EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 21 / 60

Nişanlanma

11 Hâkimlik

Hızlı özet

Nişanlanma, evlenme vaadiyle kurulan bir sözleşmedir (TMK m. 118/1). İki tarafın ileride birbirleriyle evlenme yönündeki iradelerini karşılıklı açıklamasıyla doğar. Kanun hiçbir şekil şartı aramaz: sözlü olarak, hatta örtülü davranışla kurulabilir; yüzük takmak ya da tören yapmak geçerlilik koşulu değildir. Aile hukukunun bu ilk kurumu dersin geri kalanına da ölçü verir — kurulma serbesttir, ama sonuçlar kanunun çizdiği dar çerçeveyle sınırlıdır.

Kurulma ve Ehliyet

Nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir; temsilciyle yapılamaz, taraflarca bizzat kurulur. Karşılıklı ve birbirine uygun iki vaat gerekir; tek taraflı beyan nişanlılık doğurmaz.

Ehliyet iki katmanlıdır. Ayırt etme gücü zorunludur ve eksikliği hiçbir izinle giderilemez — ayırt etme gücü bulunmayanın nişanlanması geçersizdir. Küçük ve kısıtlı ise nişanlanabilir, ancak yasal temsilcisinin rızası olmadıkça nişanlanma onu bağlamaz (TMK m. 118/2). Kanunun sözü dikkat ister: "geçersizdir" demez, "bağlamaz" der. Nişanlanma hukuken vardır; rıza sonradan verilirse baştan itibaren bağlayıcı hâle gelir.

Ayrı bir engel listesi yoktur; evlenme engelleri kıyasen uygulanır. Kesin engeli olan nişanlanamaz (kardeşler, üstsoy–altsoy, amca-dayı-hala-teyze ile yeğen). Kesin olmayan engeller nişanlanmaya engel değildir: bekleme süresindeki kadın nişanlanabilir, çünkü o süre yalnız evlenmeyi erteler.

Nişanlılığın Hükümleri

Nişanlanma evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez (TMK m. 119/1). Evlilik baştan sona iradeye dayanır; vaat bu iradeyi bağlamaz. Kanun bir adım daha atar: evlenmeden kaçınma için kararlaştırılan cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez (TMK m. 119/2). Buradaki yapı eksik borçtur — ödenmemişse zorla alınamaz, gönüllü ödenmişse geri istenemez.

Nişanlılık kayın hısımlığı doğurmaz; buna karşılık ceza ve usul hukukunda tanıklıktan çekinme sebebidir.

Sona Erme

Nişanlılık evlenmeyle, tarafların anlaşmasıyla ya da birinin bozmasıyla, ölümle veya ayırt etme gücünün sürekli kaybıyla, sonradan doğan kesin evlenme engeliyle ve evlenmenin imkânsızlaşmasıyla sona erer. Ayrım önemlidir, çünkü malî sonuçlar sebebe bağlıdır: hediye iadesi yalnız evlenme dışındaki bir sebeple sona ermede istenir, tazminat ise ancak kusurlu bir bozma varsa gündeme gelir.

Bozulmanın Malî Sonuçları

Maddî tazminat (TMK m. 120). Haklı sebep olmaksızın bozan veya bozulmaya kendi kusuruyla yol açan taraf tazminat öder. Kapsam sınırlıdır: dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yapılan harcamalar ile katlanılan maddî fedakârlıklar — iş bırakmak, ev tutmak, düğün hazırlığı gibi. Davacı çevresi geniştir: tazminat hakkı olan tarafın ana babası veya onlar gibi davrananlar da kendi adlarına isteyebilir (TMK m. 120/2).

Manevî tazminat (TMK m. 121). Bozulma yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olandan isteyebilir. Aranan, nişanın bozulmuş olması değil, bozma sırasındaki davranışın kişilik hakkına saldırı oluşturmasıdır. Bu istem mirasçılara geçmez; ancak dava açılmış veya karşı tarafça kabul edilmişse geçer.

