EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 3 / 60

Kanunların Zaman Bakımından Uygulanması

12 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Yeni bir kanun yürürlüğe girdiğinde, eski kanun döneminde gerçekleşmiş olaylara hangi kanunun uygulanacağı sorusu doğar. Türk Medeni Kanunu bakımından bu sorunun cevabı ayrı bir kanunda, Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'da verilmiştir (4722 s.K. m. 1). Bu başlık, o kanunun kurduğu düzeni dört adımda anlatır: kural, istisnalar, geçiş hükümleri ve kanunların çatışması.

Kural: Kanunlar Geriye Yürümez

Kural, kanunların geriye yürümemesidir. Yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, o olaylar hangi kanun yürürlükteyken gerçekleşmişse o kanun uygulanır. Aynı biçimde, daha önce yapılmış işlemlerin bağlayıcı olup olmadığı ve doğurduğu sonuçlar, işlemin yapıldığı sıradaki kanuna göre belirlenir.

İlkenin dayandığı düşünce hukukî güvenliktir. Kişi, işlemini yaptığı andaki hukuka güvenerek davranır; bu güvenin korunması kazanılmış hak kavramıyla ifade edilir.

Üç İstisna

Geriye yürümezlik mutlak değildir. Üç grup hüküm, eski dönemde doğmuş ilişkilere de uygulanır.

Birincisi, kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallardır; bunlar hakkında ayrık hüküm bulunmayan bütün olaylara uygulanır (4722 s.K. m. 2). İkincisi, içerikleri tarafların iradesine bakılmaksızın doğrudan kanunla belirlenen işlem ve ilişkilerdir; bunlar önceden kurulmuş olsalar bile yeni kanuna tâbidir (4722 s.K. m. 3). Üçüncüsü, eski dönemde gerçekleşmiş olmakla birlikte henüz hak doğurmamış olaylardır; onlara da yeni kanun uygulanır (4722 s.K. m. 4).

Üçüncü grup kazanılmamış haklar, yani beklenen haklar başlığıyla anılır. Kazanılmış hak korunur, henüz kazanılmamış beklenti korunmaz. Ayrım tek soruyla yapılır: eski dönemde hak tamamlanmış mıdır, yoksa yalnız kazanılma ihtimali mi doğmuştur?

Geçiş Hükümleri: Asıl Sınav Noktası

Geriye yürümezlik ilkesi tek başına her sorunu çözmez. Eski kanun döneminde kurulmuş ama yeni kanun döneminde de sürmekte olan ilişkiler — evlilik, mal rejimi, vesayet, süregelen sözleşmeler — ilkenin iki ucu arasında kalır. Tamamlanmış değildirler; ama yeni kanunun olduğu gibi uygulanması da tarafların hesabını bozar. Kanun koyucu bu ara alanı geçiş hükümleriyle düzenler.

Geçiş hükmü tipik olarak üç adım taşır: eski durumun ne zamana kadar süreceğini belirler, taraflara seçim hakkı tanınıp tanınmadığını gösterir, seçim yapılmazsa hangi rejimin kendiliğinden devreye gireceğini söyler. Mal rejimine ilişkin hüküm bu üç adımın hepsini içerir ve örnek niteliğindedir (4722 s.K. m. 10).

Pratik sonucu şudur: bir olayda "yeni kanun geriye yürümez" demek yeterli değildir. Önce o konuda özel bir geçiş hükmü bulunup bulunmadığına bakılır. Geçiş hükmü varsa çözüm ondadır ve genel ilke geri çekilir. Sınavda kurgulanan olayların önemli bir kısmı tam bu noktayı ölçer: aday genel ilkeyi doğru bilir, özel geçiş hükmünü atlar.

Geçiş hükümlerindeki süreler hak düşürücüdür. Tanınan bir yıllık seçim süresi kaçırılırsa eşler yasal mal rejimini seçmiş sayılır; ayrıca bir işlem yapmalarına gerek kalmaz, sonuç kendiliğinden doğar. Kanun burada sessizliğe hukukî anlam yükler, çünkü süregelen ilişkilerin belirsiz kalması hem taraflar hem üçüncü kişiler bakımından katlanılmazdır.

