EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 58 / 60

Taşınmaz Yükü

8 Hâkimlik

Hızlı özet

Taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o taşınmazla sorumlu olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü kılar; hak sahibi olarak bir başka taşınmazın maliki de gösterilebilir (TMK m. 839).

Üç ayırt edici unsuru vardır: borç bir verme veya yapma edimidir — kaçınma veya katlanma değildir; sorumluluk yalnız taşınmazla sınırlıdır ve yükümlünün kişisel malvarlığı sorumlu olmaz; yükümlülük taşınmaza bağlıdır ve malik değişince kendiliğinden yeni malike geçer.

Kurulma ve Kapsam

Taşınmaz yükü, irtifak haklarından bir noktada kesin biçimde ayrılır: irtifakta yükümlünün borcu kaçınma veya katlanmadır, taşınmaz yükünde ise bir verme veya yapma edimidir. Kanun, irtifakta yasakladığı olumlu edimi burada esas almıştır.

Kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır. Tescilde, yükün değeri olarak Türk parası veya yabancı para ile belirlenmiş bir miktar gösterilir; dönemsel edimlerde sicilde gösterilecek miktar, aksi kararlaştırılmadıkça yıllık edimlerin yirmi katıdır (TMK m. 840).

Sorumluluğun niteliği kurumun özünü verir: taşınmaz yükü, alacaklıya yükümlüye karşı hiçbir kişisel alacak hakkı sağlamaz; yalnız alacağını yüklü taşınmazın değerinden elde etme yetkisi verir. Bununla birlikte her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir ve taşınmaz o borcun güvencesi olmaktan çıkar (TMK m. 848).

Yükün taşınmaza bağlılığı da açıktır: taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme gerek olmaksızın yükümlü olur (TMK m. 849/1) — yükümlülük kişiye değil taşınmaza bağlıdır.

Tescil kuralının istisnası kamu hukukundan doğan yüklerdir: aksine hüküm yoksa kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükünün tescili gerekli değildir. Buna karşılık kanunun alacaklıya yalnızca yükün kurulmasını isteme yetkisi tanıdığı hâllerde yük ancak tescille doğar (TMK m. 841). Bir para alacağını güvence altına almak amacıyla kurulan taşınmaz yükünde ise irat senedine ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 842).

Sona Erme ve Yükten Kurtarma

Taşınmaz yükü, tescilin terkini veya yüklü taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer. Feragat, yükten kurtarma ve diğer sebepler ise yüklü taşınmaz malikine hak sahibinden terkini isteme yetkisi verir (TMK m. 843). Ayrım irtifaklardaki düzenle aynıdır: sicil dışı sebepler hakkı doğrudan düşürmez, terkin isteme hakkı doğurur.

Yükten kurtarma, yükün süresiz biçimde taşınmaza yapışmasını önleyen kurumdur ve iki yönlü işler.

Alacaklı, sözleşmeyle yetkili kılınmışsa veya şu üç hâlde kurtarma isteyebilir (TMK m. 844): yüklü taşınmaz, alacaklının haklarını önemli ölçüde tehlikeye düşürecek şekilde bölünmüşse; malik taşınmazın değerini düşürür ve yerine başka güvence göstermezse; malik birbiri ardına üç yılın edimlerini yerine getirmemişse.

Yükümlü de sözleşmeyle yetkili kılınmışsa ya da şu hâllerde isteyebilir (TMK m. 845): alacaklı, yükü kuran sözleşmeye uymuyorsa; ya da satın alınmamak kaydıyla veya otuz yıldan fazla süre için kurulmuş olsa bile yükün kurulmasının üzerinden otuz yıl geçmişse. İkinci hâlde satın alma yetkisini kullanabilmesi, alacaklıya bunu bir yıl önceden bildirmesine bağlıdır. İrtifak, taşınmaz lehine sona erdirilmeyecek biçimde kurulmuşsa yükten kurtarma istenemez.