Hediyelerin geri verilmesi (TMK m. 122). Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Olağan hediyeler istenemez; ölçü tarafların ekonomik durumu ve yörenin âdetidir. Talep kusura bağlı değildir — nişanı haksız yere bozan bile hediyesini isteyebilir. Aynen veya mislen iade mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Sona ermeden doğan dava hakları bir yılda zamanaşımına uğrar (TMK m. 123); süre sona erme tarihinden işler, öğrenmeden değil.

Sınavda Ne Çıkar

  • Cayma tazminatı ve ceza şartı dava edilemez, ödenmişse geri de istenemez — eksik borç.
  • Küçük/kısıtlıda rıza yoksa nişanlanma geçersiz değil, bağlamaz; ayırt etme gücü yoksa geçersizdir.
  • Kusurlu tarafın ileri sürebileceği tek istem hediye iadesidir.
  • Nişanı bozmak tek başına manevî tazminat sebebi değildir; kişilik hakkına saldırı aranır.
  • Zamanaşımı bir yıl, sona ermeden işler — boşanmadaki bir yıl (TMK m. 178) ise kesinleşmeden işler.
  • Ölümle sona ermede hediye istenir, tazminat istenmez: iade sebebe, tazminat kusura bağlıdır.

Nişanlanma, evlenme vaadiyle kurulan bir sözleşmedir (TMK m. 118/1). Tarafların ileride birbirleriyle evlenme konusundaki karşılıklı iradelerini açıklamalarıyla oluşur; kanun hiçbir şekil şartı aramaz. Sözlü olarak, hatta örtülü davranışlarla kurulabilir; yüzük takmak veya tören yapmak geçerlilik koşulu değildir.

Aile hukukunun bu ilk kurumu, dersin geri kalanına da bir ölçü verir: kanun burada evlenme iradesini korumak için sözleşme serbestisini bilinçli olarak kırar. Nişanlanmanın kurulması serbesttir, ama sonuçları kanunun çizdiği dar çerçeveyle sınırlıdır.

A. Nişanlanmanın Kurulması ve Ehliyeti

Nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hukukî işlemdir; temsilci aracılığıyla yapılamaz, taraflarca bizzat kurulur. Karşılıklı ve birbirine uygun iki evlenme vaadi gerekir; tek taraflı beyan nişanlılık doğurmaz.

Ehliyet bakımından iki katmanlı bir düzen vardır:

  • Ayırt etme gücü zorunludur. Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin nişanlanması geçersizdir; bu eksiklik hiçbir izinle giderilemez.
  • Küçük ve kısıtlı da nişanlanabilir, ancak nişanlanma yasal temsilcisinin rızası olmadıkça onu bağlamaz (TMK m. 118/2).

İkinci kuraldaki ifade dikkat ister: kanun "geçersizdir" demiyor, "bağlamaz" diyor. Nişanlanma hukuken vardır, fakat rıza alınmadıkça küçük veya kısıtlı bakımından sonuç doğurmaz. Rıza sonradan da verilebilir ve verildiğinde nişanlanma baştan itibaren bağlayıcı hâle gelir.

Nişanlanma engelleri. Kanun nişanlanma için ayrı bir engel listesi yapmamıştır; evlenme engelleri nişanlanmaya kıyas yoluyla uygulanır. Evlenmesi kesin olarak yasak olan kişiler nişanlanamaz — kardeşler, üstsoy ile altsoy, amca-dayı-hala-teyze ile yeğenleri gibi. Buna karşılık kesin olmayan engeller nişanlanmaya engel değildir: bekleme süresi içindeki kadın nişanlanabilir, çünkü o süre yalnız evlenmeyi erteler.

B. Nişanlılığın Hükümleri

Nişanlılığın en temel özelliği, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermemesidir (TMK m. 119/1). Nişanlı taraf, diğerini evlenmeye mahkeme yoluyla zorlayamaz. Evlilik baştan sona iradeye dayalı bir kurumdur; nişanlanma bu iradeyi bağlamaz.

Kanun bu ilkeyi bir adım ileri taşır: evlenmeden kaçınma hâli için kararlaştırılan cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez (TMK m. 119/2). Taraflar "nişanı bozan şu kadar ödesin" diye anlaşsalar bile bu anlaşma mahkemede talep edilemez. Ancak kanun burada eksik borç niteliğinde bir çözüm getirmiştir: yapılmış ödemeler de geri istenemez. Gönüllü ödenmişse geri alınamaz, ödenmemişse zorla alınamaz.

