Medeni Hukuk › Başlık 48 / 60
Miras Ortaklığı, Paylaşma ve Denkleştirme
5 Hâkimlik 1 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Birden çok mirasçı varsa tereke onlara birlikte geçer, paylaşmaya kadar ortak kalır. Bu başlık ortaklığın işleyişini, sona ermesini ve paylaşmadaki dengeyi ele alır.
Miras Ortaklığı
Mirasın geçmesiyle paylaşmaya kadar, terekedeki hak ve borçları kapsayan bir ortaklık doğar (TMK m. 640/1). Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir, haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Sonuçları: mirasçının belirli bir mal üzerinde payı yoktur, payı terekenin bütünü üzerindedir; tasarruf oybirliği ister; payını belirli bir mala özgüleyemez. Buna karşılık her biri hakların korunmasını tek başına ister ve korumadan hepsi yararlanır (TMK m. 640/4) — oybirliğinin istisnası budur.
Paylı mülkiyette her paydaşın bir oranı vardır ve üzerinde tek başına tasarruf edebilir; elbirliğinde böyle bir oran yoktur. Elbirliği paylı mülkiyete dönüştürülebilir; oybirliği şart değildir: bir mirasçının istemi üzerine hâkim diğerlerine çağrıda bulunur; itiraz gelmez veya biri süresinde paylaşma davası açmazsa dönüştürmeye karar verir (TMK m. 644).
Oybirliği terekeyi kilitleyebilir; kanun temsilci öngörmüştür: bir mirasçının istemi üzerine sulh mahkemesi paylaşmaya kadar temsilci atar (TMK m. 640/3); temsilci terekeyi yönetir, yetkisi paylaşmayla sona erer.
Paylaşma
Mirasçılardan her biri, ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman paylaşma isteyebilir; bu hak zamanaşımına uğramaz (TMK m. 642/1).
Her mirasçı, belirli malların aynen, olanak yoksa satışla paylaştırılmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Hâkim, olanak varsa taşınmazın tamamını bir mirasçıya verir ve değer farklarını para ile denkleştirir (TMK m. 642/2).
Bir erteleme sebebi vardır: mirasçı olabilecek cenin varsa paylaşma doğuma kadar ertelenir; ana muhtaçsa geçim giderlerini terekeden isteyebilir (TMK m. 643).
Kural serbestliktir: yasal ve atanmış mirasçılar mirası aynı kurallara göre paylaşır, usulü serbestçe kararlaştırır. Tereke mallarına zilyet veya mirasbırakana borçlu mirasçılar eksiksiz bilgi vermekle yükümlüdür (TMK m. 646). Mirasbırakanın koyduğu kurallar, aksi anlaşılmadıkça paylaştırma kuralı sayılır, payların oranını değiştirmez.
Aile konutu ve ev eşyasında sağ kalan eş, miras hakkına mahsuben mülkiyet isteyebilir (TMK m. 652/1); bu hak diğer payları değerce etkilemez. İki sınırı vardır: haklı sebeplerle, sağ kalan eşin veya diğer yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine mülkiyet yerine intifa ya da oturma hakkı tanınabilir; mirasbırakanın mesleğini sürdürecek altsoy için gerekli bölümlerde eş bu hakları kullanamaz (TMK m. 652/2–3). Tarımsal işletmelere ilişkin özel paylaşma hükümleri 2014'te kaldırıldı.
Denkleştirme
Mirasbırakan sağlığında bazı mirasçılara kazandırmada bulunmuşsa, bunlar hesaba katılmadan yapılan paylaşma eşit görünür ama sonuç eşitsizdir; denkleştirme bunu giderir.
Yasal mirasçılar, paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdür (TMK m. 669/1). Yükümlülük yalnız yasal mirasçılar arasında işler — atanmışlar tâbi değildir — ve tereke alacaklılarına karşı doğmaz. Mirasçılık sıfatını kaybedenin yükümlülüğü, yerini alanlara payındaki artış oranında geçer (TMK m. 670).