Kurtarma bedeli, gerçek değerin daha düşük olduğunu ispat hakkı saklı kalmak kaydıyla, yükün değeri olarak tapu kütüğünde gösterilen miktar üzerinden hesaplanır (TMK m. 846).

Zamanaşımında kural ikilidir: taşınmaz yükünün kendisi zamanaşımına tâbi değildir; muaccel olan edimler ise borçlunun kişisel borcu hâline geldiği tarihten başlayarak zamanaşımına tâbi olur (TMK m. 847).

Sınavda Ne Çıkar

  • Taşınmaz yükünde borç verme veya yapmadır; irtifakta kaçınma veya katlanma.
  • Yükümlü yalnız taşınmazla sorumludur; yük alacaklıya kişisel alacak hakkı sağlamaz.
  • Her edim, muacceliyetten üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir ve taşınmaz güvence olmaktan çıkar.
  • Dönemsel edimlerde sicilde yıllık edimin yirmi katı gösterilir.
  • Malik değişirse yeni malik kendiliğinden yükümlü olur.
  • Kamu hukukuna ilişkin yükte tescil kural olarak gerekli değildir.
  • Yükümlü otuz yıl geçtikten sonra bir yıl önceden bildirerek kurtarma isteyebilir; bedel kütükteki miktar üzerindendir.
  • Yükün kendisi zamanaşımına tâbi değildir.

Taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o taşınmazla sorumlu olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek veya yapmakla yükümlü kılar. Hak sahibi olarak bir başka taşınmazın maliki de gösterilebilir (TMK m. 839/1–2). Kurumun üç ayırt edici unsuru vardır:

  • Borç bir verme veya yapma edimidir; kaçınma veya katlanma değildir.
  • Sorumluluk yalnız taşınmazla sınırlıdır; yükümlünün kişisel malvarlığı sorumlu olmaz.
  • Yükümlülük taşınmaza bağlıdır; malik değişince kendiliğinden yeni malike geçer.

A. Taşınmaz Yükünün Kurulması ve Kapsamı

Taşınmaz yükü, irtifak haklarından bir noktada kesin biçimde ayrılır: irtifakta yükümlünün borcu kaçınma veya katlanma iken, taşınmaz yükünde borç bir verme veya yapma edimidir. Kanun, irtifakta yasakladığı olumlu edimi burada esas almıştır.

Kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır. Tescilde, taşınmaz yükünün değeri olarak Türk parası veya yabancı para ile belirlenmiş bir miktar gösterilir; dönemsel edimlerde sicilde gösterilecek miktar, aksi kararlaştırılmadıkça yıllık edimlerin yirmi katıdır (TMK m. 840).

Sorumluluğun niteliği kurumun özünü verir: taşınmaz yükü, alacaklıya yükümlüye karşı hiçbir kişisel alacak hakkı sağlamaz; sadece alacağını yüklü taşınmazın değerinden elde etme yetkisi verir. Bununla birlikte her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir ve taşınmaz bu borcun güvencesi olmaktan çıkar (TMK m. 848).

Yükün taşınmaza bağlılığı da açıktır: taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur (TMK m. 849/1). Yükümlülük kişiye değil, taşınmaza bağlıdır.

Tescil kuralının istisnası kamu hukukundan doğan yüklerdir: aksine hüküm yoksa kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükünün tapu kütüğüne tescili gerekli değildir. Buna karşılık kanunun alacaklıya yalnızca yükün kurulmasını isteme yetkisi tanıdığı hâllerde taşınmaz yükü ancak tescille doğar (TMK m. 841). Bir para alacağını güvence altına almak amacıyla kurulan taşınmaz yükü hakkında ise irat senedine ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 842).