Nişanlılığın doğurduğu başka sonuçlar da vardır ve bunlar aile hukukunun geri kalanında karşımıza çıkar: nişanlılar arasında kayın hısımlığı doğmaz, ancak nişanlılık ceza ve usul hukukunda tanıklıktan çekinme sebebi sayılır.

C. Nişanlılığın Sona Ermesi

Nişanlılık başlıca şu hâllerde sona erer:

  • Evlenme — nişanlılığın olağan ve amaçlanan sonu
  • Tarafların anlaşması veya taraflardan birinin bozması
  • Ölüm ya da nişanlılardan birinin ayırt etme gücünü sürekli kaybetmesi
  • Sonradan doğan kesin evlenme engeli — örneğin nişanlılardan birinin diğerinin altsoyuyla evlenmesi
  • Evlenmenin imkânsız hâle gelmesi

Bu ayrım önemlidir, çünkü malî sonuçlar sona erme sebebine göre değişir: hediye iadesi yalnız evlenme dışındaki bir sebeple sona ermede istenebilir, tazminat ise ancak kusurlu bir bozma varsa gündeme gelir.

D. Nişanın Bozulmasının Sonuçları

Nişanlanma evlenmeye zorlamasa da, bozulması üç ayrı malî sonuç doğurur.

Maddî tazminat (TMK m. 120). Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozmuşsa ya da nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmuşsa, kusurlu taraf diğerine tazminat ödemekle yükümlüdür. Tazminatın kapsamı sınırlıdır: dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yapılan harcamalar ile katlanılan maddî fedakârlıklar. Evlenme umuduyla iş bırakmak, ev tutmak, düğün hazırlığı yapmak bu kapsamdadır. Nişanlılık dışındaki genel harcamalar istenemez.

Kanun davacı çevresini genişletmiştir: tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de aynı koşullarla yaptıkları harcamalar için tazminat isteyebilir (TMK m. 120/2). Bu, nişanlılıkta ailelerin de harcama yapması gerçeğinin karşılığıdır ve talep, çocuklarının hakkına bağlı değil kendi adlarına ileri sürülür.

Manevî tazminat (TMK m. 121). Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat isteyebilir. Burada aranan, nişanın bozulmuş olması değil, bozulma sırasındaki davranışın kişilik hakkına saldırı oluşturmasıdır. Nişanı bozmak tek başına manevî tazminat sebebi değildir — sınavda en sık kurulan yanlış seçenek budur.

Manevî tazminat istemi kişiye sıkı sıkıya bağlıdır; mirasçılara geçmez, ancak dava açılmış veya karşı tarafça kabul edilmişse geçer.

Hediyelerin geri verilmesi (TMK m. 122). Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, tarafların veya ana babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya verdiği alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Üç nokta önemlidir:

  • Geri istenebilen yalnız alışılmışın dışındaki hediyelerdir; olağan hediyeler geri istenemez. Ölçü, tarafların ekonomik durumuna ve yörenin âdetlerine göre belirlenir.
  • Talep hakkı kusura bağlı değildir. Nişanı haksız yere bozan taraf bile hediyesini isteyebilir — kusurlu tarafın ileri sürebileceği tek istem budur.
  • Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Nişanlılık evlenmeyle sona ermişse hediyeler geri istenemez; kanun bunu açıkça "evlenme dışındaki bir sebeple" diyerek sınırlamıştır.

E. Zamanaşımı

Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Süre, sona erme tarihinden işler; kusurun veya zararın öğrenilmesinden değil.

Örnek olay

Aylin ile Sarp nişanlanmış, Aylin'in ailesi düğün için salon kaporası ödemiş, Aylin de evlilik sonrası taşınmak üzere işinden ayrılmıştır. Sarp haklı bir sebep göstermeden nişanı bozar. Nişan sırasında Sarp, Aylin'e bir çift küpe ile bir daire almıştır.

