Medeni Hukuk › Başlık 10 / 60
Kişiliğin Sona Ermesi, Ölüm Karineleri ve Gaiplik
45 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu
Hızlı özet
Kişilik ölümle sona erer (TMK m. 28/1). Ölüm hukuk düzeninde tek başına duran bir olgu değildir: mirasın açılması, evliliğin sona ermesi ve pek çok hakkın son bulması ona bağlanmıştır. Bu yüzden kanun yalnız ölümü değil, ölümün ispatlanamadığı durumları da düzenlemek zorunda kalmıştır.
Ölüm ve Sonuçları
Ölümle kişilik ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar sona erer; malvarlığı hakları mirasçılara geçer. Ölüm maddî bir olaydır, hukukî işlem değildir; sonuçlarını kendiliğinden doğurur. Miras açılır, evlilik sona erer, velâyet ve vesayet ilişkileri son bulur.
Ölüm anının belirlenmesi tıbbî bir sorundur ve hukuk bu belirlemeyi esas alır; ölçü, solunum ve dolaşımın geri dönüşsüz durması ya da tıbben tespit edilen beyin ölümüdür. Anın kesin saptanması, birlikte ölüm hâllerinde mirasın kime geçeceğini doğrudan etkiler.
Ölüm kişiliği sona erdirse de koruma tümüyle bitmez. Ölenin hatırasına yönelik saldırılara karşı yakınları dava açabilir; ancak burada korunan ölenin kişiliği değil, yakınlarının kendi kişilik hakkıdır.
Ölümün İspatı
Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu ya da belirli bir zamanda sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır (TMK m. 29/1). Doğum ve ölüm nüfus kaydıyla ispat olunur; kayıt yoksa veya doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispatlanabilir (TMK m. 30).
Ölüm Karinesi
Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır (TMK m. 31). Kanun burada ölümü varsaymaz; kaybolma koşullarının niteliğinden ölümün gerçekleştiği sonucuna varır. Uçak kazasında enkazın bulunup yolcunun bulunamaması, batan gemide kaybolma, deprem enkazı ve çığ tipik hâllerdir; ortak nokta, olayın kurtulma ihtimalini akla uygun biçimde dışlamasıdır.
Ölüm karinesi ayrı bir dava ve bekleme süresi gerektirmez. Nüfus müdürlüğü, mülkî amirin emriyle kaydı düşer. Karine gerçek ölümün bütün sonuçlarını doğurur: miras açılır, evlilik kendiliğinden sona erer, sağ kalan eş yeniden evlenmek için ayrıca dava açmaz. Karine adidir; kişinin sağ olduğu her zaman ispatlanabilir ve bu ispatla sonuçlar geriye alınır.
Birlikte Ölüm Karinesi
Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır (TMK m. 29/2). Aynı olayda ölmüş olmaları gerekmez; aranan tek şey, ölüm sırasının ispatlanamamasıdır. Sonucu şudur: aynı anda ölmüş sayılan kişiler birbirlerine mirasçı olamaz, çünkü mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekir. Miras, her biri için kendi mirasçılarına ayrı ayrı geçer. Bu karine de adidir.
Gaiplik
Gaiplik, ölümü kesin olmamakla birlikte kuvvetle muhtemel görülen kişinin hukukî durumunu düzenler. Ölüm karinesinden farkı buradadır: orada ölüm kesin gözle görülür, burada yalnız kuvvetli olasılık vardır ve bu olasılığın mahkeme kararıyla tespiti gerekir.
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme gaipliğe karar verebilir (TMK m. 32/1). Başvuru hakkı herkese değil, yalnız hakları bu ölüme bağlı olanlara tanınmıştır. Yetkili mahkeme kural olarak kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesidir.
Süreler sebebe göre ayrılır: ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl, son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olmalıdır (TMK m. 33/1). Mahkeme, bilgisi bulunanları ilânla çağırır; bu süre en az altı aydır. İlân süresi dolmadan kişi ortaya çıkar, kendisinden haber alınır ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer (TMK m. 34). İlândan sonuç alınamazsa mahkeme gaipliğe karar verir ve karar, karar tarihinden değil, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur (TMK m. 35).
