinin olanaksızlaşması tek başına yetmez, amacın değiştirilmesinin de mümkün olmaması gerekir. Kanun, vakfı ayakta tutmayı önceler.

Dağıtılma. Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan ya da amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır (TMK m. 116/2).

Geçici faaliyetten alıkoyma ile dağıtılma arasındaki fark da belirtilmelidir. Alıkoyma, mahkeme bir karar verinceye kadar süren geçici bir tedbirdir ve tüzel kişiliği sona erdirmez; vakıf hukuken vardır, yalnız faaliyeti durur. Dağıtılma ise kesin bir sonuçtur ve tüzel kişiliği sona erdirir. Alıkoymanın ardından mahkemeye derhâl başvurulması ve hâkimin başvuruyu gecikmeksizin karara bağlaması aranır (TMK m. 115); kanun, geçici tedbirin süresiz sürmesini bu yolla engeller.

Sona ermenin iki biçimi arasındaki ayrım da sınavda ölçülür. Kendiliğinden sona ermede sebep, amacın gerçekleşmesinin olanaksızlaşması ve değiştirilememesidir; mahkeme kararı burada açıklayıcıdır ve sicilden silmeye hizmet eder. Dağıtılmada ise sona erme, mahkemenin kurucu nitelikteki kararıyla gerçekleşir ve duruşma yapılması zorunludur.

Kanun ayrıca vakıf mallarına özgü bir koruma getirmiştir: vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri uygulanmaz (TMK m. 117/1). Bu, vakıf malvarlığının olağanüstü zamanaşımı yoluyla üçüncü kişilere geçmesini engeller. Derneklerin uluslararası faaliyette bulunmalarına ve üst kuruluş kurmalarına ilişkin hükümler ise kıyas yoluyla vakıflar hakkında da uygulanır (TMK m. 117/2).

Dernek ile vakıf arasındaki temel farklar şu noktalarda toplanır:

  • Dernek kişi, vakıf mal topluluğudur.
  • Dernekte üye vardır, vakıfta yararlanan vardır.
  • Dernek bildirimle, vakıf tescille tüzel kişilik kazanır.
  • Dernekte üç zorunlu organ, vakıfta yalnız yönetim organı zorunludur.
  • Derneği üyeleri, vakfı denetim makamı denetler.
  • Dernekte amaç genel kurul kararıyla değişir, vakıfta mahkeme kararıyla değişir.

Son madde, iki kurumun ayrıldığı en önemli noktadır. Dernekte irade sürekli olarak üyelerce yenilenir; vakıfta ise vakfedenin kuruluş anındaki iradesi esas alınır ve bu irade ancak yargısal denetimle değiştirilebilir.

Örnek olay

(D), resmî senetle bir vakıf kurmuş ve senette belirli bir hastalık alanında araştırma yapılmasını amaç olarak göstermiştir. Senet düzenlendikten sonra, tescil başvurusu yapılmadan önce (D) ölmüştür. Mirasçılar, vakfa özgülenen taşınmazın terekeye dâhil olduğunu ileri sürmektedir. Yıllar sonra, söz konusu hastalığın tıbben tümüyle ortadan kalkması sebebiyle vakfın amacı gerçekleştirilemez hâle gelmiştir. Vakıf yönetimi, amacın benzer bir alana çevrilmesini istemektedir.

Değerlendirme: İlk sorun malvarlığının geçiş anına ilişkindir. Özgülenen malların mülkiyeti tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer (TMK m. 105/1) ve tüzel kişilik tescille doğar (TMK m. 102/1). Senedin düzenlenmiş olması tek başına mülkiyeti geçirmez.

Buna karşılık vakfetme iradesi geçerli biçimde açıklanmıştır ve tescil süreci ölümle sona ermez. Kanun, resmî senetle kurulan vakıfta mahkemeye başvurmayı vakfedene bırakmıştır (TMK m. 102/3); ilgililerin, sulh hâkiminin ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün başvuru yolu yalnız ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakıf içindir. Vakfeden tescilden önce ölürse başvuruyu kimin yapacağı kanunda düzenlenmemiştir ve mirasçıların vakfetme iradesiyle bağlı olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Başvurulan mahkeme her hâlde mal ve hakların korunması için gerekli önlemleri re'sen alır (TMK m. 102/4). Tescil gerçekleştiğinde mülkiyet vakfa geçer ve mirasçıların terekeye ilişkin iddiası bu ölçüde karşılanamaz.