Değerlendirme: Nişan haklı sebep olmaksızın bozulduğu için Sarp kusurludur; Aylin, evlenme amacıyla katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında maddî tazminat isteyebilir — işten ayrılması bu kapsamdadır (TMK m. 120/1). Aylin'in ailesi de ödediği kapora için kendi adına tazminat isteyebilir (TMK m. 120/2); bu istem Aylin'in davasına bağlı değildir ve o dava açmasa bile ileri sürülebilir.

Hediyeler bakımından ölçüt kusur değil, hediyenin niteliğidir. Daire alışılmışın dışında bir hediyedir ve nişanı bozan Sarp bile olsa geri istenebilir. Küpe ise nişanlılıkta alışılmış bir hediye sayılacağından geri istenemez (TMK m. 122).

Aylin manevî tazminat da isteyebilir mi? Yalnız nişanın bozulması yetmez; Sarp'ın bozma sırasındaki davranışının Aylin'in kişilik hakkına saldırı oluşturması gerekir (TMK m. 121). Sarp nişanı sessizce bozmuşsa bu koşul gerçekleşmez.

Aylin'in evlenmeye zorlama davası açma imkânı yoktur (TMK m. 119/1). Bütün bu talepler nişanlılığın sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir (TMK m. 123).

İkinci örnek olay

Deniz ile Onur nişanlıdır. Nişan töreninde Onur'un annesi Deniz'e aile yadigârı bir bilezik hediye etmiştir. Nişanlılık sürerken Onur trafik kazasında ölür.

Değerlendirme: Nişanlılık ölümle sona ermiştir; bu, evlenme dışında bir sona erme sebebidir. Dolayısıyla hediye iadesi kapsam olarak açıktır (TMK m. 122/1). Aile yadigârı bilezik, olağan bir nişan hediyesi sayılmayacağından alışılmışın dışında kabul edilir ve hediyeyi veren Onur'un annesi bunu kendi adına geri isteyebilir — kanun ana babayı ve onlar gibi davrananları açıkça saymıştır.

Tazminat bakımından sonuç farklıdır. Maddî tazminat, nişanın haklı sebep olmaksızın bozulmasına veya taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple sona ermesine bağlıdır (TMK m. 120/1). Ölüm, kimseye yükletilebilen bir sebep değildir; bu nedenle Deniz maddî tazminat isteyemez. Manevî tazminat da istenemez, çünkü kişilik hakkına yönelmiş bir saldırı yoktur.

Buradaki ayrım konunun mantığını özetler: hediye iadesi sona erme sebebinin niteliğine, tazminat ise kusura bağlıdır. İadenin ölümde de işlemesi, onun bir yaptırım değil, sebebi ortadan kalkan kazandırmanın geri alınması olmasındandır.


Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 11 soru eşleşti, ilk 11 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2008 ADLİ YARGI (ARALIK)
A ile B nişanlanmışlar, daha sonra B, A ile aralarındaki nişan akdini haklı bir sebep olmaksızın bozmuştur. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B, yaptığı masraflara karşılık olarak maddi tazminat davası açabilir.
B) B, nişan akdini haksız yere bozmasına rağmen çok üzüldüğünü ileri sürerek manevi tazminat davası açabilir.
C) B, A'ya vermiş olduğu cayma tazminatını isteyebilir.
D) B, nişanı haksız yere bozmasına rağmen vermiş olduğu hediyelerin iadesini isteyebilir.
E) B, nişanı haksız yere bozduğu için herhangi bir talepte bulunamaz.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 2 1998 ADLİ YARGI (MAYIS)
Nişanın bozulması halinde iade edilmesi gereken eşya aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mutad hediye
B) Mutad dışı hediye
C) Yol masrafı
D) Nişan yemeği masrafı
E) Nişan kıyafetler
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 3 2016 KPSS
A, sevgililer gününde B'nin yapmış olduğu evlenme teklifini kabul etmiş ancak B, bir yılın sonunda evlilik hazırlıklarının zorluklarına dayanamayarak A'dan ayrılmıştır. Buna göre, A ve B'nin ayrılmalarıyla ilgili olarak,I.A ve B'nin nişanlılığı tek taraflı irade beyanı ile sona ermiştir.II.A'nın manevi tazminat talep edebilmesi için B'nin kusurlu olması gerekir.III.A'nın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler, vermiş oldukları alışılmışın dışında kalan hediyelerin geri verilmesini B'den talep edebilirler.IV.A, nişanın bozulmasında kusurlu olduğunu düşündüğü B'den uygun bir maddi tazminat talep edebilir ancak A'nın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler talep edemezler.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) II ve III
C) I, II ve III
D) II, III ve IV
E) I, II, III ve IV
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 2024 KPSS
A ile B'nin nişan merasimi sırasında B'nin annesi C, A'ya aile yadigârı bir madalyon hediye eder. Düğüne bir ay kala A, B'nin kendisini başka bir şahısla aldattığı iddiasıyla nişanı sona erdirir. Madalyonun kendisine iadesini talep etmek isteyen C; buna ilişkin davayı, nişanın sona ermesinden itibaren kaç yıl içinde açmazsa dava zaman aşımına uğrar?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 5
E) 10
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 2022 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (KASIM)
282. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden kural olarak kaç yıl geçmekle zaman aşımına uğrar?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 5
E) 10
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 6 2008 ADLİ HAKİMLİK
A ile B nişanlanmışlar, daha sonra B, A ile aralarındaki nişan akdini haklı bir sebep olmaksızın bozmuştur. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B, yaptığı masraflara karşılık olarak maddi tazminat davası açabilir.
B) B, nişan akdini haksız yere bozmasına rağmen çok üzüldüğünü ileri sürerek manevi tazminat davası açabilir.
C) B, A'ya vermiş olduğu cayma tazminatını isteyebilir.
D) B, nişanı haksız yere bozmasına rağmen vermiş olduğu hediyelerin iadesini isteyebilir.
E) B, nişanı haksız yere bozduğu için herhangi bir talepte bulunamaz.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 7 2013 İDARİ HAKİMLİK
Ahmet ve Sibel, 01.03.2013 tarihinde nişanlanırlar. Nişanlanmaları dolayısıyla Ahmet'in babası, Sibel'e bir apartman dairesi hediye eder ancak Sibel, haklı bir sebebi bulunmaksızın 01.06.2013 tarihinde nişanı bozar. Sibel'in haklı bir sebep olmaksızın nişanı sona erdirmesinin sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ahmet, evlenme için yaptığı harcamaların karşılığı olarak tazminat isteyebilir.
B) Ahmet, evlenme amacıyla katlandığı maddi fedakârlıklar için tazminat isteyebilir.
C) Ahmet, nişan giderleri için tazminat isteyebilir.
D) Ahmet, hediye edilen apartman dairesini geri isteyebilir.
E) Ahmet, Sibel'den nişanın bozulması yüzünden kişilik hakları saldırıya uğradığı takdirde manevi tazminat isteyebilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 8 2013 İDARİ HAKİMLİK
Aşağıdakilerden hangisi, nişanın sona ermesi dolayısıyla Ahmet'in Sibel'e karşı tazminat davası açabileceği bir tarih değildir?
A) 03.06.2013
B) 02.10.2013
C) 04.11.2013
D) 02.05.2014
E) 02.06.2014
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 9 2014 ADLİ İDARİ HAKİMLİK
Türkan ve Türker altı ay süren nişanlılıklarını, evlenmelerinin kendileri için uygun olmayacağını düşünerek 13.06.2013 tarihinde sonlandırmışlardır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, bu nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları aşağıdaki tarihlerden hangisinin geçmesiyle zamanaşımına uğrar?
A) 13.07.2013
B) 13.12.2013
C) 13.06.2014
D) 13.06.2018
E) 13.06.2023
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2016 KPSS
A, sevgililer gününde B'nin yapmış olduğu evlenme teklifini kabul etmiş ancak B, bir yılın sonunda evlilik hazırlıklarının zorluklarına dayanamayarak A'dan ayrılmıştır. Buna göre A ve B'nin ayrılmalarıyla ilgili olarak, 1. A ve B'nin nişanlılığı tek taraflı irade beyanı ile sona ermiştir. 2. A'nın manevi tazminat talep edebilmesi için B'nin kusurlu olması gerekir. 3. A'nın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler, vermiş oldukları alışılmışın dışında kalan hediyelerin geri verilmesini B'den talep edebilirler. 4. A, nişanın bozulmasında kusurlu olduğunu düşündüğü B'den uygun bir maddi tazminat talep edebilir ancak A'nın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler talep edemezler. ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) I ve III
C) I, II ve III
D) II, III ve IV
E) I, II, III ve IV
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 11 2018 KPSS
341. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangisi nişanın bozulmasının sonucu olarak kusurlu olan tarafın da ileri sürebileceği bir taleptir?
A) Hediyelerin geri verilmesi
B) Maddi tazminat
C) Manevi tazminat
D) Yoksulluk nafakası
E) İştirak nafakası
Cevabı göster
Cevap: A.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 101
Nişanlanma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Karşılıklı ve birbirine uygun iki evlenme vaadiyle kurulur, şekle bağlı tutulmamıştır.
B) Ayırt etme gücü olmayan kişinin nişanlanması, yasal temsilcinin rızasıyla geçerlidir.
C) Küçük, yasal temsilcisinin rızası olmadıkça yaptığı nişanlanmayla bağlı olmaz.
D) Kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan temsilci aracılığıyla geçerli biçimde kurulamaz.
E) Kesin evlenme engelleri nişanlanmaya da kıyas yoluyla uygulanır.
Cevabı göster
Cevap: B. Nişanlanmada ehliyet iki katmanlıdır ve bu iki katman birbirinin yerine geçmez. Alt katman ayırt etme gücüdür: bulunmadığı takdirde nişanlanma geçersizdir ve bu eksiklik hiçbir rıza veya izinle giderilemez. Üst katman yasal temsilcinin rızasıdır: küçük veya kısıtlı nişanlanabilir, fakat rıza alınmadıkça nişanlanma onu bağlamaz. Kanunun burada "geçersizdir" değil "bağlamaz" demesi bilinçlidir; nişanlanma hukuken vardır, yalnız sonuç doğurmaz. B seçeneği bu iki katmanı birbirine karıştırmakta, ayırt etme gücü eksikliğini rızayla giderilebilir göstermektedir.

