EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 53 / 60

Mülkiyetin Genel Hükümleri ve Birlikte Mülkiyet

42 Hâkimlik

Hızlı özet

Mülkiyet, eşya üzerindeki en geniş ayni haktır. Bu başlık önce mülkiyetin içeriğini ve koruyan davaları, sonra birlikte mülkiyetin iki düzenini ele alır.

İçerik ve Koruyan Davalar

Malik, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir (TMK m. 683/1). Kullanma eşyadan doğrudan faydalanmayı, yararlanma ürün ve gelirleri edinmeyi, tasarruf hukukî işlem yapmayı anlatır. "Hukuk düzeninin sınırları içinde" ifadesi mülkiyetin sınırsız olmadığını gösterir: sınırlar kamu hukukundan (imar, kamulaştırma, çevre), özel hukuktan (komşuluk, sınırlı ayni haklar) ve dürüstlük kuralından doğar.

Mülkiyet, eşyanın bütünleyici parçalarını ve ürünlerini kendiliğinden kapsar; eklenti ayrı taşınır olsa da aksi belirtilmedikçe tasarrufa dâhildir.

Malik, malını haksız olarak elinde bulundurana karşı istihkak davası, her türlü haksız elatmaya karşı elatmanın önlenmesi davası açabilir (TMK m. 683/2). İstihkak davası zilyetliğin tümüyle kaybedildiği hâlde açılır, iadeye yöneliktir; davacı mülkiyetini, davalının eşyayı elinde bulundurduğunu ve bunun haksız olduğunu ortaya koyar. Elatmanın önlenmesi davası zilyetlik malikte kaldığı hâlde açılır, ihlalin durdurulmasına yöneliktir; mülkiyet ile elatmanın hukuka aykırılığı yeter.

İkisi de ayni hakka dayanır, herkese karşı açılır ve zamanaşımına uğramaz — zilyetlik davalarından en keskin ayrıldıkları nokta budur. Davalının kusuru aranmaz; kusur yalnız tazminatta önem taşır.

Paylı Mülkiyet

Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmemiş bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir; aksi belirlenmedikçe paylar eşittir (TMK m. 688). Pay, eşyanın belirli bir parçası değil, tamamı üzerindeki orandır.

Pay üzerinde tasarruf serbesttir: paydaş kendi payında malik hak ve yükümlülüklerine sahiptir; pay devredilebilir, rehnedilebilir, haczedilebilir (TMK m. 688/3). Buna karşılık malın tamamı üzerindeki tasarruf işlemleri kural olarak bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.

Yönetim üç kademelidir. Olağan işler: her paydaş tek başına yapabilir — küçük onarımlar, tarımsal işler (TMK m. 690/1). Önemli işler: işletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi, kira sözleşmelerinin yapılması veya feshi, toprağın ıslahı, olağan sınırı aşan bakım, onarım ve yapı işleri; pay ve paydaş çoğunluğu ister (TMK m. 691) — çifte çoğunluk aranır, eşitlikte hâkim karar verir. Olağanüstü işler ve tasarruflar: amacın değiştirilmesi, ölçüyü aşan yapı işleri ve malın tamamı üzerinde tasarruf, aksi oybirliğiyle kararlaştırılmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır (TMK m. 692/1).

Paydaşlar oybirliğiyle kanundan farklı düzen kurabilir; ancak paydaşın zorunlu yönetim işi yapma ve önlem isteme yetkileri kaldırılamaz (TMK m. 689/1). Her paydaş, diğerlerinin haklarıyla bağdaştığı ölçüde maldan yararlanır; uyuşmazlıkta yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler; bu, zaman veya yer itibarıyla bölme biçiminde de olabilir (TMK m. 693). Giderler pay oranında karşılanır, fazlasını ödeyen rücu eder (TMK m. 694). Kararlar sonradan paydaş olanları da bağlar; taşınmazlarda tapuya şerh gerekir (TMK m. 695).

Yasal önalım hakkı, bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını üçüncü kişiye satmasıyla doğar (TMK m. 732); amacı paydaşlar arasına istenmeyen kişilerin girmesini önlemektir, bu yüzden paydaşlar arası satışta kullanılamaz. Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlar ile cebrî artırmada kullanılamaz (TMK m. 733/1 — 2025 değişikliği; eski kaynaklar yalnız cebrî artırmayı sayar). Feragat resmî şekil ve şerh, belirli bir satışta vazgeçme yazılı şekil ister. Satış diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir; hak, bildirimden üç ay, her hâlde satıştan bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 733).

Hak yenilik doğurandır ama dava yoluyla kullanılır (TMK m. 734/1). Hâkim payın rayiç bedelini gecikmeksizin belirler; hak sahibi bu bedeli ve alıcıya düşen tapu giderlerini kesin süre içinde yatırmazsa tescile karar verilemez (TMK m. 734/2 — 2025 değişikliği). Sözleşmeden doğan önalımda şerh, belirtilen süre ve koşullara göre her malike karşı kullanılır; şerhin etkisi on yılda sona erer (TMK m. 735).

Paydaşlıktan çıkarma: yükümlülüğü ağır biçimde çiğneyip ilişkiyi çekilmez kılan paydaş mahkeme kararıyla çıkarılır; dava açılması pay ve paydaş çoğunluğuna bağlıdır (TMK m. 696). Sona erme paylaşmayladır: paylaşmayı isteme hakkı hukukî işlemle en çok on yıl sınırlandırılabilir, taşınmazlarda devam sözleşmeleri resmî şekle bağlıdır, uygun olmayan zamanda paylaşma istenemez (TMK m. 698). Paylaşma aynen bölüşme ya da satıp bedeli bölüşmedir; mal önemli değer kaybı olmadan bölünemiyorsa satışa karar verilir (TMK m. 699).

