EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 45 / 60

Mirasın Kazanılması ve Reddi

4 Hâkimlik 3 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Miras, mirasçının bilgisi ve iradesi dışında geçer; tereke borca batıksa ağır bir yük doğar. Kanun dengeyi ret ile kurar: kabul beyanı aranmaz, mirasçıya süre içinde reddetme imkânı tanınır.

Kendiliğinden Kazanma

Mirasçılar mirası, mirasbırakanın ölümü ile bir bütün olarak ve kanun gereğince kazanır (TMK m. 599/1). Kapsam geniştir: ayni haklar, alacaklar, diğer malvarlığı hakları ve taşınır–taşınmazdaki zilyetlik doğrudan geçer; mirasçı borçlardan kişisel olarak sorumlu olur.

Mülkiyet tescile veya teslime gerek olmaksızın kazanılır — taşınmazda mülkiyet tescilden önce geçer, tapu yalnız durumu gösterir; mirasçı alacakları doğrudan ister, zilyetliğin korunması davalarını açabilir. Buna karşılık kişisel malvarlığıyla da sorumlu olur — ret kurumunun gerekliliği buradan doğar.

Atanmış mirasçı da mirası ölümle kazanır; yasal mirasçılar payı ona zilyetlik hükümleri uyarınca teslim eder (TMK m. 599/3). Vasiyet alacaklısı ise yalnız kişisel bir istem hakkı kazanır; alacak, aksi anlaşılmıyorsa yükümlünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur (TMK m. 600).

Mirasçılık belgesi sulh mahkemesince veya noterlikçe verilir; atanmış mirasçı ve vasiyet alacaklısında tasarrufa bildirimden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe belge sulh mahkemesince verilir (TMK m. 598/2). Belge açıklayıcıdır — geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.

Gerçek Ret

Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir; ret tek taraflı ve varması gereken bir irade açıklamasıdır.

Süre üç aydır (TMK m. 606). Başlangıç konuma göre değişir: yasal mirasçılarda, daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarih; atanmış mirasçılarda tasarrufun resmen bildirildiği tarih. Terekenin yazımında süre, yazımın sona erdiğinin bildirilmesiyle başlar.

Ret hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı değildir: reddetmeden ölen mirasçının hakkı kendi mirasçılarına geçer (TMK m. 608/1); hak yasal temsilci eliyle de kullanılabilir, vesayette denetim makamının da izni gerekir. Ret sonucu miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse, süre önceki reddi öğrendikleri tarihten işler.

Şekil: ret, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla ve kayıtsız şartsız yapılır; hâkim beyanı tutanakla tespit eder ve beyan özel kütüğe yazılır (TMK m. 609). Kısmî veya şarta bağlı beyan ile noterde, tapuda ya da diğer mirasçılara yapılan beyan ret sonucu doğurmaz.

Süre hak düşürücüdür; ancak önemli sebeplerle sulh hâkimi süreyi uzatabilir veya yeni süre tanıyabilir (TMK m. 615). Süre her mirasçı için ayrı işler.

Hükmen Ret

Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Gerçek retten üç noktada ayrılır: beyan aranmaz, süreye bağlı değildir ve durum tespit davasıyla ortaya konur.

Ölçüt ölüm anıdır: sonradan çıkan borçlar hükmen reddi doğurmaz. "Açıkça belli olma" ile "resmen tespit" ayrı ihtimallerdir; ikincisinde aciz belgesi veya iflâs kararı vardır, birincisinde belge olmasa da durum herkesçe açıktır. Tereke işlemlerine karışarak mirası benimseyen hükmen retten yararlanamaz.

Ret Hakkının Düşmesi

Yasal süre içinde reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur (TMK m. 610/1). Süre dolmadan da hak düşebilir: tereke işlemlerine karışan, olağan yönetimi aşan ya da mirasbırakanın işleri için gerekli olanın dışında işler yapan, tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı reddedemez.

Buna karşılık olağan yönetim işlemleri, mirasbırakanın işleri için gerekli işlemler ve zamanaşımını kesmek için dava ile cebrî icra takibi ret hakkını düşürmez (TMK m. 610/3). Ayrım, işlemin terekeyi koruma amacı taşıyıp taşımadığına göredir.

Reddin Sonuçları

Yasal mirasçılardan biri reddederse payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer (TMK m. 611/1). Atanmış mirasçının reddettiği pay, mirasbırakanın arzusu başka türlü anlaşılmadıkça en yakın yasal mirasçılara kalır (TMK m. 611/2).

En yakın yasal mirasçıların tamamı reddederse miras sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir; arta kalan değerler reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (TMK m. 612). Altsoyun tamamı reddederse payları sağ kalan eşe geçer (TMK m. 613). İki hüküm karıştırılmamalıdır: TMK m. 612'nin "tamamı" ölçütüne sağ kalan eş de dâhildir — eş reddetmemişse tasfiye yapılmaz.

