EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 27 / 60

Mal Rejimleri

26 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Mal rejimi, evlilik boyunca eşlerin malvarlıkları arasındaki ilişkiyi ve sona ermede paylaşımı düzenler. Sınavda ölçülen çekirdek dar: edinilmiş mal – kişisel mal ayrımı; aritmetik nitelendirmeden sonra anlam kazanır.

Rejim Seçimi

Edinilmiş mallara katılma yasal rejimdir (TMK m. 202); sözleşme yoksa kendiliğinden işler. Eşler yalnız kanundaki rejimlerden seçer: mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı; yenisi yaratılamaz.

Sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir (TMK m. 203), ayırt etme gücü ister; küçük veya kısıtlı yasal temsilcisinin rızasını alır. Şekil: noterde düzenleme veya onaylama ya da evlenme başvurusunda yazılı bildirim; adi yazılı yetmez. Sözleşme ileriye etkilidir; önceki döneme eski rejim uygulanır. "Evliliğin başından itibaren geçerlidir" kaydı doğmuş alacağı silmez; açık feragat sonucu değiştirir.

Rejim içinde esneklik var: malın niteliği (TMK m. 221), artık değere katılma oranı (m. 237/1), değer artış payı (m. 227/3), konut hakkı (m. 240/1). Sınır ortak olmayan çocukların saklı payıdır (TMK m. 237/2). Rejimin varlığını kaldıran kayıt geçersiz, oranını değiştiren geçerlidir.

Olağanüstü rejim. Hâkim haklı sebeple, istem üzerine mal ayrılığına karar verir (TMK m. 206). Mal ortaklığında eşin iflâsı rejimi kendiliğinden çevirir (TMK m. 209); hacizde alacaklının istemi ve hâkim kararı aranır (m. 210).

Edinilmiş Mal — Kişisel Mal

Edinilmiş mal, rejim süresince karşılığı verilerek elde edilen değerdir (TMK m. 219): çalışmanın karşılığı, sosyal güvenlik ve yardım sandığı ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatı, kişisel malların gelirleri ve yerine geçenler.

Kişisel mal (TMK m. 220): yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya; rejimin başında eşe ait olan ya da sonradan miras veya karşılıksız kazanma ile gelenler; manevî tazminat alacakları; yerine geçenler.

Ölçüt karşılık verilip verilmediğidir, edinme zamanı değil. "Evlilik sırasında edinildi, öyleyse edinilmiştir" yanlıştır: miras kalan taşınmaz, piyango ikramiyesi ve bağış kişisel maldır. Ters tuzak: evlenmeden önce alınmış dükkânın kirası edinilmiştir.

Çalışma gücü kaybı tazminatı edinilmiş, manevî tazminat kişisel maldır. Toptan ödemede, irat bağlansaydı rejim sonrası döneme düşecek kısmın peşin değeri kişisel sayılır (TMK m. 228/2). Yerine geçen değer niteliği değiştirmez: mirasla kalan arsa satılıp daire alınırsa daire de kişiseldir.

İki karine (TMK m. 222): aidiyeti ispat edilemeyen mal paylı mülkiyette sayılır; bir eşin bütün malları aksi ispatlanana kadar edinilmiş sayılır — ispat yükü kişisel mal iddiasındadır. Envanter (TMK m. 216) panzehirdir: resmî senetle ve malların getirilmesinden bir yıl içinde yapılırsa doğru sayılır.

Rejim malvarlıklarını birleştirmez: her eş kendi malını yönetir, borcundan bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m. 223–224). Tasarruf serbestisinin istisnası üçtür: aile konutu (TMK m. 194/1), paylı mülkiyetteki pay (m. 223/2), hâkim kararıyla sınırlama (m. 199).

Tasfiye

Rejim ölüm veya başka bir rejimin kabulüyle sona erer; mahkeme kararında dava tarihinden geçerlidir (TMK m. 225) — dava sonrası edinilen mallar tasfiyeye girmez.

Sıra: mallar geri alınır (TMK m. 226) → değer artış payı (m. 227) → kütleler ayrılır (m. 228) → eklenecek değerler (m. 229) → denkleştirme (m. 230) → artık değer (m. 231) → her eş diğerinin artık değerinin yarısını alır (m. 236).

Eklenecek değerlerde iki süre karışmamalıdır: rıza dışı karşılıksız kazandırmalarda son bir yıl (TMK m. 229/1), alacağı azaltma kastıyla yapılan devirlerde süre yoktur (m. 229/2). Eklenen değer geri alınmaz, hesaba katılır. Borçlu eşin malvarlığı yetmezse alacaklı eş üçüncü kişiye dava açabilir: öğrenmeden bir yıl, rejimin sona ermesinden beş yıl (TMK m. 241).

Artık değer negatifse sıfır sayılır (TMK m. 231/2); borç diğer eşe geçmez. Katılma alacağı ayni hak değil kişisel alacaktır. Kusur tasfiyeyi yalnız zina ve hayata kastta etkiler (TMK m. 236/2).

Değer artış payı katkı ister, katılma alacağı istemez. Değerlendirme anı ikili: mevcut mallarda tasfiye anı, eklenecek değerlerde devir tarihi (TMK m. 235). Sağ kalan eş konutta intifa veya oturma hakkı, haklı sebeple mülkiyet isteyebilir; ev eşyasında mülkiyet istenir (TMK m. 240).

Diğer Rejimler

Mal ayrılığı (TMK m. 242–243): her eş kendi malında yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkını korur; tasfiye yoktur.

Paylaşmalı mal ayrılığı (TMK m. 244–255): mal ayrılığı gibi işler, ama aileye özgülenen mallar sona ermede eşit paylaşılır (m. 250/1); manevî tazminat, miras ve karşılıksız kazandırmalar kapsam dışıdır. Payı azaltma kastıyla karşılıksız elden çıkarmada yaptırım denkleştirme bedelidir; son bir yıldakilerde kast varsayılır (TMK m. 251). Zina veya hayata kastta pay azaltılabilir (TMK m. 252).

Mal ortaklığı (TMK m. 256–281): evlilik süresince ortak malvarlığı doğurur; eşler bölünmemiş bütün olarak hak sahibidir, payı üzerinde tek başına tasarruf edemez (TMK m. 257). Sorumluluk ikilidir: ortaklık borçlarında kişisel mallar ve ortaklık mallarıyla (TMK m. 268), diğerlerinde kişisel mallar ve ortaklık mallarının yarı değeriyle (m. 269/1). Sona ermede kural yarı yarıya paylaşmadır; ölümde farklı oran sözleşmeyle kararlaştırılabilir, sınır altsoyun saklı payıdır (TMK m. 276); boşanma ve iptalde farklı paylaşma ancak sözleşmede açıkça öngörülmüşse geçerlidir (m. 277).

Dört rejimi ayıran ölçüt ortak malvarlığının doğup doğmadığıdır: ilk üçünde doğmaz — katılma alacağı bile alacaktır; yalnız mal ortaklığında evlilik sürerken doğar.

Sınavda Ne Çıkar

  • Miras ve her karşılıksız kazanma kişisel maldır; kişisel malın geliri edinilmiştir.
  • Katılma alacağı = diğer eşin artık değerinin yarısı; negatif değer sıfır sayılır.
  • Eklenecek değerlerde 1 yıl / süre yok; üçüncü kişiye dava 1 yıl / 5 yıl.
  • Tasarruf serbestisinin istisnası üçtür.
  • Mal ortaklığı iflâsta kendiliğinden, hacizde hâkim kararıyla mal ayrılığına döner.

Mal rejimi, evlilik süresince eşlerin malvarlıkları arasındaki ilişkiyi ve evlilik sona erdiğinde bu malvarlıklarının nasıl paylaşılacağını düzenler. Konu hacimlidir ancak sınavda ölçülen çekirdeği dardır: edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi.

Konunun mimarisi üç sorudan oluşur ve her soru ayrı bir maddeler grubuna karşılık gelir. Hangi rejim uygulanır?TMK m. 202–212. Kim neyin maliki olur?TMK m. 218–224. Sona erdiğinde ne paylaşılır?TMK m. 225–241. Sınav sorularının büyük çoğunluğu ikinci ve üçüncü soruda, özellikle edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımında yoğunlaşır.

Bu ayrım tek başına çalışılması gereken bir konudur. Ölçülen şey neredeyse hiçbir zaman tasfiye aritmetiği değildir; verilen bir malın hangi kütleye girdiğidir. Aritmetik ancak o nitelendirme doğru yapıldıktan sonra anlam kazanır.

A. Rejim Seçimi ve Sözleşme

Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır (TMK m. 202). Bu, yasal mal rejimidir; eşler bir sözleşme yapmadıkça kendiliğinden uygulanır.

Eşler dilerse mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejim seçebilir. Ancak seçim serbestliği sınırlıdır: taraflar ancak kanunda yazılı rejimler arasından seçim yapabilir (TMK m. 203). Yasal rejimin yanında üç seçimlik rejim vardır: mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı.

Sözleşmenin koşulları:

  • Zaman: evlenmeden önce veya sonra yapılabilir (TMK m. 203)
  • Ehliyet: ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar yapabilir (TMK m. 204)
  • Şekil: noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ayrıca taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi rejimi seçtiklerini yazılı olarak bildirebilirler (TMK m. 205)

Dört rejimin kısa tanıtımı. Edinilmiş mallara katılma yasal rejimdir: malvarlıkları evlilik süresince ayrı kalır, sona ermede artık değerin yarısı üzerinden bir alacak doğar. Mal ayrılığı en yalın olanıdır; malvarlıkları ayrıdır ve sona ermede tasfiye gerektirmez. Paylaşmalı mal ayrılığı kural olarak mal ayrılığı gibi işler, ama aileye özgülenen mallar sona ermede paylaştırılır. Mal ortaklığı ise diğer üçünden ayrılır: evlilik süresince gerçek bir ortak malvarlığı doğar.

Bu dördü arasındaki asıl ayrım, ortak malvarlığının ne zaman doğduğudur. İlk üç rejimde hiç doğmaz — katılma alacağı bile bir alacaktır, ortaklık payı değil. Yalnız mal ortaklığında eşler evlilik süresince elbirliğiyle hak sahibidir.