Karardan önce malvarlığı korumasız kalmaz: bulunamayan kişinin malları için yönetim kayyımı atanır (TMK m. 427).
Gaipliğin İki Ayırt Edici Sonucu
Tereke malları mirasçılara ancak güvence karşılığında teslim edilir (TMK m. 584/1). Güvence süresi ölüm tehlikesinde beş yıl, haber alınamamada onbeş yıl, her hâlde gaibin yüz yaşına varmasına kadardır. Gaip ortaya çıkar veya üstün hak sahipleri sıfatlarını ispat ederse, malları alanlar zilyetlik kuralları uyarınca geri verir (TMK m. 585).
Evlilik ise kendiliğinden sona ermez. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez (TMK m. 131/1); fesih, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrı bir davayla istenebilir. Bu iki kural kurumun mantığını gösterir: gaiplik ölümü kesinleştirmez, yalnız belirsizliği yönetilebilir kılar.
Kimsenin gaiplik istemediği hâller için de çözüm vardır: malvarlığı on yıl resmen yönetilen ya da yüz yaşını dolduracak süre geçen kişinin gaipliğini Hazine ister; hak sahibi çıkmazsa miras Devlete geçer (TMK m. 588).
Sınavda Ne Çıkar
- Ölüm karinesi (TMK m. 31) ölüme kesin gözle bakılan hâllerde işler, karar ve süre gerektirmez ve evliliği kendiliğinden sona erdirir.
- Gaiplikte yalnız kuvvetli olasılık vardır; mahkeme kararı zorunludur ve evlilik ancak ayrı bir fesih kararıyla sona erer (TMK m. 131).
- Gaiplik süreleri: ölüm tehlikesinde bir yıl, son haberden beş yıl; ilân en az altı ay. Karar, tehlikenin gerçekleştiği ya da son haberin alındığı günden hüküm doğurur.
- Teminat süresi ölüm tehlikesinde beş yıl, haber alınamamada onbeş yıl, her hâlde yüz yaşına kadardır (TMK m. 584).
- Birlikte ölüm karinesinde sıra ispatlanamayanlar aynı anda ölmüş sayılır ve birbirine mirasçı olamaz; aynı olayda ölmüş olmaları şart değildir.
- Gaiplik kararı ölümü tespit etmez: kişinin sağ olduğu ispatlanırsa karar sonuç doğurmaz ve mallar geri verilir.
Kişilik ölümle sona erer (TMK m. 28/1). Ölüm, hukuk düzeninde tek başına duran bir olgu değildir: mirasın açılması, evliliğin sona ermesi ve pek çok hakkın son bulması ona bağlanmıştır. Bu yüzden kanun yalnız ölümü değil, ölümün ispatlanamadığı durumları da düzenlemek zorunda kalmıştır.
A. Ölüm ve Hukuki Sonuçları
Ölümle birlikte kişilik ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar sona erer; malvarlığı hakları ise mirasçılara geçer. Ölüm bir maddî olaydır, hukukî işlem değildir; sonuçlarını kendiliğinden doğurur.
Ölüm anının belirlenmesi tıbbî bir sorundur ve hukuk bu belirlemeyi esas alır. Günümüzde ölçü, solunum ve dolaşımın geri dönüşsüz durması ya da tıbben tespit edilen beyin ölümüdür. Anın kesin olarak saptanması, birlikte ölüm hâllerinde mirasın kime geçeceğini doğrudan etkilediği için önemlidir.
Ölüm kişiliği sona erdirse de kişilik değerlerinin korunması tümüyle ortadan kalkmaz. Ölenin hatırasına yönelik saldırılara karşı yakınları kendi kişilik hakları zedelendiği ölçüde dava açabilir. Burada korunan, ölenin kişiliği değil, yakınlarının kendi kişilik hakkıdır.
Ölümün doğurduğu başlıca sonuçlar şunlardır:
- Miras kendiliğinden açılır ve tereke mirasçılara geçer.