Kanunların Çatışması

Aynı anda yürürlükte olan iki kanun aynı uyuşmazlığı farklı düzenliyorsa çatışma vardır. İki ölçüt kullanılır: özel kanun genel kanuna üstündür, sonraki kanun önceki kanunu yürürlükten kaldırır.

Ölçütler çakıştığında sıralama önem kazanır. Sonraki tarihli genel kanun, önceki tarihli özel kanunun düzenlediği kurum ve ilişkileri kural olarak ortadan kaldırmaz; özel düzenleme kendi alanında uygulanmaya devam eder. Sınavda kurulan tipik olay budur ve doğru cevap yeniliğe değil, özel-genel ilişkisine bakmayı gerektirir.

Sınavda Ne Çıkar

  • Kural geriye yürümezliktir: olayın sonucuna, olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan kanun uygulanır.
  • Üç istisna: kamu düzeni ve genel ahlak, içeriği doğrudan kanunla belirlenen ilişkiler, kazanılmamış haklar.
  • Kazanılmış hak korunur, beklenen hak korunmaz; ayrım hakkın tamamlanıp tamamlanmadığındadır.
  • Özel geçiş hükmü varsa genel ilkeden önce gelir; geçiş süreleri hak düşürücüdür.
  • Çatışmada özel kanun üstündür; sonraki genel kanun önceki özel kanunu kural olarak kaldırmaz.

Yeni bir kanun yürürlüğe girdiğinde, eski kanun döneminde gerçekleşmiş olaylara hangi kanunun uygulanacağı sorusu doğar. Türk Medeni Kanunu bakımından bu sorunun cevabı ayrı bir kanunda, Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'da verilmiştir (4722 s.K. m. 1).

A. Geriye Yürümezlik ve Kazanılmış Haklar

Kural, kanunların geriye yürümemesidir. Yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, o olaylar hangi kanun yürürlükteyken gerçekleşmişse o kanun uygulanır. Aynı biçimde, daha önce yapılmış işlemlerin bağlayıcı olup olmadığı ve sonuçları yapıldıkları sıradaki kanuna göre belirlenir.

İlkenin dayandığı düşünce hukukî güvenliktir: kişi, işlemini yaptığı andaki hukuka güvenerek davranır. Bu güvenin korunması, kazanılmış hak kavramıyla ifade edilir.

B. İlkenin İstisnaları

Geriye yürümezlik mutlak değildir. Üç grup hüküm, eski dönemde doğmuş ilişkilere de uygulanır:

  • Kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallar, hakkında ayrık hüküm bulunmayan bütün olaylara uygulanır (4722 s.K. m. 2).
  • İçerikleri tarafların iradesine bakılmaksızın doğrudan kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler, önceden kurulmuş olsalar bile yeni kanuna tabidir (4722 s.K. m. 3).
  • Eski dönemde gerçekleşmiş olup da henüz hak doğurmamış olaylara yeni kanun uygulanır (4722 s.K. m. 4).

Üçüncü grup kazanılmamış (beklenen) haklar başlığıyla anılır. Kazanılmış hak korunur, henüz kazanılmamış beklenti korunmaz. Ayrım şu soruyla yapılır: eski dönemde hak tamamlanmış mıdır, yoksa yalnız kazanılma ihtimali mi doğmuştur?

C. Geçiş Hükümlerinin İşlevi

Geriye yürümezlik ilkesi tek başına her sorunu çözmez. Eski kanun döneminde kurulmuş ama yeni kanun döneminde de sürmekte olan ilişkiler — evlilik, mal rejimi, vesayet, süregelen sözleşmeler — ilkenin iki ucu arasında kalır: tamamlanmış değildirler, ama yeni kanunun tam olarak uygulanması da tarafların hesabını bozar. Kanun koyucu bu ara alanı geçiş hükümleriyle düzenler.

Geçiş hükümlerinin tipik işleyişi üç adımdadır: eski durumun ne zamana kadar süreceği belirlenir, taraflara seçim hakkı tanınıp tanınmadığı gösterilir ve seçim yapılmazsa hangi rejimin kendiliğinden devreye gireceği söylenir. 4722 sayılı Kanunun mal rejimine ilişkin m. 10 hükmü bu üç adımın hepsini içerir ve bu yönüyle örnek niteliğindedir.