Elbirliği Mülkiyeti

Kanun veya kanundaki sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir; ortakların belirlenmiş payları yoktur, her birinin hakkı malların tamamına yaygındır (TMK m. 701).

İki fark buradan çıkar: elbirliği mülkiyeti kendiliğinden doğmaz, bir topluluk ilişkisine dayanır (miras ortaklığı, adi ortaklık, aile malları ortaklığı); ortakların payı yoktur.

Aksine hüküm yoksa gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri oybirliği ister (TMK m. 702). Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz (TMK m. 702/3). Buna karşılık her ortak topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir ve bundan bütün ortaklar yararlanır. Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer (TMK m. 703).

Sınavda Ne Çıkar

  • İstihkak zilyetliğin kaybında, elatmanın önlenmesi zilyetliğin sürdüğü hâlde açılır; ikisi de zamanaşımına uğramaz.
  • Pay malın tamamı üzerindeki orandır; devredilebilir, rehnedilebilir, haczedilebilir.
  • Yönetim üç kademelidir: tek başına / çifte çoğunluk / oybirliği.
  • Anlaşmayla bile zorunlu yönetim ve önlem isteme yetkileri kaldırılamaz.
  • Önalım yalnız taşınmazda ve üçüncü kişiye satışta doğar; bağışlama ve trampada doğmaz, cebrî artırmada kullanılamaz, dava yoluyla işler.
  • Süreler bildirimden 3 ay, satıştan 1 yıl; hak düşürücüdür.
  • Elbirliğinde pay yoktur ve işlemler oybirliği ister; ama her ortak korumayı sağlayabilir.

Mülkiyet, eşya üzerindeki en geniş ayni haktır. Bu başlık önce mülkiyetin içeriğini ve onu koruyan davaları, sonra birden çok kişinin aynı eşyaya malik olduğu iki düzeni ele alır.

A. Mülkiyetin İçeriği ve Koruyan Davalar

Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir (TMK m. 683/1).

Üç yetki farklı işlevler görür. Kullanma, eşyadan doğrudan faydalanmayı; yararlanma, eşyanın ürünlerini ve gelirlerini edinmeyi; tasarrufta bulunma ise eşya üzerinde hukukî işlem yapmayı, onu devretmeyi, sınırlandırmayı veya tüketmeyi anlatır.

Hükümdeki "hukuk düzeninin sınırları içinde" ifadesi, mülkiyetin sınırsız olmadığını gösterir. Sınırlar kamu hukukundan (imar, kamulaştırma, çevre), özel hukuktan (komşuluk hukuku, sınırlı ayni haklar) ve dürüstlük kuralından doğar.

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir (TMK m. 683/2).

İki dava farklı durumlara karşılık gelir. İstihkak davası, malikin eşyanın zilyetliğini tümüyle kaybettiği hâllerde açılır ve eşyanın iadesine yöneliktir. Elatmanın önlenmesi davası ise zilyetlik malikte kaldığı hâlde mülkiyet hakkının ihlal edildiği hâllerde açılır ve ihlalin durdurulmasına yöneliktir.

Mülkiyetin kapsamı da içeriğinin bir parçasıdır. Malik, eşyanın bütünleyici parçalarına (TMK m. 684) ve ürünlerine (TMK m. 685) de maliktir; eklenti ise ayrı bir taşınır mal olmakla birlikte, aksi belirtilmedikçe eşyaya ilişkin tasarrufların kapsamına girer (TMK m. 686). Asıl şeye geçici olarak ya da yalnız korunmak, satılmak veya kiraya verilmek üzere bağlanan şeyler eklenti sayılmaz (TMK m. 687). Bu kavramlar temel kavramlar başlığında ele alınmıştı; burada önemli olan, mülkiyetin bu unsurları kendiliğinden kapsamasıdır.

Her iki dava da ayni hakka dayandığından zamanaşımına uğramaz. Bu, zilyetlik davalarından en keskin ayrıldıkları noktadır: zilyetlik davaları kısa hak düşürücü sürelere tabidir, mülkiyete dayanan davalar süreye bağlı değildir.

İki davanın koşulları da ayrılır. İstihkak davasında davacı mülkiyetini, davalının eşyayı elinde bulundurduğunu ve elinde bulundurmanın haksız olduğunu ortaya koyar. Elatmanın önlenmesi davasında ise mülkiyet ve elatmanın hukuka aykırılığı yeterlidir; zilyetliğin kaybı aranmaz.

Mülkiyeti koruyan davaların ortak özellikleri şunlardır:

  • Ayni hakka dayanırlar ve bu sebeple herkese karşı açılabilirler.
  • Zamanaşımına uğramazlar.
  • Davalının kusuru aranmaz; kusur yalnız tazminat talebi bakımından önem taşır.
  • Davacı, hakkını ispatla yükümlüdür; taşınmazlarda tapu kaydı bu ispatı sağlar.

B. Paylı Mülkiyet

Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe paylar eşit sayılır (TMK m. 688/1–2).

Tanımdaki iki unsur kavramın anahtarıdır: eşya fiilen bölünmemiştir ve pay, eşyanın belirli bir parçası değil, tamamı üzerindeki orandır.

1. Pay Üzerinde Tasarruf

Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahiptir. Pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir (TMK m. 688/3).

Bu, paylı mülkiyeti elbirliği mülkiyetinden ayıran temel özelliktir. Paydaş, payı üzerinde diğerlerinin onayı olmaksızın tasarrufta bulunabilir; alıcı onun yerine paydaş olur. Buna karşılık malın tamamı üzerindeki tasarruf işlemleri kural olarak bütün paydaşların kabulüne bağlıdır (TMK m. 692/1).

2. Yönetim: Olağan, Önemli, Olağanüstü İşler

Kanun yönetim işlerini üçe ayırmış ve her biri için farklı bir karar yeter sayısı öngörmüştür.