- Evlilik sona erer; sağ kalan eş yeniden evlenebilir.
- Velâyet ve vesayet ilişkileri son bulur.
- Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar sona erer, malvarlığı hakları terekeye girer.
B. Ölümün İspatı
Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu ya da belirli bir zamanda veya başka birinin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır (TMK m. 29/1). Kural, genel ispat yükü kuralının bu alandaki uygulamasıdır.
Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur (TMK m. 30/1). Sicilde kayıt yoksa veya kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispatlanabilir (TMK m. 30/2). Buradaki serbestlik önemlidir: resmî sicilin kanıt gücü mutlak değildir, aksi ispatlanabilir ve bu ispat şekle bağlı değildir.
İspat yükünün kimde olduğu, iddianın yönüne göre değişir:
- Bir kimsenin sağ olduğunu ileri süren, sağ olmayı ispatlar.
- Ölümü ileri süren, ölümü ispatlar.
- Belirli bir anda ya da başka birinin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren, bunu ispatlar.
Ölüm olgusu nüfus kaydına geçmemişse ilgililer ölümün tespiti davası açabilir. Bu dava, ölüm karinesinin uygulandığı hâllerde de kaydın düzeltilmesi amacıyla kullanılır ve kurucu değil, tespit edici niteliktedir.
C. Ölüm Karinesi
Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır (TMK m. 31). Kanun burada ölümü varsaymaz; kaybolma koşullarının niteliğinden ölümün gerçekleştiği sonucuna varır.
Karinenin işlemesi için aranan koşullar şunlardır:
- Kişinin ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren bir olay içinde kaybolmuş olması
- Cesedin bulunamamış olması
- Olayın niteliğinin, kurtulma ihtimalini pratikte ortadan kaldırması
Ölüm karinesi ile gaipliğin ayrıldığı ilk nokta budur: burada aranan kesinlik, orada yalnız olasılıktır. İkinci fark ispat konusundadır; ölüm karinesinde ispatlanan olay ölüm değil, ölümü kesin kılan koşullardır.
Ölüm karinesinin en belirgin özelliği, ayrı bir dava ve bekleme süresi gerektirmemesidir. Nüfus müdürlüğü, mülkî amirin emriyle kaydı düşer; ilgililer isterse tespit davası açabilir. Karine, gerçek ölümün bütün sonuçlarını doğurur: miras açılır, evlilik kendiliğinden sona erer, sağ kalan eş yeniden evlenmek için ayrıca dava açmaz.
Karine adi niteliktedir; kişinin sağ olduğu her zaman ispatlanabilir ve bu ispatla sonuçlar geriye alınır. Kişi sonradan ortaya çıkarsa kişiliğinin hiç sona ermemiş olduğu kabul edilir; mirasçılara geçen mallar iade edilir ve evlilik bakımından ortaya çıkan sonuçlar kanunun evlenme hükümlerine göre çözülür.
Ölüm karinesinin uygulandığı tipik hâller uygulamada bellidir:
- Uçak kazasında enkazın bulunup yolcunun bulunamaması
- Batan gemide veya teknede kaybolma
- Deprem enkazında kalma ve kurtarılamama
- Çığ altında kalma ve arama çalışmalarının sonuçsuz kalması
Ortak nokta, olayın niteliğinin kurtulma ihtimalini akla uygun biçimde dışlamasıdır. Karar verilirken kişinin kaybolduğu ortamın koşulları, arama çalışmalarının kapsamı ve süresi birlikte değerlendirilir. Buna karşılık dağda kaybolan ya da izi bulunamayan kişide ölüm kesin gözle görülmez; bu hâller gaipliğin konusudur.
D. Birlikte Ölüm Karinesi
Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır (TMK m. 29/2). Kanun burada bir ispat güçlüğünü çözmektedir.