Amacın gerçekleştirilemez hâle gelmesi bakımından iki ayrı hüküm sırayla değerlendirilir. Önce amacın değiştirilmesi imkânı araştırılır: durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden senetteki amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmişse, mahkeme amacı değiştirebilir (TMK m. 113/1). Burada ölçü, mahkemenin kendi tercihi değil, vakfedenin varsayımsal iradesidir; hastalığın ortadan kalkması hâlinde (D)'nin benzer bir alanı destekleyeceği sonucuna varılabiliyorsa değişiklik yapılabilir.

Vakfın sona ermesi ancak bu imkân tükendiğinde gündeme gelir. Amacın gerçekleşmesi olanaksızlaşmış ve değiştirilmesine de olanak bulunmamışsa vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir (TMK m. 116/1). Sıralama önemlidir: kanun önce vakfı yaşatmayı, ancak bu mümkün değilse sona erdirmeyi öngörmüştür.

Başvuru usulü bakımından da kural nettir. Amaç değişikliği talebini yönetim organı veya denetim makamı yapar ve mahkeme, diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra karar verir (TMK m. 113/1). Vakıf yönetiminin doğrudan kendi kararıyla amacı değiştirmesi mümkün değildir.

İkinci örnek olay

Bir vakfın yönetim organı, vakıf senedinde öngörülen yatırım biçiminin uzun süredir zarar ettirdiğini, senetteki mal ve hakların daha verimli olanlarla değiştirilmesi gerektiğini düşünmektedir. Yönetim organı bu değişikliği kendi kararıyla yapmış ve durumu sonradan denetim makamına bildirmiştir. Ayrıca vakfın malvarlığında bulunan bir taşınmaza yıllardır üçüncü kişi (E) zilyet olup, olağanüstü zamanaşımına dayanarak taşınmazın adına tescilini istemektedir.

Değerlendirme: İlk işlem yetki bakımından sakattır. Amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanlarıyla değiştirilmesine veya paraya çevrilmesine mahkeme karar verir; başvuru vakfın yönetim organı ya da denetim makamı tarafından yapılır ve mahkeme diğerinin yazılı görüşünü alır (TMK m. 113/3).

Yönetim organının kendi kararıyla hareket etmesi bu usulü tümüyle atlamaktadır. Kuralın amacı, vakfedenin kuruluş anındaki iradesinin yönetimin günlük tercihleriyle aşındırılmasını önlemektir. Vakıfta iradeyi sürekli yenileyen bir üye topluluğu bulunmadığından, denetim yargıya bırakılmıştır. Sonradan yapılan bildirim de bu eksikliği gidermez; gerekli olan önceden alınmış bir mahkeme kararıdır.

Zilyetlik iddiası bakımından ise kanun açık bir koruma getirmiştir: vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri uygulanmaz (TMK m. 117/1). (E)'nin zilyetliği ne kadar uzun sürerse sürsün, olağanüstü zamanaşımıyla mülkiyet kazanması mümkün değildir.

