EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 10 / 60

Kişiliğin Sona Ermesi, Ölüm Karineleri ve Gaiplik

45 Hâkimlik 2 HMGS Sorusu

Hızlı özet

Kişilik ölümle sona erer (TMK m. 28/1). Ölüm hukuk düzeninde tek başına duran bir olgu değildir: mirasın açılması, evliliğin sona ermesi ve pek çok hakkın son bulması ona bağlanmıştır. Bu yüzden kanun yalnız ölümü değil, ölümün ispatlanamadığı durumları da düzenlemek zorunda kalmıştır.

Ölüm ve Sonuçları

Ölümle kişilik ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar sona erer; malvarlığı hakları mirasçılara geçer. Ölüm maddî bir olaydır, hukukî işlem değildir; sonuçlarını kendiliğinden doğurur. Miras açılır, evlilik sona erer, velâyet ve vesayet ilişkileri son bulur.

Ölüm anının belirlenmesi tıbbî bir sorundur ve hukuk bu belirlemeyi esas alır; ölçü, solunum ve dolaşımın geri dönüşsüz durması ya da tıbben tespit edilen beyin ölümüdür. Anın kesin saptanması, birlikte ölüm hâllerinde mirasın kime geçeceğini doğrudan etkiler.

Ölüm kişiliği sona erdirse de koruma tümüyle bitmez. Ölenin hatırasına yönelik saldırılara karşı yakınları dava açabilir; ancak burada korunan ölenin kişiliği değil, yakınlarının kendi kişilik hakkıdır.

Ölümün İspatı

Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu ya da belirli bir zamanda sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır (TMK m. 29/1). Doğum ve ölüm nüfus kaydıyla ispat olunur; kayıt yoksa veya doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispatlanabilir (TMK m. 30).

Ölüm Karinesi

Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır (TMK m. 31). Kanun burada ölümü varsaymaz; kaybolma koşullarının niteliğinden ölümün gerçekleştiği sonucuna varır. Uçak kazasında enkazın bulunup yolcunun bulunamaması, batan gemide kaybolma, deprem enkazı ve çığ tipik hâllerdir; ortak nokta, olayın kurtulma ihtimalini akla uygun biçimde dışlamasıdır.

Ölüm karinesi ayrı bir dava ve bekleme süresi gerektirmez. Nüfus müdürlüğü, mülkî amirin emriyle kaydı düşer. Karine gerçek ölümün bütün sonuçlarını doğurur: miras açılır, evlilik kendiliğinden sona erer, sağ kalan eş yeniden evlenmek için ayrıca dava açmaz. Karine adidir; kişinin sağ olduğu her zaman ispatlanabilir ve bu ispatla sonuçlar geriye alınır.

Birlikte Ölüm Karinesi

Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır (TMK m. 29/2). Aynı olayda ölmüş olmaları gerekmez; aranan tek şey, ölüm sırasının ispatlanamamasıdır. Sonucu şudur: aynı anda ölmüş sayılan kişiler birbirlerine mirasçı olamaz, çünkü mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekir. Miras, her biri için kendi mirasçılarına ayrı ayrı geçer. Bu karine de adidir.

Gaiplik

Gaiplik, ölümü kesin olmamakla birlikte kuvvetle muhtemel görülen kişinin hukukî durumunu düzenler. Ölüm karinesinden farkı buradadır: orada ölüm kesin gözle görülür, burada yalnız kuvvetli olasılık vardır ve bu olasılığın mahkeme kararıyla tespiti gerekir.

Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme gaipliğe karar verebilir (TMK m. 32/1). Başvuru hakkı herkese değil, yalnız hakları bu ölüme bağlı olanlara tanınmıştır. Yetkili mahkeme kural olarak kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesidir.

Süreler sebebe göre ayrılır: ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl, son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olmalıdır (TMK m. 33/1). Mahkeme, bilgisi bulunanları ilânla çağırır; bu süre en az altı aydır. İlân süresi dolmadan kişi ortaya çıkar, kendisinden haber alınır ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer (TMK m. 34). İlândan sonuç alınamazsa mahkeme gaipliğe karar verir ve karar, karar tarihinden değil, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur (TMK m. 35).

Karardan önce malvarlığı korumasız kalmaz: bulunamayan kişinin malları için yönetim kayyımı atanır (TMK m. 427).