Karinenin uygulanabilmesi için kişilerin aynı olayda ölmüş olması gerekmez; aranan tek şey, ölüm sırasının ispatlanamamış olmasıdır. Sonucu şudur: aynı anda ölmüş sayılan kişiler birbirlerine mirasçı olamaz, çünkü mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekir. Miras, her biri için kendi mirasçılarına ayrı ayrı geçer.
Bu karine de adidir. Ölüm sırası ispatlanırsa karine uygulanmaz ve sıraya göre miras ilişkisi kurulur.
E. Gaiplik
Gaiplik, ölümü kesin olmamakla birlikte kuvvetle muhtemel görülen kişinin hukukî durumunu düzenleyen kurumdur. Ölüm karinesinden farkı buradadır: orada ölüm kesin gözle görülür, burada yalnız kuvvetli olasılık vardır ve bu olasılığın mahkeme kararıyla tespiti gerekir.
Gaiplik kararının unsurları şu şekilde sıralanabilir:
- Kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması
- Ölümü hakkında kuvvetli olasılık bulunması
- Kanunda öngörülen bekleme süresinin dolmuş olması
- Hakları ölüme bağlı olanların başvurusu ve ilân usulünün tamamlanması
- Mahkemenin gaiplik kararı vermesi
1. Sebepleri: Ölüm Tehlikesi ve Haber Alınamama
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme gaipliğe karar verebilir (TMK m. 32/1).
İki sebep birbirinden bağımsızdır ve süreleri farklıdır. Başvuru hakkı yalnız hakları bu ölüme bağlı olanlara tanınmıştır; herkes gaiplik isteyemez. Mirasçılar, sigorta alacaklısı ve eş tipik başvuru sahipleridir.
Başvuru hakkının sınırlı tutulması bilinçlidir. Gaiplik kararı, kişinin hukukî varlığına ilişkin ağır sonuçlar doğurduğundan, bu sonuçtan menfaati bulunmayan üçüncü kişilerin kararı istemesi kabul edilmemiştir. Savcılık gaiplik isteyemez; idarî makamlar da kural olarak isteyemez. Tek istisna TMK m. 588'dir ve aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesidir; Türkiye'de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer, böyle bir kayıt da yoksa ana veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (TMK m. 32/2).
Gaiplik istenmeden önce de kaybolan kişinin malvarlığı korumasız kalmaz. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, vesayet makamı malvarlığı için bir yönetim kayyımı atar (TMK m. 427). Kayyımlık, kişinin hukukî varlığına dokunmaz; yalnız mallarının yönetimini sağlar ve gaiplik kararına kadar geçen dönemi köprüler.
Aynı hüküm, mirasçılık hakları henüz belli olmayan terekeler ile ceninin menfaatlerinin gerektirdiği hâller için de kayyım atanmasını öngörür. Bu üç durumun ortak noktası, hak sahibinin belirsiz ya da ulaşılamaz olmasıdır.
2. Dava, İlan ve Bekleme Süreleri
Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir (TMK m. 33/1).
Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için ilânla çağırır. Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır (TMK m. 33/2–3).
Gaipliğine karar verilecek kişi ilân süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse, gaiplik istemi düşer (TMK m. 34).
İlândan sonuç alınamazsa mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır (TMK m. 35/1). Kararın hüküm doğurduğu an ise karar tarihi değildir: gaiplik kararı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur (TMK m. 35/2). Bu geriye etki, mirasın hangi tarihe göre açılacağını belirlediği için sınavda sık ölçülür.
3. Mirasa İlişkin Sonuçlar ve Teminat
Gaiplik kararı verilen kişinin mirasçıları, tereke malları kendilerine teslim edilmeden önce, bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine ilişkin güvence göstermek zorundadır (TMK m. 584/1).
Güvencenin süresi sebebe göre değişir: ölüm tehlikesi içinde kaybolmada beş yıl, uzun zamandan beri haber alınamamada onbeş yıl ve her hâlde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süre için gösterilir (TMK m. 584/2). Beş yıllık süre tereke mallarının tesliminden, onbeş yıllık süre ise son haber tarihinden başlar (TMK m. 584/3).