Mirasçılar, reddederken sonra gelen mirasçılara mirası kabul edip etmeyeceklerinin tasfiyeden önce sorulmasını isteyebilir; onlar bir ay içinde kabul etmezse reddetmiş sayılır (TMK m. 614).

Vasiyetin reddi ayrı bir kurumdur: redden, aksi anlaşılmadıkça vasiyet yükümlüsü yararlanır (TMK m. 616). Sebep halefiyet farkıdır: mirasın reddi külli halef sıfatının reddidir, pay başka mirasçılara geçer; vasiyetin reddi bir alacak hakkından vazgeçmedir, borçluyu kurtarır.

Ret geriye etkilidir: reddeden hiç mirasçı olmamış sayılır, tereke borçlarından sorumlu olmaz; kişisel borçları etkilenmez.

Alacaklıların korunması iki hükümlüdür. Reddin iptali (TMK m. 617): malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla reddederse, alacaklılar veya iflâs idaresi ret tarihinden başlayarak altı ay içinde iptal davası açabilir; iptalde miras resmen tasfiye edilir. Geri verme sorumluluğu (TMK m. 618): ödemeden âciz mirasbırakanın mirasını reddedenler, ölümden önceki beş yıl içinde aldıkları ve iadeyle yükümlü oldukları değer ölçüsünde sorumludur; eğitim giderleri ile âdet üzere çeyiz hariçtir, iyiniyetliler yalnız zenginleşmeleri ölçüsünde sorumludur.

Sınavda Ne Çıkar

  • Mirasçı zilyetliği de doğrudan kazanır; taşınmazda mülkiyet tescilden önce geçer.
  • Vasiyet alacaklısı yalnız kişisel istem hakkı kazanır.
  • Mirasçılık belgesi açıklayıcıdır; geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
  • Ret süresi üç ay; yasal mirasçıda ölümü öğrenme, atanmışta bildirim tarihinden işler.
  • Hükmen rette beyan ve süre aranmaz; ölçüt ölüm anıdır.
  • Zamanaşımını kesmek için dava ve icra takibi ret hakkını düşürmez.
  • Altsoyun tamamı reddederse pay sağ kalan eşe geçer; TMK m. 612'deki "tamamı" eşi de kapsar.

Miras, mirasçının bilgisi ve iradesi dışında geçer. Bu geçiş, tereke borca batıksa mirasçı için ağır bir yük doğurur. Kanun dengeyi, ret kurumuyla kurar: kabul beyanı aranmaz, ancak mirasçıya belirli bir süre içinde reddetme imkânı tanınır.

A. Mirasın Kendiliğinden Kazanılması

Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanır (TMK m. 599/1). Bu kural, külli halefiyetin ve kendiliğinden kazanmanın birlikte ifadesidir.

Kazanmanın kapsamı geniştir: mirasçılar mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanır ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olur (TMK m. 599/2).

Atanmış mirasçılar da mirası mirasbırakanın ölümüyle kazanır. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdür (TMK m. 599/3).

Vasiyet alacaklısının durumu farklıdır. Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur (TMK m. 600/1–2).

Kendiliğinden kazanmanın pratik sonuçları şunlardır:

  • Mirasçı, tereke mallarının mülkiyetini tescile veya teslime gerek olmaksızın kazanır.
  • Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescilden önce gerçekleşir; tapu kaydı yalnız durumu gösterir.
  • Mirasçı, terekedeki alacakları doğrudan talep edebilir.
  • Zilyetlik de doğrudan geçtiğinden mirasçı, zilyetliğin korunmasına ilişkin davaları açabilir.
  • Buna karşılık mirasçı, borçlardan kişisel malvarlığıyla da sorumlu hâle gelir.

Son madde, ret kurumunun neden gerekli olduğunu gösterir: kazanma otomatik olduğuna göre, mirasçının kendini borçtan kurtarma imkânı da kanunla sağlanmalıdır.

B. Mirasçılık Belgesi

Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir (TMK m. 598/1).

Atanmış mirasçı ve vasiyet alacaklısı bakımından ayrı bir usul vardır: mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa, mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye sulh mahkemesince belge verilir (TMK m. 598/2).

Belgenin hukukî niteliği önemlidir: mirasçılık belgesi kurucu değil, açıklayıcıdır. Mirasçılık sıfatını doğurmaz, mevcut sıfatı belgeler. Bu sebeple mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir (TMK m. 598/3).

C. Gerçek Ret

Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir (TMK m. 605/1). Ret, tek taraflı ve varması gereken bir irade açıklamasıdır.

1. Süre, Şekil ve Yetkili Merci

Miras, üç ay içinde reddolunabilir (TMK m. 606/1). Sürenin başlangıcı mirasçının konumuna göre değişir (TMK m. 606/2):

  • Yasal mirasçılar için, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarih
  • Vasiyetname ile atanmış mirasçılar için, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarih

Koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde süre, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından bildirilmesiyle başlar (TMK m. 607).