Bunun pratik sonucu şudur: bir olayda "yeni kanun geriye yürümez" demek yeterli değildir; önce o konuda özel bir geçiş hükmü bulunup bulunmadığına bakılır. Geçiş hükmü varsa çözüm ondadır ve genel ilke geri çekilir. Sınavda kurgulanan olayların önemli bir kısmı tam bu noktayı ölçer: aday genel ilkeyi doğru bilir, ama özel geçiş hükmünü atlar.

Geçiş hükümlerinin bir başka özelliği, taraflara tanınan sürelerin hak düşürücü nitelikte olmasıdır. 4722 sayılı Kanunun tanıdığı bir yıllık seçim süresi kaçırıldığında, eşler yasal mal rejimini seçmiş sayılır; ayrıca bir işlem yapmalarına gerek kalmadan sonuç kendiliğinden doğar. Kanun burada bir varsayım kurar ve sessizliğe hukukî anlam yükler.

Aynı teknik başka geçiş hükümlerinde de görülür: kanun, belirli bir süre içinde harekete geçmeyen kişinin iradesini yorumlar ve yeni düzene tâbi olduğunu kabul eder. Bunun sebebi, süregelen ilişkilerin belirsiz kalmasının hem taraflar hem üçüncü kişiler bakımından katlanılmaz olmasıdır; kanun koyucu belirsizliği bir tarihte kesmek zorundadır.

D. Kanunların Çatışması ve Çözüm Ölçütleri

Aynı anda yürürlükte olan iki kanun aynı uyuşmazlığı farklı düzenliyorsa çatışma vardır. İki ölçüt kullanılır: özel kanun genel kanuna üstündür, sonraki kanun önceki kanunu yürürlükten kaldırır.

Ölçütler çakıştığında sıralama önem kazanır. Sonraki tarihli genel kanun, önceki tarihli özel kanunun düzenlediği kurum ve ilişkileri kural olarak ortadan kaldırmaz; özel düzenleme kendi alanında uygulanmaya devam eder. Sınavda kurulan tipik olay budur ve doğru cevap yeniliğe değil, özel–genel ilişkisine bakmayı gerektirir.

Örnek olay

(M) ile (N) eski kanun döneminde evlenmiş ve o dönemin yasal mal rejimine tabi olmuştur. Yeni kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (M), evliliğin genel hükümlerinden doğan bir konuda eski kanunun uygulanmasını istemektedir. Ayrıca (M)'nin kardeşi (P), eski dönemde nişanlandığı ve yeni kanunla arasında evlenme engeli doğan akrabasıyla evlenme talebini sürdürmektedir.

Değerlendirme: Talepler farklı istisna gruplarına düşer ve ayrı ayrı çözülür.

Mal rejimi bakımından kanun bir geçiş düzeni kurmuştur; eski rejim süresiz korunmaz. Yeni Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş eşler arasında o tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder; eşler yürürlükten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmezlerse, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar (4722 s.K. m. 10/1). Yani eski rejim 1 Ocak 2002'ye kadar işler, sonrası için edinilmiş mallara katılma devreye girer. (M)'nin "evlilik tarihindeki rejim aynen sürer" beklentisi bu sebeple yerinde değildir.

Eşlere tanınan bir imkân daha vardır: aynı bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirlerdi (4722 s.K. m. 10/3). Bu, kanunun geriye yürümesi değil, tarafların iradesiyle geriye etki tanınmasıdır.

Evliliğin genel hükümlerine ilişkin düzenlemeler ise içerikleri doğrudan kanunla belirlendiği için önceden kurulmuş evliliklere de uygulanır (4722 s.K. m. 3); eşlerin iradesi bu hükümlerin uygulanmasını engelleyemez.

(P) bakımından ise ortada kazanılmış bir hak yoktur. Nişanlanma evlenme hakkını doğurmaz, yalnız evlenme beklentisi yaratır. Eski dönemde gerçekleşmiş olmakla birlikte henüz hak doğurmamış bu olaya yeni kanun uygulanır (4722 s.K. m. 4) ve engel kapsamına giren taraflar evlenemez. Sonuç, beklenen hakkın korunmadığı kuralının doğrudan uygulanmasıdır.