Altsoya karşılıksız yapılan kazandırmalar — çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri, borçtan kurtarma — aksi açıkça belirtilmedikçe denkleştirmeye tâbidir (TMK m. 669/2); bu bir karinedir.
Kapsam dışında kalanlar: olağan hediyeler ve evlenmede yapılan geleneğe uygun giderler; altsoy hısımlarının evlenmesinde alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri — burada denkleştirmeye tâbi tutmama arzusu asıldır (TMK m. 675); çocukların eğitim ve öğrenim giderleri — yükümlülük yalnız alışılmış ölçüyü aşan kısım içindir (m. 674/1). Ayrıca eğitimini tamamlamamış veya engelli çocuklara hakkaniyete uygun ödeme yapılır (TMK m. 674/2).
Şekil seçimi yükümlüye aittir: aynen geri verir ya da değerini mahsup ettirir (TMK m. 671) ve denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır (m. 673/1). Kazandırma miras payını aşıyorsa, fazlalığı mirasbırakanın ona bırakmak istediğini ispat eden mirasçı bakımından aşan kısım denkleştirmeye tâbi olmaz; diğerlerinin tenkis hakları saklıdır (TMK m. 672).
Denkleştirme ile tenkis karıştırılmamalıdır: denkleştirme mirasçılar arasındaki eşitliği sağlar, yalnız yasal mirasçıları ilgilendirir; tenkis saklı payı korur. Aynı kazandırma ikisine birden konu olursa önce denkleştirme yapılır. Denkleştirme paylaşmadan önce ifa edilmez, paylaşma sırasında hesaba katılır.
Paylaşma Sözleşmesi ve Sorumluluk
Payların oluşturulup fiilen alınması veya paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar; sözleşmeyle elbirliği paylı mülkiyete dönüşür. Geçerlilik yazılı şekle bağlıdır (TMK m. 676).
Miras payı sözleşmelerinde şekil ikilidir (TMK m. 677): mirasçılar arasında pay devri yazılı; üçüncü kişiyle yapılan noterlikçe düzenlenmiş olmalıdır ve üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez, yalnız özgülenen payın verilmesini isteme hakkı sağlar.
Açılmamış miras üzerinde mirasbırakanın katılması olmaksızın yapılan sözleşmeler geçersizdir; ifa edilmiş edimler geri istenebilir (TMK m. 678).
Sorumluluk paylaşmadan sonra da sürer: mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklının rıza göstermediği tereke borçlarından bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur; paylaşma ya da muacceliyet tarihinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer (TMK m. 681).
Mirasçılar paylarına düşen mallar için birbirlerine satım hükümlerine göre sorumludur ve özgülenen alacakların varlığını garanti eder; borçlunun ödeme gücünden adî kefil gibi sorumludur ve bu dava bir yılda zamanaşımına uğrar (TMK m. 679). Rücuda sıra vardır: fazladan ödeyen mirasçı önce o borcu sözleşmeyle üstlenmiş mirasçıya rücu eder; diğer hâllerde borçlar miras payı oranında ödenir (TMK m. 682).
Sınavda Ne Çıkar
- Payı belirli mal üzerinde değil, terekenin bütünü üzerindedir; tasarruf oybirliğiyle.
- Her mirasçı hakların korunmasını tek başına isteyebilir ve temsilci talep edebilir.
- Paylaşmayı isteme hakkı zamanaşımına uğramaz; cenin varsa paylaşma ertelenir.
- Denkleştirme yalnız yasal mirasçılar arasındadır; altsoyda karine denkleştirmedir.
- Eğitim giderleri yalnız alışılmış ölçüyü aşan kısımda denkleştirmeye tâbidir.
- Üçüncü kişiyle pay devri noterlikçe düzenlenir ve paylaşmaya katılma yetkisi vermez.
- Açılmamış miras sözleşmeleri geçersizdir; teselsül beş yılda sona erer.