Ret hakkı mirasçıya sıkı sıkıya bağlı değildir: mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar; ancak bu süre, kendi mirasbırakanlarından geçen mirasın reddi için tanınan süre dolmadıkça sona ermez (TMK m. 608/1–2).

Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse, bunlar için süre, önceki mirasçıların reddettiğini öğrendikleri tarihten işler (TMK m. 608/3).

Şekil bakımından kural açıktır: mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır ve kayıtsız şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi beyanı bir tutanakla tespit eder; süresi içinde yapılmış ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden isterse kendisine bir belge verilir (TMK m. 609).

Reddin kayıtsız ve şartsız olması şartı, kurumun niteliğinden doğar. Ret, terekenin bütünü hakkında verilen bir karardır; mirasçı terekenin bir kısmını kabul edip bir kısmını reddedemez, ret beyanını bir koşula bağlayamaz. Kısmî veya şarta bağlı beyan ret olarak sonuç doğurmaz.

Ret beyanının sulh mahkemesine yapılması da bir geçerlilik şartıdır. Noterde, tapu idaresinde ya da diğer mirasçılara yapılan beyan ret hükmü doğurmaz. Beyanın sözlü olabilmesi ise mirasçıya kolaylık sağlar; hâkim beyanı tutanakla tespit eder ve tutanak kütüğe işlenir.

Ret hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı değildir. Bunun iki sonucu vardır: hak mirasçının kendi mirasçılarına geçer (TMK m. 608/1) ve mirasçı adına yasal temsilcisi tarafından da kullanılabilir. Vesayet altındaki kişi bakımından ise izin rejimi ağırdır: mirasın reddi, vesayet makamının izninden sonra ayrıca denetim makamının da izni gereken işlemlerdendir (TMK m. 463 b.5).

Ret süresinin niteliği hak düşürücüdür; durmaz ve kesilmez. Buna karşılık kanun açık bir esneklik tanımıştır: önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir (TMK m. 615). Uzatma, mirasçının terekenin durumunu inceleyip karar verebilmesini sağlar; bu amaçla mirasçı, koruma önlemi olarak terekenin yazımını da isteyebilir. Yazım yapılırsa süre, yazımın sona erdiğinin bildirilmesiyle yeniden işlemeye başlar.

Sürenin mirasçıdan mirasçıya farklı işleyebilmesi de not edilmelidir. Aynı terekede bir mirasçı için süre ölümü öğrenme tarihinden, bir başkası için tasarrufun bildirilmesinden, üçüncüsü için önceki mirasçıların reddini öğrenmesinden işler. Bu sebeple "üç aylık süre doldu" değerlendirmesi her mirasçı için ayrı yapılır.

D. Hükmen Ret

Kanun, bazı hâllerde ret beyanını aramaz. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2).

Bu hükmen rettir ve gerçek retten üç noktada ayrılır:

  • Beyan aranmaz; ret kendiliğinden gerçekleşmiş sayılır.
  • Süreye bağlı değildir; üç aylık süre işlemez.
  • Mirasçının durumu bir tespit davası ile ortaya konabilir; dava süreye bağlı olmaksızın açılır.

Hükmen reddin dayandığı düşünce şudur: terekenin borca batık olduğu zaten belli ise, mirasçıdan ayrıca beyanda bulunmasını beklemek gereksiz bir şekilciliktir. Buna karşılık mirasçı, tereke işlemlerine karışarak mirası benimsemiş sayılabilir; bu durumda hükmen retten yararlanamaz.

Hükmen ret ile gerçek ret arasındaki fark, ispat düzleminde de görülür. Gerçek rette mirasçının beyanı ve kütük kaydı ortadadır; hükmen rette ise terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğunun ortaya konması gerekir. Ölçüt ölüm anıdır: sonradan ortaya çıkan borçlar ya da sonradan değer kaybeden mallar hükmen reddi doğurmaz.

"Açıkça belli olma" ile "resmen tespit edilmiş olma" iki ayrı ihtimaldir. İkincisinde aciz belgesi, iflâs kararı ya da benzeri bir resmî tespit vardır; birincisinde ise böyle bir belge bulunmasa da terekenin durumu herkesçe anlaşılabilir biçimde açıktır. Her iki hâlde de mirasçının ayrıca beyanda bulunması aranmaz.

Uygulamada mirasçılar, hükmen reddin tespiti için dava açar. Bu dava, mirasçı sıfatının bulunmadığının değil, mirasın reddedilmiş sayıldığının tespitine yöneliktir ve süreye bağlı değildir.

E. Ret Hakkının Düşmesi

Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur (TMK m. 610/1).

Süre dolmadan da ret hakkı düşebilir. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez (TMK m. 610/2).