Bu hükmün mantığı, vakıf malvarlığının amaca özgülenmiş olmasıdır. Vakfın malları belirli bir amacı sürekli olarak beslemek üzere ayrılmıştır; zamanaşımıyla üçüncü kişilere geçmesi, amacın dayandığı ekonomik temeli ortadan kaldırırdı. Aynı gerekçe, vakıf mallarının yönetiminin sıkı bir denetime tabi tutulmasında da görülür.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 HMGS (EYLÜL)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre bir vakfa özgülenen taşınır ve taşınmaz mallar kural olarak hangi anda vakfın mülkiyetine geçer?
A) Taşınırlarda zilyetliğin vakfa devredildiği, taşınmazlarda ise tapu kütüğünde vakıf adına tescilin yapıldığı
B) Vakfın, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tutulan sicile tescil edildiği
C) Vakfın, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Resmi Gazete ile ilan edildiği
D) Vakfın zorunlu organlarının teşekkül ettiği
E) Vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edildiği
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2001 KMS
Aşağıdakilerden hangisi vakıfların özelliklerinden biri değildir?
A) Tek zorunlu organının yönetim organı olması
B) Birden çok amacının olabilmesi
C) Yalnızca ölüme bağlı tasarrufla kurulabilmesi
D) Dernek kurabilmesi
E) Mahkeme siciline tescil ile tüzel kişilik kazanması
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 2003 ADLİ YARGI
Vakıflarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Vakıfta tek zorunlu organ, yönetim organıdır.
B) Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzelkişilik kazanır.
C) Vakıf kurma iradesi resmi senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanabilir.
D) Tescili istenen vakfa ölüme bağlı tasarrufla özgülenen mal ve haklar amacın gerçekleşmesine yeterli değilse; vakfeden aksine bir irade açıklamasında bulunmuş olmadıkça bu mal ve haklar, vakıflar genel müdürlüğüne intikal eder.
E) Bir malvarlığının gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri vakfedilebilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2003 SAYIŞTAY
Aşağıdakilerden hangisi vakıfların özelliklerinden biri [değildir]?
A) Vakıfta tek zorunlu organın, yönetim organı olması
B) Vakıf kurma iradesinin resmi senet, ölüme bağlı tasarruf ya da kanunla açıklanabilmesi
C) Vakfın, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanması
D) Vakfeden gerçek veya tüzelkişi olabilir
E) Bir malvarlığının, gerçekleşeceği anlaşılan her türlü gelirin vakfedilebilmesi
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 2005 ADLİ YARGI
A, noterde "Kamu yararına ve hayri amaçlarda harcanmak üzere B Anonim Şirketindeki hisse senetlerinin tamamını vakfediyorum." ifadesini taşıyan bir resmi senet düzenlemiştir. Bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A'nın kurmak istediği vakfın tüzel kişilik kazanabilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü nezdinde tutulan sicile tescil edilmesi gerekir.
B) A'nın kurmak istediği vakfın tüzel kişilik kazanabilmesi için yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil kararı üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü nezdinde tutulan sicile tescil edilmesi gerekir.
C) A'nın kurmak istediği vakfın tescil; talebi kendisine başvurulan asliye hukuk mahkemesi tarafından reddedilmelidir. Çünkü vakıf senedi sulh hâkimine değil notere düzenlettirilmiştir.
D) A'nın kurmak istediği vakfın tescil talebi kendisine başvurulan asliye hukuk mahkemesi tarafından reddedilmelidir. Çünkü A'nın kurmak istediği vakfın amacı belirli değildir.
E) A'nın kurmak istediği vakfın tescil talebi kendisine başvurulan asliye hukuk mahkemesi tarafından kabul edilmelidir; çünkü vakıf senedi kanunun aradığı geçerlilik şartı olan şekle uygundur.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
Vakıflarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Vakıf sadece gerçek kişi tarafından kurulur.
B) Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer.
C) Vakıf, vakfın yerleşim yerindeki asliye mahkemesinde tutulan özel bir sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.
D) Vakfın tek bir zorunlu organı vardır.
E) Vakfı gerçek bir kişi vasiyetname ile kuruyorsa, ayırt etme gücüne sahip olması ve 15 yaşını doldurmuş olması yeterlidir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 7 2007 ADLİ YARGI (MART)
Vakıflarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Ölüme bağlı tasarrufla vakıf kurulamaz.
B) Vakfın amacı birden çok olamaz.
C) Vakıfta tek zorunlu organ vardır.
D) Vakıf, insan topluluğundan oluşan bir tüzel kişidir.
E) Tüzel kişiler vakıf kuramaz.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 8 2008 MALİ HİZMET UZMAN YARDIMCILIĞI
Aşağıdakilerden hangisi kişi topluluğu niteliğindeki tüzel kişidir?
A) Şirketler
B) Vakıflar
C) Üniversiteler
D) Kamu kurumları
E) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 9 2009 KAMU İHALE KURUMU UZMAN YRD.
Derneklerin kuruluşu bakımından benimsenen sistem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tescil sistemi
B) Mahkemeden karar alınması sistemi
C) İzin sistemi
D) Serbest kuruluş sistemi
E) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan izin alınması sistemi
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 10 2011 KPSS GENEL KÜLTÜR
Aşağıdaki tüzelkişilerden hangisi kişi topluluğu olmayıp, mal topluluğu şeklindeki tüzelkişidir?
A) Dernekler
B) Anonim şirketler
C) Kolektif şirketler
D) Vakıflar
E) Kooperatifler
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 11 2011 ADLİ YARGI (ARALIK)
Vakıflar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Vakıf, kişi topluluğu olmayıp mal topluluğu niteliğini taşır.
B) Vakfın gerçek veya tüzel kişiler tarafından kurulması mümkündür.
C) Vakfın kurulabilmesi için belirli ve sürekli bir amacın bulunması gerekir.
D) Hukukumuzda aile vakfı kurulması mümkündür, aile vakıflarının amacı sadece belli bir aileye mensup olanlara yardım etmek ve destek olmaktır.
E) Resmî senetle vakıf kurma işleminin, temsilci aracılığıyla yapılması mümkün değildir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 12 2012 AVUKATLAR İÇİN İDARİ YARGI
Aşağıdaki sistemlerden hangisi, Türk hukukunda derneklerin kuruluşunda kabul edilen sistemdir?
A) Tescil sistemi
B) Serbest kuruluş sistemi
C) Bildirim sistemi
D) İzin sistemi
E) İçişleri Bakanlığı'nın olumlu görüşünü alma sistemi
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 7 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 94
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre vakfın kuruluşuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Vakıf kurma iradesi resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanır.
B) Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdindeki sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.
C) Resmî senetle kurmada temsil yetkisi noterlikçe düzenlenmiş belgeyle verilir.
D) Vakfetme iradesinin açıklanması, tüzel kişiliğin doğması için tek başına yeterlidir.
E) Tescile karar verilen vakıf ayrıca merkezî sicile kaydolunur ve ilân edilir.
Cevabı göster
Cevap: D. İki nokta birbirinden ayrılmalıdır. İrade açıklaması bir şekle bağlıdır; sözlü ya da adi yazılı biçimde vakıf kurulamaz. Tüzel kişilik ise irade açıklamasıyla değil, sicile tescille doğar. Dernekle karşılaştırıldığında fark belirgindir: dernekte bildirimin verilmesi yeterken vakıfta tescil aranır. Temsilciyle kurmada ayrıca yetki belgesinin noterlikçe düzenlenmiş olması ve belgede vakfın amacı ile özgülenecek mal ve hakların belirlenmiş bulunması gerekir.