B. Olağanüstü Mal Rejimi

Belirli hâllerde mevcut rejim mal ayrılığına dönüşür:

  • Haklı sebeple, istem üzerine (TMK m. 206): hâkim, eşlerden birinin istemiyle rejimin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir
  • İflâsta, kendiliğinden (TMK m. 209): mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birinin iflâsına karar verilirse ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına döner
  • Hacizde, istem üzerine (TMK m. 210): mal ortaklığındaki eşe karşı icra takibi yapan alacaklı haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir

Alacaklı tatmin edilirse hâkim, istem üzerine mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir (TMK m. 211).

Sözleşmenin sınırları. Eşler kanunda sayılan dört rejim dışında bir rejim yaratamaz — sınırlı sayı ilkesi burada da işler. Buna karşılık seçtikleri rejimin içinde kanunun tanıdığı esneklikler vardır ve bunlar tek bir maddeden ibaret değildir:

  • Malın niteliği — bir mesleğin icrası veya işletme faaliyeti sebebiyle doğan ve normalde edinilmiş sayılacak değerlerin kişisel mal sayılacağı kararlaştırılabilir; kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağı da öngörülebilir (TMK m. 221).
  • Artık değere katılma oranı — artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir (TMK m. 237/1).
  • Değer artış payı — eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir (TMK m. 227/3).
  • Sağ kalan eşin konut hakkı — mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır (TMK m. 240/1).

Bu esnekliklerin ortak sınırı saklı paydır: artık değere katılmaya ilişkin anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez (TMK m. 237/2). Sınır, eşlerin birbirine karşı özgürlüğünde değil, üçüncü kişilerin — özellikle önceki evlilikten olan çocukların — korunmasındadır.

Bu esneklikler dışında rejimin iç düzeni emredicidir. Örneğin katılma alacağının hiç doğmayacağı yolundaki bir kayıt, rejimin özünü ortadan kaldırdığı için geçerli sayılmaz. Buna karşılık oranın değiştirilmesi — "artık değer üçte bir oranında paylaşılacak" gibi — TMK m. 237/1 kapsamında mümkündür ve yalnız ortak olmayan çocukların saklı payını zedelediği ölçüde etkisiz kalır. Sınavda ölçülen ayrım tam buradadır: rejimin varlığını kaldıran kayıt geçersiz, oranını değiştiren kayıt kural olarak geçerlidir.

Sözleşmenin zamanı ve etkisi. Sözleşme evlenmeden önce veya sonra yapılabilir (TMK m. 203); sonradan yapılırsa ileriye etkilidir. Sözleşmeden önceki döneme eski rejim uygulanır ve rejim değiştiren eşlerin, değişiklik anında eski rejimi tasfiye etmesi gerekir.

Bunun sonucu şudur: eşler sözleşmeye "evliliğin başından itibaren geçerlidir" kaydı koyarak eski dönemi geçmişe dönük olarak silemez. O dönemde doğmuş katılma alacağı doğmuş bir haktır; ondan ancak açık ve iradî bir feragat beyanıyla vazgeçilebilir ve böyle bir feragat, sözleşmedeki genel bir tarih kaydından çıkarılamaz.

Küçük veya kısıtlı, mal rejimi sözleşmesi yapmak için yasal temsilcisinin rızasını almak zorundadır (TMK m. 204/2).

C. Edinilmiş Mallara Katılma — Mülkiyet

Rejimin bütün mimarisi iki kütle üzerine oturur (TMK m. 218): bir yanda edinilmiş mallar, öbür yanda her eşin kişisel malları.

Edinilmiş mal, her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir (TMK m. 219/1). Belirleyici ölçüt budur: bir karşılık verilerek elde edilmişse edinilmiş maldır.

Kanun beş örnek sayar (TMK m. 219/2) — sayım örnekleyicidir, sınırlı değildir:

  1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler
  2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının, personele yardım amacıyla kurulan sandıkların yaptığı ödemeler
  3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  4. Kişisel mallarının gelirleri
  5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler

Dördüncü bent en sık karıştırılan noktadır: kişisel malın kendisi tasfiye dışıdır, ama geliri edinilmiş maldır. Mirasla kalan bir dairenin kirası tasfiyeye girer; dairenin kendisi girmez. Üçüncü bent de ayrım gerektirir — çalışma gücü kaybı tazminatı edinilmiş mal iken, manevî tazminat kişisel maldır (TMK m. 220/3).

Kişisel mallar kanunda dört bent hâlinde sayılmıştır (TMK m. 220):

  1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya
  2. Rejimin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği değerler
  3. Manevî tazminat alacakları
  4. Kişisel mallar yerine geçen değerler

Bu sayım kanunidir. Eşler ayrıca sözleşmeyle, bir mesleğin icrası veya işletme faaliyeti sebebiyle doğan ve normalde edinilmiş sayılacak değerlerin kişisel mal sayılacağını kararlaştırabilir (TMK m. 221).

Nitelendirmenin altın kuralı. Sınavda bu konudan çıkan soruların neredeyse tamamı tek bir soruyu sorar: verilen mal edinilmiş mi kişisel mi? Cevabı veren ölçüt karşılık verilip verilmediğidir, malın ne zaman elde edildiği değil.

Bu yüzden sık kurulan tuzak şudur: "evlilik sırasında edinildiğine göre edinilmiş maldır" akıl yürütmesi yanlıştır. Evlilik sırasında miras kalan bir taşınmaz, piyango ikramiyesi, bağış yoluyla gelen bir değer — hepsi karşılıksız kazanma olduğu için kişisel maldır.

Ters yönlü tuzak da vardır: "evlenmeden önce alınmıştı" denilerek kişisel mal sayılan bir değerin geliri edinilmiş maldır. Evlenmeden önce alınmış bir dükkânın kirası tasfiyeye girer; dükkânın kendisi girmez.

Üç sınır durumu ayrıca dikkat ister:

  • Tazminatlar. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminat edinilmiştir (TMK m. 219/2-3); manevî tazminat kişiseldir (TMK m. 220/3). İkisi aynı kazadan doğmuş olsa bile ayrı kütlelere girer.
  • Sosyal güvenlik ödemeleri. Kurum ödemeleri ve personel yardım sandığı ödemeleri edinilmiştir (TMK m. 219/2-2). Ancak toptan ödemelerde kanun bir düzeltme yapar: sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılan toptan ödeme ya da iş gücü kaybı sebebiyle ödenen tazminat, bunun yerine ömür boyu irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki döneme düşecek iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne ise, tasfiyede o miktar kişisel mal olarak hesaba katılır (TMK m. 228/2). Yani ödemenin rejim süresine düşen kısmı edinilmiş, geleceğe düşen kısmı kişisel maldır.
  • Yerine geçen değerler. Bir malın satılıp yerine başka bir mal alınması niteliği değiştirmez: kişisel malın yerine geçen kişisel, edinilmiş malın yerine geçen edinilmiştir (TMK m. 219/2-5, TMK m. 220/4). Mirasla kalan arsa satılıp daire alınırsa, daire de kişisel maldır.

İspat ve iki karine (TMK m. 222). Kural, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia edenin iddiasını ispatla yükümlü olmasıdır. Kanun bunun üzerine iki karine kurar:

  • Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar, onların paylı mülkiyetinde sayılır
  • Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir

İkinci karine tasfiyenin yönünü belirler: bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamak zorundadır. İspat edemezse mal tasfiyeye girer. Envanter (TMK m. 216) tam da bu yüzden önemlidir — eşlerden her biri diğerinden mallarının resmî senetle envanterinin yapılmasını isteyebilir ve envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa aksi ispatlanmadıkça doğru kabul edilir.

Her eş kendi mallarını yönetir, bunlardan yararlanır ve tasarrufta bulunur (TMK m. 223); kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m. 224). Yani rejim, evlilik süresince malvarlıklarını birleştirmez — etkisini yalnız tasfiyede gösterir.

Genel hükümler bu tabloyu üç noktada tamamlar:

  • Alacaklıların korunması (TMK m. 213): rejimin kurulması, değiştirilmesi veya tasfiyesi, alacaklıların haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışına çıkaramaz. Kendisine böyle mal geçen eş kişisel olarak sorumludur; ancak malların borcu ödemeye yetmediğini ispatlarsa o ölçüde kurtulur.
  • Malların diğer eş tarafından yönetimi (TMK m. 215): bir eş mallarının yönetimini açık veya örtülü olarak diğerine bırakmışsa, aksi kararlaştırılmadıkça vekâlet hükümleri uygulanır.
  • Eşler arasındaki borçlar (TMK m. 217): rejim, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını engellemez. Ancak ödeme, borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek güçlüğe sokacaksa süre istenebilir; hâkim gerekirse güvence göstermeyi şart koşar.

Rejimin evlilik süresince etkisizliği. Edinilmiş mallara katılma, adına rağmen evlilik süresince ortak bir malvarlığı yaratmaz. Her eş kendi malının maliki olarak kalır, onu tek başına yönetir ve üzerinde tasarruf eder (TMK m. 223/1).

Tasarruf serbestisinin istisnaları ise birden fazladır:

  • Aile konutu — eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz (TMK m. 194/1).
  • Paylı mülkiyetteki pay — aksine anlaşma olmadıkça eşlerden biri, diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz (TMK m. 223/2).
  • Hâkim kararıyla sınırlama — birliğin korunması gerekiyorsa hâkim, eşlerden birinin belirli malvarlığı değerleri üzerinde tasarrufunu rızaya bağlayabilir (TMK m. 199).

Yani "tek istisna aile konutudur" demek eksiktir; kanun tasarruf serbestisini üç ayrı yerden sınırlar.

Bu, mal ortaklığından temel farktır. Orada evlilik süresince gerçek bir ortak malvarlığı doğar ve eşler tek başına tasarruf edemez (TMK m. 257).