Gaipliğin İki Ayırt Edici Sonucu

Tereke malları mirasçılara ancak güvence karşılığında teslim edilir (TMK m. 584/1). Güvence süresi ölüm tehlikesinde beş yıl, haber alınamamada onbeş yıl, her hâlde gaibin yüz yaşına varmasına kadardır. Gaip ortaya çıkar veya üstün hak sahipleri sıfatlarını ispat ederse, malları alanlar zilyetlik kuralları uyarınca geri verir (TMK m. 585).

Evlilik ise kendiliğinden sona ermez. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez (TMK m. 131/1); fesih, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrı bir davayla istenebilir. Bu iki kural kurumun mantığını gösterir: gaiplik ölümü kesinleştirmez, yalnız belirsizliği yönetilebilir kılar.

Kimsenin gaiplik istemediği hâller için de çözüm vardır: malvarlığı on yıl resmen yönetilen ya da yüz yaşını dolduracak süre geçen kişinin gaipliğini Hazine ister; hak sahibi çıkmazsa miras Devlete geçer (TMK m. 588).

Sınavda Ne Çıkar

  • Ölüm karinesi (TMK m. 31) ölüme kesin gözle bakılan hâllerde işler, karar ve süre gerektirmez ve evliliği kendiliğinden sona erdirir.
  • Gaiplikte yalnız kuvvetli olasılık vardır; mahkeme kararı zorunludur ve evlilik ancak ayrı bir fesih kararıyla sona erer (TMK m. 131).
  • Gaiplik süreleri: ölüm tehlikesinde bir yıl, son haberden beş yıl; ilân en az altı ay. Karar, tehlikenin gerçekleştiği ya da son haberin alındığı günden hüküm doğurur.
  • Teminat süresi ölüm tehlikesinde beş yıl, haber alınamamada onbeş yıl, her hâlde yüz yaşına kadardır (TMK m. 584).
  • Birlikte ölüm karinesinde sıra ispatlanamayanlar aynı anda ölmüş sayılır ve birbirine mirasçı olamaz; aynı olayda ölmüş olmaları şart değildir.
  • Gaiplik kararı ölümü tespit etmez: kişinin sağ olduğu ispatlanırsa karar sonuç doğurmaz ve mallar geri verilir.

Kişilik ölümle sona erer (TMK m. 28/1). Ölüm, hukuk düzeninde tek başına duran bir olgu değildir: mirasın açılması, evliliğin sona ermesi ve pek çok hakkın son bulması ona bağlanmıştır. Bu yüzden kanun yalnız ölümü değil, ölümün ispatlanamadığı durumları da düzenlemek zorunda kalmıştır.

A. Ölüm ve Hukuki Sonuçları

Ölümle birlikte kişilik ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar sona erer; malvarlığı hakları ise mirasçılara geçer. Ölüm bir maddî olaydır, hukukî işlem değildir; sonuçlarını kendiliğinden doğurur.

Ölüm anının belirlenmesi tıbbî bir sorundur ve hukuk bu belirlemeyi esas alır. Günümüzde ölçü, solunum ve dolaşımın geri dönüşsüz durması ya da tıbben tespit edilen beyin ölümüdür. Anın kesin olarak saptanması, birlikte ölüm hâllerinde mirasın kime geçeceğini doğrudan etkilediği için önemlidir.

Ölüm kişiliği sona erdirse de kişilik değerlerinin korunması tümüyle ortadan kalkmaz. Ölenin hatırasına yönelik saldırılara karşı yakınları kendi kişilik hakları zedelendiği ölçüde dava açabilir. Burada korunan, ölenin kişiliği değil, yakınlarının kendi kişilik hakkıdır.

Ölümün doğurduğu başlıca sonuçlar şunlardır:

  • Miras kendiliğinden açılır ve tereke mirasçılara geçer.
  • Evlilik sona erer; sağ kalan eş yeniden evlenebilir.
  • Velâyet ve vesayet ilişkileri son bulur.
  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar sona erer, malvarlığı hakları terekeye girer.

B. Ölümün İspatı

Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu ya da belirli bir zamanda veya başka birinin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat etmek zorundadır (TMK m. 29/1). Kural, genel ispat yükü kuralının bu alandaki uygulamasıdır.

Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur (TMK m. 30/1). Sicilde kayıt yoksa veya kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispatlanabilir (TMK m. 30/2). Buradaki serbestlik önemlidir: resmî sicilin kanıt gücü mutlak değildir, aksi ispatlanabilir ve bu ispat şekle bağlı değildir.

İspat yükünün kimde olduğu, iddianın yönüne göre değişir:

  • Bir kimsenin sağ olduğunu ileri süren, sağ olmayı ispatlar.
  • Ölümü ileri süren, ölümü ispatlar.
  • Belirli bir anda ya da başka birinin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren, bunu ispatlar.

Ölüm olgusu nüfus kaydına geçmemişse ilgililer ölümün tespiti davası açabilir. Bu dava, ölüm karinesinin uygulandığı hâllerde de kaydın düzeltilmesi amacıyla kullanılır ve kurucu değil, tespit edici niteliktedir.

C. Ölüm Karinesi

Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır (TMK m. 31). Kanun burada ölümü varsaymaz; kaybolma koşullarının niteliğinden ölümün gerçekleştiği sonucuna varır.

Karinenin işlemesi için aranan koşullar şunlardır:

  • Kişinin ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren bir olay içinde kaybolmuş olması
  • Cesedin bulunamamış olması
  • Olayın niteliğinin, kurtulma ihtimalini pratikte ortadan kaldırması

Ölüm karinesi ile gaipliğin ayrıldığı ilk nokta budur: burada aranan kesinlik, orada yalnız olasılıktır. İkinci fark ispat konusundadır; ölüm karinesinde ispatlanan olay ölüm değil, ölümü kesin kılan koşullardır.

Ölüm karinesinin en belirgin özelliği, ayrı bir dava ve bekleme süresi gerektirmemesidir. Nüfus müdürlüğü, mülkî amirin emriyle kaydı düşer; ilgililer isterse tespit davası açabilir. Karine, gerçek ölümün bütün sonuçlarını doğurur: miras açılır, evlilik kendiliğinden sona erer, sağ kalan eş yeniden evlenmek için ayrıca dava açmaz.

Karine adi niteliktedir; kişinin sağ olduğu her zaman ispatlanabilir ve bu ispatla sonuçlar geriye alınır. Kişi sonradan ortaya çıkarsa kişiliğinin hiç sona ermemiş olduğu kabul edilir; mirasçılara geçen mallar iade edilir ve evlilik bakımından ortaya çıkan sonuçlar kanunun evlenme hükümlerine göre çözülür.

Ölüm karinesinin uygulandığı tipik hâller uygulamada bellidir:

  • Uçak kazasında enkazın bulunup yolcunun bulunamaması
  • Batan gemide veya teknede kaybolma
  • Deprem enkazında kalma ve kurtarılamama
  • Çığ altında kalma ve arama çalışmalarının sonuçsuz kalması

Ortak nokta, olayın niteliğinin kurtulma ihtimalini akla uygun biçimde dışlamasıdır. Karar verilirken kişinin kaybolduğu ortamın koşulları, arama çalışmalarının kapsamı ve süresi birlikte değerlendirilir. Buna karşılık dağda kaybolan ya da izi bulunamayan kişide ölüm kesin gözle görülmez; bu hâller gaipliğin konusudur.

D. Birlikte Ölüm Karinesi

Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır (TMK m. 29/2). Kanun burada bir ispat güçlüğünü çözmektedir.

Karinenin uygulanabilmesi için kişilerin aynı olayda ölmüş olması gerekmez; aranan tek şey, ölüm sırasının ispatlanamamış olmasıdır. Sonucu şudur: aynı anda ölmüş sayılan kişiler birbirlerine mirasçı olamaz, çünkü mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekir. Miras, her biri için kendi mirasçılarına ayrı ayrı geçer.

Bu karine de adidir. Ölüm sırası ispatlanırsa karine uygulanmaz ve sıraya göre miras ilişkisi kurulur.

E. Gaiplik

Gaiplik, ölümü kesin olmamakla birlikte kuvvetle muhtemel görülen kişinin hukukî durumunu düzenleyen kurumdur. Ölüm karinesinden farkı buradadır: orada ölüm kesin gözle görülür, burada yalnız kuvvetli olasılık vardır ve bu olasılığın mahkeme kararıyla tespiti gerekir.