B. Sona Ermesi ve Yükten Kurtarma

Taşınmaz yükü, tescilin terkini veya yüklü taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer. Feragat, yükten kurtarma ve diğer sona erme sebepleri ise yüklü taşınmaz malikine, hak sahibinden terkini isteme yetkisi verir (TMK m. 843). Bu ayrım irtifaklardaki düzenle aynıdır: sicil dışı sebepler hakkı doğrudan düşürmez, terkin isteme hakkı doğurur.

Yükten kurtarma, taşınmaz yükünün süresiz biçimde taşınmaza yapışmasını önleyen kurumdur. Alacaklı, sözleşmeyle yetkili kılınmışsa veya şu üç hâlde malikten taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir (TMK m. 844):

  • Yüklü taşınmaz, alacaklının haklarını önemli ölçüde tehlikeye düşürecek şekilde bölünmüşse
  • Malik, yüklü taşınmazın değerini düşürür ve yerine başka bir güvence göstermezse
  • Malik, birbiri ardına üç yılın edimlerini yerine getirmemişse

Yükümlünün de aynı yetkisi vardır. O da sözleşmeyle yetkili kılınmışsa ya da şu hâllerde kurtarma isteyebilir (TMK m. 845/1):

  • Alacaklı, taşınmaz yükünü kuran sözleşmeye uymuyorsa
  • Satın alınmamak kaydıyla veya otuz yıldan fazla süre için kurulmuş olsa bile yükün kurulmasının üzerinden otuz yıl geçmişse Otuz yıl geçtikten sonra satın alma yetkisini kullanabilmesi, alacaklıya bunu bir yıl önceden bildirmesine bağlıdır. İrtifak taşınmaz lehine sona erdirilmeyen biçimde kurulmuşsa yükten kurtarma istenemez (TMK m. 845).

Kurtarma bedeli, gerçek değerinin daha düşük olduğunu ispat etme hakkı saklı kalmak kaydıyla, taşınmaz yükünün değeri olarak tapu kütüğünde gösterilen miktar üzerinden hesaplanır (TMK m. 846). Zamanaşımı bakımından kural ikilidir: taşınmaz yükünün kendisi zamanaşımına tâbi değildir; muaccel olan edimler ise borçlunun kişisel borcu hâline geldiği tarihten başlayarak zamanaşımına tâbi olur (TMK m. 847).

Örnek olay

(Y), taşınmazı üzerinde komşusu (Z) lehine, her yıl belirli miktarda zeytinyağı verme borcunu içeren bir taşınmaz yükü kurdurmuş ve yük tapuya tescil edilmiştir. (Y) taşınmazı (W)'ye satmıştır; (W), yükü kendisinin üstlenmediğini, sözleşmenin tarafı olmadığını ileri sürmektedir. (Y) döneminde muaccel olan ve dört yıl önce ödenmesi gereken bir edim de hâlâ yerine getirilmemiştir; (Z) bu edimi taşınmazın satış bedelinden almak istemektedir. Ayrıca (W), taşınmazın bir kısmını satarak parselleri bölmüş, kalan kısmın değeri belirgin biçimde düşmüştür.

Değerlendirme: Üç sorun taşınmaz yükünün eşyaya bağlı niteliğiyle çözülür.

Yükün yeni malike geçmesi. Taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur (TMK m. 849/1). (W)'nin sözleşmenin tarafı olmadığı yolundaki itirazı yerinde değildir: yükümlülük kişiye değil, taşınmaza bağlıdır ve mülkiyetle birlikte geçer.

Sorumluluğun kapsamı da bundan çıkar: (W) yükten yalnız taşınmazla sorumludur, kişisel malvarlığıyla değil. Taşınmaz yükü alacaklıya yükümlüye karşı hiçbir kişisel alacak hakkı sağlamaz; yalnız alacağını yüklü taşınmazın değerinden elde etme yetkisi verir (TMK m. 848/1).