İki talebin ayrıldığı nokta şudur: mal rejiminde eski dönemde tamamlanmış kısım korunur — 1 Ocak 2002'ye kadar doğmuş haklar eski rejime göre değerlendirilir — ama rejimin geleceği korunmaz; nişanlılıkta ise ortada tamamlanmış hiçbir kısım yoktur, yalnız bir beklenti vardır. Kazanılmış hak ile beklenen hak arasındaki sınır, sınavda tam bu kurgu üzerinden ölçülür.

Bu ayrım, geriye yürümezlik ilkesinin nasıl işlediğini de gösterir: ilke, eski kanun döneminde tamamlanmış olguları korur; henüz tamamlanmamış, süregelen hukukî ilişkilerin ileriye dönük kısmına yeni kanun uygulanır. Mal rejimi süregelen bir ilişkidir ve kanun koyucu bu yüzden ona geçiş hükmü getirmiştir.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2026 HMGS (NİSAN)
Hâkim H, önüne gelen bir uyuşmazlıkla ilgili2012 yılında yürürlüğe girmiş olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Genel Hükümler kısmında yer alan bir hükmün,2013 yılında yürürlüğe girmiş bir özel kanun hükmünün,bu özel kanuna dayalı olarak 2014 yılında yürürlüğe konulmuş bir yönetmelik hükmünün bulunduğunu tespit eder. Bu hükümlerin birbiriyle çatışması hâlinde H'nin kural olarak başvurması gereken hukuki yolla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan hükmü uygulamalıdır.
B) Özel kanun hükmünü uygulamalıdır.
C) Uyuşmazlığı, Anayasa Mahkemesine taşıdıktan sonra yönetmelik hükmünü uygulamalıdır.
D) Hukuk yaratma yoluna giderek yeni bir kural koymalıdır.
E) Yasama organının konuyu çözüme kavuşturmasını beklemelidir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 2 2001 İDARİ YARGI
Doğruluk ve güven kurallarının uygulanması aşağıdakilerden hangisi için geçerli değildir?
A) Sözleşmelerin kurulmasında
B) Sözleşmelerin yorumunda
C) Hakların kazanılmasında
D) Sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanmasında
E) Hakların kullanılmasında
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 2000 ADLİ YARGI
Genel ve özel kanunların uygulanma hallerine ilişkin aşağıdaki bilgilerden hangisi [yanlıştır]?
A) Aynı hususu düzenleyen iki özel kanun söz konusu ise sonraki tarihli özel kanun uygulanır.
B) Aynı hususu düzenleyen iki genel kanun söz konusu ise daha sonraki genel kanun uygulanır.
C) Genel kanun önceki tarihli, özel kanun daha sonraki tarihte yürürlüğe girmişse genel kanun uygulanır.
D) Özel kanun önce, genel kanun da sonraki tarihte yürürlüğe girmişse genel kanununun amacına bakılarak uygulanacak kanun tespit edilir.
E) Özel kanun, genel kanundan sonra yürürlüğe girmişse özel kanun uygulanır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 4 KPSS / ADLİ YARGI
Doğruluk ve güven kurallarının uygulanması aşağıdakilerden hangisi için geçerli [değildir]?
A) Sözleşmelerin kurulmasında
B) Sözleşmelerin yorumunda
C) Hakların kazanılmasında
D) Sözleşmelerin değişen şartlara uyarlanmasında
E) Hakların kullanılmasında
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 5 KPSS / ADLİ YARGI
H, M'den çaldığı saati R'ye rehin olarak vermiş, R de bunu kolunda görüp beğenen iyiniyetli Ü'ye satıp teslim etmiştir. Saatin mülkiyeti ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) R emin sıfatıyla zilyet olduğundan, Ü saatin mülkiyetini kazanır.
B) Ü iyiniyetli de olsa, teslim anında saatin mülkiyetini kazanamaz.
C) M, Ü'ye karşı her zaman zilyetliğe dayanan menkul davası açabilir.
D) Ü, üç yıl sonra zamanaşımı yoluyla saatin mülkiyetini kazanabilir.
E) Ü saatin bedeli kendisine ödeninceye kadar saati M'ye vermek zorunda değildir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2007 KPSS
A, B'den çaldığı saati C'ye rehin olarak vermiş; C de bu saati D'ye satmış ve teslim etmiştir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) C, saatin emin sıfatıyla zilyedi olduğu için D iyi niyetli ise saatin mülkiyetini kazanır.
B) D, saatin mülkiyetini iyi niyetli de olsa teslim ile kazanamaz.
C) D, bu saati 5 yıl süreyle zilyetliğinde bulundurursa, her durumda onun maliki olur.
D) D iyi niyetli ise, saati B'ye ancak C'ye ödediği bedel kendisine ödendiği takdirde geri vermekle yükümlüdür.
E) B, mutlak hak sahibi olduğu için somut olayda saatin kendisine geri verilmesini her zaman D'den talep edebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2010 KPSS