Gaiplik kararının unsurları şu şekilde sıralanabilir:

  • Kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması
  • Ölümü hakkında kuvvetli olasılık bulunması
  • Kanunda öngörülen bekleme süresinin dolmuş olması
  • Hakları ölüme bağlı olanların başvurusu ve ilân usulünün tamamlanması
  • Mahkemenin gaiplik kararı vermesi
1. Sebepleri: Ölüm Tehlikesi ve Haber Alınamama

Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme gaipliğe karar verebilir (TMK m. 32/1).

İki sebep birbirinden bağımsızdır ve süreleri farklıdır. Başvuru hakkı yalnız hakları bu ölüme bağlı olanlara tanınmıştır; herkes gaiplik isteyemez. Mirasçılar, sigorta alacaklısı ve eş tipik başvuru sahipleridir.

Başvuru hakkının sınırlı tutulması bilinçlidir. Gaiplik kararı, kişinin hukukî varlığına ilişkin ağır sonuçlar doğurduğundan, bu sonuçtan menfaati bulunmayan üçüncü kişilerin kararı istemesi kabul edilmemiştir. Savcılık gaiplik isteyemez; idarî makamlar da kural olarak isteyemez. Tek istisna TMK m. 588'dir ve aşağıda ayrıca ele alınmıştır.

Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesidir; Türkiye'de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer, böyle bir kayıt da yoksa ana veya babasının kayıtlı bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (TMK m. 32/2).

Gaiplik istenmeden önce de kaybolan kişinin malvarlığı korumasız kalmaz. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, vesayet makamı malvarlığı için bir yönetim kayyımı atar (TMK m. 427). Kayyımlık, kişinin hukukî varlığına dokunmaz; yalnız mallarının yönetimini sağlar ve gaiplik kararına kadar geçen dönemi köprüler.

Aynı hüküm, mirasçılık hakları henüz belli olmayan terekeler ile ceninin menfaatlerinin gerektirdiği hâller için de kayyım atanmasını öngörür. Bu üç durumun ortak noktası, hak sahibinin belirsiz ya da ulaşılamaz olmasıdır.

2. Dava, İlan ve Bekleme Süreleri

Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir (TMK m. 33/1).

Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için ilânla çağırır. Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır (TMK m. 33/2–3).

Gaipliğine karar verilecek kişi ilân süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse, gaiplik istemi düşer (TMK m. 34).

İlândan sonuç alınamazsa mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır (TMK m. 35/1). Kararın hüküm doğurduğu an ise karar tarihi değildir: gaiplik kararı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur (TMK m. 35/2). Bu geriye etki, mirasın hangi tarihe göre açılacağını belirlediği için sınavda sık ölçülür.

3. Mirasa İlişkin Sonuçlar ve Teminat

Gaiplik kararı verilen kişinin mirasçıları, tereke malları kendilerine teslim edilmeden önce, bu malları ileride ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine geri vereceklerine ilişkin güvence göstermek zorundadır (TMK m. 584/1).

Güvencenin süresi sebebe göre değişir: ölüm tehlikesi içinde kaybolmada beş yıl, uzun zamandan beri haber alınamamada onbeş yıl ve her hâlde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süre için gösterilir (TMK m. 584/2). Beş yıllık süre tereke mallarının tesliminden, onbeş yıllık süre ise son haber tarihinden başlar (TMK m. 584/3).

Gaip ortaya çıkar veya üstün hak sahipleri sıfatlarını ispat ederse, tereke mallarını teslim almış olanlar aldıklarını zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümlüdür (TMK m. 585/1). İyiniyetli olup olmama, geri verme yükümlülüğünün kapsamını belirler.

Gaiplik, kişinin mirasçı olduğu ilişkilerde de sonuç doğurur. Mirasın açıldığı anda ortada bulunmayan ve sağ olup olmadığı ispat edilemeyen mirasçının payı resmen yönetilir (TMK m. 586/1). Bu payın kendilerine kalacağı kişiler, gaipliğe ilişkin süre ve usule uyarak gaiplik kararı alınmasını ve payın kendilerine teslimini isteyebilir (TMK m. 586/2).