Şık analizi

A) Doğru ifade. Vakıf kurma iradesi ancak resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanabilir.
B) Doğru ifade. Vakıfta tüzel kişilik sicile tescille doğar; dernekten ayrıldığı temel nokta budur.
C) Doğru ifade. Temsilciyle kurmada yetki belgesinin noterlikçe düzenlenmiş olması aranır.
E) Doğru ifade. Tescile karar verilen vakıf merkezî sicile de kaydolunur ve Resmî Gazete ile ilân edilir.
Soru 95
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre vakfa özgülenen malların mülkiyeti hangi anda vakfa geçer?
A) Vakıf senedinin resmî şekilde düzenlendiği anda
B) Tescil başvurusunun yetkili mahkemeye yapıldığı anda
C) Vakfedenin özgüleme iradesini açıkladığı anda
D) Tescil kararının tapu idaresine bildirildiği anda
E) Vakfın tüzel kişiliği kazandığı anda
Cevabı göster
Cevap: E. Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer; bu an tescil anıdır. Vakıf senedinin düzenlenmesi ya da başvurunun yapılması malvarlığını geçirmez. Tescile karar veren mahkeme, vakfedilen taşınmazın vakıf tüzel kişiliği adına tescil edilmesini tapu idaresine bildirir; bu bildirim tapu sicilinin vakfın hukuki durumuna uydurulmasını sağlar, mülkiyeti geçiren işlem değildir.