Kanun bir sınır çizmiştir: zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz (TMK m. 610/3). Terekeyi korumaya yönelik zorunlu işlemler benimseme sayılmaz.

Ret hakkının düşmesine yol açan davranışlar iki grupta toplanır:

  • Benimseme niteliğindeki işlemler — terekenin olağan yönetimini aşan tasarruflar, terekeden mal edinme, malları gizleme
  • Süre geçmesi — üç aylık sürenin ret beyanı yapılmaksızın dolması

Buna karşılık aşağıdaki işlemler ret hakkını düşürmez:

  • Terekenin olağan yönetimi niteliğindeki işlemler
  • Mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli işlemler
  • Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması

Ayrım, işlemin terekeyi koruma amacı taşıyıp taşımadığına bakılarak yapılır. Koruyucu işlemler benimseme sayılmaz; terekeyi tüketen ya da mirasçının kendi menfaatine yönelen işlemler benimseme sayılır.

F. Reddin Sonuçları ve Alacaklıların Korunması

Reddin sonucu, reddedenin kim olduğuna göre değişir.

Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer (TMK m. 611/1). Atanmış mirasçının reddettiği pay ise, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır (TMK m. 611/2).

En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir; tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (TMK m. 612).

Özel bir kural, sağ kalan eşi korur: altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payı sağ kalan eşe geçer (TMK m. 613).

Mirasçılar, mirası reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilir. Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılır ve miras iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler önce gelen mirasçılara verilir (TMK m. 614).

Sürenin uzatılması da mümkündür: önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir (TMK m. 615). Hüküm, terekenin durumunun kısa sürede anlaşılamadığı hâllerde mirasçıyı korur; miras yurt dışında ya da dağınık bir malvarlığından oluşuyorsa bu yola sık başvurulur.

Vasiyetin reddi ayrı bir kurumdur ve mirasın reddiyle karıştırılmamalıdır. Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi hâlinde, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça bu redden vasiyet yükümlüsü yararlanır (TMK m. 616). Yükümlünün borcu düşer; reddedilen değer, mirasçılara ayrıca dağıtılan bir pay hâline gelmez.

Ayrımın sebebi halefiyet farkıdır. Mirasın reddi, külli halef sıfatının reddidir ve reddedilen pay başka mirasçılara geçer; vasiyetin reddi ise bir alacak hakkından vazgeçmedir ve borçluyu borcundan kurtarır.

Alacaklıların korunması iki hükümle sağlanır. Birincisi, reddin iptalidir: malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilir. Reddin iptaline karar verilirse miras resmen tasfiye edilir (TMK m. 617).

İkincisi, geri verme sorumluluğudur: ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olur. Olağan eğitim ve öğrenim giderleri ile âdet üzere verilen çeyiz bu sorumluluğun dışındadır; iyiniyetli mirasçılar ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olur (TMK m. 618).

ÖlçütGerçek retHükmen ret
BeyanSulh mahkemesine sözlü veya yazılıAranmaz
SüreÜç aySüreye bağlı değil
ŞartKayıtsız şartsız olmalı
DayanakMirasçının iradesiTerekenin açıkça borca batık olması
TespitKütüğe yazım ve belgeTespit davası

Reddin sonuçlarını bir arada görmek yararlıdır:

  • Reddeden mirasçı sıfatını kaybeder ve tereke borçlarından sorumlu olmaz.
  • Payı, sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer (TMK m. 611/1).
  • Ret geriye etkilidir: mirasçı hiç mirasçı olmamış sayılır.
  • Ret kayıtsız şartsızdır; kısmî ret sonuç doğurmaz.
  • Ret, mirasçının kişisel borçlarını etkilemez.

Bu sonuçlar, retten sonra terekenin kime geçeceğini de belirler. Zincirleme ret hâlinde miras, sonraki hak sahiplerine sırayla önerilir; en yakın mirasçıların tamamı reddederse tasfiye yoluna gidilir.

Örnek olay

(H) ölmüştür; ölüm tarihinde borçları malvarlığını açıkça aşmaktadır ve bu durum resmen tespit edilmiştir. Mirasçısı (K), ölümden dört ay sonra sulh mahkemesine başvurarak mirası reddetmek istemiş, mahkeme sürenin geçtiğini belirtmiştir. Bu arada (K), ölümden hemen sonra (H)'nin bir kiracısından kira bedelini tahsil etmiş ve (H)'nin bir aboneliğini iptal etmiştir. Ayrıca (K), (H)'nin ölümünden üç yıl önce ondan önemli bir taşınmaz almıştır. Alacaklılar (K)'ye başvurmaktadır.

Değerlendirme: Üç ayrı sorun vardır.

Sürenin geçmesi. Gerçek ret üç ay içinde yapılır (TMK m. 606/1) ve bu süre geçmiştir. Ancak olayda gerçek rette gerek yoktur: ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi resmen tespit edilmiş olduğuna göre miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Hükmen ret beyana ve süreye bağlı değildir; (K) bu durumun tespitini her zaman isteyebilir.