Teminat yükümlülüğünün mantığı buradan anlaşılır: gaiplik kararı ölümü kesinleştirmez, yalnız ölüme bağlı hakların kullanılmasına izin verir. Kişinin dönme ihtimali hukuken açık kaldığı sürece, tereke mallarının geri verilebilir durumda tutulması gerekir. Ölüm karinesinde böyle bir ihtiyaç bulunmadığından teminat da aranmaz.

Kanun, kimsenin gaiplik istemediği durumlar için de bir çözüm getirmiştir. Sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığı veya ona düşen miras payı on yıl resmen yönetilirse ya da bu kişinin yüz yaşını dolduracağı süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine gaipliğe karar verilir (TMK m. 588/1). İlân süresinde hiçbir hak sahibi çıkmazsa gaibin mirası Devlete geçer; Devlet de gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı, tıpkı mirası teslim alan mirasçılar gibi geri vermekle yükümlüdür (TMK m. 588/2–3).

Bu hüküm, gaiplik başvurusunun yalnız hakları ölüme bağlı olanlara tanınmış olmasının yarattığı boşluğu kapatır: kimsenin başvurmadığı hâllerde malvarlığının süresiz biçimde resmen yönetilmesi önlenir.

4. Evliliğe İlişkin Sonuç

Gaipliğin evlilik üzerindeki etkisi, ölüm karinesinden en keskin biçimde ayrıldığı noktadır. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez (TMK m. 131/1).

Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir (TMK m. 131/2). Ayrı dava ile istenmesi hâlinde yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 131/3).

Buradaki mantık şudur: gaiplik kararı ölüme bağlı hakları harekete geçirir, ancak evliliği kendiliğinden sona erdirmez. Evlilik kişiye sıkı sıkıya bağlı bir ilişki olduğundan, sona ermesi için ayrı bir yargısal karar aranmıştır.

Eş, evliliğin feshini istemek zorunda değildir; isteyip istememek onun tercihidir. Fesih istenmediği sürece evlilik hukuken devam eder ve eş yeniden evlenemez. Gaip daha sonra ortaya çıkarsa, fesih kararı verilmemişse evlilik zaten ayakta olduğundan sorun doğmaz; fesih kararı verilmiş ve eş yeniden evlenmişse, sonraki evliliğin âkıbeti evlenme hükümlerine göre çözülür.

Gaiplik kararının doğurduğu sonuçlar şu şekilde toplanabilir:

  • Ölüme bağlı haklar kullanılabilir hâle gelir; miras, gaiplik kararının hüküm doğurduğu tarihte açılmış sayılır.
  • Tereke malları mirasçılara ancak teminat karşılığında teslim edilir.
  • Gaibin verdiği vekâlet sona erer, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları düşer.
  • Evlilik kendiliğinden sona ermez; ayrıca fesih kararı gerekir.
  • Karar, kişinin gerçekten öldüğünü tespit etmez; sağ olduğu her zaman ispatlanabilir.

Son madde kurumun bütününü açıklar. Gaiplik, ölümün ispatlanamadığı bir belirsizlik hâlinde hukukî ilişkilerin süresiz biçimde askıda kalmasını önlemek için kurulmuştur; amacı ölümü kesinleştirmek değil, belirsizliği yönetilebilir kılmaktır. Teminat yükümlülüğü, evliliğin ayrı kararla sona erdirilmesi ve kararın her zaman çürütülebilir olması bu amacın üç ayrı görünümüdür.

5. Gaiplik Kararının Sonradan Etkisiz Kalması

Gaip ortaya çıkarsa kişilik hiç sona ermemiş sayılır. Bunun sonuçları üç düzlemde ortaya çıkar. Malvarlığı bakımından tereke mallarını teslim almış olanlar aldıklarını zilyetlik kuralları uyarınca geri verir (TMK m. 585/1); iyiniyetli olanların geri verme yükümlülüğü, miras sebebiyle istihkak davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabidir (TMK m. 585/2).

Evlilik bakımından sonuç, fesih kararının verilip verilmediğine bağlıdır. Fesih istenmemişse evlilik zaten devam etmektedir. Fesih kararı verilmiş ve eş yeniden evlenmişse, ortaya çıkan durum evlenme hükümlerine göre çözülür; gaibin dönmesi önceki evliliği kendiliğinden canlandırmaz.