Olağan yönetim işleri. Paydaşlardan her biri olağan yönetim işlerini yapmaya, özellikle küçük onarımları yaptırmaya ve tarımsal işleri yürütmeye yetkilidir (TMK m. 690/1). Burada tek başına hareket edilebilir.

Önemli yönetim işleri. İşletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi, adî kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya feshi, toprağın ıslahı gibi önemli yönetim işleri için pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesi gerekir. Olağan yönetim sınırlarını aşan ve malın değerinin veya yarar sağlamaya elverişliliğinin korunması için gerekli bakım, onarım ve yapı işlerinde de aynı çoğunluk aranır (TMK m. 691/1–2).

Çifte çoğunluk ölçüsü dikkat ister: hem pay çoğunluğu hem paydaş çoğunluğu birlikte gerekir. Pay ve paydaşların eşitliği hâlinde hâkim, paydaşlardan birinin istemi üzerine karar verir (TMK m. 691/3).

Olağanüstü işler ve tasarruflar. Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır (TMK m. 692/1).

Paydaşlar kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanundan farklı bir düzenleme yapabilir; ancak bu anlaşmayla paydaşların malın korunması için zorunlu yönetim işlerini yapma ve önlem isteme yetkileri kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz (TMK m. 689/1).

Yararlanma bakımından kural şudur: paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Uyuşmazlıkta yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler; bu belirleme, kullanmanın zaman veya yer itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de olabilir (TMK m. 693/1–2).

Giderler bakımından da denge kurulmuştur: yönetim giderleri, vergiler ve diğer yükümlülükler, aksine hüküm bulunmadıkça paydaşlar tarafından payları oranında karşılanır; payına düşenden fazlasını ödeyen paydaş diğerlerine payları oranında rücu edebilir (TMK m. 694).

Alınan kararların bağlayıcılığı da düzenlenmiştir: paydaşların yaptıkları düzenlemeler ve aldıkları kararlar ile mahkeme kararları, sonradan paydaş olan veya pay üzerinde ayni hak kazanan kimseleri de bağlar. Taşınmazlarda bu bağlayıcılık için kararların tapu kütüğüne şerh edilmesi gerekir (TMK m. 695).

Yönetim kademelerinin özeti şudur:

  • Olağan işler — her paydaş tek başına; küçük onarımlar, tarımsal işler (TMK m. 690/1)
  • Önemli işler — pay ve paydaş çoğunluğu; kira sözleşmeleri, bakım ve yapı işleri (TMK m. 691)
  • Olağanüstü işler ve tasarruflar — bütün paydaşların kabulü; amacın değiştirilmesi, ölçüyü aşan yapı, malın tamamı üzerinde tasarruf (TMK m. 692/1)
3. Yasal Önalım Hakkı

Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilir (TMK m. 732).

Hakkın amacı, paydaşlar arasına istenmeyen üçüncü kişilerin girmesini önlemektir. Bu sebeple hak yalnız üçüncü kişiye yapılan satışlarda doğar; bir paydaşın diğer paydaşa satışında kullanılamaz.

Kanun, hakkın kullanılamayacağı hâlleri 2025 yılında yeniden düzenlemiştir: Devlet İhale Kanunu kapsamında yapılan satışlar ile cebrî artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz (TMK m. 733/1). Bu hüküm, eski metinden farklıdır; eski kaynaklarda yalnız cebrî artırma sayılmaktadır.

Feragat ve vazgeçme ayrı ayrı düzenlenmiştir. Önalım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi gerekir. Belirli bir satışta önalım hakkını kullanmaktan vazgeçme ise yazılı şekle tâbidir ve satıştan önce veya sonra yapılabilir (TMK m. 733/2).

Bildirim ve süreler: yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay, her hâlde satışın üzerinden bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 733/3–4).

Kullanma biçimi bakımından kural nettir: önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır (TMK m. 734/1). Tek taraflı beyanla kullanılamaz; yenilik doğuran bir hak olmakla birlikte yenilik doğuran dava yoluyla işler.

Bedelin yatırılması usulü de 2025 değişikliğiyle yenilenmiştir: dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir; önalım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini, nemalandırılmak üzere hâkimin belirlediği yere kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yerine getirilmezse önalım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilemez (TMK m. 734/2).

Sözleşmeden doğan önalım hakkı ise şerh edilerek güçlendirilir: tapu kütüğüne şerh verilen sözleşmeden doğan önalım hakkı, şerhte belirtilen sürede ve koşullara göre her malike karşı kullanılabilir; şerhin etkisi her durumda on yıl geçmekle sona erer (TMK m. 735).

4. Paydaşlıktan Çıkarma ve Sona Erme

Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hâle getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkarılabilir. Davanın açılması, aksi kararlaştırılmadıkça pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır (TMK m. 696/1–2).

Paylı mülkiyetin sona ermesi ise paylaşma ile olur. Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık süreyle sınırlandırılabilir; taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler resmî şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir. Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz (TMK m. 698).

Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleşir. Uyuşma sağlanamazsa hâkim, malın aynen bölünmesine ve değerler denk değilse para eklenerek denkleştirilmesine karar verir; bölme istemi uygun görülmezse ve özellikle mal önemli bir değer kaybına uğramadan bölünemiyorsa satışa karar verilir (TMK m. 699).

Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması hâli ayrıca düzenlenmiştir: diğer paydaşlardan biri, intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa, satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı, buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder (TMK m. 700). Kural, bir paydaşın kendi payı üzerindeki tasarrufunun diğerlerinin paylaşma hakkını kilitlemesini önler.

Paylı mülkiyetin doğuş yolları şunlardır:

  • Sözleşme — birden çok kişinin bir eşyayı birlikte edinmesi
  • Kanun — kanunun doğrudan öngördüğü hâller
  • Mahkeme kararı — elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi
  • Karışma ve birleşme gibi maddî olaylar

C. Elbirliği Mülkiyeti

Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır (TMK m. 701).