Tereke işlemlerine karışma. Ret hakkını düşüren davranışlar kanunda gösterilmiştir: terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işler yapmak, tereke mallarını gizlemek veya kendisine maletmek (TMK m. 610/2).

Kira bedelinin tahsili ve aboneliğin iptali, terekenin olağan yönetimi kapsamında sayılabilecek işlemlerdir; terekeyi tüketmez, aksine korur. Bu işlemler tek başına benimseme oluşturmaz. Buna karşılık (K) tereke mallarını kendisine maletmiş olsaydı, hükmen retten yararlanma imkânı da tartışmalı hâle gelirdi.

Alacaklıların talebi. Hükmen ret, (K)'yi her sorumluluktan kurtarmaz. Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumludur (TMK m. 618/1).

(K), ölümden üç yıl önce önemli bir taşınmaz almıştır; bu kazandırma beş yıllık dönem içindedir ve paylaşmada denkleştirmeye tâbi nitelikteyse (K) o değer ölçüsünde alacaklılara karşı sorumlu olur. (K) iyiniyetliyse, sorumluluğu geri verme zamanındaki zenginleşmesi ile sınırlıdır (TMK m. 618/3).

Sonuç: (K) mirası reddetmiş sayılır, ancak aldığı kazandırma ölçüsünde alacaklılara karşı sorumluluğu sürer.

İkinci örnek olay

(L) ölmüştür. Geriye eşi (M) ile üç çocuğu kalmıştır. Terekenin borca batık olduğu anlaşılınca çocukların üçü de süresinde mirası reddetmiştir. (M) ret beyanında bulunmamıştır. Çocuklardan biri, reddin kendi altsoyu için de sonuç doğuracağını düşünmektedir. Alacaklılar ise mirasın tasfiye edilmesini istemektedir. Ayrı bir sorun olarak, çocuklardan birinin kendi alacaklıları, bu ret beyanının alacaklarını karşılıksız bıraktığını ileri sürmektedir.

Değerlendirme: Dört ayrı sonuç doğar.

Altsoya etkisi. Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer (TMK m. 611/1). Kural bu hâliyle okununca reddedenin altsoyunun mirasçı olacağı sonucuna varılır ve altsoyun kurtulması için ayrıca reddetmesi gerekir; onlar için süre, önceki mirasçıların reddettiğini öğrendikleri tarihten işler (TMK m. 608/3).

Ne var ki olayda altsoyun tamamı reddetmiştir ve bu hâl için kanun özel bir hüküm koymuştur: bunların payı doğrudan sağ kalan eşe geçer (TMK m. 613). Özel hüküm genel hükmü bertaraf ettiğine göre torunlar mirasçı olmaz ve ayrıca ret beyanında bulunmalarına da gerek kalmaz. Çocuklardan birinin "reddim altsoyumu da kapsar mı" endişesi bu sebeple konusuzdur.

Ayrım şudur: tek bir mirasçı reddederse payı kendi altsoyuna geçer (TMK m. 611/1); altsoyun tamamı reddederse pay altsoyun altsoyuna değil, doğrudan eşe geçer (TMK m. 613).

Eşin durumu. Altsoyun tamamı mirası reddettiğinde kanun özel bir çözüm getirmiştir: bunların payı sağ kalan eşe geçer (TMK m. 613). Bu kural, altsoyun altsoyuna geçişi bertaraf eder ve mirası doğrudan eşe yöneltir. (M) mirası istemiyorsa kendisinin de reddetmesi gerekir.

Tasfiye — ve neden burada uygulanmadığı. Kanun, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edileceğini söyler (TMK m. 612/1). Buradaki ölçüt "tamamı"dır ve olayda gerçekleşmemiştir: sağ kalan eş (M) de en yakın yasal mirasçılardandır ve ret beyanında bulunmamıştır.

Bu sebeple TMK m. 612 devreye girmez. Uygulanacak hüküm TMK m. 613'tür: altsoyun tamamı reddettiğine göre payları sağ kalan eşe geçer ve (M) tereke borçlarından sorumlu tek mirasçı hâline gelir. Alacaklılar taleplerini ona yöneltir. (M) de mirası reddederse ancak o zaman en yakın mirasçıların tamamı reddetmiş olur ve tasfiye gündeme gelir.

Mirasçılar ayrıca, tasfiyeden önce kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını isteyebilir; bu kişiler bir ay içinde kabul etmezlerse reddetmiş sayılır (TMK m. 614).

Kişisel alacaklıların itirazı. Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilir (TMK m. 617/1).