Şık analizi

A) Doğru ifade — kanun nişanlanma için hiçbir şekil şartı aramaz; sözlü olarak, hatta örtülü davranışla kurulabilir. Yüzük veya tören geçerlilik koşulu değildir.
C) Doğru ifade — küçüğün nişanlanması geçersiz değildir, yalnız yasal temsilcinin rızası alınmadıkça onu bağlamaz. Rıza sonradan da verilebilir.
D) Doğru ifade — nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir, taraflarca bizzat kurulur; vekil veya temsilci aracılığıyla kurulamaz.
E) Doğru ifade — kanun nişanlanma için ayrı bir engel listesi yapmamıştır; evlenmesi kesin olarak yasak olan kişiler nişanlanamaz da.
Soru 102
Yaren ile Kaan nişanlanmıştır. Yaren'in babası düğün salonu için kapora ödemiş, Yaren de evlilikten sonra taşınmak üzere işinden ayrılmıştır. Kaan, haklı bir sebep göstermeksizin nişanı bozar. Nişan sırasında Kaan, Yaren'e bir kolye ile bir otomobil vermiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Yaren'in babası, ancak Yaren'in de dava açması koşuluyla kaporayı isteyebilir.
B) Nişanın haksız bozulması Yaren'e tek başına manevî tazminat hakkı verir.
C) Kusurlu olduğu için Kaan, verdiği otomobili hiçbir şekilde geri isteyemez.
D) Yaren'in işinden ayrılması, evlenme amacıyla katlanılmış bir fedakârlık sayılmaz.
E) Kaan kusurlu olmasına rağmen otomobilin geri verilmesini isteyebilir.
Cevabı göster
Cevap: E. Nişanın bozulmasının üç malî sonucu birbirinden bağımsız ölçütlere bağlıdır. Maddî tazminat kusura bağlıdır ve evlenme amacıyla yapılan harcamaları kapsar; işten ayrılmak bu kapsamdadır. Manevî tazminat için nişanın bozulması yetmez, ayrıca bozma sırasındaki davranışın kişilik hakkına saldırı oluşturması gerekir. Hediyelerin geri verilmesi ise kusura hiç bakılmaksızın işler; ölçüt hediyenin alışılmışın dışında olup olmadığıdır. Otomobil alışılmışın dışında bir hediyedir ve nişanı bozan taraf bile onu geri isteyebilir; hediye iadesi, kusurlu tarafın ileri sürebileceği tek istemdir. Ana babanın tazminat istemi de kendi adına ileri sürülür, nişanlının davasına bağlı değildir.