Sorumluluk da ayrıdır: her eş kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m. 224). Bir eşin alacaklısı diğer eşin malına başvuramaz. Katılma alacağı ancak rejim sona erdiğinde, bir alacak hakkı olarak doğar; evlilik süresince mevcut bir hak değildir.

Bu nitelik pratikte önemlidir: katılma alacağı bir ayni hak değil kişisel alacaktır. Alacaklı eş, diğer eşin belirli bir malı üzerinde mülkiyet iddia edemez; ancak para veya ayın olarak ödeme ister (TMK m. 239).

Envanterin işlevi. Eşlerden her biri, diğerinden mallarının resmî senetle envanterinin yapılmasını her zaman isteyebilir (TMK m. 216). Envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmışsa aksi ispatlanmadıkça doğru kabul edilir.

Bu, TMK m. 222/3'teki karinenin panzehiridir. Karine, bir eşin bütün mallarını aksi ispatlanana kadar edinilmiş mal sayar; yani kişisel mal iddiasında bulunan taraf ispat yükü altındadır. Envanter yapılmışsa bu yük büyük ölçüde kalkar. Evlenirken getirilen malların envanteri, yıllar sonra yapılacak tasfiyede en güçlü delildir.

Bir yıllık süre kaçırılırsa envanter yine yapılabilir, ama doğruluk karinesinden yararlanamaz; sıradan bir delil hâline gelir.

D. Tasfiye

Sona erme anı (TMK m. 225): rejim, eşlerden birinin ölümü veya başka bir rejimin kabulüyle sona erer. Mahkeme kararıyla sona erme hâllerinde ise rejim dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer — bu tarih, hangi malların tasfiyeye gireceğini belirlediği için kritiktir.

Tasfiye adım adım şöyle işler:

Sıra şudur: her eş önce diğerinde bulunan mallarını geri alır (TMK m. 226); varsa değer artış payı hesaplanır (TMK m. 227); kişisel mallar ile edinilmiş mallar ayrılır (TMK m. 228); eklenecek değerler edinilmiş mallara eklenir (TMK m. 229); iki kütle arasında denkleştirme yapılır (TMK m. 230); kalan artık değerdir (TMK m. 231); ve her eş diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur (TMK m. 236).

Değer artış payı (TMK m. 227): eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiyede o malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkı doğar.

Eklenecek değerler (TMK m. 229) — bu iki kalem, katılma alacağını azaltma girişimlerine karşı konulmuştur:

  • Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar
  • Rejim süresince, diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler

Denkleştirme (TMK m. 230): bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçları edinilmiş mallarından, ya da edinilmiş mallarına ilişkin borçları kişisel mallarından ödenmişse, tasfiyede denkleştirme istenebilir.

Mantığı şudur: rejim iki ayrı kütle öngörür, ama günlük hayatta ödemeler birbirine karışır. Bir eş kişisel malı olan arsasının vergisini maaşından (edinilmiş mal) ödemişse, edinilmiş mal kütlesi kişisel mal kütlesi lehine zayıflamıştır. Denkleştirme bu kaymayı geri çevirir. Kanun ayrıca değer artışının da hesaba katılacağını öngörür — denkleştirme yalnız ödenen tutarla sınırlı değildir.

Artık değer (TMK m. 231): her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır; eklenen ve denkleştirmeden gelen miktarlar da dahildir. Artık değer negatif çıkarsa sıfır sayılır — bir eşin borcu diğerine geçmez.

Katılma alacağı (TMK m. 236): her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Alacaklar takas edilir.

Kanun bir de kusur istisnası getirmiştir: zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK m. 236/2). Bu, tasfiyede kusurun rol oynadığı tek yerdir — diğer boşanma sebeplerinde kusur tasfiyeyi etkilemez.

Değerlendirme ölçütü ve anı (TMK m. 232, 235): tasfiyede malların sürüm değerleri esas alınır. Rejimin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır; hesaba eklenecek olanların değeri ise malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır. İki farklı an olması bilinçlidir: mevcut mallarda değer artışı paylaşılır, elden çıkarılmış mallarda ise devir anındaki değer korunur.

Yetki (TMK m. 214): tasfiye davalarında yetkili mahkeme, rejim ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri; boşanma, iptal veya hâkim kararıyla mal ayrılığında o davada yetkili olan mahkeme; diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesidir.

Ödeme (TMK m. 239): katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir; aynî ödemede sürüm değeri esas alınır. Derhâl ödeme borçlu eş için ciddî güçlük doğuracaksa erteleme istenebilir.

Sağ kalan eşin konut ve ev eşyası üzerindeki hakkı (TMK m. 240): Eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eş, eski yaşantısını sürdürebilmesi için, birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Aynı istem ev eşyası için de mülkiyet hakkı olarak ileri sürülebilir.

Haklı sebepler varsa, sağ kalan eşin veya ölenin diğer yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Bu düzenleme miras hukukundaki seçimlik haklarla (TMK m. 652) birlikte okunmalıdır — ikisi farklı maddelerdir ama aynı hayat menfaatini korur.

Üçüncü kişilere karşı dava (TMK m. 241): borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamazsa, alacaklı eş veya mirasçıları, hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden isteyebilir. Dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden bir yıl ve her hâlde rejimin sona ermesinden beş yıl geçmekle düşer.

Tasfiyenin mantığı. Yedi adım karmaşık görünür ama tek bir soruya hizmet eder: her eşin artık değeri ne kadar? Artık değer bulunduktan sonra paylaşım basittir — herkes diğerinin artık değerinin yarısını alır ve alacaklar takas edilir.

Adımların işlevi şöyle özetlenebilir: önce mallar ayrıştırılır (1–3), sonra kütleler arası kaymalar düzeltilir (4–5), ardından sonuç hesaplanır (6–7). İlk grup nitelendirme, ikinci grup denkleştirme, üçüncü grup paylaşım aşamasıdır.

Sona erme anının önemi. Rejimin ne zaman sona erdiği, hangi malların tasfiyeye gireceğini belirler. Kanun üç hâl öngörür (TMK m. 225):

  • Ölüm — ölüm anında sona erer
  • Başka bir rejimin kabulü — sözleşme tarihinde sona erer
  • Mahkeme kararıyla (boşanma, iptal, olağanüstü rejim) — dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer

Üçüncü hâl kritiktir: karar tarihinden değil dava tarihinden geriye etkilidir. Dava açıldıktan sonra edinilen mallar tasfiyeye girmez. Bu kural, uzun süren boşanma davalarında eşlerin mal edinmesini tasfiye dışında tutar.

Değer artış payı ile katılma alacağının farkı. İkisi de tasfiyede doğan alacaklardır ama kaynakları ayrıdır:

  • Değer artış payı (TMK m. 227), bir eşin diğerinin malına yaptığı karşılıksız katkıdan doğar. Katkı oranında ve o malda ortaya çıkan değer artışı üzerinden hesaplanır. Mal değer kaybetmişse katkı, katkı anındaki değeriyle istenir.
  • Katılma alacağı (TMK m. 236), hiçbir katkı gerektirmez; rejimin kendisinden doğar. Eş hiç katkıda bulunmamış olsa da diğerinin artık değerinin yarısına hak kazanır.

Bir olayda ikisi birlikte istenebilir: katkı yapan eş hem değer artış payını hem katılma alacağını talep eder.

Artık değerin negatif çıkması. Bir eşin edinilmiş malları borçlarını karşılamıyorsa artık değer sıfır sayılır (TMK m. 231/2). Borç diğer eşe geçmez; katılma alacağı doğmaz ama negatif bir yükümlülük de doğmaz. Bu, katılma alacağının bir ortaklık payı değil alacak olmasının doğal sonucudur.

Zamanaşımı. Katılma alacağı ve değer artış payı için kanunda özel bir süre yoktur; genel zamanaşımı kuralları uygulanır. Buna karşılık üçüncü kişilere karşı açılacak dava için özel süre öngörülmüştür: öğrenmeden bir yıl, her hâlde rejimin sona ermesinden beş yıl (TMK m. 241).

Eklenecek değerlerin işlevi. TMK m. 229 iki kalem öngörür ve ikisi de katılma alacağını azaltma girişimlerine karşı konulmuştur. Aralarındaki fark süredir: rıza dışı karşılıksız kazandırmalarda kanun son bir yıllık dönemi tarar; katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerde ise süre sınırı yoktur — rejimin başından itibaren bütün dönem kapsam içindedir.

Kastın ispatı güç olduğu için ilk kalem pratikte daha çok işler: davacı eş, son bir yıl içinde rızası olmadan yapılan olağan dışı bağışları göstermekle yetinir, ayrıca kötü niyeti ispatlamak zorunda kalmaz.

Eklenen değer geri alınmaz; yalnız hesaba katılır. Bağış geçerli kalır, ama bağışlayan eşin artık değeri o tutar kadar yüksek hesaplanır ve diğer eşin alacağı artar. Bağışlanan malın kendisi ancak borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamazsa, üçüncü kişiden istenebilir (TMK m. 241).

Denkleştirmenin iki yönü. TMK m. 230 çift yönlü çalışır: bir eşin kişisel mallarına ilişkin borçları edinilmiş mallarından ödenmişse edinilmiş mal kütlesi alacaklı olur; tersi durumda kişisel mal kütlesi alacaklı olur. Kanun ayrıca değer artışının da hesaba katılacağını öngörür — denkleştirme yalnız ödenen tutarla sınırlı değildir.

Bu hüküm, üretimde bir kez atlanıp sonradan kapsam denetiminde yakalanan maddelerdendir; hacmi küçük ama tasfiye sorularında belirleyicidir.