Tanımdan iki fark çıkar. Birincisi, elbirliği mülkiyeti kendiliğinden doğmaz; mutlaka bir topluluk ilişkisine dayanır: miras ortaklığı, adi ortaklık, aile malları ortaklığı gibi. İkincisi, ortakların payı yoktur; hak malların bütününe yayılmıştır.

1. Oybirliği Kuralı ve Sona Ermesi

Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleriyle belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir (TMK m. 702/1–2).

Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz (TMK m. 702/3). Buna karşılık ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir ve bu korumadan bütün ortaklar yararlanır (TMK m. 702/4).

Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. Paylaştırma, aksine hüküm bulunmadıkça paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır (TMK m. 703).

ÖlçütPaylı mülkiyetElbirliği mülkiyeti
DoğuşuSözleşme, kanun veya mahkeme kararıYalnız topluluk ilişkisiyle
PayBelirli oran vardırPay yoktur
Pay üzerinde tasarrufSerbesttirMümkün değildir
Yönetim ve tasarrufDereceli çoğunlukKural olarak oybirliği
Sona ermePaylaşma istemiyle (en çok on yıl sınırlanabilir, uygun olmayan zamanda istenemez)Topluluğun sona ermesiyle

Örnek olay

Bir taşınmaz (A), (B) ve (C) arasında paylı mülkiyete tabidir; paylar eşittir. (A), payını üçüncü kişi (D)'ye satmış ve devir tapuda gerçekleşmiştir. Satış, (B) ve (C)'ye noter aracılığıyla bildirilmiştir. (B), bildirimden dört ay sonra önalım hakkını kullanmak istemektedir. (C) ise bildirimden iki ay sonra doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak payın kendi adına tescilini istemiş, bu talebi reddedilmiştir. Ayrıca (A), satıştan önce (B) ile yaptığı adi yazılı bir anlaşmayla önalım hakkından feragat edildiğini ileri sürmektedir.

Değerlendirme: Üç sorun ayrı ayrı çözülür.

(B)'nin süresi. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 733/4). Bildirim noter aracılığıyla yapıldığına göre üç aylık süre işlemeye başlamıştır ve dört ay sonra dolmuştur. (B)'nin hakkı düşmüştür.

(C)'nin başvurusu. Süre bakımından (C) sorunsuzdur; ancak kullanma biçimi hatalıdır. Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır (TMK m. 734/1). Tapu müdürlüğüne yapılan başvuru ya da alıcıya yöneltilen tek taraflı bir beyan hakkı kullanmaz. Tapu müdürlüğünün ret kararı bu sebeple yerindedir.

(C) süresi içinde dava açarsa hak kullanılmış olur. Bu davada hâkim, dava konusu payın rayiç bedelini gecikmeksizin belirler; (C), belirlenen bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini kesin süre içinde nakden yatırmak zorundadır. Yatırmazsa adına tescile karar verilemez (TMK m. 734/2).

Feragat iddiası. Burada iki kavram ayrılmalıdır. Önalım hakkından feragat, hakkın tümüyle sona ermesidir ve resmî şekilde yapılmasına ve tapu kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır. Belirli bir satışta kullanmaktan vazgeçme ise yazılı şekle tâbidir (TMK m. 733/2).

(A)'nın dayandığı belge adi yazılıdır ve şerh edilmemiştir; genel feragat olarak sonuç doğurmaz. Belge, belirli bir satışa ilişkin bir vazgeçme olarak yorumlanabiliyorsa geçerli olabilir; ancak satış henüz yapılmamışken hangi satıştan vazgeçildiğinin belirli olması gerekir.

İkinci örnek olay

Aynı taşınmazda paydaşlardan biri, malın tamamını uzun süreli bir ürün kirasına vermek istemektedir. İkinci paydaş çatıdaki küçük bir sızıntıyı kendi başına onarmış ve masrafı diğerlerinden istemektedir. Üçüncü paydaş ise taşınmazın üzerine yeni bir ek bina yapılmasını istemekte, diğer ikisi buna karşı çıkmaktadır. Ayrıca paydaşlardan biri, uzun süredir taşınmazı tek başına kullanmakta ve diğerlerinin girmesine izin vermemektedir.

Değerlendirme: Dört talebin üçü yönetim kademelerine, dördüncüsü yararlanma ve kullanma kuralına karşılık gelir (TMK m. 693).

Ürün kirası. Adî kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması önemli yönetim işidir ve pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesi gerekir (TMK m. 691/1). Tek bir paydaş bu işlemi yapamaz; çifte çoğunluk aranır.

Küçük onarım. Paydaşlardan her biri olağan yönetim işlerini yapmaya, özellikle küçük onarımları yaptırmaya yetkilidir (TMK m. 690/1). Sızıntının onarımı bu kapsamdadır; paydaş tek başına yapabilir. Giderler, aksine hüküm yoksa paydaşlarca payları oranında karşılanır ve fazlasını ödeyen paydaş diğerlerine rücu edebilir (TMK m. 694).

Ek bina. Korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır (TMK m. 692/1). Diğer paydaşlar karşı çıktığına göre bu iş yapılamaz.

Tek başına kullanma. Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir (TMK m. 693/1). Bir paydaşın diğerlerini tümüyle dışlaması bu ölçüyü aşar. Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim belirler; belirleme, kullanmanın zaman veya yer itibarıyla bölünmesi biçiminde de olabilir (TMK m. 693/2).

Davranış ağırlaşır ve paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hâle getirirse, diğer paydaşlar pay ve paydaş çoğunluğuyla karar alarak o paydaşın paydaşlıktan çıkarılması davasını açabilir (TMK m. 696).