Birden çok mirasçı varsa tereke onlara birlikte geçer ve paylaşmaya kadar ortak kalır. Bu son başlık, ortaklığın nasıl işlediğini, nasıl sona erdiğini ve paylaşmada mirasçılar arasındaki dengenin nasıl kurulduğunu ele alır.
A. Miras Ortaklığı ve Elbirliği Mülkiyeti
Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir (TMK m. 640/1).
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler (TMK m. 640/2).
Elbirliği mülkiyetinin sonuçları şunlardır:
- Mirasçının terekedeki belirli bir mal üzerinde payı yoktur; payı terekenin bütünü üzerindedir.
- Tereke malları üzerinde tasarruf için oybirliği gerekir.
- Mirasçı, kendi payını terekedeki belirli bir mala özgüleyemez.
- Buna karşılık mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir ve sağlanan korumadan hepsi yararlanır (TMK m. 640/4).
Son kural, oybirliği kuralının bir istisnasıdır ve terekenin korunmasını tek bir mirasçının girişimine bağlar.
Elbirliği mülkiyeti ile paylı mülkiyet arasındaki fark, miras hukukunda sık ölçülür. Paylı mülkiyette her paydaşın belirli bir oranı vardır ve bu oran üzerinde tek başına tasarruf edebilir; elbirliği mülkiyetinde ise böyle bir oran yoktur, hak terekenin bütününe ilişkindir ve tasarruf oybirliğiyle yapılır. Mirasçılar, paylaşma sözleşmesiyle elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete dönüştürebilir; bu dönüşüm, her mirasçıya kendi payı üzerinde tasarruf imkânı verir.
Dönüştürme için oybirliği şart değildir. Tek bir mirasçının istemi de yeterli olabilir: mirasçılardan biri elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini isterse sulh hâkimi diğer mirasçılara çağrıda bulunur ve itirazlarını bildirmeleri için süre verir. Elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmez veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmazsa, hâkim dönüştürmeye karar verir (TMK m. 644). Bu yol, bir mirasçının payını elden çıkarabilmesi için diğerlerinin rızasına mahkûm olmasını önler.
B. Temsilci Atanması
Oybirliği kuralı, mirasçıların anlaşamadığı hâllerde terekeyi kilitleyebilir. Kanun bu ihtimal için bir çözüm getirmiştir: mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir (TMK m. 640/3).
Temsilci, terekeyi yönetir ve ortaklık adına işlem yapar; böylece terekenin yönetimi mirasçıların anlaşmasına bağlı olmaktan çıkar. Temsilcinin yetkisi paylaşmayla sona erer.
C. Paylaşmanın İstenmesi ve Usulü
Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir (TMK m. 642/1). Paylaşmayı isteme hakkı zamanaşımına uğramaz.
Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar; değerler arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır (TMK m. 642/2).
Bir erteleme sebebi vardır: mirasın açıldığı tarihte mirasçı olabilecek bir cenin varsa paylaşma doğuma kadar ertelenir. Ana muhtaç ise, doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilir (TMK m. 643).
Paylaşmanın esasları bakımından kural, mirasçıların serbestliğidir. Yasal mirasçılar, gerek kendi aralarında gerek atanmış mirasçılarla birlikte mirası aynı kurallara göre paylaşır ve aksine düzenleme olmadıkça paylaşmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaştırır. Tereke mallarına zilyet olan veya mirasbırakana borçlu bulunan mirasçılar, paylaşma sırasında bu konuda eksiksiz bilgi vermekle yükümlüdür (TMK m. 646).
Paylaşmanın usulü bakımından iki yol vardır. Mirasçılar anlaşabiliyorsa paylaşma sözleşmeyle yapılır; anlaşamıyorlarsa paylaşma davası açılır ve hâkim paylaştırmayı yapar. İkinci yolda hâkim, terekenin bütününü gözeterek malları mirasçılara özgüler ve değer farklarını para ile denkleştirir.