E. Diğer Mal Rejimleri

  • Mal ayrılığı (TMK m. 242–243): her eş kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur. Tasfiye gerektirmeyen en yalın rejimdir. Kanun ayrıca paylı mülkiyet, borçlar ve ispat konularında paylaşmalı mal ayrılığına yollama yapar (TMK m. 243) — yani mal ayrılığının boşlukları o rejimin hükümleriyle doldurulur.
  • Paylaşmalı mal ayrılığı (TMK m. 244–255): kural olarak mal ayrılığı gibi işler, ancak aileye özgülenen mallar rejim sona erdiğinde paylaştırılır. Katkıda bulunan eş, paylaştırma dışı kalan mal için hakkaniyete uygun bedel isteyebilir (TMK m. 249).
  • Mal ortaklığı (TMK m. 256–281): eşlerin kişisel mal sayılanlar dışındaki malları ve gelirleri ortaklık mallarını oluşturur. Eşler bu mallara bölünmemiş bir bütün olarak sahiptir; hiçbir eş ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf edemez (TMK m. 257). Genel mal ortaklığı yanında, eşlerin sözleşmeyle yalnız edinilmiş malları veya belirli malvarlığı değerlerini ortaklığa dahil ettiği sınırlı mal ortaklığı türleri de vardır.

Paylaşmalı mal ayrılığında paylaştırma. Bu rejimin ayırt edici yanı, aileye özgülenen malların rejim sona erdiğinde eşit olarak paylaşılmasıdır (TMK m. 250/1). Aileye özgülenen mal, rejimin kurulmasından sonra edinilmiş olup ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenen mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvence altına almaya yönelik yatırımlar veya bunların yerine geçen değerlerdir; paylaştırmada işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Manevî tazminat alacakları, miras yoluyla edinilen mallar ve karşılıksız kazandırmalar bu paylaşmanın dışında kalır (TMK m. 250/2).

Kanun bir de yaptırım getirmiştir: diğer eşin payını azaltmak kastıyla paylaşmadan önce bir malı karşılıksız elden çıkaran eş bakımından hâkim, diğer eşin alacağı denkleştirme bedelini hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m. 251/1). Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalarda bu kast varsayılır (TMK m. 251/2). Ayrıca boşanmada, zina veya hayata kast nedeniyle kusurlu olan eşin payı hakkaniyete uygun olarak azaltılabilir veya kaldırılabilir (TMK m. 252) — edinilmiş mallara katılmadaki TMK m. 236/2 ile aynı mantık.

Mal ortaklığında kütleler. Mal ortaklığı üç kütle tanır: ortaklık malları, eşlerden her birinin kişisel malları. Kişisel mallar kanundan (yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya, manevî tazminat alacakları) veya sözleşmeden doğar. Ortaklık malları üzerinde eşler bölünmemiş bir bütün olarak hak sahibidir; hiçbir eş kendi payı üzerinde tek başına tasarruf edemez (TMK m. 257).

Ortaklık mallarında borçlardan sorumluluk özel olarak düzenlenmiştir: eşlerden her biri ortaklık borçlarından kişisel malları ve ortaklık mallarıyla sorumludur (TMK m. 268). Diğer bütün borçlarda ise sorumluluk, kişisel mallar ve ortaklık mallarının değerinin yarısı kadarıyla sınırlıdır (TMK m. 269/1). Bu ikili düzen, ortaklığın alacaklılar bakımından güçlü bir güvence sağlamasının karşılığıdır.

Sona ermede kural, her eşin ortaklık mallarının yarısını almasıdır; ancak hangi sebeple sona erdiğine göre iki ayrı rejim işler ve bunlar ters yönde düzenlenmiştir.

Ölüm veya başka bir mal rejiminin kabulü hâlinde her eşe veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir ve mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı kararlaştırılabilir; bu anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez (TMK m. 276).

Boşanma, evliliğin iptali ya da kanun veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde ise önce her eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılacak olanları ortaklık mallarından geri alır; geri kalan ortaklık malları yarı yarıya paylaşılır. Bu hâllerde yasal paylaşmayı değiştiren anlaşmalar ancak mal rejimi sözleşmesinde açıkça öngörülmüşse geçerlidir (TMK m. 277).

Ayrımın yönü sınavda ölçülür: serbestlik ölüm hâlinde daha geniştir, boşanmada ise açık sözleşme kaydı aranır.

Farkın gerekçesi de anlaşılabilir. Ölüm hâlinde karşı tarafta artık bir eş yoktur; korunması gereken menfaat altsoyun saklı payıdır ve kanun sınırı oraya koyar. Boşanmada ise iki eş de hayattadır ve biri diğerinin aleyhine bir paylaşma oranını evlilik sürerken kabul ettirmiş olabilir. Kanun bu sebeple boşanmada, farklı paylaşmanın mal rejimi sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmış olmasını arar; sonradan yapılan bir anlaşma yetmez.

Aynı düşünce paylaşma usulünde de görülür: boşanma hâlinde önce her eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılacak olanları geri alır. Böylece ortaklığa girmiş olan kişisel nitelikli değerler paylaşıma sokulmadan sahibine döner ve yalnız gerçekten ortak olan kısım bölüşülür.

Rejimlerin karşılaştırılmasında ayırt edici ölçüt, evlilik süresince ortak bir malvarlığının doğup doğmadığıdır. Mal ayrılığı ve paylaşmalı mal ayrılığında eşlerin malvarlıkları evlilik boyunca ayrı kalır; edinilmiş mallara katılmada da mülkiyet ayrıdır ve ortaklık ancak tasfiye anında bir alacak hakkı olarak belirir. Yalnız mal ortaklığında eşler, evlilik sürerken de ortak bir malvarlığına bölünmemiş bütün hâlinde sahip olur.

Üçüncü bir ölçüt de üçüncü kişiler bakımından doğan sonuçtur. Mal ayrılığı ve edinilmiş mallara katılmada eşler borçlarından kendi malvarlıklarıyla sorumludur; alacaklı, diğer eşin mallarına başvuramaz. Mal ortaklığında ise ortaklık mallarının sorumluluğu ayrı hükümlere bağlanmıştır ve alacaklının durumu rejimin türüne göre değişir. Bu sebeple mal ortaklığı, alacaklıları koruyan özel kurallarla birlikte düzenlenmiştir.

İkinci ölçüt tasfiyenin niteliğidir. Mal ayrılığında tasfiye gerekmez; paylaşmalı mal ayrılığında yalnız aileye özgülenen mallar paylaştırılır; edinilmiş mallara katılmada artık değer üzerinden bir alacak hesaplanır; mal ortaklığında ise ortaklık mallarının tamamı paylaşıma girer. Bir soruda hangi rejimin uygulandığı belirsizse, yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma esas alınır. Seçimlik rejimlerden birinin uygulanabilmesi için eşlerin mal rejimi sözleşmesi yapmış olması gerekir; sözleşmenin bulunmadığı her hâlde yasal rejim kendiliğinden uygulanır ve ayrı bir işlem aranmaz. Sözleşme evlenmeden önce ya da sonra yapılabilir ve seçilen rejim kanunda sayılanlarla sınırlıdır; taraflar kendi tasarladıkları bir rejimi kararlaştıramaz, yalnız kanunun öngördüğü türler arasından seçim yapabilir. Bu sınırlama, mal rejiminin yalnız eşleri değil alacaklıları ve üçüncü kişileri de ilgilendirmesinden kaynaklanır; rejimin türü ve sonuçları öngörülebilir olmalıdır. Seçilen rejim içinde kanunun izin verdiği ölçüde değişiklik yapılması ise mümkündür.

Mal ortaklığının ayırt edici yönü, diğer üç rejimden farklı olarak evlilik süresince de ortak bir malvarlığı yaratmasıdır. Bu yüzden alacaklılar bakımından özel kurallar getirilmiştir: ortaklığı kabul etmiş eşlerden birinin iflâsı ortaklığı kendiliğinden mal ayrılığına çevirir (TMK m. 209), hacizde ise zarara uğrayan alacaklı hâkimden mal ayrılığı isteyebilir (TMK m. 210).

Dört rejimin karşılaştırması:

Evlilik sürerkenSona erdiğindeSeçim şekli
Edinilmiş mallara katılmaMalvarlıkları ayrıArtık değerin yarısı üzerinde katılma alacağıYasal rejim — sözleşme gerekmez
Mal ayrılığıMalvarlıkları ayrıTasfiye gerektirmezSözleşme
Paylaşmalı mal ayrılığıMalvarlıkları ayrıAileye özgülenen mallar paylaştırılırSözleşme
Mal ortaklığıOrtak malvarlığı doğarOrtaklık payları tasfiye edilirSözleşme

Beşinci örnek olay

Aslı ile Kaan, evlendikten üç yıl sonra noterde mal ayrılığı sözleşmesi yapar. Sözleşmede, evliliğin başından itibaren mal ayrılığının geçerli olacağı yazılıdır. Beş yıl sonra boşanırlar. Kaan, ilk üç yılda maaşıyla aldığı taşınmaz için Aslı'nın hiçbir talepte bulunamayacağını ileri sürer.

Değerlendirme: Kaan'ın iddiası yerinde değildir. Mal rejimi sözleşmesi kural olarak ileriye etkilidir; sözleşmeden önceki döneme eski rejim uygulanır.

İlk üç yılda taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerliydi (TMK m. 202) — sözleşme yapılmadığı için yasal rejim kendiliğinden uygulanmıştı. Bu dönemde Kaan'ın maaşıyla aldığı taşınmaz edinilmiş maldır ve o üç yıllık dönemin tasfiyesine girer.

Sözleşmenin geçmişe etkili olacağına dair hüküm, eşlerin geçmiş dönem için karşılıklı feragati olarak yorumlanabilirse geçerli sayılabilir; ancak bu, açık ve iradî bir feragat beyanı gerektirir. Sözleşmede yalnız "evliliğin başından itibaren" ifadesinin bulunması, doğmuş bir katılma alacağından feragat anlamına gelmez.

Kaan'ın taşınmaz iddiası da bu sebeple yerinde değildir. İlk üç yılda maaşla — yani karşılığı verilerek — edinilen taşınmaz o dönemin rejimi bakımından edinilmiş maldır ve rejim değiştiği anda tasfiyeye girer. Sonradan yapılan mal ayrılığı sözleşmesi, yalnız sözleşmeden sonraki dönemi düzenler; geçmiş dönemin tasfiyesini ortadan kaldırmaz.