İkinci örnek olay

Bir taşınmaz (A), (B) ve (C) arasında sırasıyla 1/2, 1/4 ve 1/4 paylarla paylı mülkiyete tâbidir. (A), diğerlerine danışmadan taşınmazı beş yıllığına kiraya vermiştir. (B) buna itiraz etmekte, kendisinin ve (C)'nin onayı olmadan kira sözleşmesi yapılamayacağını savunmaktadır. Ayrıca (A), taşınmazın çatısında olağan bakımın çok ötesine geçen kapsamlı bir ek yapı inşa etmeye başlamıştır. Bu sırada (C), payını komşusu (D)'ye satmış; satış (B)'ye noter aracılığıyla bildirilmiş ve bildirimden dört ay sonra (B) önalım hakkını kullanmak istediğini belirtmiştir. (B) ayrıca taşınmazın yönetim giderlerinin tamamını üstlendiğini, bu tutarı diğerlerinden isteyebileceğini düşünmektedir.

Değerlendirme: Dört sorun paylı mülkiyetin farklı hükümlerine ilişkindir.

Kira sözleşmesi. Adî kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması veya feshi, kanunun önemli yönetim işleri arasında saydığı işlerdendir ve pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesini gerektirir (TMK m. 691/1).

Ölçü çifte çoğunluktur: hem pay hem paydaş çoğunluğu birlikte aranır. Burada bir hesap ayrıntısına dikkat edilmelidir: çoğunluk yarıdan fazlasını gerektirir, yarısı yetmez. (A)'nın payı 1/2 olduğuna göre pay çoğunluğu da yoktur; üç paydaştan yalnız biri olduğuna göre paydaş çoğunluğu da yoktur. Tek başına aldığı karar bu sebeple iki yönden de yetersizdir; (B)'nin itirazı yerindedir.

Sözleşme küçük bir onarım ya da tarımsal iş olsaydı sonuç değişirdi: olağan yönetim işlerini paydaşlardan her biri tek başına yapmaya yetkilidir (TMK m. 690/1).

Ek yapı. Korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır (TMK m. 692/1). Olağan bakımın çok ötesine geçen ek yapı bu kapsamdadır; (A) tek başına ya da çoğunlukla bu işe girişemez.

Buna karşılık malın değerinin veya yarar sağlamaya elverişliliğinin korunması için gerekli bakım, onarım ve yapı işlerinde ölçü yeniden pay ve paydaş çoğunluğudur (TMK m. 691/2). Ayrım, işin koruma amaçlı mı yoksa ölçüyü aşan bir yenileme mi olduğuna bakılarak yapılır.

Önalım hakkı. Paylı mülkiyette bir paydaşın payını üçüncü kişiye satması hâlinde diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilir (TMK m. 732). (D) paydaş olmadığına göre hak doğmuştur.

Ne var ki süre geçmiştir: önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 733/4). Noter bildiriminden dört ay sonra yapılan başvuru üç aylık süreyi aşmıştır; (B)'nin hakkı düşmüştür.

Süre içinde kalınsaydı hakkın kullanılma biçimi de belirlidir: önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır (TMK m. 734/1); tek taraflı beyan yetmez. Ayrıca hâkim payın rayiç bedelini belirler ve hak sahibi, bu bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini kesin süre içinde yatırmakla yükümlü olur; yatırmazsa adına tescile karar verilemez (TMK m. 734/2).