Eski edim. Her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir ve taşınmaz bu borcun güvencesi olmaktan çıkar (TMK m. 848/2). Dört yıl önce muaccel olan edim artık taşınmazla güvence altında değildir; (Z) bunu taşınmazın değerinden değil, o tarihte yükümlü olan (Y)'den kişisel alacak olarak isteyebilir. Bu alacak, kişisel borç hâline geldiği tarihten başlayarak zamanaşımına da tâbidir (TMK m. 847/2).

Bölünme ve değer düşmesi. Alacaklı, yüklü taşınmaz haklarını önemli ölçüde tehlikeye düşürecek şekilde bölünmüşse veya malik taşınmazın değerini düşürüp yerine başka güvence göstermezse, malikten taşınmazın yükten kurtarılmasını isteyebilir (TMK m. 844/1–2). Olayda her iki sebep de gerçekleşmiştir; (Z) yükten kurtarmayı isteyebilir. Kurtarma, gerçek değerin daha düşük olduğunu ispat hakkı saklı kalmak üzere, kütükte gösterilen miktar üzerinden yapılır (TMK m. 846).

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 8 soru eşleşti, ilk 8 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2003 KPSS
A, B bankasından %50 faizle 600 milyar liralık kredi alır ve krediyi teminat altına almak üzere, gizlice eline geçirmiş olduğu annesine ait nüfus kâğıdıyla annesinin taşınmazı üzerinde B bankası lehine 900 milyar liralık bir ipotek kurar. Bir süre sonra B Bankası A'dan olan alacağını D bankasına devreder. Olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B bankası adına kurulan ipotek, yan alacakları ancak 900 milyar liralık rehin yükü kapsamında karşılar.
B) B bankası lehine kurulan ipotek geçersiz ise de B bankası, alacağı geçerli olduğu sürece, bu rehin hakkını sicile güven ilkesi gereğince kazanır.
C) B bankası lehine kurulan ipotek geçersizdir, B bankası bu rehin hakkını ancak olağan zamanaşımının şartları gerçekleştiği takdirde kazanır.
D) D bankası alacağı geçerli olarak kazanabilirse de, rehin hakkını kazanamaz.
E) Geçersiz bir rehinle teminat altına alınmış olan alacak söz konusu olduğundan B bankası, bu alacağı D bankasına devredemez.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 2 2012 ADLİ YARGI
Hak sahibine, tek taraflı irade açıklaması ile bir taşınmazın alıcısı olabilme yetkisini veren yenilik doğurucu hakkı kuran işleme ne ad verilir?
A) Önalım sözleşmesi
B) Taşınmaz satış vaadi
C) Alım sözleşmesi
D) Taşınmaz satış sözleşmesi
E) Geri alım sözleşmesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 3 KPSS / ADLİ YARGI
A, gayrimümeyyiz B'nin, Ü'den ödünç aldığı 200 milyon TL'yi temin etmek için taşınmazı üzerinde Ü lehine bir ipotek kurmuştur. Bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Bir kimse bir başkasının borcu için taşınmazını ipotek edemeyeceğinden böyle bir ipotek her durumda geçersizdir.
B) Ü, iyiniyetli ise ipotek hakkı korunur.
C) Ü'nün alacağını temin eden ipotek hakkı ancak bu alacağın iyiniyetli bir başkasına temlik edilmesi durumunda korunur.
D) Geçersiz bir alacağı temin eden ipotek iyiniyetle de olsa iktisap edilemez.
E) B'nin kanuni temsilcisinin icazeti ile ipotek geçerli olur.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 KPSS / ADLİ YARGI
Aşağıdakilerden hangisi teferruatın (eklentinin) özelliklerinden biri [değildir]?
A) Kullanılış bakımından asıl şeye bağlı olmakla beraber asıl şeyden kolayca ayrılabilmesi
B) Asıl şeyin işletilmesine veya korunmasına yardım etme işlevini taşıyor olması
C) Ancak asıl şeyle birlikte mülkiyeti nakleden bir tasarrufa konu olabilmesi
D) Asıl şeyden ayrı olarak rehnedilebilmesi
E) Aksi belirtilmedikçe asıl şeye ilişkin tasarrufların kapsamına girmesi
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 5 2008 ZİRAAT BANKASI
A taşınmazı üzerinde B taşınmazı lehine bir geçit irtifakı kurulmuştur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Geçit irtifakı eşyaya bağlı bir borçtur.
B) Geçit irtifakı eşyaya bağlı bir ayni hak olarak kurulmuştur.
C) Geçit irtifakında kişi lehine tanınan bir taşınmaz yükü söz konusudur.