Aslı'nın talebi bu yönden incelenir: ilk üç yıl için katılma alacağı isteyebilir, sonraki beş yıl için ise mal ayrılığı geçerli olduğundan böyle bir talebi olmaz. Uygulamada rejim değişikliğinde tasfiyenin yapılmamış olması sık görülür ve alacak, boşanma sırasında geriye dönük olarak hesaplanır.

Altıncı örnek olay

Deren ile Ozan edinilmiş mallara katılma rejimine tâbidir. Ozan, evlilik sırasında geçirdiği iş kazası sebebiyle sosyal güvenlik kurumundan iş gücü kaybı tazminatı olarak toptan bir ödeme almıştır. Ayrıca babasından miras yoluyla bir daire kalmış, dairenin kirası evlilik boyunca ortak hesapta birikmiştir. Deren, boşanma davası açtıktan sonra Ozan'ın kendi payını azaltmak amacıyla bir aracı kardeşine bedelsiz devrettiğini öğrenmiştir. Ozan ise tazminatın tamamının ve kira gelirlerinin kendi kişisel malı olduğunu savunmaktadır.

Değerlendirme: Üç kalem ayrı ayrı nitelendirilir.

Toptan tazminat. Kural olarak kurum ödemeleri edinilmiş maldır (TMK m. 219/2-2). Ancak kanun toptan ödemede bir düzeltme yapar: bu ödeme yerine ömür boyu irat bağlanmış olsaydı, rejimin sona erdiği tarihten sonraki döneme düşecek iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne ise, o miktar kişisel mal sayılır (TMK m. 228/2). Yani ödemenin tamamı değil, yalnız geleceğe düşen kısmı kişiseldir; rejim süresine düşen kısım edinilmiş maldır. Ozan'ın "tamamı kişiseldir" savunması bu yönüyle yerinde değildir.

Miras ve kira. Miras yoluyla edinilen daire kişisel maldır (TMK m. 220/2); karşılığı verilerek edinilmediği için edinilmiş sayılmaz. Buna karşılık kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır (TMK m. 219/2-4) — eşler mal rejimi sözleşmesiyle aksini kararlaştırmadıkça (TMK m. 221/2). Daire kişisel, kirası edinilmiş maldır ve tasfiyeye girer.

Bedelsiz devir. Eşlerden birinin, diğerinin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler eklenecek değerler arasında sayılır ve bu hâlde süre sınırı yoktur (TMK m. 229/2). Dava açıldıktan sonra ve kardeşe bedelsiz yapılan devir bu kapsamdadır; aracın değeri Ozan'ın edinilmiş mallarına eklenerek hesaba katılır. Devrin son bir yıl içinde ve rıza olmaksızın yapılmış olması hâlinde ise ayrıca TMK m. 229/1 uygulanır.

Deren ayrıca, malı devralan üçüncü kişiye — kardeşe — karşı da dava açabilir; bu dava için bir yıl ve beş yıllık süreler işler (TMK m. 241).

Doğru yol, rejim değiştirilirken eski rejimin tasfiye edilmesiydi. Tasfiye yapılmadan yeni rejime geçilmesi, eski dönemin haklarını ortadan kaldırmaz — yalnız hesabı boşanma anına erteler.

Örnek olay

Sinem ile Onur 2015 yılında, mal rejimi sözleşmesi yapmadan evlenmiştir. Evlilik süresince:

  • Onur maaşıyla bir daire almıştır (500.000 TL değerinde)
  • Sinem babasından miras yoluyla bir arsa edinmiştir (300.000 TL)
  • Sinem, Onur'un dairesinin tadilatına kendi birikimiyle 100.000 TL katkıda bulunmuş, karşılığında hiçbir şey almamıştır
  • Onur, boşanma davasından altı ay önce Sinem'in rızası olmadan kardeşine 80.000 TL bağışlamıştır

Değerlendirme: Sözleşme yapılmadığı için edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m. 202).

Nitelendirme: Onur'un maaşıyla aldığı daire, karşılığı verilerek elde edildiği için edinilmiş maldır (TMK m. 219). Sinem'in miras yoluyla edindiği arsa ise, evlilik sırasında elde edilmiş olmasına rağmen kişisel maldır (TMK m. 220/2) — karşılıksız kazanma yoluyla gelmiştir ve tasfiyeye girmez.

Değer artış payı: Sinem'in tadilata yaptığı 100.000 TL'lik karşılıksız katkı için, dairede ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında alacak hakkı doğar (TMK m. 227).

Eklenecek değer: Onur'un rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, Sinem'in rızası olmadan yaptığı 80.000 TL'lik bağış olağan hediye sayılmayacağından, Onur'un edinilmiş mallarına değer olarak eklenir (TMK m. 229/1). Bağışın geri alınması gerekmez; hesaba katılması yeterlidir.

Sonuç: Onur'un artık değeri, dairenin ve eklenen 80.000 TL'nin toplamından edinilmiş malların borçları düşülerek bulunur; Sinem'in değer artış payı alacağı da dairenin bir borcu olduğu için bu indirime girer (TMK m. 227). Kalan artık değer üzerinden Sinem bu artık değerin yarısı üzerinde katılma alacağına sahiptir (TMK m. 236/1). Sinem'in arsası ise kişisel mal olduğu için Onur'un böyle bir alacağı doğmaz.

Boşanma sebebi zina veya hayata kast olsaydı ve kusurlu eş Onur olsaydı, hâkim Onur'un artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilirdi (TMK m. 236/2). Dikkat edilmesi gereken, azaltılan payın kusurlu eşin diğerinin artık değerinden alacağı pay olduğudur; kendi artık değeri azalmaz.

İkinci örnek olay

Ela, evlenmeden önce sahip olduğu dükkânı evlilik boyunca kiraya vermiş, kira gelirleriyle bir otomobil almıştır. Ayrıca evlilik sırasında geçirdiği trafik kazası nedeniyle iki ayrı tazminat almıştır: çalışma gücü kaybı için 200.000 TL, manevî tazminat olarak 50.000 TL. Eşi Tarık, boşanma davasında bütün bu değerlerin tasfiyeye gireceğini ileri sürer.

Değerlendirme: Beş değerden ikisi kişisel, üçü edinilmiş maldır.

Dükkân kişisel maldır. Rejimin başlangıcında Ela'ya aitti (TMK m. 220/2); tasfiyeye girmez.

Kira geliri edinilmiş maldır. Kişisel malların gelirleri kanun gereği edinilmiş mallardandır (TMK m. 219/2-4). Bu, konunun en sık karıştırılan noktasıdır: malın kendisi dışarıda, geliri içeridedir.

Otomobil edinilmiş maldır. Edinilmiş malın (kira geliri) yerine geçen değer, yine edinilmiş maldır (TMK m. 219/2-5). Otomobilin kişisel bir maldan "türediği" savunması sonucu değiştirmez — zincirin son halkası kira geliridir ve o edinilmiştir.

Tazminatlar ikiye ayrılır. Çalışma gücü kaybı tazminatı edinilmiş (TMK m. 219/2-3), manevî tazminat kişisel maldır (TMK m. 220/3). Aynı kazadan doğmuş olmaları ayrımı ortadan kaldırmaz: biri malvarlığındaki eksilmeyi, diğeri kişilik değerlerindeki zararı karşılar.

Tarık'ın iddiası bu nedenle kısmen doğrudur. Ela, dükkânın ve manevî tazminatın kişisel mal olduğunu ispatla yükümlüdür — çünkü kanun, bir eşin bütün mallarını aksi ispatlanana kadar edinilmiş mal sayar (TMK m. 222/3). Evlenme başvurusunda veya sonrasında yapılmış bir envanter (TMK m. 216) bu ispatı kolaylaştırırdı.

Üçüncü örnek olay

Boşanma davası 10 Mart 2024'te açılmış, karar 20 Kasım 2025'te kesinleşmiştir. Davanın sürdüğü dönemde eş Berk, ikramiyesiyle bir taşınmaz almış; ayrıca dava açılmadan sekiz ay önce, eşi Nil'in haberi olmadan kardeşine değerli bir tablo bağışlamıştır. Nil, hem taşınmazın hem tablonun tasfiyeye girmesini ister.

Değerlendirme: İki istemin biri kabul, diğeri reddedilir.

Taşınmaz tasfiyeye girmez. Mal rejimi mahkeme kararıyla sona erdiğinde, sona erme dava tarihinden geçerli olur (TMK m. 225/2). Rejim 10 Mart 2024'te sona ermiş sayılır; o tarihten sonra edinilen değerler tasfiye dışıdır. Karar tarihinin 2025 olması sonucu değiştirmez.

Bu kural bilinçlidir: uzun süren davalarda eşlerin yargılama boyunca edindiği mallar, artık ortak bir yaşamdan doğmadığı için paylaşıma sokulmaz.

Tablo hesaba katılır. Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediye dışındaki karşılıksız kazandırmalar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir (TMK m. 229/1). Bağış sekiz ay önce yapıldığına göre bir yıllık dönem içindedir.

Burada Nil'in kötü niyeti ispatlaması gerekmez; süre ve rıza yokluğu yeterlidir. Bağış bir yıldan önce yapılmış olsaydı, Nil ancak Berk'in katılma alacağını azaltma kastıyla hareket ettiğini ispatlayarak TMK m. 229/2'ye dayanabilirdi — o hükümde süre sınırı yoktur ama kast aranır.

Tablo geri alınmaz. Eklenecek değer kuralı bağışı geçersiz kılmaz; yalnız Berk'in artık değerini o tutar kadar yüksek hesaplatır. Tablonun kendisi ancak Berk'in malvarlığı Nil'in alacağını karşılamazsa, üçüncü kişiden istenebilir (TMK m. 241) — o davada da öğrenmeden bir yıl, her hâlde rejimin sona ermesinden beş yıllık süre işler.

Dördüncü örnek olay

Mert ile Su, mal ortaklığı rejimini seçmiştir. Mert'in ticarî işleri bozulur ve iflâsına karar verilir. Bundan önceki bir dönemde ise Su'nun kişisel alacaklısı, Su'ya karşı icra takibi başlatmış ve haczin uygulanmasında zarara uğramıştır.

