Medeni Hukuk › Başlık 3 / 60
Kanunların Zaman Bakımından Uygulanması
12 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Yeni bir kanun yürürlüğe girdiğinde, eski kanun döneminde gerçekleşmiş olaylara hangi kanunun uygulanacağı sorusu doğar. Türk Medeni Kanunu bakımından bu sorunun cevabı ayrı bir kanunda, Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'da verilmiştir (4722 s.K. m. 1). Bu başlık, o kanunun kurduğu düzeni dört adımda anlatır: kural, istisnalar, geçiş hükümleri ve kanunların çatışması.
Kural: Kanunlar Geriye Yürümez
Kural, kanunların geriye yürümemesidir. Yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, o olaylar hangi kanun yürürlükteyken gerçekleşmişse o kanun uygulanır. Aynı biçimde, daha önce yapılmış işlemlerin bağlayıcı olup olmadığı ve doğurduğu sonuçlar, işlemin yapıldığı sıradaki kanuna göre belirlenir.
İlkenin dayandığı düşünce hukukî güvenliktir. Kişi, işlemini yaptığı andaki hukuka güvenerek davranır; bu güvenin korunması kazanılmış hak kavramıyla ifade edilir.
Üç İstisna
Geriye yürümezlik mutlak değildir. Üç grup hüküm, eski dönemde doğmuş ilişkilere de uygulanır.
Birincisi, kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallardır; bunlar hakkında ayrık hüküm bulunmayan bütün olaylara uygulanır (4722 s.K. m. 2). İkincisi, içerikleri tarafların iradesine bakılmaksızın doğrudan kanunla belirlenen işlem ve ilişkilerdir; bunlar önceden kurulmuş olsalar bile yeni kanuna tâbidir (4722 s.K. m. 3). Üçüncüsü, eski dönemde gerçekleşmiş olmakla birlikte henüz hak doğurmamış olaylardır; onlara da yeni kanun uygulanır (4722 s.K. m. 4).
Üçüncü grup kazanılmamış haklar, yani beklenen haklar başlığıyla anılır. Kazanılmış hak korunur, henüz kazanılmamış beklenti korunmaz. Ayrım tek soruyla yapılır: eski dönemde hak tamamlanmış mıdır, yoksa yalnız kazanılma ihtimali mi doğmuştur?
Geçiş Hükümleri: Asıl Sınav Noktası
Geriye yürümezlik ilkesi tek başına her sorunu çözmez. Eski kanun döneminde kurulmuş ama yeni kanun döneminde de sürmekte olan ilişkiler — evlilik, mal rejimi, vesayet, süregelen sözleşmeler — ilkenin iki ucu arasında kalır. Tamamlanmış değildirler; ama yeni kanunun olduğu gibi uygulanması da tarafların hesabını bozar. Kanun koyucu bu ara alanı geçiş hükümleriyle düzenler.
Geçiş hükmü tipik olarak üç adım taşır: eski durumun ne zamana kadar süreceğini belirler, taraflara seçim hakkı tanınıp tanınmadığını gösterir, seçim yapılmazsa hangi rejimin kendiliğinden devreye gireceğini söyler. Mal rejimine ilişkin hüküm bu üç adımın hepsini içerir ve örnek niteliğindedir (4722 s.K. m. 10).
Pratik sonucu şudur: bir olayda "yeni kanun geriye yürümez" demek yeterli değildir. Önce o konuda özel bir geçiş hükmü bulunup bulunmadığına bakılır. Geçiş hükmü varsa çözüm ondadır ve genel ilke geri çekilir. Sınavda kurgulanan olayların önemli bir kısmı tam bu noktayı ölçer: aday genel ilkeyi doğru bilir, özel geçiş hükmünü atlar.
Geçiş hükümlerindeki süreler hak düşürücüdür. Tanınan bir yıllık seçim süresi kaçırılırsa eşler yasal mal rejimini seçmiş sayılır; ayrıca bir işlem yapmalarına gerek kalmaz, sonuç kendiliğinden doğar. Kanun burada sessizliğe hukukî anlam yükler, çünkü süregelen ilişkilerin belirsiz kalması hem taraflar hem üçüncü kişiler bakımından katlanılmazdır.
Kanunların Çatışması
Aynı anda yürürlükte olan iki kanun aynı uyuşmazlığı farklı düzenliyorsa çatışma vardır. İki ölçüt kullanılır: özel kanun genel kanuna üstündür, sonraki kanun önceki kanunu yürürlükten kaldırır.