D) Geçit irtifakının sağladığı yararın kaybolması halinde, irtifak hakkı kendiliğinden geçersiz hale gelir.
E) Geçit irtifakının geçerli olması için tapu kütüğüne şerh edilmiş olması gerekir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 6 2007 ADLİ YARGI (KASIM)
A, üzerinde bir otomotiv fabrikası bulunan taşınmazını kendisine yatırım kredisi veren B lehine ipotek edecektir. B, fabrikada araçları yüklemek için kullanılan vincin de ipoteğin kapsamına sokulmasını istemektedir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Vinç, ancak tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterildiği takdirde eklenti sayılır ve rehnin kapsamına girer.
B) İpoteğin vinci de kapsayabilmesi için rehin sözleşmesinde tarafların bu konuda anlaşmış olmaları şart değildir.
C) Vinç bağımsız eşya olduğundan, ancak teslime bağlı rehin kurallarına göre rehnedilebilir.
D) Vinç, tapu kütüğünün düşünceler sütununa yazılmışsa aksi kararlaştırılsa dahi rehnin kapsamına girer.
E) Vinç, ipoteğin kapsamına girse dahi taşınmazdan ayrı olarak haczedilebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2012 ADLİ YARGI
Taşınmaz yükü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Taşınmaz yükü; yüklü taşınmazın malikini herhangi bir yapma, verme veya yapmama yükümlülüğü altına sokan, eşyaya bağlı bir borçtur.
B) Taşınmaz yükü; yüklü taşınmazın malikini herhangi bir yapma, verme veya yapmama yükümlülüğü altına sokan ve yüklü taşınmaz ile teminat altına alınmış olan eşyaya bağlı bir borçtur.
C) Taşınmaz yükü; yüklü taşınmazın malikini herhangi bir yapma veya verme borcu altına sokan, eşyaya bağlı bir borç olduğu için sınırlı ayni haklar arasında yer alır.
D) Taşınmaz yükü; yüklü taşınmaz malikini salt bir yapmama yükümlülüğü altına sokan ve yüklü taşınmaz ile teminat altına alınmış olan bir eşyaya bağlı borç olmakla birlikte, bu hakkın sınırlı ayni haklar arasında yer almasının sebebi, söz konusu borcun yüklü taşınmaz ile teminat altına alınmasıdır.
E) Taşınmaz yükü; yüklü taşınmazın malikini herhangi bir verme veya yapma yükümlülüğü altına sokan eşyaya bağlı bir borç olmakla birlikte, bu hakkın sınırlı ayni haklar arasında yer almasının sebebi, söz konusu borcun yüklü taşınmaz ile teminat altına alınmasıdır.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 8 2018 KPSS
I.Oturma hakkıII.Taşınmaz yüküIII.Mülkiyet hakkı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre,yukarıdakilerden hangileri sınırlı ayni hak niteliği taşır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 2 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 384
Taşınmaz yükü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Taşınmaz yükü alacaklıya yükümlüye karşı kişisel alacak hakkı sağlar.
B) Yükümlünün borcu bir verme veya yapma edimi niteliğindedir.
C) Malik değişirse yeni malik kendiliğinden yükün yükümlüsü olur.
D) Her edim muacceliyetten üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir.
E) Dönemsel edimlerde sicilde yıllık edimin yirmi katı gösterilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: A. Taşınmaz yükünün özü, sorumluluğun yalnız taşınmazla sınırlı olmasıdır. Kanun bunu açıkça söyler: taşınmaz yükü, alacaklıya yükümlüye karşı hiçbir kişisel alacak hakkı sağlamaz; yalnızca alacağını yüklü taşınmazın değerinden elde etme yetkisi verir. Bu yüzden "kişisel alacak hakkı sağlar" diyen ifade yanlıştır. Diğer seçenekler kurumun temel çizgilerini doğru verir. Borç, irtifaktan farklı olarak olumlu bir edimdir: bir şey vermek veya yapmak. Yükümlülük taşınmaza bağlı olduğundan malik değişince yeni malik başka bir işleme gerek kalmadan yükümlü olur. Tescilde dönemsel edimler için gösterilecek miktar, aksi kararlaştırılmadıkça yıllık edimlerin yirmi katıdır. Son olarak her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir ve taşınmaz o edim bakımından güvence olmaktan çıkar.