Şık analizi

A) Yanlış. Senedin resmî şekilde düzenlenmesi iradenin geçerli açıklanmasını sağlar, mülkiyeti geçirmez.
B) Yanlış. Başvurunun yapılması tüzel kişilik doğurmaz; malvarlığı da geçmez.
C) Yanlış. İrade açıklaması tek başına yeterli değildir; mülkiyet tescille geçer.
D) Yanlış. Tapuya bildirim, sicili vakfın hukuki durumuna uydurur; mülkiyeti geçiren işlem değildir.
Soru 96
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi, vakıf senedindeki noksanlığı tescil başvurusunun reddini gerektirir hâle getiren unsurlar arasında sayılmıştır?
A) Amacın ve bu amaca özgülenen malın belirlenmemiş olması
B) Vakfın adının senette hiç gösterilmemiş olması
C) Vakfın örgütlenme biçiminin senette açıkça gösterilmemiş olması
D) Vakfın yönetim şeklinin senette ayrıntılı biçimde gösterilmemiş olması
E) Vakfın yerleşim yerinin senette açıkça gösterilmemiş olması
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun senetteki noksanlıklar bakımından esnek bir çözüm getirmiştir: vakfın amacı ile bu amaca özgülenen mal ve haklar yeterince belirlenmişse, diğer noksanlıklar tescil başvurusunun reddini gerektirmez ve tamamlattırılabilir. Amaç ve malvarlığı vakfın çekirdeğidir; bu iki unsur olmadan bir mal topluluğundan söz edilemez. Ad, örgütlenme, yönetim şekli ve yerleşim yeri ise tamamlanabilir unsurlardır ve sonradan giderilebilir.

Şık analizi

B) Ad tamamlanabilir bir unsurdur; eksikliği tescil başvurusunun reddini gerektirmez.
C) Örgütlenme biçimi de tamamlanabilir unsurdur; sonradan giderilebilir.
D) Yönetim şekli de tamamlanabilir unsurdur; kuruluşu engellemez.
E) Yerleşim yeri de tamamlanabilir unsurdur; esaslı unsur amaç ile özgülenen maldır.
Soru 97
Bir vakfın yönetim organı, senette öngörülen yatırım biçiminin zarar ettirdiğini düşünerek mal ve hakları kendi kararıyla değiştirmiş, durumu sonradan denetim makamına bildirmiştir. Ayrıca vakıf malvarlığındaki bir taşınmaza yıllardır zilyet olan üçüncü kişi, olağanüstü zamanaşımına dayanarak tescil istemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Yönetim organının kararı geçerlidir; sonradan yapılan bildirim usulü tamamlar.
B) Değişiklik için önceden mahkeme kararı gerekirdi; zilyetlikle kazanma da mümkün değildir.
C) Değişiklik yetkisi yönetim organına aittir; zilyet ise taşınmazın mülkiyetini kazanır.
D) Değişiklik ancak denetim makamının onayına bağlıdır; zilyetlik iddiası ise yerindedir.
E) Her iki işlem de vakfın amacına hizmet ettiği ölçüde hukuka uygun sayılır.
Cevabı göster
Cevap: B. Amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanlarıyla değiştirilmesine veya paraya çevrilmesine mahkeme karar verir; başvuru yönetim organı ya da denetim makamı tarafından yapılır ve mahkeme diğerinin yazılı görüşünü alır. Yönetim organının kendi kararıyla hareket etmesi bu usulü atlamaktadır ve sonradan yapılan bildirim eksikliği gidermez. Zilyetlik bakımından ise kanun açık bir koruma getirmiştir: vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri uygulanmaz, zilyetlik ne kadar uzun sürerse sürsün mülkiyet kazanılamaz.