Medeni Kanunun 129. maddesinde hısımlık dolayısıyla kimler arasında evlenmenin yasak olduğu açıkça hükme bağlandığı hâlde, Medeni Kanunda hangi hısımlar arasında nişanlanmanın mümkün olmadığı düzenlenmemiştir. Buna göre, Medeni Kanunun 129. maddesi hükmü ile getirilen yasaklamanın nişanlanmaya da uygulanması aşağıdaki yorum yöntemlerinden hangisi kullanılarak gerçekleştirilebilir?
A) Amaçsal yorum
B) Kanunun evleviyetle uygulanması
C) Zıt kanıt
D) Sözel yorum
E) Bilimsel yorum
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 2012 SAYIŞTAY
Belirli bir eylem, davranış veya ilişki hakkındaki kanun hükmünün hemen hemen aynı olan veya ona çok benzeyen ancak kanunda düzenlenmemiş bulunan bir eylem, davranış ve ilişkiye de uygulanmasına ne ad verilir?
A) Kanunun evleviyetle uygulanması
B) Kanunun zıt kanıt yöntemiyle uygulanması
C) Amaçsal (gai) yorum
D) Sözel yorum
E) Mantıksal yorum
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 9 2017 ADLİ HAKİMLİK
Türk medeni hukukunda kanunların zaman bakımından uygulanmasıyla ilgili, 1. Kanun değişikliği borçlu aleyhine sonuçlar doğuruyor ise lehe olan eski kanun uygulanır. 2. Kazanılmamış (beklenen) haklar, kesin olarak kazanılmalarından önce yürürlüğe girmiş olan yeni kanuna tabi olur. 3. Evlilik birliği hangi kanun döneminde kurulmuş ise evlilik birliğinin sona ermesinde de aynı kanun hükümleri uygulanır. ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 10 2013 İDARİ HAKİMLİK
İspat yükü ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Çekişmeli konuya uygulanması gereken hukuk kurallarının gösterilmesi ve varlığının ispatı, iddiayı ileri süren tarafa düşer.
B) Alışılmış ve normal olan bir durumun aksini iddia eden, bunu ispatla yükümlüdür.
C) İddiasını herkesçe bilinen olgulara dayandıran taraf, bunların varlığını ispat etmek zorunda değildir.
D) Adi karinenin varlığı, ispat yükünü ters çevirir.
E) Hayat deneyimlerine göre, herhangi bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin doğumunu engelleyen istisnai mahiyetteki olguların, olayda bulunmadığının ispatı gerekmez.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 11 2009 KPSS
Aşağıdakilerden hangisi Medeni Kanun'un geriye yürümemesi ilkesinin istisnalarından biri değildir?
A) Kazanılmamış haklar
B) Kamu düzeni düşüncesiyle konulmuş hükümler
C) Genel ahlak düşüncesiyle konulmuş hükümler
D) Bir hakkın içeriğini belirleme konusunda eski kanunun uygulanması yeni kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunda
E) Teamüllere uyma düşüncesiyle konulmuş hükümler
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 12 2012 SAYIŞTAY
Belirli bir eylem, davranış veya ilişki hakkındaki kanun hükmünün hemen hemen aynı olan veya ona çok benzeyen ancak kanunda düzenlenmemiş bulunan bir eylem, davranış ve ilişkiye de uygulanmasına ne ad verilir?
A) Kanunun evleviyetle uygulanması
B) Kanunun zıt kanıt yöntemiyle uygulanması
C) Amaçsal (gal) yorum
D) Sözel yorum
E) Mantıksal yorum
Cevabı göster
Cevap: A.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 2 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 5
E ile F, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce evlenmiş ve o dönemin yasal mal rejimine tâbi olmuştur. Eşler, yeni Kanunun yürürlüğe girmesinden başlayarak bir yıllık süre içinde başka bir mal rejimi seçmemiş, bu konuda mal rejimi sözleşmesi de yapmamıştır. 4722 sayılı Kanuna göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Evlenme tarihinde yürürlükte olan mal rejimi, evlilik sona erinceye kadar aynen uygulanmaya devam eder.
B) Eşler, yeni Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılır.
C) Yeni Kanunun yasal mal rejimi, eşlerin evlenme tarihinden geçerli olmak üzere kendiliğinden ve ayrıca sözleşme aranmaksızın uygulanır.
D) Süre içinde seçim yapılmadığından eşler arasında kendiliğinden mal ayrılığı rejimi doğar.
E) Mal rejiminin belirlenebilmesi için eşlerin ayrıca mahkemeye başvurması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: B. Burada genel ilke olan geriye yürümezlik tek başına sonuç vermez; konuda özel bir geçiş hükmü bulunduğu için çözüm ondadır. Yeni Kanunun yürürlüğünden önce evlenmiş eşler o tarihe kadar tâbi oldukları rejime bağlı kalır; yürürlükten başlayarak bir yıl içinde başka bir rejim seçmezlerse, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Süre hak düşürücüdür ve kanun sessizliğe anlam yükler: ayrıca bir işlem yapılmasına gerek kalmadan sonuç kendiliğinden doğar. Geçerliliğin başlangıcı evlenme tarihi değil, yürürlük tarihidir.