Gaip ortaya çıkar veya üstün hak sahipleri sıfatlarını ispat ederse, tereke mallarını teslim almış olanlar aldıklarını zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümlüdür (TMK m. 585/1). İyiniyetli olup olmama, geri verme yükümlülüğünün kapsamını belirler.
Gaiplik, kişinin mirasçı olduğu ilişkilerde de sonuç doğurur. Mirasın açıldığı anda ortada bulunmayan ve sağ olup olmadığı ispat edilemeyen mirasçının payı resmen yönetilir (TMK m. 586/1). Bu payın kendilerine kalacağı kişiler, gaipliğe ilişkin süre ve usule uyarak gaiplik kararı alınmasını ve payın kendilerine teslimini isteyebilir (TMK m. 586/2).
Teminat yükümlülüğünün mantığı buradan anlaşılır: gaiplik kararı ölümü kesinleştirmez, yalnız ölüme bağlı hakların kullanılmasına izin verir. Kişinin dönme ihtimali hukuken açık kaldığı sürece, tereke mallarının geri verilebilir durumda tutulması gerekir. Ölüm karinesinde böyle bir ihtiyaç bulunmadığından teminat da aranmaz.
Kanun, kimsenin gaiplik istemediği durumlar için de bir çözüm getirmiştir. Sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen miras payı on yıl resmen yönetilirse ya da bu kişinin yüz yaşını dolduracağı süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine gaipliğe karar verilir (TMK m. 588/1). İlân süresinde hiçbir hak sahibi çıkmazsa gaibin mirası Devlete geçer; Devlet de gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı, tıpkı mirası teslim alan mirasçılar gibi geri vermekle yükümlüdür (TMK m. 588/2–3).
Bu hüküm, gaiplik başvurusunun yalnız hakları ölüme bağlı olanlara tanınmış olmasının yarattığı boşluğu kapatır: kimsenin başvurmadığı hâllerde malvarlığının süresiz biçimde resmen yönetilmesi önlenir.
4. Evliliğe İlişkin Sonuç
Gaipliğin evlilik üzerindeki etkisi, ölüm karinesinden en keskin biçimde ayrıldığı noktadır. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez (TMK m. 131/1).
Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir (TMK m. 131/2). Ayrı dava ile istenmesi hâlinde yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 131/3).
Buradaki mantık şudur: gaiplik kararı ölüme bağlı hakları harekete geçirir, ancak evliliği kendiliğinden sona erdirmez. Evlilik kişiye sıkı sıkıya bağlı bir ilişki olduğundan, sona ermesi için ayrı bir yargısal karar aranmıştır.
Eş, evliliğin feshini istemek zorunda değildir; isteyip istememek onun tercihidir. Fesih istenmediği sürece evlilik hukuken devam eder ve eş yeniden evlenemez. Gaip daha sonra ortaya çıkarsa, fesih kararı verilmemişse evlilik zaten ayakta olduğundan sorun doğmaz; fesih kararı verilmiş ve eş yeniden evlenmişse, sonraki evliliğin âkıbeti evlenme hükümlerine göre çözülür.
Gaiplik kararının doğurduğu sonuçlar şu şekilde toplanabilir:
- Ölüme bağlı haklar kullanılabilir hâle gelir; miras, gaiplik kararının hüküm doğurduğu tarihte açılmış sayılır.
- Tereke malları mirasçılara ancak teminat karşılığında teslim edilir.
- Gaibin verdiği vekâlet sona erer, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları düşer.
- Evlilik kendiliğinden sona ermez; ayrıca fesih kararı gerekir.
- Karar, kişinin gerçekten öldüğünü tespit etmez; sağ olduğu her zaman ispatlanabilir.
Son madde kurumun bütününü açıklar. Gaiplik, ölümün ispatlanamadığı bir belirsizlik hâlinde hukukî ilişkilerin süresiz biçimde askıda kalmasını önlemek için kurulmuştur; amacı ölümü kesinleştirmek değil, belirsizliği yönetilebilir kılmaktır. Teminat yükümlülüğü, evliliğin ayrı kararla sona erdirilmesi ve kararın her zaman çürütülebilir olması bu amacın üç ayrı görünümüdür.