Ölçütler çakıştığında sıralama önem kazanır. Sonraki tarihli genel kanun, önceki tarihli özel kanunun düzenlediği kurum ve ilişkileri kural olarak ortadan kaldırmaz; özel düzenleme kendi alanında uygulanmaya devam eder. Sınavda kurulan tipik olay budur ve doğru cevap yeniliğe değil, özel-genel ilişkisine bakmayı gerektirir.
Sınavda Ne Çıkar
- Kural geriye yürümezliktir: olayın sonucuna, olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan kanun uygulanır.
- Üç istisna: kamu düzeni ve genel ahlak, içeriği doğrudan kanunla belirlenen ilişkiler, kazanılmamış haklar.
- Kazanılmış hak korunur, beklenen hak korunmaz; ayrım hakkın tamamlanıp tamamlanmadığındadır.
- Özel geçiş hükmü varsa genel ilkeden önce gelir; geçiş süreleri hak düşürücüdür.
- Çatışmada özel kanun üstündür; sonraki genel kanun önceki özel kanunu kural olarak kaldırmaz.
Yeni bir kanun yürürlüğe girdiğinde, eski kanun döneminde gerçekleşmiş olaylara hangi kanunun uygulanacağı sorusu doğar. Türk Medeni Kanunu bakımından bu sorunun cevabı ayrı bir kanunda, Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'da verilmiştir (4722 s.K. m. 1).
A. Geriye Yürümezlik ve Kazanılmış Haklar
Kural, kanunların geriye yürümemesidir. Yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, o olaylar hangi kanun yürürlükteyken gerçekleşmişse o kanun uygulanır. Aynı biçimde, daha önce yapılmış işlemlerin bağlayıcı olup olmadığı ve sonuçları yapıldıkları sıradaki kanuna göre belirlenir.
İlkenin dayandığı düşünce hukukî güvenliktir: kişi, işlemini yaptığı andaki hukuka güvenerek davranır. Bu güvenin korunması, kazanılmış hak kavramıyla ifade edilir.
B. İlkenin İstisnaları
Geriye yürümezlik mutlak değildir. Üç grup hüküm, eski dönemde doğmuş ilişkilere de uygulanır:
- Kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallar, hakkında ayrık hüküm bulunmayan bütün olaylara uygulanır (4722 s.K. m. 2).
- İçerikleri tarafların iradesine bakılmaksızın doğrudan kanunla belirlenen işlem ve ilişkiler, önceden kurulmuş olsalar bile yeni kanuna tabidir (4722 s.K. m. 3).
- Eski dönemde gerçekleşmiş olup da henüz hak doğurmamış olaylara yeni kanun uygulanır (4722 s.K. m. 4).
Üçüncü grup kazanılmamış (beklenen) haklar başlığıyla anılır. Kazanılmış hak korunur, henüz kazanılmamış beklenti korunmaz. Ayrım şu soruyla yapılır: eski dönemde hak tamamlanmış mıdır, yoksa yalnız kazanılma ihtimali mi doğmuştur?
C. Geçiş Hükümlerinin İşlevi
Geriye yürümezlik ilkesi tek başına her sorunu çözmez. Eski kanun döneminde kurulmuş ama yeni kanun döneminde de sürmekte olan ilişkiler — evlilik, mal rejimi, vesayet, süregelen sözleşmeler — ilkenin iki ucu arasında kalır: tamamlanmış değildirler, ama yeni kanunun tam olarak uygulanması da tarafların hesabını bozar. Kanun koyucu bu ara alanı geçiş hükümleriyle düzenler.
Geçiş hükümlerinin tipik işleyişi üç adımdadır: eski durumun ne zamana kadar süreceği belirlenir, taraflara seçim hakkı tanınıp tanınmadığı gösterilir ve seçim yapılmazsa hangi rejimin kendiliğinden devreye gireceği söylenir. 4722 sayılı Kanunun mal rejimine ilişkin m. 10 hükmü bu üç adımın hepsini içerir ve bu yönüyle örnek niteliğindedir.
Bunun pratik sonucu şudur: bir olayda "yeni kanun geriye yürümez" demek yeterli değildir; önce o konuda özel bir geçiş hükmü bulunup bulunmadığına bakılır. Geçiş hükmü varsa çözüm ondadır ve genel ilke geri çekilir. Sınavda kurgulanan olayların önemli bir kısmı tam bu noktayı ölçer: aday genel ilkeyi doğru bilir, ama özel geçiş hükmünü atlar.
Geçiş hükümlerinin bir başka özelliği, taraflara tanınan sürelerin hak düşürücü nitelikte olmasıdır. 4722 sayılı Kanunun tanıdığı bir yıllık seçim süresi kaçırıldığında, eşler yasal mal rejimini seçmiş sayılır; ayrıca bir işlem yapmalarına gerek kalmadan sonuç kendiliğinden doğar. Kanun burada bir varsayım kurar ve sessizliğe hukukî anlam yükler.