Şık analizi

A) Yanlış. Kanun bu konuda özel bir geçiş hükmü getirmiştir; eski rejim süresiz korunmaz, yalnız yürürlük tarihine kadar devam eder.
C) Yanlış. Yasal rejimin evlenme tarihinden geçerli olması, ancak eşlerin aynı bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesi yapmasıyla mümkündür; olayda böyle bir sözleşme yoktur.
D) Yanlış. Kanunun kurduğu varsayım mal ayrılığını değil yasal mal rejimini işaret eder; seçim yapılmaması rejimsizlik doğurmaz.
E) Yanlış. Geçiş hükmü sonucu kendiliğinden doğurur; eşlerin ayrıca mahkemeye başvurmasına gerek yoktur.
Soru 6
Kanunların zaman bakımından uygulanmasında aşağıdakilerden hangisi, geriye yürümezlik kuralının istisnaları arasında sayılmamıştır?
A) Kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallar
B) İçeriği tarafların iradesine bakılmaksızın doğrudan kanunla belirlenen hukuki ilişkiler
C) Eski kanun döneminde gerçekleşmiş olup henüz hak doğurmamış olaylar
D) Eski kanun döneminde tamamlanarak hak doğurmuş olan hukuki durumlar
E) Kanunun açık geçiş hükmü getirdiği, eski dönemde kurulup süregelen ilişkiler
Cevabı göster
Cevap: D. Geriye yürümezlik kuralının üç istisnası vardır: kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallar, içerikleri tarafların iradesine bakılmaksızın doğrudan kanunla belirlenen ilişkiler ve eski dönemde gerçekleşmiş olmakla birlikte henüz hak doğurmamış olaylar. Buna kanunun açıkça geçiş hükmü getirdiği süregelen ilişkiler eklenir. Eski dönemde tamamlanarak hak doğurmuş durumlar ise istisna değildir; tam tersine kuralın koruduğu asıl alandır. Kazanılmış hak korunur, kazanılmamış beklenti korunmaz — ayrım hakkın tamamlanıp tamamlanmadığındadır.

Şık analizi

A) Bu gerçekten bir istisnadır. Kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallar, hakkında ayrık hüküm bulunmayan bütün olaylara uygulanır.
B) Bu da bir istisnadır. İçeriği doğrudan kanunla belirlenen ilişkiler, önceden kurulmuş olsalar bile yeni kanuna tabidir.
C) Bu da bir istisnadır. Eski dönemde gerçekleşmiş olsa da henüz hak doğurmamış olaylara yeni kanun uygulanır; korunan şey tamamlanmış haktır.
E) Bu da bir istisnadır. Geçiş hükmü varsa çözüm ondadır ve geriye yürümezlik ilkesi geri çekilir.

← Kanun Hükümlerinin Niteliği, YorumKanun Boşluğu ve Hâkimin Takdir Ye →