5. Gaiplik Kararının Sonradan Etkisiz Kalması
Gaip ortaya çıkarsa kişilik hiç sona ermemiş sayılır. Bunun sonuçları üç düzlemde ortaya çıkar. Malvarlığı bakımından tereke mallarını teslim almış olanlar aldıklarını zilyetlik kuralları uyarınca geri verir (TMK m. 585/1); iyiniyetli olanların geri verme yükümlülüğü, miras sebebiyle istihkak davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabidir (TMK m. 585/2).
Evlilik bakımından sonuç, fesih kararının verilip verilmediğine bağlıdır. Fesih istenmemişse evlilik zaten devam etmektedir. Fesih kararı verilmiş ve eş yeniden evlenmişse, ortaya çıkan durum evlenme hükümlerine göre çözülür; gaibin dönmesi önceki evliliği kendiliğinden canlandırmaz.
Üçüncü kişilerle kurulmuş ilişkiler bakımından ise işlem güvenliği ilkesi devreye girer. Gaiplik kararına güvenerek mirasçılarla işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişilerin durumu, iyiniyetin korunmasına ilişkin genel kurallara göre değerlendirilir.
F. Ölüm Karinesi ile Gaipliğin Karşılaştırması
İki kurum da ölümün ispatlanamadığı durumlarda işler, ancak koşulları ve sonuçları farklıdır.
| Ölçüt | Ölüm karinesi | Gaiplik |
|---|---|---|
| Dayanak | Ölüme kesin gözle bakılan durum | Ölüm hakkında kuvvetli olasılık |
| Mahkeme kararı | Gerekmez | Zorunludur |
| Bekleme süresi | Yoktur | Bir yıl veya beş yıl |
| İlân | Yoktur | En az altı ay |
| Evliliğe etkisi | Kendiliğinden sona erer | Ayrıca fesih kararı gerekir |
| Mirasta teminat | Aranmaz | Aranır |
Örnek olay
(B), denizde çıkan bir fırtınada teknesiyle birlikte kaybolmuştur. Kıyı güvenliğinin raporuna göre teknenin battığı ve o koşullarda kurtulmanın mümkün olmadığı belirlenmiş, ancak ceset bulunamamıştır. (B)'nin eşi (C), yeniden evlenmek istemektedir. (B)'nin mirasçıları ise terekenin paylaşılmasını talep etmektedir.
Değerlendirme: Olayda ölüme kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum vardır: tekne batmış, koşullar kurtulmayı imkânsız kılmıştır. Cesedin bulunamamış olması sonucu değiştirmez; kanun bu ihtimali açıkça öngörmüştür (TMK m. 31).
Bu nitelendirmenin sonucu belirleyicidir. Ölüm karinesi işlediğine göre (B) gerçekten ölmüş sayılır; ayrı bir dava açmaya, bekleme süresini doldurmaya ve ilân yapmaya gerek yoktur. Miras kendiliğinden açılır ve mirasçılar terekeyi teminat göstermeksizin alır.
(C) bakımından da sonuç aynı yöndedir: evlilik ölümle kendiliğinden sona erdiğinden, (C)'nin yeniden evlenmek için evliliğin feshi davası açmasına gerek yoktur. Kadın için öngörülen bekleme süresine ilişkin hükümler saklıdır.
Olay, gaiplik kurgusundan tam bu noktada ayrılır. Eğer (B) fırtınada değil de yurt dışına gittikten sonra kendisinden haber alınamamak suretiyle kaybolsaydı, ölüme kesin gözle bakılan bir durum bulunmayacak, yalnız kuvvetli olasılıktan söz edilebilecekti. O ihtimalde son haber tarihinden beş yıl geçmesi, dava açılması ve en az altı ay süreyle ilân yapılması gerekirdi (TMK m. 33). Mirasçılar terekeyi ancak teminat göstererek alabilir (TMK m. 584) ve (C), gaiplik kararına rağmen ayrıca evliliğin feshini istemedikçe yeniden evlenemezdi (TMK m. 131).