Paylaşmada mirasbırakanın koyduğu kurallar da dikkate alınır. Mirasbırakan ölüme bağlı tasarrufuyla paylaşmanın nasıl yapılacağına ilişkin kurallar koymuşsa bunlara uyulur; ancak bu kurallar, aksi anlaşılmadıkça yalnız paylaştırma kuralı sayılır ve mirasçıların paylarının oranını değiştirmez.
Paylaşmada bazı mallar için kanun özel kurallar öngörmüştür. Aile konutu ve ev eşyası bakımından sağ kalan eşe tanınan özgüleme hakkı bunların başında gelir: sağ kalan eş, bu mallar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet tanınmasını isteyebilir (TMK m. 652/1). Bu hak paylaşma aşamasında kullanılır ve diğer mirasçıların paylarını değer olarak etkilemez.
Hakkın iki sınırı vardır ve ikisi de atlanmamalıdır:
- Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya diğer yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilebilir (TMK m. 652/2). Konutun değeri eşin payını aşıyorsa bu yol dengeyi kurar.
- Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde sağ kalan eş bu hakları kullanamaz (TMK m. 652/3). Mesleğin sürdürülmesi menfaati eşin talebine üstün tutulmuştur.
Tarım işletmeleri bakımından ise ayrı bir düzen vardır ve bu hüküm saklıdır.
Tarımsal işletmelerin bütünlüğünü korumaya yönelik özel paylaşma hükümleri ise 2014 yılında yürürlükten kaldırılmıştır; bu konudaki düzenleme artık Türk Medeni Kanunu'nda değil, tarım arazilerine ilişkin özel mevzuatta yer alır. Sınav hazırlığında bu değişikliğin gözden kaçırılmaması gerekir; eski kaynaklarda hâlâ Medeni Kanun hükümleri üzerinden anlatılmaktadır.
D. Denkleştirme Yükümlülüğü
Mirasbırakan sağlığında bazı mirasçılarına kazandırmalarda bulunmuş olabilir. Bu kazandırmalar hesaba katılmazsa, paylaşma eşit görünse bile sonuç eşitsiz olur. Denkleştirme, bu dengesizliği gideren kurumdur.
1. Yükümlüler
Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdür (TMK m. 669/1).
Yükümlülük yalnız yasal mirasçılar arasında işler; atanmış mirasçılar denkleştirmeye tâbi değildir. Ayrıca yükümlülük mirasçılar arasındadır; tereke alacaklılarına karşı bir yükümlülük doğurmaz.
Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer (TMK m. 670).
2. Denkleştirmeye Tabi Kazandırmalar
Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir (TMK m. 669/2).
Hüküm bir karine kurar: altsoya yapılan karşılıksız kazandırmalar denkleştirmeye tâbi sayılır; aksini isteyen mirasbırakan bunu açıkça belirtmelidir.
Kanun bazı kazandırmaları kapsam dışında bırakmıştır:
- Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir (TMK m. 675/1).
- Altsoy hısımlarının evlenmelerinde alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında, denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır (TMK m. 675/2).
- Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler bakımından geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur (TMK m. 674/1).
Ayrıca eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya engelliliği bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır (TMK m. 674/2).
Denkleştirme şekli bakımından seçim yükümlüye aittir: geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir, dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır (TMK m. 671).
Denkleştirme ile tenkis sık karıştırılır. İkisi de sağlararası kazandırmaları hesaba katar, ancak amaçları farklıdır: denkleştirme mirasçılar arasındaki eşitliği sağlar ve yalnız yasal mirasçıları ilgilendirir; tenkis ise saklı payı korur ve saklı paylı mirasçılara tanınmıştır. Bir kazandırma aynı anda hem denkleştirmeye hem tenkise konu olabilir; bu hâlde önce denkleştirme yapılır, saklı pay hâlâ zedeleniyorsa tenkise geçilir.