Aynı teknik başka geçiş hükümlerinde de görülür: kanun, belirli bir süre içinde harekete geçmeyen kişinin iradesini yorumlar ve yeni düzene tâbi olduğunu kabul eder. Bunun sebebi, süregelen ilişkilerin belirsiz kalmasının hem taraflar hem üçüncü kişiler bakımından katlanılmaz olmasıdır; kanun koyucu belirsizliği bir tarihte kesmek zorundadır.
D. Kanunların Çatışması ve Çözüm Ölçütleri
Aynı anda yürürlükte olan iki kanun aynı uyuşmazlığı farklı düzenliyorsa çatışma vardır. İki ölçüt kullanılır: özel kanun genel kanuna üstündür, sonraki kanun önceki kanunu yürürlükten kaldırır.
Ölçütler çakıştığında sıralama önem kazanır. Sonraki tarihli genel kanun, önceki tarihli özel kanunun düzenlediği kurum ve ilişkileri kural olarak ortadan kaldırmaz; özel düzenleme kendi alanında uygulanmaya devam eder. Sınavda kurulan tipik olay budur ve doğru cevap yeniliğe değil, özel–genel ilişkisine bakmayı gerektirir.
Örnek olay
(M) ile (N) eski kanun döneminde evlenmiş ve o dönemin yasal mal rejimine tabi olmuştur. Yeni kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (M), evliliğin genel hükümlerinden doğan bir konuda eski kanunun uygulanmasını istemektedir. Ayrıca (M)'nin kardeşi (P), eski dönemde nişanlandığı ve yeni kanunla arasında evlenme engeli doğan akrabasıyla evlenme talebini sürdürmektedir.
Değerlendirme: Talepler farklı istisna gruplarına düşer ve ayrı ayrı çözülür.
Mal rejimi bakımından kanun bir geçiş düzeni kurmuştur; eski rejim süresiz korunmaz. Yeni Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş eşler arasında o tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder; eşler yürürlükten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmezlerse, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar (4722 s.K. m. 10/1). Yani eski rejim 1 Ocak 2002'ye kadar işler, sonrası için edinilmiş mallara katılma devreye girer. (M)'nin "evlilik tarihindeki rejim aynen sürer" beklentisi bu sebeple yerinde değildir.
Eşlere tanınan bir imkân daha vardır: aynı bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirlerdi (4722 s.K. m. 10/3). Bu, kanunun geriye yürümesi değil, tarafların iradesiyle geriye etki tanınmasıdır.
Evliliğin genel hükümlerine ilişkin düzenlemeler ise içerikleri doğrudan kanunla belirlendiği için önceden kurulmuş evliliklere de uygulanır (4722 s.K. m. 3); eşlerin iradesi bu hükümlerin uygulanmasını engelleyemez.
(P) bakımından ise ortada kazanılmış bir hak yoktur. Nişanlanma evlenme hakkını doğurmaz, yalnız evlenme beklentisi yaratır. Eski dönemde gerçekleşmiş olmakla birlikte henüz hak doğurmamış bu olaya yeni kanun uygulanır (4722 s.K. m. 4) ve engel kapsamına giren taraflar evlenemez. Sonuç, beklenen hakkın korunmadığı kuralının doğrudan uygulanmasıdır.
İki talebin ayrıldığı nokta şudur: mal rejiminde eski dönemde tamamlanmış kısım korunur — 1 Ocak 2002'ye kadar doğmuş haklar eski rejime göre değerlendirilir — ama rejimin geleceği korunmaz; nişanlılıkta ise ortada tamamlanmış hiçbir kısım yoktur, yalnız bir beklenti vardır. Kazanılmış hak ile beklenen hak arasındaki sınır, sınavda tam bu kurgu üzerinden ölçülür.
Bu ayrım, geriye yürümezlik ilkesinin nasıl işlediğini de gösterir: ilke, eski kanun döneminde tamamlanmış olguları korur; henüz tamamlanmamış, süregelen hukukî ilişkilerin ileriye dönük kısmına yeni kanun uygulanır. Mal rejimi süregelen bir ilişkidir ve kanun koyucu bu yüzden ona geçiş hükmü getirmiştir.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2026 HMGS (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2001 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2000 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2007 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2010 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2012 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2017 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2013 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2009 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2012 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 2 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 5
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 6
Cevabı göster
Şık analizi
← Kanun Hükümlerinin Niteliği, YorumKanun Boşluğu ve Hâkimin Takdir Ye →