Değerlendirme: İki olay farklı mekanizmalara tâbidir ve bu ayrım doğrudan soru konusudur.

İflâsta rejim kendiliğinden döner. Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birinin iflâsına karar verilirse, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür (TMK m. 209). Mahkeme kararına, isteme veya başka bir işleme gerek yoktur.

Hacizde ise istem ve karar gerekir. Ortaklık mallarına giren bir malla ilgili icra takibinde alacaklı haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir (TMK m. 210). Burada dönüşüm kendiliğinden olmaz.

Ayrım kolay akılda kalır: iflâs kendiliğinden, haciz istem üzerine. Sıra da önemlidir: iflâsla rejim zaten mal ayrılığına döndüğünden, iflâstan sonra ayrıca TMK m. 210'a başvurmak konusuz kalırdı.

Alacaklı tatmin edildikten sonra eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir (TMK m. 211). Ayrıca eşler mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimini de kabul edebilirler.

İkinci örnek olay

Deniz ile Barış evliyken Barış vefat etmiştir. Geride, evlilik süresince Barış'ın maaşıyla alınmış ve birlikte oturdukları bir daire ile Barış'ın annesinden miras kalan bir yazlık bulunmaktadır. Barış'ın önceki evliliğinden bir çocuğu vardır. Deniz, oturdukları dairede kalmak istemektedir.

Değerlendirme: İki mal farklı kütlelere girer. Maaşla alınan daire edinilmiş maldır ve tasfiyeye dahildir; anneden miras kalan yazlık kişisel maldır (TMK m. 220/2) ve tasfiye dışıdır — doğrudan terekeye girer.

Ölüm, mal rejimini sona erdirir (TMK m. 225/1). Önce tasfiye yapılır: Deniz, Barış'ın artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağına sahiptir (TMK m. 236/1). Tasfiye bittikten sonra kalan, miras hukuku kurallarına göre paylaşılacak terekeyi oluşturur.

Deniz'in konutta kalma isteği için kanun özel bir yol açmıştır: birlikte yaşadıkları konut üzerinde, katılma alacağına mahsup edilmek ve yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m. 240). Haklı sebep varsa bunun yerine mülkiyet hakkı da tanınabilir. Ev eşyası bakımından ise doğrudan mülkiyet isteyebilir.

Yazlık için böyle bir istem mümkün değildir — TMK m. 240 yalnız birlikte yaşanan konut için tanınmıştır. Barış'ın çocuğunun mirasçılığı da bu tasfiyeden sonraki aşamada devreye girer; katılma alacağı bir miras payı değil, önce ödenen bir alacaktır.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2025 HMGS (NİSAN)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdaki durumların hangisinde eşler arasında geçerli olan mal ortaklığı kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür?
A) Eşlerden birinin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun olması
B) Eşlerden birinin iflasına karar verilmiş olması
C) Eşlerden birinin ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi
D) Eşlerden birinin ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması
E) Eşlerden birinin ortaklıktaki payının haczedilmiş olması
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 2 2003 ADLİ YARGI , KPSS 2017, 2024 KPSS
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi süresince aşağıdakilerden hangisi kanun gereğince edinilmiş mallardan [sayılmaz]?
A) Manevi tazminat alacakları
B) Bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler
C) Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
D) Kişisel malların gelirleri
E) Sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 3 2002 ADLİ YARGI
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin devamı süresince aşağıdakilerden hangisi kanun gereğince edinilmiş mallardan [sayılmaz]?
A) Edinilmiş malların yerine geçen edinimler
B) Bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler
C) Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
D) Bir eşin evlendikten sonra miras yoluyla elde ettiği mallar
E) Sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
A ile B evlidirler. Başka bir mal rejimini seçmedikleri için aralarında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. A ölmüştür. Buna göre, mal rejimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) B, kendi malvarlığını muhafaza eder ve A'nın edindiği malların ve kişisel malların üzerinden miras payını alır.
B) B, miras payını talep etmeden önce kendi edindiği mal varsa bu malların değerinin yarısı A'nın edinilmiş mallarına dahil olur. B de A'nın edindiği malların değerinin yarısını talep eder.
C) B, kendi edindiği malı yoksa A'nın edindiği malların değerinin yarısının kendisine verilmesini talep edemez.
D) B, A'nın edindiği malların tümünün kendisine verilmesini talep eder.
E) B, isterse A'nın edindiği malların değerini para olarak isterse mal olarak aynen kendisine verilmesini talep edebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 ADLİ YARGI
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde aşağıdakilerin hangisi tarafların anlaşmasıyla edinilmiş mallar arasından çıkarılabilir?
A) Bir eşin çalışmasının karşılığı olarak aldığı ücret
B) Bir edinilmiş malın satımından elde edilen bedel
C) Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
D) Kişisel malların gelirleri
E) Sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 6 2008 ADLİ YARGI (MART)
Edinilmiş mallara katılma rejiminde aşağıdakilerden hangisi tarafların anlaşmasıyla edinilmiş mallardan [sayılmayabilir]?
A) Bir eşin çalışmasının karşılığı olarak aldığı ücret
B) Bir edinilmiş malın satımından elde edilen bedel
C) Eşlerden birine çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminat
D) Eşlerden birine ait ticari işletmeden elde edilen kazanç
E) Emekli sandığından eşlerden birine ödenen emekli aylığı
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 7 2008 AVUKATLAR İÇİN ADLİ YARGI
Edinilmiş mallara katılma rejimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Kişisel malların gelirleri kanun gereği edinilmiş mal sayılır.
B) Edinilmiş mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri kanun gereği onun kişisel malı sayılır.
C) Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.
D) Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
E) Eşler arasındaki edinilmiş mal rejimi, mahkemece evliliğin iptal ve boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi hâllerinde iptal ya da boşanma kararının kesinleştiği tarihte sona erer.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 8 2007 ADLİ YARGI (MART)
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin devamı süresince, aşağıdakilerden hangisi kanun gereğince edinilmiş mallardan [sayılmaz]?
A) Edinilmiş malların yerine geçen edinimler
B) Bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler
C) Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
D) Bir eşin evlendikten sonra miras yoluyla elde ettiği mallar
E) Sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 9 2006 ADLİ YARGI (NİSAN)
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi süresince, aşağıdakilerden hangisi kanun gereği edinilmiş mallardan [sayılmaz]?
A) Kişisel malların yerine geçen değerler
B) Bir eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler
C) Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
D) Kişisel malların gelirleri
E) Sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 10 2011 ADLİ YARGI (ARALIK)
Edinilmiş mallara katılma rejimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Eşler başka bir seçim yapmadığı takdirde, hukukumuzda yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir.
B) Bu rejimde geçerli olan temel ilke, hak sahipliliğinin evlilik süresince edinilen mallarla sınırlı olması ilkesidir.
C) Rejimin tasfiyesi sonucunda kadın ve erkek birbirine karşı yöneltebilecek bir aynî hak elde eder.
D) Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde önemli olan, artık değerin bulunmasıdır.
E) Edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik süresince kadın ve erkeğin edindiği mallarla, kişisel malları farklı mal grupları olarak değerlendirilmektedir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 11 2025 ADLİ İDARİ HAKİMLİK (ARALIK)
İşçi A ile gelir getirici herhangi bir işte çalışmayan B, 20.07.1996 tarihinde evlenir. Bu tarihte kendilerine ait herhangi bir malvarlığı değeri yoktur ve evlenmeden önce veya evlilikleri boyunca mal rejimine ilişkin herhangi bir sözleşme yapılmamıştır. B'nin zina fiilini işlemesi üzerine A'nın 12.06.2024 tarihinde açtığı boşanma davası 25.12.2025 tarihinde kesinleşir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Hâkim, B'nin artık değerdeki pay oranının kaldırılmasına karar verebilir.
B) B, A'nın 30.12.2001 tarihinde satın aldığı taşınmaza ilişkin katılma alacağı talebinde bulunabilir.
C) A ve B'nin boşanma sebebiyle doğan dava hakları, 25.12.2025 tarihinden itibaren kural olarak 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
D) 2004 yılında edinilen ve eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mal üzerinde A ve B'nin elbirliği mülkiyetinin bulunduğu kabul edilir.
E) B, A'ya olan değer artış payı borcunu yalnızca para olarak ödeyebilir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 12 2025 KPSS
38. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre mal rejimi sözleşmesiyle Kanun'da belirlenen diğer rejimlerden birini kabul etmeyen eşlerin tabi olacakları mal rejimi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mal ayrılığı
B) Paylaşmalı mal ayrılığı
C) Mal ortaklığı
D) Edinilmiş mallara katılma
E) Mal birliği
Cevabı göster
Cevap: D.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 13 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 163
Aşağıdakilerden hangisi edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel mal sayılanlar arasında yer almaz?
A) Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya
B) Evlilik sırasında miras yoluyla edinilen taşınmaz
C) Eşlerden birinin manevî tazminat alacağı
D) Kişisel malın satılmasıyla alınan yeni taşınmaz
E) Kişisel malın evlilik süresince getirdiği kira geliri
Cevabı göster
Cevap: E. Nitelendirmeyi belirleyen ölçüt, malın ne zaman elde edildiği değil karşılık verilip verilmediğidir. Kişisel mallar kanunda dört bent hâlinde sayılmıştır: yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya, rejimin başlangıcında var olan ya da sonradan miras veya başka bir karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler, manevî tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerler. Kişisel malın gelirleri ise bu sayımda yer almaz; kanun onları açıkça edinilmiş mal saymıştır. Mirasla kalan bir dairenin kirası tasfiyeye girer, dairenin kendisi girmez; bu, konunun en sık karıştırılan noktasıdır.