Ancak olayda tereke borca batıktır; reddin alacaklılara zarar verdiğinden söz edilebilmesi için terekenin mirasçıya bir değer getirecek nitelikte olması gerekir. Borca batık bir terekenin reddi, alacaklıların durumunu kötüleştirmediğinden iptal talebi sonuç doğurmaz.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 7 soru eşleşti, ilk 7 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS (NİSAN)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre mirasın reddi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir.
B) Mirasın reddi kural olarak sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanda bulunarak yapılır.
C) Tereke mallarını gizleyen mirasçı, mirası reddedemez.
D) Miras, diğer mirasçıların da mirası reddetmesi şartıyla reddedilebilir.
E) Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 2 2025 HMGS (EYLÜL)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi yasal veya atanmış mirasçıların, yasal süresi içinde mirası ret haklarının düşmesinin sebeplerinden biri değildir?
A) Mirasçı olarak mirastan lehine kazandırma sağlamak maksadıyla tereke işlemlerine karışmak
B) Terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işler yapmak
C) Tereke mallarını gizlemek
D) Mirasın reddi için hak düşümü süresinin dolmasına engel olmak maksadıyla dava açmak ve icra takibi yapmak
E) Tereke mallarını kendine mal etmek
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 3 2026 HMGS (NİSAN)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre evlenmenin butlanı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Mutlak butlanla sakat bir evlilik, baştan itibaren kendiliğinden geçersizdir.
B) Nispi butlan hâlinde evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.
C) Evliliğin nispi butlanı, kamu düzenine ilişkin olduğundan herkes tarafından ileri sürülebilir.
D) Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan bir evliliğin, kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle butlanına her zaman karar verilebilir.
E) Butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ancak anne ve babanın iyi niyetli olmaları hâlinde evlilik içinde doğmuş sayılır.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 4 2023 KPSS
M; vefat ettiğinde geride annesi A, oğlu B, kızı C ve C'nin oğlu D kalıyor. B ve C, mirası reddediyor. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre M'nin mirasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Sulh hukuk mahkemesi tarafından iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
B) İcra dairesi tarafından resen iflas takibine başlanır.
C) Mirasın tamamı D'ye kalır, onun da reddetmesi hâlinde A'ya geçer.
D) Mirasın tamamı A'ya kalır, onun da reddetmesi hâlinde Devlet'e geçer.
E) Mirasın tamamı doğrudan Devlet'e geçer.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 2000 ADLİ HAKİMLİK
Veraset belgesi nasıl alınır?
A) Mirasçıların tamamının asliye hukuku mahkemesine başvurması yoluyla
B) Mirasçıların çoğunluğunun sulh hukuk mahkemesine dilekçeyle başvurması yoluyla
C) Bir mirasçının sulh hukuk mahkemesine dilekçeyle başvurması yoluyla
D) Bir mirasçının asliye hukuk mahkemesinde diğer mirasçılara karşı açacağı dava yoluyla
E) Bir mirasçının ilgili nüfus müdürlüğüne yapacağı yazılı başvuru ile
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2008 KPSS
Mirasın reddiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mirası ret beyan yazılı veya sözlü olarak miras bırakanın son yerleşim yeri sulh mahkemesine yapılır.
B) Mirasbırakanın en yakın mirasçılarından tümü mirası reddettiği takdirde miras, bu kişiler miras bırakandan önce olmuş olsalardı kimler mirasçı olacak idiyse o kişilere geçer.
C) Mirası ret 3 aylık bir hak düşürücü süreye tabi olup, yasal mirasçılar için bu süre miras bırakanın ölümünü ve kendisinin mirasçılığını öğrendiği tarihten itibaren başlar.
D) Malvarlığının aktifi, borçlarını karşılamaya yetmeyen bir mirasçı, sırf kendi alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddetse, mirası reddeden mirasçının alacaklıları kendilerine yeteri derecede güvence verilmediği takdirde mirasçının mirası reddettiği tarihten itibaren 6 ay içinde reddi iptal ettirebilirler.
E) Önemli sebeplerin varlığı halinde hâkim, mirası ret süresini uzatabilir veya mirasçılara yeni bir süre tanıyabilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 7 2011 KPSS
Mirasın reddi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Hem yasal hem atanmış mirasçılar mirası reddedebilir.
B) Yasal mirasçıların mirası reddinde süre, mirasbırakanın ölümünü öğrendiği andan itibaren 3 aydır.
C) Vasiyet yolu ile atanan mirasçılarda mirası ret süresi, mirasbırakanın bu tasarrufunun kendisine bildirilmesinden itibaren 3 aydır.
D) Mirası reddeden mirasçı, miras bırakandan önce ölmüş kabul edilir ve miras dışı kalır.
E) Mirası reddeden mirasçının alt soyu bakımından da artık kök içinde halefiyet ilkesi işlemez, onlar da miras dışı kalır.
Cevabı göster
Cevap: E.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 7 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 295
Miras, mirasçı olduğunu öğrenen yasal mirasçı tarafından kaç ay içinde reddolunabilir?
A) Bir ay
B) İki ay
C) Üç ay
D) Altı ay
E) On iki ay
Cevabı göster
Cevap: C. Miras üç ay içinde reddolunabilir. Sürenin başlangıcı mirasçının konumuna göre değişir: yasal mirasçılar için, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarih; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için ise mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarih esas alınır. Koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde süre, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından bildirilmesiyle başlar. Süre hak düşürücüdür, durmaz ve kesilmez; ancak önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi süreyi uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir.