Üçüncü örnek olay
(F), yurt dışına çalışmaya gitmiş ve gittikten iki yıl sonra kendisinden haber alınamaz olmuştur. Son haber tarihinin üzerinden altı yıl geçmiştir. Eşi (G) ile iki çocuğu, hem terekenin paylaşılmasını hem de (G)'nin yeniden evlenebilmesini istemektedir. Mahkeme ilân yaptıktan üç ay sonra (F)'nin bir yakınından haber geldiği, ancak bu haberin doğrulanamadığı bildirilmiştir.
Değerlendirme: Olayda ölüme kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum yoktur; ortada yalnız uzun süredir haber alınamama vardır. Uygulanacak kurum bu sebeple gaipliktir (TMK m. 32/1).
Süre koşulu gerçekleşmiştir: son haber tarihinden en az beş yıl geçmesi gerekir ve olayda altı yıl geçmiştir (TMK m. 33/1). Başvuruyu hakları ölüme bağlı olan eş ve çocuklar yapabilir. Mahkeme, en az altı ay süreyle ilân yapmak zorundadır (TMK m. 33/3).
İlân sırasında gelen haber, sonucu ancak doğrulanırsa değiştirir. Gaipliğine karar verilecek kişi ilân süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa istem düşer (TMK m. 34); ancak burada aranan, kişinin sağ olduğuna ilişkin gerçek bir bilgidir. Doğrulanamayan bir duyum istemi düşürmez.
İlândan sonuç alınamazsa gaipliğe karar verilir ve ölüme bağlı haklar, ölüm ispatlanmış gibi kullanılır (TMK m. 35/1). Kararın hüküm doğuracağı an son haberin alındığı gündür (TMK m. 35/2); miras da bu tarihe göre açılmış sayılır. Çocuklar ve eş, tereke mallarını ancak teminat göstererek alabilir; teminat süresi haber alınamama hâlinde onbeş yıldır ve son haber tarihinden başlar (TMK m. 584).
(G) bakımından gaiplik kararı tek başına yetmez. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez (TMK m. 131/1). (G) bu talebi gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrı bir davayla ileri sürmelidir. Olay, ölüm karinesiyle gaiplik arasındaki farkın en açık göründüğü noktadır.
İkinci örnek olay
(D) ile oğlu (E), aynı trafik kazasında ölmüştür. Hangisinin önce öldüğü tespit edilememiştir. (D)'nin başka çocuğu yoktur; (E)'nin ise bir çocuğu vardır. (D)'nin kardeşi, terekenin kendisine kalması gerektiğini ileri sürmektedir.
Değerlendirme: Ölüm sırası ispatlanamadığına göre (D) ile (E) aynı anda ölmüş sayılır (TMK m. 29/2). Aynı anda ölmüş sayılmanın doğrudan sonucu, ikisinin birbirine mirasçı olamamasıdır: mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekir, aynı anda ölenlerde bu koşul gerçekleşmez.
Buna karşılık karine, mirasın hiç geçmemesi anlamına gelmez. Her iki tereke de kendi mirasçılarına ayrı ayrı geçer. (D)'nin terekesi bakımından (E) mirasçı olamasa da, (E)'nin çocuğu halefiyet yoluyla dedesinin mirasçısı olur ve babasının payını alır. Altsoy bulunduğu sürece kardeşler mirasçı olamayacağından (D)'nin kardeşinin talebi yerinde değildir.
Sonucun değişebileceği tek ihtimal, ölüm sırasının ispatlanmasıdır. Karine adidir; hangi ölümün önce gerçekleştiği ispatlanırsa karine uygulanmaz ve miras ilişkisi gerçek sıraya göre kurulur.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2024 HMGS (EYLÜL)
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 2026 HMGS (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2006 KPSS VE KPSS 2019
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 KPSS / ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2005 ADLİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2008 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2007 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2006 KAMU İHALE KURUMU UZMAN YRD.
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2009 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 11 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.