Giderler. Paylı mülkiyetten doğan yönetim giderleri, vergiler ve diğer yükümlülükler aksine hüküm yoksa paydaşlarca payları oranında karşılanır; payına düşenden fazlasını ödeyen paydaş diğerlerine payları oranında rücu edebilir (TMK m. 694). (B), ödediği tutarın tamamını değil, (A) ve (C)'nin paylarına düşen kısmını isteyebilir.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2006 KPSS , SAYIŞTAY 2007
Yasal Önalım hakkı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Yasal önalım hakkının ileri sürülmesi için, önalım hakkının tapu kütüğüne şerh verilmesine gerek yoktur.
B) Paylı mülkiyette, payın paydaşlardan birine satılması halinde önalım hakkı kullanılamaz.
C) Cebri artırmayla yapılan satışlarda önalım hakkı kullanılamaz.
D) Önalım hakkı muhataba karşı dava açılarak kullanılır.
E) Önalım hakkı, hak sahibinin satışı öğrendiği tarihten itibaren 2 ay içinde kullanılır.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 2 2004 KPSS
A, B, C ve D'nin üzerinde dört katlı bir bina bulunan bir taşınmazın paylı malikleri olmaları haliyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Taşınmaz üzerinde ipotek hakkı kurmak için pay ve paydaş çoğunluğu yeterlidir.
B) Taşınmazın çatısının su geçirmesi halinde, çatının tamiri için oybirliği ile karar alınması gerekir.
C) Taşınmazda bir yüzme havuzu yaptırılabilmesi için oy çoğunluğuyla karar alınması gerekir.
D) Komşu malikin bahçeye yığdığı tuğlaların kaldırılması için bütün paydaşların birlikte dava açmaları gerekir.
E) A'nın, kendi oturduğu kat üzerinde üçüncü kişi lehine bir sükna hakkı kurabilmesi için oybirliğiyle karar alınması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2003 SAYIŞTAY
A, B ve C'nin bir arazi üzerinde paylı mülkiyet sahibi olmaları durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) A'nın kendi payı üzerinde üçüncü kişi lehine bir alım hakkı kurup bunu tapu kütüğüne şerh verebilmesi için B ve C'nin onayını alması gerekir.
B) A, B ve C'nin kendilerinin ekip biçtikleri araziyi üçüncü kişiye kiraya verebilmeleri için oybirliğiyle karar almaları gerekir.
C) Taşınmazın tamamının rehnedilmiş olması, A'nın kendi payı üzerinde rehin kurmasını engellemez.
D) B, diğer paydaşların onayını almadan, yandaki taşınmaz malikinin kendi bahçelerine yığdığı inşaat demirlerinin kaldırılması için tek başına dava açabilir.
E) C, bahçeye yığılan demirlerin bahçe duvarını tahrip etmesi üzerine uğradığı zarar nedeniyle komşu taşınmaz maliki aleyhine kendi payı oranında tek başına dava açıp tazminat talep edebilir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 4 2003 ADLİ YARGI
A, B ve C'nin paylı mülkiyet konusu olan bir taşınmazın paydaşları olmaları halinde aşağıdakilerden hangisi söz konusu [olamaz]?
A) A, B ve C'nin iznini almaksızın payını bir üçüncü kişiye satabilir.
B) A, B ve C oybirliği ile karar almadıkça, kendileri tarafından mesken olarak kullanılan mal, işyeri olarak kiraya verilemez.
C) A payını B'ye satarsa, C yasal önalım hakkını kullanamaz.
D) A, payı üzerinde rehin kurmuş olsa bile, A, B ve C'nin oybirliği ile taşınmazın tümü üzerinde de rehin kurulabilir.
E) A, taşınmaza yapılan saldırılar nedeniyle diğer paydaşların onayını almadan tek başına zilyetlik davası açabilir.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 5 İDARİ YARGI
Yasal Önalım hakkı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Yasal önalım hakkının yeni malike karşı da ileri sürülebilmesi için tapu kütüğüne şerh verilmesine gerek yoktur.
B) Cebri artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz.
C) Önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır.
D) Önalım hakkının hak sahibinin satışı öğrendiği tarihten itibaren 3 ay içinde kullanılması gerekir.
E) Payın paydaşlara satılması durumunda önalım hakkı kullanılamaz.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2000 ADLİ YARGI
A, B ve C bir gayrimenkul üzerinde müştereken maliktirler. A, B ve C arasındaki ilişkilerle ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi [yanlıştır]?
A) A, B ve C gayrimenkul üzerindeki hisseleri üzerinde tasarrufta bulunabilirler.
B) Maliklerden yalnız biri gayrimenkul üzerinde 3. kişi lehine geçit irtifakı hakkı tanıyamaz.
C) A, payını B'ye satarsa C kanuni şüfa hakkını kullanabilir.
D) Maliklerden her biri yalnız başına istihkak davası açabilir.
E) Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 2005 ADLİ YARGI
A, B ve C bir taşınmaz üzerinde eşit oranda paylı maliktirler. 01.03.2002 tarihinde tüm paydaşlar, taşınmazda her bir paydaşa bir yer özgüleyerek, özgülenen yeri paydaşın kiraya verebileceği konusunda bir anlaşma yapmışlardır. A, 10.08.2002 tarihinde payını K'ye devretmiş; B, 01.04.2003 tarihinde R lehine payı üzerinde rehin hakkı kurmuştur. 05.04.2004 tarihinde C'nin açtığı dava sonucunda hâkim paylı mülkiyetin sona erdirilmesine karar vermiştir. Olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) 01.04.2003 tarihinden sonra taşınmazın tamamı üzerinde rehin hakkı kurulamaz.
B) A ile K arasındaki payın devrine ilişkin anlaşma şekle tabi değildir.
C) K; A, B, C'nin yaptıkları anlaşmaya bağlıdır.
D) C'nin açtığı dava bir tespit davasıdır.
E) Taşınmazın paydaşlar arasında yapılmış bulunulan biçimine ilişkin anlaşmanın geçerli olması için, noterden düzenleme şekliyle yapılması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 8 2005 ADLİ YARGI
El birliği mülkiyeti ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar üzerinde, her taşınmazın maliki kanundan doğan bir elbirliği mülkiyetine sahiptir.
B) İki kişiye ait eşya ayrılmaz biçimde birleşerek tek bir eşya haline gelmişse, kişiler birleşen eşya üzerinde el birliği halinde malik olurlar.
C) Elbirliği mülkiyetine konu olan malın idaresi, kanunda ve sözleşmede açık bir hüküm yoksa ortakların oy çokluğuyla mümkündür.
D) Kanunda öngörülmeyen bir elbirliği mülkiyeti ilişkisi sözleşmeyle kurulamaz.
E) Elbirliği ortaklığında, ortaklardan her biri elbirliği mülkiyetine dahil malın korunması için tek başına dava açamaz.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 9 ADLİ YARGI
Paylı mülkiyetin paylaşmayla sona ermesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Kural olarak her paydaş paylaşma isteminde bulunabilir.
B) Hâkimin paylı malın satışının açık arttırmayla yapılmasına karar verebilmesi için bütün paydaşların buna razı olması gerekir.
C) Paylaşma malın satılıp bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleşebilir.
D) Paylaşma istenmesi için haklı bir sebebin varlığı aranmaz.
E) Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2008 İDARİ YARGI
A'ya ait 5 ton nohut ile B'ye ait 10 ton nohut, yapılan bir yanlışlık sonucu aynı anda C'nin ambarına boşaltılmıştır. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) 15 ton üzerinde A ve B'nin paylı mülkiyeti söz konusu olur.
B) 15 ton C'nin mülkiyetine geçer.
C) 15 ton üzerinde A ve B'nin el birliği hâlinde mülkiyeti doğar.
D) 15 ton üzerinde A, B ve C paylı mülkiyete sahip olur.
E) 15 ton üzerinde A, B ve C'nin el birliği hâlinde mülkiyet hakkı doğar.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 11 2009 KPSS
A, B ve C bir taşınmaz üzerinde paylı maliktirler. Buna göre, A payını D'ye satmak isterse B ve C aşağıdakilerden hangisini [yapamaz]?
A) B ve C'nin onayını almadan A bu işlemi zaten gerçekleştiremeyeceği için, B ve C onay vermeyerek satışı engelleyebilir.
B) Payın D'ye satılması hâlinde, B ve C yasal önalım haklarını kullanabilirler.
C) A'dan önceki eski paydaş E, payını A'ya satarken B ve C yasal önalım hakkını kullanmaktan vazgeçmiş olsalar bile, bu önalım hakkından feragat anlamına gelmez ve haklarını D'ye karşı kullanabilirler.
D) Malın paylaştırılmasını talep edebilirler.
E) D paydaş olduktan sonra kendi tutum ve davranışlarıyla paylı mülkiyetten kaynaklı yükümlülüklerini ağır surette ihlal ederse, hâkim kararıyla paydaşlıktan çıkarılmasını talep edebilirler.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 12 2009 KAMU İHALE KURUMU UZMAN YRD.
A, B ve C bir taşınmaz üzerinde eşit paylarla paylı mülkiyet hakkına sahiptir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) A payını B'ye devrederse bu işlem C bakımından yasal ön alım hakkı doğurmaz.
B) A payını D'ye devrederse yasal ön alım haklarını bu devir için kullanmayan B ve C, D'nin payını E'ye devretmesi hâlinde E'ye karşı yasal ön alım haklarını kullanabilirler.
C) Yasal ön alım hakkının kuvvetlendirilebilmesi için şahsi hakların şerhi olarak tapu kütüğüne şerh verilmesi gerekir.
D) Yasal ön alım hakkı taşınmaz mülkiyetinin dolaylı kısıtlanması niteliğini taşır.
E) Yasal ön alım hakkı ancak alıcıya karşı dava açılarak kullanılabilir.
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 7 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 353
Mülkiyeti koruyan davalar bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) İstihkak davası, zilyetliğin tümüyle kaybedildiği hâllerde açılır.
B) Elatmanın önlenmesi davası ihlalin durdurulmasına yönelmektedir.
C) Her iki dava da ayni hakka dayandığından zamanaşımına uğramaz.
D) Bu davaların açılabilmesi için davalının kusuru aranmaktadır.
E) Davacı, taşınmazlarda hakkını tapu kaydıyla ispat edebilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: D. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. İstihkak davası malikin eşyanın zilyetliğini tümüyle kaybettiği hâllerde açılır ve eşyanın iadesine yöneliktir; elatmanın önlenmesi davası ise zilyetlik malikte kaldığı hâlde mülkiyetin ihlal edildiği hâllerde açılır ve ihlalin durdurulmasına yöneliktir. İki davanın ortak özellikleri şunlardır: ayni hakka dayanırlar ve herkese karşı açılabilirler, zamanaşımına uğramazlar, davalının kusuru aranmaz ve kusur yalnız tazminat talebi bakımından önem taşır, davacı hakkını ispatla yükümlüdür ve taşınmazlarda tapu kaydı bu ispatı sağlar.