Şık analizi

A) Bu gerçekten kişisel mallardandır. Yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya sayımın ilk bendidir.
B) Bu gerçekten kişisel mallardandır. Miras karşılıksız kazanmadır; evlilik sırasında gelmesi sonucu değiştirmez.
C) Bu gerçekten kişisel mallardandır. Manevî tazminat kişiseldir; çalışma gücü kaybı tazminatı ise edinilmiş maldır.
D) Bu gerçekten kişisel mallardandır. Kişisel malın yerine geçen değer de kişisel kalır, nitelik değişmez.
Soru 164
Beril, evlenmeden önce sahip olduğu dükkânı evlilik süresince kiraya vermiş, biriken kiralarla bir otomobil almıştır. Ayrıca geçirdiği kazadan dolayı hem çalışma gücü kaybı hem manevî tazminat almıştır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Dükkân, kira geliri ve otomobil kişisel mal sayılır.
B) Otomobil kişisel maldır; kira geliri ise edinilmiş maldır.
C) İki tazminat kalemi de kişisel mal olarak hesaba katılır.
D) Dükkân kişisel, kira ve otomobil edinilmiş maldır.
E) Dükkân edinilmiş maldır; evlilik süresince gelir getirmiştir.
Cevabı göster
Cevap: D. Dükkân rejimin başlangıcında Beril'e ait olduğu için kişisel maldır ve bu nitelik evlilik süresince değişmez. Buna karşılık kişisel malın gelirleri kanunda açıkça edinilmiş mal sayılmıştır; kira geliri tasfiyeye girer. Edinilmiş malın yerine geçen değer de edinilmiş kalacağından, kiralarla alınan otomobil edinilmiş maldır. Tazminatlar ise aynı kazadan doğmuş olsa bile ayrı kütlelere girer: çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminat edinilmiş, manevî tazminat alacağı kişisel maldır. Nitelendirmede ölçüt malın elde edilme zamanı değil, karşılık verilip verilmediğidir.

Şık analizi

A) Kira geliri kişisel değildir. Kanun kişisel malların gelirlerini edinilmiş mallar arasında saymıştır.
B) Otomobil edinilmiş mal olan kiralarla alınmıştır; edinilmiş malın yerine geçen değer de edinilmiş kalır.
C) İki tazminat aynı kütleye girmez. Çalışma gücü kaybı tazminatı edinilmiş, manevî tazminat kişiseldir.
E) Dükkân rejimin başlangıcında mevcuttu; kişisel maldır. Gelir getirmesi malın niteliğini değiştirmez.
Soru 165
Mal rejimi sözleşmesi bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Sözleşme yalnız evlenmeden önce yapılabilir ve sonradan değiştirilemez.
B) Eşler kanunda sayılmayan bir mal rejimini de kararlaştırabilmektedir.
C) Sözleşme, ayırt etme gücüne sahip olmayanlarca da geçerli biçimde yapılır.
D) Sözleşme noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılmaktadır.
E) Küçük, mal rejimi sözleşmesini yasal temsilcisinden bağımsız yapabilir.
Cevabı göster
Cevap: D. Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır; taraflar ayrıca evlenme başvurusu sırasında hangi rejimi seçtiklerini yazılı olarak bildirebilir. Zaman bakımından serbestlik vardır: sözleşme evlenmeden önce de sonra da yapılabilir, sonradan yapılırsa ileriye etkilidir. Seçim serbestliği ise sınırlıdır; taraflar ancak kanunda yazılı rejimler arasından seçim yapabilir, kendi tasarladıkları bir rejimi kararlaştıramaz. Ehliyet bakımından ayırt etme gücü zorunludur, küçük veya kısıtlı ise yasal temsilcisinin rızasını almak zorundadır.

Şık analizi

A) Sözleşme evlenmeden sonra da yapılabilir. Sonradan yapılan sözleşme ileriye etkilidir.
B) Seçim kanunda sayılan rejimlerle sınırlıdır; sınırlı sayı ilkesi burada da işler.
C) Sözleşmeyi ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar yapabilir; bu koşul mutlaktır.
E) Küçük veya kısıtlı, mal rejimi sözleşmesi için yasal temsilcisinin rızasını almak zorundadır.
Soru 166
Edinilmiş mallara katılmada ispat ve karinelerle ilgiliI.Hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır.II.Bir eşin bütün malları aksi ispatlanana kadar edinilmiş kabul edilir.III.Envanter her hâlde doğruluk karinesinden yararlanır.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Kural, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia edenin bunu ispatla yükümlü olmasıdır. Kanun bunun üzerine iki karine kurar: hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır ve bir eşin bütün malları aksi ispatlanana kadar edinilmiş mal kabul edilir. İkinci karine tasfiyenin yönünü belirler; kişisel mal iddiasında bulunan taraf ispat yükü altındadır. Envanter bu yükün panzehiridir, ancak doğruluk karinesi koşulludur: envanterin malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde yapılmış olması gerekir. Süre kaçırılırsa envanter yine yapılabilir, fakat sıradan bir delil olur. Buna göre I ve II doğru, III yanlıştır.

Şık analizi

A) I doğru, ancak II de doğrudur. Bütün mallar aksi ispatlanana kadar edinilmiş mal sayılır.
B) III yanlıştır. Doğruluk karinesi, envanterin bir yıl içinde yapılmış olması koşuluna bağlıdır.
D) II doğru, ancak III yanlıştır. Süre kaçırılan envanter karineden yararlanamaz.
E) I ve II doğru, III yanlıştır. Envanterin değeri zamanında yapılmış olmasına bağlıdır.
Soru 167
Tasfiyede Ediz'in edinilmiş mallarının değeri 800.000 lira, bu mallara ilişkin borçları 200.000 liradır. Eşi Nur'un edinilmiş malları 300.000 lira, borcu yoktur. Başka bir kalem bulunmamaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Nur, Ediz'den 400.000 lira katılma alacağı isteyebilir.
B) Ediz'in artık değeri 800.000, Nur'unki 300.000 liradır.
C) Takastan sonra Nur, Ediz'den 150.000 lira alacaklı olur.
D) Takastan sonra Nur, Ediz'den 450.000 lira alacaklı olur.
E) Alacaklar takas edilmez; her eş kendi alacağını ayrı ister.
Cevabı göster
Cevap: C. Artık değer, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Ediz'in artık değeri 800.000 eksi 200.000, yani 600.000 liradır; Nur'un artık değeri 300.000 liradır. Her eş diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir: Nur'un alacağı 300.000, Ediz'in alacağı 150.000 liradır. Kanun alacakların takas edileceğini öngörmüştür; takastan sonra Nur, Ediz'den 150.000 lira alacaklı kalır. Katılma alacağı bir ayni hak değil kişisel alacaktır; alacaklı eş belirli bir mal üzerinde mülkiyet iddia edemez.

Şık analizi

A) Borçlar düşülmeden hesap yapılmıştır. Artık değer bulunurken edinilmiş mallara ilişkin borçlar önce çıkarılır.
B) Artık değer brüt değer değildir. Ediz'in artık değeri borçlar düşüldükten sonra 600.000 liradır.
D) Karşı alacak hesaba katılmamıştır. Ediz de Nur'un artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir.
E) Kanun alacakların takas edileceğini açıkça öngörmüştür; iki alacak ayrı ayrı istenmez.
Soru 168
Mal rejiminin sona erme anı bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Rejim, eşlerden birinin ölümüyle ölüm anında sona ermiş olur.
B) Başka bir rejimin kabulünde rejim sözleşme tarihinde sona erer.
C) Boşanmada rejim, boşanma kararının kesinleştiği tarihte sona erer.
D) Mahkeme kararıyla sona ermede ölçüt alınan tarih dava tarihidir.
E) Dava açıldıktan sonra edinilen mallar tasfiyeye dahil edilmez.
Cevabı göster
Cevap: C. Rejim eşlerden birinin ölümü veya başka bir rejimin kabulüyle sona erer; mahkeme kararıyla sona erme hâllerinde ise dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Boşanma, iptal ve olağanüstü rejim bu üçüncü gruptadır. Ölçüt karar tarihi değil dava tarihidir ve bu ayrım pratikte belirleyicidir: dava açıldıktan sonra edinilen mallar tasfiyeye girmez. Kural, uzun süren boşanma davalarında eşlerin sonradan edindiği malları tasfiye dışında tutar. Sona erme anının önemi, hangi malların tasfiyeye gireceğini doğrudan belirlemesinden gelir.

Şık analizi

A) Doğru ifade — ölüm hâlinde rejim ayrıca bir karara gerek olmaksızın ölüm anında sona erer.
B) Doğru ifade — eşler başka bir rejimi kabul ederse rejim sözleşme tarihinde sona erer ve değişiklik ileriye etkilidir.
D) Doğru ifade — mahkeme kararıyla sona ermede kanun dava tarihini ölçüt almıştır.
E) Doğru ifade — dava tarihinden sonra edinilen mallar tasfiyenin dışında kalır.
Soru 169
Değer artış payı ile katılma alacağının karşılaştırılması bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Değer artış payı katkı gerektirir; katılma alacağı rejimin kendisinden doğar.
B) Katılma alacağı için de eşin diğerinin malına katkıda bulunması aranır.
C) Değer artış payı yalnız malın değer kazanmış olması hâlinde istenebilir.
D) İki alacak aynı olayda birlikte istenemez; biri diğerini dışlamaktadır.
E) Değer artış payı ayni hak doğurur ve o mal üzerinde ileri sürülür.
Cevabı göster
Cevap: A. İkisi de tasfiyede doğan alacaklardır, ancak kaynakları ayrıdır. Değer artış payı, bir eşin diğerinin malına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın yaptığı katkıdan doğar ve o malda ortaya çıkan değer artışı üzerinden katkı oranında hesaplanır; mal değer kaybetmişse katkı, katkı anındaki değeriyle istenir. Katılma alacağı ise hiçbir katkı gerektirmez, doğrudan rejimin kendisinden doğar; eş hiç katkıda bulunmamış olsa da diğerinin artık değerinin yarısına hak kazanır. İkisi bir olayda birlikte istenebilir. Her ikisi de ayni hak değil kişisel alacaktır.