Denkleştirmenin zamanı da paylaşmadır. Mirasçı, denkleştirme yükümlülüğünü paylaşmadan önce yerine getirmek zorunda değildir; yükümlülük paylaşma sırasında hesaba katılır ve payına mahsup edilir.
E. Paylaşma Sözleşmesi ve Mirasçıların Sorumluluğu
Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilir. Sözleşmenin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (TMK m. 676).
Miras payı üzerindeki sözleşmelerde şekil ikiye ayrılır (TMK m. 677):
- Mirasçılar arasında yapılan miras payının devri sözleşmesi yazılı şekle bağlıdır.
- Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır; bu sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez, yalnız paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkı sağlar.
Açılmamış miras üzerindeki sözleşmeler ise kural olarak geçersizdir: mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü kişiyle yapacağı sözleşmeler geçerli değildir; yerine getirilmiş edimlerin geri verilmesi istenebilir (TMK m. 678).
Paylaşmadan sonraki sorumluluk da düzenlenmiştir. Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer (TMK m. 681).
Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar, paylarına düşen mallar için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludur. Mirasçılar, paylaşmada her birine özgülenmiş alacakların varlığını birbirlerine garanti eder; borsaya kayıtlı kıymetli evrak dışında, alacağın mirasçının hakkına mahsup edilen miktarı için borçlunun ödeme gücünden adî kefil gibi sorumlu olurlar. Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinin veya daha sonra yerine getirilecek alacaklarda muacceliyet tarihinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 679).
Rücu bakımından sıralama vardır: paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş bir tereke borcunu veya üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara rücu edebilir. Rücu hakkı ilk önce, ödenmiş borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş bulunan mirasçıya karşı kullanılır; diğer hâllerde, aksi kararlaştırılmadıkça mirasçılardan her biri terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlüdür (TMK m. 682).
Örnek olay
(H) ölmüştür. Mirasçıları üç çocuğudur. (H) sağlığında büyük çocuğuna işyeri kurması için önemli bir sermaye vermiş, ortanca çocuğunun yurt dışı eğitimi için alışılmış ölçüyü belirgin biçimde aşan harcamalar yapmış, küçük çocuğuna ise evlenirken geleneğe uygun bir çeyiz vermiştir. Mirasçılar terekeyi eşit üçe bölmek istemektedir. Ayrıca büyük çocuk, kendi payını bir üçüncü kişiye adi yazılı sözleşmeyle devretmiş; bu kişi paylaşmaya katılmak istemektedir.
Değerlendirme: Paylaşma, denkleştirme yapılmadan tamamlanamaz.
Kuruluş sermayesi. Mirasbırakanın kuruluş sermayesi vermek suretiyle altsoyuna yaptığı karşılıksız kazandırmalar, aksi açıkça belirtilmedikçe denkleştirmeye tâbidir (TMK m. 669/2). Büyük çocuk, aldığını aynen geri verir ya da değerini payına mahsup ettirir; seçim ona aittir (TMK m. 671/1).
Hesapta iki kural daha işler. Birincisi değer anıdır: ölçü, kazandırmanın verildiği tarihteki tutarı değil, paylaşma sırasındaki karşılığıdır (TMK m. 673/1). Yıllar önce verilmiş bir sermayenin o günkü rakamı değil, bugünkü değeri hesaba girer; enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde iki rakam arasındaki fark belirleyici olur. Yarar, zarar, gelir ve giderlerde ise sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır (TMK m. 673/2). İkincisi payı aşan kazandırmadır: verilen sermaye çocuğun miras payını aşıyorsa, mirasbırakanın bu fazlalığı ona bırakmak istediğini ispat etmesi hâlinde aşan kısım denkleştirmeye girmez — ancak diğer mirasçıların tenkis hakkı saklı kalır (TMK m. 672). İspat yükü, fazlalığı elinde tutmak isteyen mirasçıdadır.
Eğitim giderleri. Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler bakımından geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe yalnız alışılmış ölçüleri aşan kısım için doğar (TMK m. 674/1). Ortanca çocuk, harcamanın tamamını değil, aşan kısmı denkleştirir.