Şık analizi

A) Bir ay, ret sonrasında sonra gelen mirasçılara tanınan kabul süresidir; genel ret süresi değildir.
B) İki aylık bir süre bu konuda öngörülmemiştir.
D) Altı ay, reddin iptali davasının süresidir; mirasın reddi için tanınan süre bu değildir.
E) On iki ay kanunda yer almaz; süre terekenin belirsizliğini uzatmayacak biçimde kısa tutulmuştur.
Soru 296
Mirasın kendiliğinden kazanılması bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mirasçılar mirası ölüm ile bir bütün olarak kanun gereğince kazanır.
B) Taşınmaz mülkiyeti, tapuya tescilden önce kendiliğinden kazanılmaktadır.
C) Mirasçılar mirasbırakanın zilyetliklerini de doğrudan doğruya kazanır.
D) Mirasçılar tereke borçlarından yalnız tereke ile sorumlu tutulmaktadır.
E) Atanmış mirasçılar da mirası mirasbırakanın ölümüyle kazanmaktadır.
Cevabı göster
Cevap: D. Mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanır. Kazanmanın kapsamı geniştir: mirasçılar ayni hakları, alacakları, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetlikleri doğrudan doğruya kazanır. Taşınmaz mülkiyeti tescilden önce geçer ve tapu kaydı yalnız durumu gösterir. Atanmış mirasçılar da mirası ölümle kazanır; yasal mirasçılar onlara düşen mirası zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdür. Sorumluluk bakımından ise mirasçılar mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumludur; sorumluluk terekenin değeriyle sınırlı değildir. Ret kurumunun gerekli olmasının sebebi tam olarak budur.

Şık analizi

A) Doğru ifade — miras ölümle, bir bütün olarak ve kanun gereğince kazanılır.
B) Doğru ifade — taşınmaz mülkiyeti tescilden önce geçer; tapu kaydı açıklayıcıdır.
C) Doğru ifade — zilyetlik de doğrudan geçer ve mirasçı zilyetliği koruyan davaları açabilir.
E) Doğru ifade — atanmış mirasçılar da mirası mirasbırakanın ölümüyle kazanır.
Soru 297
Mirasçılık belgesi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Belge açıklayıcıdır; mirasçılık sıfatını doğurmayıp yalnız belgelemektedir.
B) Belge kurucudur; mirasçılık sıfatı ancak belgeyle doğmuş olmaktadır.
C) Belgenin geçersizliği yalnız belirli bir süre içinde ileri sürülebilmektedir.
D) Atanmış mirasçıya belge, itiraz süresi beklenmeksizin hemen verilmektedir.
E) Yasal mirasçılara belge yalnız noterlikçe verilebilmekte, mahkemece verilememektedir.
Cevabı göster
Cevap: A. Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir; iki merci de yetkilidir. Atanmış mirasçı ve vasiyet alacaklısı bakımından ayrı bir usul vardır: mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa, mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye sulh mahkemesince belge verilir. Belgenin hukukî niteliği ise açıklayıcıdır: mirasçılık sıfatını doğurmaz, mevcut sıfatı belgeler. Bu sebeple mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.

Şık analizi

B) Belge kurucu değildir; mirasçılık sıfatı ölümle kendiliğinden doğar.
C) Belgenin geçersizliği süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.
D) Atanmış mirasçıya belge, bir aylık itiraz süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde verilir.
E) Yasal mirasçılara belge sulh mahkemesince de noterlikçe de verilebilir.
Soru 298
Hükmen ret ile gerçek reddin karşılaştırılmasıyla ilgiliI.Hükmen rette ayrıca bir ret beyanı aranmamaktadır.II.Hükmen ret üç aylık süreye bağlı değildir.III.Hükmen rette ölçüt, terekenin ölüm tarihindeki durumudur.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: E. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. Bu hükmen rettir ve gerçek retten üç noktada ayrılır: beyan aranmaz ve ret kendiliğinden gerçekleşmiş sayılır, süreye bağlı değildir ve üç aylık süre işlemez, mirasçının durumu süreye bağlı olmaksızın açılacak bir tespit davasıyla ortaya konabilir. Ölçüt ölüm anıdır; sonradan ortaya çıkan borçlar ya da sonradan değer kaybeden mallar hükmen reddi doğurmaz. Dayandığı düşünce şudur: terekenin borca batık olduğu zaten belliyse mirasçıdan ayrıca beyanda bulunmasını beklemek gereksiz bir şekilciliktir. Buna göre üç ifade de doğrudur.