Üçüncü kişilerle kurulmuş ilişkiler bakımından ise işlem güvenliği ilkesi devreye girer. Gaiplik kararına güvenerek mirasçılarla işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişilerin durumu, iyiniyetin korunmasına ilişkin genel kurallara göre değerlendirilir.

F. Ölüm Karinesi ile Gaipliğin Karşılaştırması

İki kurum da ölümün ispatlanamadığı durumlarda işler, ancak koşulları ve sonuçları farklıdır.

ÖlçütÖlüm karinesiGaiplik
DayanakÖlüme kesin gözle bakılan durumÖlüm hakkında kuvvetli olasılık
Mahkeme kararıGerekmezZorunludur
Bekleme süresiYokturBir yıl veya beş yıl
İlânYokturEn az altı ay
Evliliğe etkisiKendiliğinden sona ererAyrıca fesih kararı gerekir
Mirasta teminatAranmazAranır

Örnek olay

(B), denizde çıkan bir fırtınada teknesiyle birlikte kaybolmuştur. Kıyı güvenliğinin raporuna göre teknenin battığı ve o koşullarda kurtulmanın mümkün olmadığı belirlenmiş, ancak ceset bulunamamıştır. (B)'nin eşi (C), yeniden evlenmek istemektedir. (B)'nin mirasçıları ise terekenin paylaşılmasını talep etmektedir.

Değerlendirme: Olayda ölüme kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum vardır: tekne batmış, koşullar kurtulmayı imkânsız kılmıştır. Cesedin bulunamamış olması sonucu değiştirmez; kanun bu ihtimali açıkça öngörmüştür (TMK m. 31).

Bu nitelendirmenin sonucu belirleyicidir. Ölüm karinesi işlediğine göre (B) gerçekten ölmüş sayılır; ayrı bir dava açmaya, bekleme süresini doldurmaya ve ilân yapmaya gerek yoktur. Miras kendiliğinden açılır ve mirasçılar terekeyi teminat göstermeksizin alır.

(C) bakımından da sonuç aynı yöndedir: evlilik ölümle kendiliğinden sona erdiğinden, (C)'nin yeniden evlenmek için evliliğin feshi davası açmasına gerek yoktur. Kadın için öngörülen bekleme süresine ilişkin hükümler saklıdır.

Olay, gaiplik kurgusundan tam bu noktada ayrılır. Eğer (B) fırtınada değil de yurt dışına gittikten sonra kendisinden haber alınamamak suretiyle kaybolsaydı, ölüme kesin gözle bakılan bir durum bulunmayacak, yalnız kuvvetli olasılıktan söz edilebilecekti. O ihtimalde son haber tarihinden beş yıl geçmesi, dava açılması ve en az altı ay süreyle ilân yapılması gerekirdi (TMK m. 33). Mirasçılar terekeyi ancak teminat göstererek alabilir (TMK m. 584) ve (C), gaiplik kararına rağmen ayrıca evliliğin feshini istemedikçe yeniden evlenemezdi (TMK m. 131).

Üçüncü örnek olay

(F), yurt dışına çalışmaya gitmiş ve gittikten iki yıl sonra kendisinden haber alınamaz olmuştur. Son haber tarihinin üzerinden altı yıl geçmiştir. Eşi (G) ile iki çocuğu, hem terekenin paylaşılmasını hem de (G)'nin yeniden evlenebilmesini istemektedir. Mahkeme ilân yaptıktan üç ay sonra (F)'nin bir yakınından haber geldiği, ancak bu haberin doğrulanamadığı bildirilmiştir.

Değerlendirme: Olayda ölüme kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum yoktur; ortada yalnız uzun süredir haber alınamama vardır. Uygulanacak kurum bu sebeple gaipliktir (TMK m. 32/1).

Süre koşulu gerçekleşmiştir: son haber tarihinden en az beş yıl geçmesi gerekir ve olayda altı yıl geçmiştir (TMK m. 33/1). Başvuruyu hakları ölüme bağlı olan eş ve çocuklar yapabilir. Mahkeme, en az altı ay süreyle ilân yapmak zorundadır (TMK m. 33/3).

İlân sırasında gelen haber, sonucu ancak doğrulanırsa değiştirir. Gaipliğine karar verilecek kişi ilân süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa istem düşer (TMK m. 34); ancak burada aranan, kişinin sağ olduğuna ilişkin gerçek bir bilgidir. Doğrulanamayan bir duyum istemi düşürmez.