Çeyiz. Altsoy hısımlarının evlenmelerinde alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında, denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır (TMK m. 675/2); olağan hediyeler ve geleneğe uygun evlenme giderleri de tâbi değildir (TMK m. 675/1). Küçük çocuk bakımından denkleştirme yapılmaz.
Sonuç: eşit üçe bölme talebi, denkleştirme yapılmadan sonuç doğurmaz. Önce denkleştirmeye tâbi değerler terekeye eklenir, sonra paylar hesaplanır ve her mirasçının aldığı kazandırma payına mahsup edilir.
Pay devri. Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı miras payı devri sözleşmesinin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır (TMK m. 677/2). Adi yazılı sözleşme bu şartı karşılamadığından geçersizdir.
Sözleşme geçerli olsaydı bile sonuç üçüncü kişinin istediği gibi olmazdı: böyle bir sözleşme üçüncü kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; yalnız paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkı sağlar. Miras ortaklığının üyeleri mirasçılardır ve bu sıfat devirle geçmez.
İkinci örnek olay
(K) ölmüştür. Mirasçıları iki çocuğudur. Terekede bir taşınmaz, bir otomobil ve bankada mevduat vardır. Çocuklardan biri taşınmazın satılıp bedelinin paylaşılmasını, diğeri ise taşınmazın kendisine verilip farkın para ile ödenmesini istemektedir. Anlaşma sağlanamamıştır. Bu arada mirasçılardan biri, terekeye dâhil bir alacağın zamanaşımına uğramak üzere olduğunu görmüş ve diğerinin onayını alamadan alacak davası açmıştır. Ayrıca paylaşmadan iki yıl sonra, mirasbırakanın bilinmeyen bir borcu ortaya çıkmıştır.
Değerlendirme: Üç sorun ayrı hükümlere tabidir.
Paylaşma usulü. Mirasçılar paylaşmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaştırabilir (TMK m. 646/2); anlaşamazlarsa her mirasçı sulh mahkemesinden paylaştırma isteyebilir (TMK m. 642/2). Hâkim, terekenin tamamını ve malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazın tamamını bir mirasçıya verir ve değerler arasındaki farkı para ödenmesi yoluyla giderir. Kanunun tercihi bu yöndedir; satış yolu, aynen paylaştırmanın mümkün olmadığı hâllere bırakılmıştır. Taşınmazı isteyen mirasçının talebi bu sebeple kanunun öngördüğü çözüme daha yakındır.
Tek başına açılan dava. Terekeye ait haklar üzerinde kural olarak birlikte tasarruf edilir (TMK m. 640/2). Ancak kanun bir istisna getirmiştir: mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir ve sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır (TMK m. 640/4). Zamanaşımını kesmek için açılan dava bir koruma işlemidir; diğer mirasçının onayı aranmaz ve kazanılan hak terekeye girer.
Sonradan çıkan borç. Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından rıza gösterilmemiş tereke borçlarından paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur; teselsül, paylaşma tarihinden itibaren beş yıl geçmekle sona erer (TMK m. 681). Paylaşmadan iki yıl geçtiğine göre teselsül devam etmektedir ve alacaklı borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir.
Ödeyen mirasçı diğerine rücu eder. Paylaşma sözleşmesinde bu borcu üstlenmiş bir mirasçı varsa rücu ilk önce ona yöneltilir; aksi kararlaştırılmamışsa mirasçılardan her biri terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlüdür (TMK m. 682).
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 6 soru eşleşti, ilk 6 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2025 HMGS (EYLÜL)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2007 ADLİ YARGI (KASIM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2006 ADLİ YARGI (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2019 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2007 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2012 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 5 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.
Soru 310
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 311
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 312
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 313
Cevabı göster
Şık analizi
Soru 314
Cevabı göster
Şık analizi
← Miras Sebebiyle İstihkak DavasıEşya Hukukunun Temel Kavramları →