Şık analizi

A) Ana baba veya onlar gibi davrananlar, yaptıkları harcamalar için kendi adlarına tazminat ister. Bu istem nişanlının davasına bağlı değildir; Yaren dava açmasa da babası isteyebilir.
B) Nişanı bozmak tek başına manevî tazminat sebebi değildir. Ayrıca bozma sırasındaki davranışın kişilik hakkına saldırı oluşturması aranır; sessizce bozmada bu koşul gerçekleşmez.
C) Hediye iadesi kusura bağlı değildir; ölçüt hediyenin niteliğidir. Nişanı haksız yere bozan taraf bile alışılmışın dışındaki hediyesini geri isteyebilir.
D) Evlenme umuduyla işten ayrılmak, tam da kanunun saydığı maddî fedakârlıklardandır. Dürüstlük kuralı çerçevesinde yapıldığı sürece tazminat kapsamına girer.
Soru 103
Nişanın bozulması hâlinde hediyelerin geri verilmesiyle ilgiliI.Yalnız alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir.II.Geri isteme hakkı, isteyen tarafın kusursuz olmasına bağlıdır.III.Nişanlılık evlenmeyle sona ermişse hediyeler geri istenemez.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: D. Hediyelerin geri verilmesinde iki süzgeç vardır. Birincisi hediyenin niteliğidir: yalnız alışılmışın dışındaki hediyeler istenebilir, olağan hediyeler istenemez; ölçü tarafların ekonomik durumu ve yörenin âdetidir. İkincisi sona erme sebebidir: kanun iadeyi evlenme dışındaki bir sebeple sona ermeye bağlamıştır, dolayısıyla nişanlılık evlenmeyle sona ermişse istem doğmaz. Buna karşılık kusur bir süzgeç değildir; nişanı haksız yere bozan taraf da hediyesini geri isteyebilir. Bu yönüyle hediye iadesi bir yaptırım değil, sebebi ortadan kalkan kazandırmanın geri alınmasıdır. Buna göre I ve III doğru, II yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak III de doğrudur. Kanun iadeyi evlenme dışındaki bir sebeple sona ermeye bağlamıştır; evlenmeyle sona eren nişanlılıkta hediye geri istenemez.
B) II yanlıştır. Hediye iadesi kusura bağlı değildir; kusurlu tarafın ileri sürebileceği tek istem zaten budur.
C) I doğru, ancak II yanlıştır. Geri isteme hakkı için kusursuzluk aranmaz, hediyenin alışılmışın dışında olması aranır.
E) I ve III doğru, II yanlıştır. Kusur ölçütü hediye iadesinde değil, tazminatta işler.
Soru 104
Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden kaç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar?
A) Altı ay
B) Bir yıl
C) İki yıl
D) Beş yıl
E) On yıl
Cevabı göster
Cevap: B. Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları bir yıllık zamanaşımına tâbidir. Sürenin başlangıcı sona erme tarihidir; kusurun veya zararın öğrenilmesi ölçüt alınmaz. Bu süre, boşanma sebebiyle açılacak tazminat davalarındaki bir yıllık süreyle karıştırılmamalıdır: orada süre boşanma hükmünün kesinleşmesinden işler. İki hükümde de süre aynı uzunlukta olduğu için ayırt edici olan uzunluk değil, başlangıç anıdır.