Şık analizi

A) Doğru ifade — istihkak davası zilyetliğin kaybedildiği hâllerde açılır.
B) Doğru ifade — elatmanın önlenmesi davası ihlalin durdurulmasını amaçlar.
C) Doğru ifade — ayni hakka dayandıkları için bu davalar zamanaşımına uğramaz.
E) Doğru ifade — taşınmazlarda tapu kaydı mülkiyetin ispatını sağlar.
Soru 354
Paylı mülkiyette yönetim işleri bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Küçük onarımları paydaşlardan her biri tek başına yaptırabilmektedir.
B) Kira sözleşmesinin yapılması pay ve paydaş çoğunluğunu gerektirir.
C) Malın tamamı üzerindeki tasarruf işlemleri oybirliğine bağlı tutulmuştur.
D) Anlaşmayla paydaşın önlem isteme yetkisi tümüyle kaldırılabilmektedir.
E) Yönetim giderleri paydaşlarca payları oranında karşılanmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun yönetim işlerini üçe ayırmıştır. Olağan yönetim işlerini, özellikle küçük onarımları yaptırmayı ve tarımsal işleri yürütmeyi paydaşlardan her biri tek başına yapabilir. Önemli yönetim işleri için, örneğin kira sözleşmelerinin yapılması veya feshi için pay ve paydaş çoğunluğu aranır. Olağanüstü işler ve malın tamamı üzerindeki tasarruf işlemleri ise oybirliğiyle aksi kararlaştırılmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Paydaşlar oybirliğiyle anlaşarak kanundan farklı bir düzenleme yapabilir; ancak bu anlaşmayla paydaşların malın korunması için zorunlu yönetim işlerini yapma ve önlem isteme yetkileri kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz.

Şık analizi

A) Doğru ifade — küçük onarımlar olağan yönetim işlerindendir.
B) Doğru ifade — kira sözleşmeleri önemli yönetim işi sayılmış ve çifte çoğunluğa bağlanmıştır.
C) Doğru ifade — malın tamamı üzerindeki tasarruflar bütün paydaşların kabulünü gerektirir.
E) Doğru ifade — giderler aksine hüküm yoksa paylar oranında karşılanır.
Soru 355
Bir taşınmazda paydaşlardan biri, payı yarı oranında olduğu hâlde diğerlerine danışmadan taşınmazı beş yıllığına kiraya vermiştir. Aynı paydaş, olağan bakımın çok ötesine geçen kapsamlı bir ek yapı inşasına da başlamıştır. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) İki işlem de geçerlidir; yarı pay her iki iş için de yeterlidir.
B) İki işlem de yetersizdir; kira çifte çoğunluk, ek yapı oybirliği ister.
C) Kira geçerlidir; ek yapı için ayrıca çoğunluk kararı aranmaktadır.
D) Kira için oybirliği, ek yapı için ise çifte çoğunluk gerekmektedir.
E) İki işlem de olağan yönetim işi sayıldığından tek başına yapılabilir.
Cevabı göster
Cevap: B. Adî kiraya veya ürün kirasına ilişkin sözleşmelerin yapılması önemli yönetim işidir ve pay ile paydaş çoğunluğuyla karar verilmesini gerektirir. Ölçü çifte çoğunluktur ve çoğunluk yarıdan fazlasını gerektirir; yarı pay yetmez. Üç paydaştan yalnız biri olması sebebiyle paydaş çoğunluğu da yoktur, dolayısıyla karar iki yönden de yetersizdir. Korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi ise oybirliğiyle aksi kararlaştırılmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır; olağan bakımın çok ötesine geçen ek yapı bu kapsamdadır ve tek başına ya da çoğunlukla yapılamaz.