Şık analizi

A) I doğrudur, ancak II ve III de doğrudur. Hükmen ret süreye bağlı değildir.
B) III doğrudur, ancak I ve II de doğrudur. Beyan aranmaması hükmen reddin temel özelliğidir.
C) I ve II doğrudur, ancak III de doğrudur. Ölçüt terekenin ölüm tarihindeki durumudur.
D) II ve III doğrudur, ancak I de doğrudur. Ret kendiliğinden gerçekleşmiş sayılır.
Soru 299
Bir mirasçı, ret süresi dolmadan terekedeki bazı malları kendisine maletmiş, ayrıca zamanaşımının dolmasını önlemek için tereke alacağı hakkında dava açmıştır. Daha sonra mirası reddetmek istemektedir. Buna göre hangi sonuca varılır?
A) İki işlem de benimseme sayılır; mirasçı artık mirası reddedemez.
B) Malları kendine maletmek ret hakkını düşürür; dava açmak düşürmez.
C) Zamanaşımını önlemek için dava açmak da ret hakkını düşürmektedir.
D) İki işlem de terekeyi koruma amaçlıdır; ret hakkı etkilenmemektedir.
E) Ret hakkı yalnız üç aylık sürenin dolmasıyla düşebilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: B. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı mirası reddedemez. Buna karşılık kanun açık bir sınır çizmiştir: zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz. Ayrım, işlemin terekeyi koruma amacı taşıyıp taşımadığına bakılarak yapılır; koruyucu işlemler benimseme sayılmaz, terekeyi tüketen ya da mirasçının kendi menfaatine yönelen işlemler benimseme sayılır.

Şık analizi

A) Zamanaşımını önlemek için dava açmak kanunda açıkça ret hakkını düşürmeyen işlemler arasındadır.
C) Kanun bu işlemi ret hakkını ortadan kaldırmayan hâller arasında saymıştır.
D) Malları kendine maletmek koruyucu bir işlem değildir; benimseme sayılır.
E) Ret hakkı süre dolmadan da benimseme niteliğindeki işlemlerle düşebilir.
Soru 300
Reddin sonuçları bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Yasal mirasçının reddettiği pay, sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer.
B) Altsoyun tamamının reddi hâlinde payları sağ kalan eşe geçmektedir.
C) En yakın yasal mirasçıların tamamınca reddedilen miras resmen tasfiye edilir.
D) Atanmış mirasçının reddettiği pay her hâlde Devlete kalmaktadır.
E) Tasfiye sonunda arta kalan değerler hak sahiplerine verilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: D. Reddin sonucu, reddedenin kim olduğuna göre değişir. Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Atanmış mirasçının reddettiği pay ise Devlete değil, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça en yakın yasal mirasçılarına kalır. En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Özel bir kural sağ kalan eşi korur: altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde bunların payı sağ kalan eşe geçer.

Şık analizi

A) Doğru ifade — reddeden yasal mirasçı, miras açıldığı anda sağ değilmiş gibi kabul edilir.
B) Doğru ifade — altsoyun tamamının reddi hâlinde pay sağ kalan eşe geçer.
C) Doğru ifade — en yakın yasal mirasçıların tamamınca reddedilen miras iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.
E) Doğru ifade — tasfiye sonunda artan değer, reddetmemiş gibi hak sahiplerine verilir.
Soru 301
Malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddetmiştir. Alacaklılara yeterli güvence de verilmemiştir. Buna göre alacaklıların başvurabileceği yol bakımından hangi sonuca varılır?
A) Alacaklılar ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptalini isteyebilir.
B) Ret tek taraflı bir beyandır; alacaklıların başvurabileceği bir yol bulunmaz.
C) Alacaklılar yalnız mirasçının kişisel malvarlığına başvurabilmektedir.
D) Reddin iptali istenemez; yalnız tereke alacaklıları dava açma hakkına sahiptir.
E) Reddin iptaline karar verilirse mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.
Cevabı göster
Cevap: A. Kanun alacaklıları iki hükümle korumuştur. Birincisi reddin iptalidir: malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilir. Reddin iptaline karar verilirse miras resmen tasfiye edilir; mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olmaz. İkincisi geri verme sorumluluğudur: ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı ölümünden önceki beş yıl içinde aldıkları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olur.

Şık analizi

B) Kanun alacaklılara reddin iptali davasını açıkça tanımıştır; ret denetimsiz değildir.
C) Alacaklıların yolu kişisel malvarlığıyla sınırlı değildir; reddin iptali istenebilir.
D) Reddin iptalini mirasçının kendi alacaklıları veya iflâs idaresi isteyebilir.
E) İptal kararı mirası mirasçıya kazandırmaz; miras resmen tasfiye edilir.

← Ölüme Bağlı Tasarrufların İptaliKoruma Önlemleri, Resmî Defter ve →