Şık analizi

A) Altı aylık süre nişanlılıkta öngörülmemiştir. Altı ay, evlenmenin nispî butlanında dava hakkının düşmesiyle ilgili sürelerden biridir.
C) İki yıllık genel bir süre bu konuda yoktur. Kanun nişanlılıktan doğan istemleri özel olarak bir yılla sınırlamıştır.
D) Beş yıl, borçlar hukukunda bazı alacaklar için öngörülen zamanaşımıdır; nişanlılıktan doğan istemler için uygulanmaz.
E) On yıl, borçlar hukukundaki genel zamanaşımı süresidir. Nişanlılıkta özel bir süre bulunduğu için genel süre işlemez.
Soru 105
Nişanın bozulması nedeniyle istenen manevî tazminat bakımından aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) İstem kişiye sıkı sıkıya bağlıdır; kural olarak mirasçılara geçmez.
B) Nişanın bozulmuş olması, istem için tek başına yeterli sayılır.
C) İstem, yalnız nişanı bozan tarafın ana babasına karşı ileri sürülür.
D) Nişanlının ana babası da kendi adına manevî tazminat isteyebilir.
E) Kusur aranmaz; yalnız kişilik hakkının zedelenmesi yeterlidir.
Cevabı göster
Cevap: A. Manevî tazminat, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan isteyebileceği bir istemdir. İki koşul birlikte aranır: karşı tarafın kusuru ve kişilik hakkına yönelmiş bir saldırı. Nişanın bozulması tek başına bu koşulları karşılamaz. İstemin ikinci özelliği, kişiye sıkı sıkıya bağlı olmasıdır: mirasçılara geçmez; ancak dava açılmış ya da karşı tarafça kabul edilmişse geçer. Maddî tazminattan farklı olarak ana babaya bağımsız bir manevî tazminat hakkı tanınmamıştır.

Şık analizi

B) Nişanın bozulması tek başına yetmez. Bozma sırasındaki davranışın kişilik hakkına saldırı oluşturması ayrıca aranır; bu, konunun en sık kurulan yanlış seçeneğidir.
C) İstem, kusurlu olan diğer nişanlıya karşı ileri sürülür. Ana baba manevî tazminatta ne davacı ne davalı tarafındadır.
D) Ana babaya kendi adına istem hakkı yalnız maddî tazminatta tanınmıştır. Manevî tazminatta böyle bir genişletme yapılmamıştır.
E) Kusur aranır. Manevî tazminat kusurlu olan diğer taraftan istenir; kişilik hakkının zedelenmesi tek başına yeterli değildir.
Soru 106
Aşağıdakilerden hangisi nişanlılığı sona erdiren hâllerden biri değildir?
A) Nişanlılardan birinin ayırt etme gücünü sürekli olarak yitirmesi
B) Nişanlılardan birinin bekleme süresi içinde bulunduğunun anlaşılması
C) Nişanlılardan birinin diğerinin altsoyuyla evlenmesi
D) Tarafların anlaşarak nişanlılığa son vermesi
E) Evlenmenin sonradan imkânsız hâle gelmesi
Cevabı göster
Cevap: B. Nişanlılık evlenme, tarafların anlaşması veya birinin bozması, ölüm ya da ayırt etme gücünün sürekli yitirilmesi, sonradan doğan kesin bir evlenme engeli ve evlenmenin imkânsızlaşması hâllerinde sona erer. Sona erme sebeplerinin ortak özelliği, evlenme iradesini ya da evlenme imkânını ortadan kaldırmalarıdır. Bekleme süresi ise kesin olmayan bir engeldir; yalnız evlenmeyi erteler, evlenmeyi imkânsız kılmaz. Bu nedenle bekleme süresi içindeki kişi nişanlanabilir ve mevcut nişanlılığı da bu yüzden sona ermez.

Şık analizi

A) Bu gerçekten sona erme hâllerindendir. Ayırt etme gücünün sürekli yitirilmesi evlenme iradesini açıklama imkânını ortadan kaldırır.
C) Bu gerçekten sona erme hâllerindendir. Sonradan doğan kesin bir evlenme engeli nişanlılığı sona erdirir; kayın hısımlığı burada böyle bir engel doğurur.
D) Bu gerçekten sona erme hâllerindendir. Taraflar nişanlılığı anlaşarak sona erdirebilir; bu hâlde kusur da söz konusu olmaz.
E) Bu gerçekten sona erme hâllerindendir. Evlenmenin imkânsızlaşması nişanlılığın amacını ortadan kaldırdığı için sona erme sebebidir.

← VakıflarEvlenme Ehliyeti ve Engelleri →