Şık analizi

A) Yanlış. Sonradan yapılan bildirim eksikliği gidermez; gereken, önceden alınmış bir mahkeme kararıdır.
C) Yanlış. Değişiklik yetkisi mahkemededir; ayrıca vakıf malları üzerinde zilyetlikle kazanma hükümleri uygulanmaz.
D) Yanlış. Denetim makamının onayı yetmez; karar mahkemenindir. Zilyetlikle kazanma da mümkün değildir.
E) Yanlış. Amaca hizmet etmek usulü aşmaya yetmez; kanunun öngördüğü usul emredicidir.
Soru 98
Dernek ile vakıf arasındaki farklarla ilgiliI.Dernek kişi topluluğu, vakıf ise mal topluluğudur.II.Dernekte üye, vakıfta yararlanan vardır.III.Her ikisinde de amaç, en yetkili karar organının kararıyla değiştirilir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve III
D) I ve II
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Dernek bir kişi topluluğu, vakıf ise belirli ve sürekli bir amaca özgülenmiş mal topluluğudur; dernekte üye bulunur, vakıfta ise üye yoktur, yararlananlar vardır. Amacın değiştirilmesi bakımından ise iki kurum ayrılır: dernekte amaç genel kurul kararıyla değişir, vakıfta ise mahkeme kararıyla değişir ve başvuruyu yönetim organı ya da denetim makamı yapar. Dernekte irade üyelerce sürekli yenilenir; vakıfta vakfedenin kuruluş anındaki iradesi esas alınır ve ancak yargısal denetimle değiştirilebilir.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. Dernekte üye, vakıfta yararlanan bulunur.
B) III yanlıştır. Vakıfta amaç mahkeme kararıyla değişir, çünkü vakfın üyelerden oluşan bir karar organı yoktur.
C) I doğru, III yanlıştır. İki kurumda amaç değişikliği aynı usule tabi değildir.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Vakıftaki yargısal denetim gözden kaçırılmıştır.
Soru 99
Vakıfların organları ve denetimi bakımından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Vakıfta da dernekteki gibi üç zorunlu organ bulunmak zorundadır.
B) Vakıflar, üyeleri tarafından seçilen bir denetim kurulunca denetlenir.
C) Zorunlu olan tek organ yönetim organıdır; denetim idarî nitelik taşır.
D) Vakfeden, senette yönetim organı dışında başka organ öngöremez.
E) Yönetim organı, malvarlığı raporunu üç yılda bir denetim makamına bildirir.
Cevabı göster
Cevap: C. Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur; vakfeden, vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir. Dernekte üç zorunlu organ vardır ve bunlardan biri üyelerden oluşan genel kuruldur; vakıfta üye bulunmadığından genel kurula karşılık gelen bir organ da yoktur. Denetim bakımından vakıflar idarî bir denetime tabidir ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce denetlenir; bu, vakıfta üye denetiminin bulunmamasının karşılığıdır. Yönetim organı her takvim yılının ilk üç ayı içinde rapor bildirir.

Şık analizi

A) Yanlış. Vakıfta üye bulunmadığı için genel kurula karşılık gelen bir organ da yoktur; zorunlu olan tek organ yönetim organıdır.
B) Yanlış. Vakıfta üye denetimi yoktur; denetim Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılan idari bir denetimdir.
D) Yanlış. Vakfeden, senette gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir.
E) Yanlış. Rapor üç yılda bir değil, her takvim yılının ilk üç ayı içinde verilir.
Soru 100
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre vakfın sona ermesiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Amacın gerçekleşmesi olanaksızlaşır ve değiştirilemezse vakıf kendiliğinden sona erer.
B) Kendiliğinden sona eren vakıf, mahkeme kararıyla sicilden silinmiş olur.
C) Yasak amaç güttüğü sonradan anlaşılan vakıf duruşma yapılarak dağıtılır.
D) Dağıtılma istemi denetim makamı ya da Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
E) Amacın gerçekleşmesinin olanaksızlaşması tek başına sona erme için yeterlidir.
Cevabı göster
Cevap: E. Kendiliğinden sona erme için iki koşul birlikte aranır: amacın gerçekleşmesinin olanaksızlaşması tek başına yetmez, amacın değiştirilmesinin de mümkün olmaması gerekir. Kanun önce vakfı ayakta tutmayı öngörür; sona erme ancak değiştirme imkânı tükendiğinde gündeme gelir. Kendiliğinden sona ermede mahkeme kararı açıklayıcıdır ve sicilden silmeye hizmet eder. Yasak amaç güttüğü sonradan anlaşılan ve amacı değiştirilemeyen vakıf ise denetim makamının ya da savcının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır; bu karar kurucu niteliktedir.

Şık analizi

A) Söylenebilir. Kendiliğinden sona erme için bu iki koşul birlikte aranır.
B) Söylenebilir. Kendiliğinden sona eren vakıf mahkeme kararıyla sicilden silinir; bu karar açıklayıcıdır.
C) Söylenebilir. Yasak amaç güttüğü sonradan anlaşılan vakıf duruşma yapılarak dağıtılır.
D) Söylenebilir. Dağıtılma istemini denetim makamı ya da Cumhuriyet savcısı yapabilir.

← DerneklerNişanlanma →