Şık analizi

A) Yarı pay çoğunluk sayılmaz; çoğunluk yarıdan fazlasını gerektirir.
C) Kira sözleşmesi önemli yönetim işidir ve çifte çoğunluk olmadan yapılamaz.
D) Ölçüler yer değiştirmiştir; oybirliği ölçüyü aşan yapı işlerinde aranır.
E) Kira sözleşmesi ve ölçüyü aşan yapı, olağan yönetim işi değildir.
Soru 356
Yasal önalım hakkıyla ilgiliI.Hak yalnız üçüncü kişiye yapılan satışlarda doğar.II.Hak, alıcıya karşı dava açılarak kullanılır.III.Hakkın kullanılması için tek taraflı beyan yeterlidir.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilir. Hakkın amacı paydaşlar arasına istenmeyen üçüncü kişilerin girmesini önlemektir; bu sebeple hak yalnız üçüncü kişiye yapılan satışlarda doğar ve bir paydaşın diğer paydaşa satışında kullanılamaz. Kullanma biçimi bakımından kural nettir: önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Tek taraflı beyanla kullanılamaz; yenilik doğuran bir hak olmakla birlikte yenilik doğuran dava yoluyla işler. Tapu müdürlüğüne yapılan başvuru da hakkı kullanmaz. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. Hak dava yoluyla kullanılır.
B) III yanlıştır. Tek taraflı beyan önalım hakkını kullanmaz.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. Hak yenilik doğuran dava yoluyla işler.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Tapuya başvuru da yeterli değildir.
Soru 357
Yasal önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihten itibaren kaç ay geçmekle düşer?
A) Bir ay
B) İki ay
C) Üç ay
D) Altı ay
E) On iki ay
Cevabı göster
Cevap: C. Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay, her hâlde satışın üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Süreler hak düşürücüdür; durmaz ve kesilmez. Bildirimin noter aracılığıyla yapılması, kısa sürenin işlemeye başlaması bakımından belirleyicidir. Hak yalnız taşınmazlarda ve satış benzeri devirlerde doğar; bağışlama ve trampada kural olarak doğmaz. Kullanma biçimi ise alıcıya karşı dava açmaktır.

Şık analizi

A) Bir aylık bir süre bu hak için öngörülmemiştir.
B) İki ay, zilyetlik davalarında öğrenmeden itibaren işleyen süredir.
D) Altı ay kanunda yer almaz; kısa süre bundan daha kısadır.
E) On iki ay, satıştan itibaren işleyen üst sınırdır; bildirimden itibaren işleyen süre değildir.
Soru 358
Aşağıdakilerden hangisi paylı mülkiyette paydaşın kendi payı üzerinde yapabileceği işlemler arasında yer almaz?
A) Payını üçüncü bir kişiye tamamen devretmek
B) Payı üzerinde bir rehin hakkı kurmak
C) Payı üzerinde bir intifa hakkı kurmak
D) Payının alacaklıları tarafından haczettirilmesine katlanmak zorunda kalmak
E) Payını taşınmazın belirli bir bölümüne özgülemek
Cevabı göster
Cevap: E. Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir ve pay, eşyanın belirli bir parçası değil tamamı üzerindeki orandır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahiptir: pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir; paydaş kendi payı üzerinde intifa hakkı da kurabilir. Buna karşılık payın taşınmazın belirli bir bölümüne özgülenmesi mümkün değildir; bu, belirlilik ilkesinin ve paylı mülkiyetin tanımının doğrudan sonucudur. Malın tamamı üzerindeki tasarruf işlemleri ise bütün paydaşların kabulüne bağlıdır.

Şık analizi

A) Bu gerçekten yapılabilecek işlemlerdendir. Pay serbestçe devredilebilir.
B) Bu gerçekten yapılabilecek işlemlerdendir. Pay üzerinde rehin kurulabilir.
C) Bu gerçekten yapılabilecek işlemlerdendir. Kanun payda intifa kurulmasını ayrıca düzenlemiştir.
D) Bu gerçekten payın hukukî durumunun sonuçlarındandır. Pay haczedilebilir.
Soru 359
Elbirliği mülkiyeti bakımından aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Elbirliği mülkiyeti bir topluluk ilişkisine dayanarak doğmaktadır.
B) Ortakların belirlenmiş payları olmayıp hak malların tamamına yaygındır.
C) Yönetim ve tasarruf işlemleri kural olarak oybirliğini gerektirir.
D) Ortaklardan her biri, hakların korunmasını tek başına sağlayabilir.
E) Sözleşmeden doğan topluluk sürerken pay üzerinde tasarruf edilebilir.
Cevabı göster
Cevap: E. Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir; ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Elbirliği mülkiyeti kendiliğinden doğmaz, mutlaka bir topluluk ilişkisine dayanır. Kanunda veya sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Buna karşılık ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir ve bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.

Şık analizi

A) Doğru ifade — elbirliği mülkiyeti yalnız topluluk ilişkisiyle doğar.
B) Doğru ifade — ortakların belirlenmiş payı yoktur; hak bütüne yayılmıştır.
C) Doğru ifade — yönetim ve tasarruf işlemleri kural olarak oybirliğini gerektirir.
D) Doğru ifade — hakların korunması bakımından her ortak tek başına hareket edebilir.

← Tapu SiciliTaşınmaz Mülkiyeti →