Şık analizi

B) Doğru ifade — taşınmaz yükünde edim verme veya yapmadır; irtifaktan ayrıldığı nokta budur.
C) Doğru ifade — yükümlülük kişiye değil taşınmaza bağlıdır, mülkiyetle birlikte geçer.
D) Doğru ifade — üç yıl geçince edim kişisel borca dönüşür ve taşınmaz güvence olmaktan çıkar.
E) Doğru ifade — dönemsel edimlerde sicildeki miktar yıllık edimin yirmi katıdır.
Soru 385
(Y), taşınmazı üzerinde (Z) lehine her yıl belirli miktarda ürün verme borcunu içeren bir taşınmaz yükü kurdurmuş ve yük tapuya tescil edilmiştir. Taşınmazı devralan (W), sözleşmenin tarafı olmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca dört yıl önce muaccel olan bir edim hâlâ yerine getirilmemiştir. Buna göre bu uyuşmazlıkla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) (W) yükten hem taşınmazla hem kişisel malvarlığıyla sorumlu tutulur.
B) (W) kendiliğinden yükümlü olur; eski edim ise kişisel borca dönüşmüştür.
C) Yükün yeni malike geçmesi için ayrıca devir sözleşmesi yapılması gerekir.
D) Dört yıl önceki edim hâlâ taşınmazın değerinden karşılanabilir durumdadır.
E) Taşınmaz yükü tapu kütüğüne tescil edilmeden de geçerli biçimde doğar.
Cevabı göster
Cevap: B. Olayda iki ayrı kural işler. Yükün geçişi: taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü olur. Yükümlülük kişiye değil taşınmaza bağlıdır; (W)'nin sözleşmenin tarafı olmadığı yolundaki itirazı bu sebeple sonuç doğurmaz ve ayrıca bir devir sözleşmesi aranmaz. Sorumluluğun kapsamı yine de sınırlıdır: (W) yalnız taşınmazla sorumludur, kişisel malvarlığıyla değil. Eski edim: her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel borç hâline gelir ve taşınmaz o edimin güvencesi olmaktan çıkar. Dört yıl önce muaccel olan edim artık taşınmazın değerinden karşılanamaz; alacaklı bunu, o tarihte yükümlü olan kişiden kişisel alacak olarak isteyebilir ve bu alacak zamanaşımına da tâbidir.

Şık analizi

A) Taşınmaz yükünde sorumluluk yalnız taşınmazla sınırlıdır; kişisel malvarlığı sorumlu olmaz.
C) Yük mülkiyetle birlikte kendiliğinden geçer; ayrı bir devir sözleşmesi gerekmez.
D) Üç yıl geçince edim kişisel borca dönüştüğünden taşınmaz artık güvence oluşturmaz.
E) Taşınmaz yükü kural olarak tescille doğar; tescilsiz doğma kamu hukuku yüklerine özgüdür.

← İrtifak HaklarıTaşınmaz Rehni →