Şık analizi

B) Katılma alacağı katkı aramaz. Rejimin kendisinden doğar ve hiç katkısı olmayan eş de bu alacağa hak kazanır.
C) Mal değer kaybetmişse de istem doğar; bu hâlde katkı, katkı anındaki değeriyle istenir.
D) İkisi birbirini dışlamaz. Katkı yapan eş hem değer artış payını hem katılma alacağını isteyebilir.
E) Değer artış payı da kişisel bir alacaktır; alacaklı eş o mal üzerinde mülkiyet iddia edemez.
Soru 170
Rejimin sona ermesinden sekiz ay önce Sarp, eşi Deren'in rızası olmaksızın değerli bir taşınmazını bir arkadaşına bağışlamıştır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Bağış geçersiz sayılır ve taşınmaz kendiliğinden geri döner.
B) Bağış geçerlidir; değeri Sarp'ın edinilmiş mallarına eklenir.
C) Ekleme için Deren'in ayrıca kötü niyeti ispatlaması gerekir.
D) Bir yıllık dönemdeki kazandırmalar hiçbir biçimde hesaba katılmaz.
E) Deren doğrudan arkadaştan taşınmazın iadesini isteyebilir.
Cevabı göster
Cevap: B. Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan ve olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar, tasfiyede edinilmiş mallara eklenir. Bu kalemde kötü niyetin ayrıca ispatı aranmaz; davacı eş son bir yıl içinde rızası olmadan yapılan olağan dışı bağışı göstermekle yetinir. Katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerde ise süre sınırı yoktur ama kast ispatlanmalıdır. Eklenen değer geri alınmaz, yalnız hesaba katılır: bağış geçerli kalır, bağışlayan eşin artık değeri o tutar kadar yüksek hesaplanır. Üçüncü kişiye başvurmak ancak borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamazsa mümkündür.

Şık analizi

A) Bağış geçersiz olmaz. Kanun kazandırmayı iptal etmez, yalnız değerini hesaba katar.
C) Son bir yıllık dönemdeki rıza dışı kazandırmalarda kast aranmaz; kast, süresiz olan ikinci kalemde aranır.
D) Tam tersine, son bir yıllık dönem kanunun özellikle taradığı dönemdir.
E) Üçüncü kişiye ancak borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamazsa başvurulabilir.
Soru 171
Mal rejimlerinin karşılaştırılmasında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Mal ortaklığında evlilik süresince ortak bir malvarlığı doğmaktadır.
B) Edinilmiş mallara katılmada evlilik süresince ortak malvarlığı doğar.
C) Mal ayrılığı, sona erdiğinde ayrıntılı bir tasfiye işlemi gerektirir.
D) Paylaşmalı mal ayrılığında bütün mallar sona ermede paylaştırılır.
E) Yasal mal rejiminin uygulanması için sözleşme yapılması zorunludur.
Cevabı göster
Cevap: A. Dört rejimi ayıran asıl ölçüt, evlilik süresince ortak bir malvarlığının doğup doğmadığıdır. Yalnız mal ortaklığında eşler evlilik sürerken ortak malvarlığına bölünmemiş bütün hâlinde sahip olur. Edinilmiş mallara katılmada mülkiyet ayrı kalır; ortaklık ancak tasfiye anında bir alacak hakkı olarak belirir. Mal ayrılığı tasfiye gerektirmeyen en yalın rejimdir. Paylaşmalı mal ayrılığında bütün mallar değil, yalnız aileye özgülenen mallar paylaştırılır. Yasal rejim ise sözleşme yapılmadıkça kendiliğinden uygulanır; sözleşme seçimlik rejimler için gereklidir.

Şık analizi

B) Edinilmiş mallara katılmada mülkiyet ayrı kalır. Ortaklık yalnız tasfiye anında bir alacak olarak belirir.
C) Mal ayrılığı tasfiye gerektirmez; rejimlerin en yalınıdır.
D) Bu rejimde yalnız aileye özgülenen mallar paylaştırılır, bütün mallar değil.
E) Yasal rejim sözleşme yapılmadıkça kendiliğinden uygulanır; sözleşme seçimlik rejimler içindir.
Soru 172
Aşağıdakilerden hangisi mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesi hâllerinden biri değildir?
A) Haklı bir sebeple eşlerden birinin istemde bulunması
B) Mal ortaklığındaki eşlerden birinin iflâsına karar verilmesi
C) Haciz uygulamasında alacaklının zarara uğradığını ileri sürmesi
D) Eşlerden birinin uzun süredir ayrı yaşamayı sürdürmesi
E) Hâkimin haklı sebebi yerinde bularak karar vermiş olması
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun olağanüstü mal rejimini üç hâlde öngörmüştür. Birincisi haklı sebeple istemdir: hâkim, eşlerden birinin istemiyle rejimin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. İkincisi iflâstır ve kendiliğinden işler: mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birinin iflâsına karar verilirse ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına döner. Üçüncüsü hacizdir ve istem gerektirir: mal ortaklığındaki eşe karşı icra takibi yapan alacaklı haczin uygulanmasında zarara uğrarsa hâkimden mal ayrılığı isteyebilir. Ayrı yaşama tek başına bir dönüşme sebebi değildir; ancak haklı sebep değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Şık analizi

A) Bu gerçekten sayılanlardandır. Haklı sebeple istem, olağanüstü rejimin ilk hâlidir.
B) Bu gerçekten sayılanlardandır. İflâs hâlinde dönüşme kendiliğinden gerçekleşir, ayrıca karar gerekmez.
C) Bu gerçekten sayılanlardandır. Zarara uğrayan alacaklı hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.
E) Bu gerçekten sayılanlardandır. Haklı sebebe dayanan dönüşme hâkim kararıyla gerçekleşir.
Soru 173
Mal rejimi sözleşmesiyle yapılabilecek düzenlemeler bakımından aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Artık değere katılmada başka bir esas kabul edilebilmektedir.
B) Katılma alacağının hiç doğmayacağı geçerli olarak kararlaştırılır.
C) Kanunda sayılmayan yeni bir mal rejimi de yaratılabilmektedir.
D) Değer artış payından vazgeçilmesi hiçbir biçimde mümkün değildir.
E) Yapılan anlaşmalar ortak olmayan çocukların saklı payını etkileyebilir.
Cevabı göster
Cevap: A. Eşler kanunda sayılan dört rejim dışında bir rejim yaratamaz; sınırlı sayı ilkesi burada da işler. Buna karşılık seçtikleri rejimin içinde kanunun tanıdığı esneklikler vardır: artık değere katılmada başka bir esas kabul edilebilir, değer artış payından yazılı anlaşmayla vazgeçilebilir veya oranı değiştirilebilir, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağı öngörülebilir. Bu esnekliklerin ortak sınırı saklı paydır: artık değere katılmaya ilişkin anlaşmalar eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez. Rejimin varlığını kaldıran bir kayıt ise geçersizdir; oranını değiştiren kayıt kural olarak geçerlidir.

Şık analizi

B) Katılma alacağının hiç doğmayacağı kaydı rejimin özünü ortadan kaldırdığı için geçersizdir.
C) Taraflar yalnız kanunda sayılan rejimler arasından seçim yapabilir; yeni bir rejim yaratamaz.
D) Eşler yazılı anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilir veya oranı değiştirebilir.
E) Anlaşmalar ortak olmayan çocukların ve altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez; sınır buradadır.
Soru 174
Katılma alacağını karşılamayan malvarlığı sebebiyle üçüncü kişilere karşı açılacak dava, rejimin sona ermesinden başlayarak en çok kaç yıl içinde açılabilir?
A) Bir yıl
B) İki yıl
C) Üç yıl
D) Beş yıl
E) On yıl
Cevabı göster
Cevap: D. Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamazsa, alacaklı eş veya mirasçıları hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden isteyebilir. Bu dava hakkı iki süreye bağlanmıştır: hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde rejimin sona ermesinden başlayarak beş yıl. Katılma alacağının ve değer artış payının kendisi için kanunda özel bir süre yoktur; orada genel zamanaşımı kuralları uygulanır. Özel süre yalnız üçüncü kişilere karşı açılacak dava için öngörülmüştür.

Şık analizi

A) Bir yıl, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren işleyen kısa süredir; üst sınır değildir.
B) İki yıllık bir süre bu davada öngörülmemiştir. Kanun üst sınırı daha uzun tutmuştur.
C) Üç yıl kanunda yer almaz. Üçüncü kişinin durumu belirsizlik içinde daha uzun süre tutulmuştur.
E) On yıl, borçlar hukukundaki genel zamanaşımıdır; burada özel bir üst sınır bulunmaktadır.
Soru 175
Eşi ölen Yeliz, birlikte yaşadıkları konutta oturmayı sürdürmek istemektedir. Konut ölen eşin adına kayıtlıdır ve konutun değeri Yeliz'in katılma alacağını aşmaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Sağ kalan eşe konut üzerinde hiçbir hak tanınması mümkün değildir.
B) Yeliz yalnız ev eşyası üzerinde mülkiyet hakkı talebinde bulunabilir.
C) Konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınması hiçbir koşulda istenemez.
D) Yeliz, katılma alacağına mahsuben oturma hakkı tanınmasını isteyebilir.
E) Katılma alacağı yetmiyorsa bedel eklenerek hak tanınması mümkün değildir.
Cevabı göster
Cevap: D. Eşlerden birinin ölümü hâlinde sağ kalan eş, eski yaşantısını sürdürebilmesi için birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmezse bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Aynı istem ev eşyası için mülkiyet hakkı olarak ileri sürülebilir. Ayrıca haklı sebepler varsa, sağ kalan eşin veya ölenin diğer yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine konut üzerinde mülkiyet hakkı da tanınabilir. Katılma alacağının konut değerini karşılamaması bu isteme engel değildir; kanun eksik kalan kısım için bedel eklenmesini öngörmüştür.

Şık analizi

A) Kanun sağ kalan eşe konut üzerinde açıkça bir istem hakkı tanımıştır; amaç eski yaşantının sürdürülebilmesidir.
B) Ev eşyası için mülkiyet istenebilir, ancak konut için de intifa veya oturma hakkı istenebilir.
C) Haklı sebepler varsa konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınması da mümkündür.
E) Katılma alacağı yetmezse bedel eklenerek hak tanınır; kanun bu yolu açıkça öngörmüştür.

← Evliliğin Genel HükümleriSoybağının Kurulması →