İlândan sonuç alınamazsa gaipliğe karar verilir ve ölüme bağlı haklar, ölüm ispatlanmış gibi kullanılır (TMK m. 35/1). Kararın hüküm doğuracağı an son haberin alındığı gündür (TMK m. 35/2); miras da bu tarihe göre açılmış sayılır. Çocuklar ve eş, tereke mallarını ancak teminat göstererek alabilir; teminat süresi haber alınamama hâlinde onbeş yıldır ve son haber tarihinden başlar (TMK m. 584).

(G) bakımından gaiplik kararı tek başına yetmez. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez (TMK m. 131/1). (G) bu talebi gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrı bir davayla ileri sürmelidir. Olay, ölüm karinesiyle gaiplik arasındaki farkın en açık göründüğü noktadır.

İkinci örnek olay

(D) ile oğlu (E), aynı trafik kazasında ölmüştür. Hangisinin önce öldüğü tespit edilememiştir. (D)'nin başka çocuğu yoktur; (E)'nin ise bir çocuğu vardır. (D)'nin kardeşi, terekenin kendisine kalması gerektiğini ileri sürmektedir.

Değerlendirme: Ölüm sırası ispatlanamadığına göre (D) ile (E) aynı anda ölmüş sayılır (TMK m. 29/2). Aynı anda ölmüş sayılmanın doğrudan sonucu, ikisinin birbirine mirasçı olamamasıdır: mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekir, aynı anda ölenlerde bu koşul gerçekleşmez.

Buna karşılık karine, mirasın hiç geçmemesi anlamına gelmez. Her iki tereke de kendi mirasçılarına ayrı ayrı geçer. (D)'nin terekesi bakımından (E) mirasçı olamasa da, (E)'nin çocuğu halefiyet yoluyla dedesinin mirasçısı olur ve babasının payını alır. Altsoy bulunduğu sürece kardeşler mirasçı olamayacağından (D)'nin kardeşinin talebi yerinde değildir.

Sonucun değişebileceği tek ihtimal, ölüm sırasının ispatlanmasıdır. Karine adidir; hangi ölümün önce gerçekleştiği ispatlanırsa karine uygulanmaz ve miras ilişkisi gerçek sıraya göre kurulur.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2024 HMGS (EYLÜL)
A'nın ölüm tehlikesi içinde kaybolması üzerine eşi E, A hakkında sadece gaiplik kararı alınması talebiyle dava açar. E, gaiplik kararı verildikten sonra B ile evlenir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre E'nin B ile yaptığı evlilikle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Geçerlidir.
B) Askıda hükümsüzdür.
C) Mutlak butlanla batıldır.
D) Yok hükmündedir.
E) Nispi butlanla batıldır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 2 2026 HMGS (NİSAN)
Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak kural olarak en az kaç aydır?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 4
E) 6
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 3 2006 KPSS VE KPSS 2019
Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az ne kadar süre geçmiş olması gerekir?
A) 1 ay
B) 3 ay
C) 6 ay
D) 1 yıl
E) 10 yıl
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 4 KPSS / ADLİ YARGI
Gaiplik kararı ile ilgili olarak aşağıda belirtilenlerden hangisi doğru değildir?
A) Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesidir.
B) Gaiplik kararı kesinleştiği andan başlayarak hüküm doğurur.
C) Ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.
D) Gaipliğine karar verilecek kişi, ilân süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer.
E) Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa istenebilir.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 5 KPSS / ADLİ YARGI
Gaipliğe aşağıdakilerden hangisi karar verir?
A) Sulh hukuk mahkemesi
B) Sulh ceza mahkemesi
C) Ağır ceza mahkemesi
D) Asliye ceza mahkemesi
E) Asliye hukuk mahkemesi
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 6 2005 ADLİ YARGI
A Avustralya'ya çalışmak üzere gitmiş ve kendisinden en son 25.10.1995 tarihinde haber alınmıştır. Bu kimse hakkında gaiplik kararının alınabilmesi için mahkemeye en erken hangi tarihte başvurulabilir?
A) 25.04.1996
B) 25.10.1996
C) 25.10.2000
D) 25.10.2005
E) 25.10.2010
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 7 2005 ADLİ YARGI (KASIM)
Ergin ve savurganlığı nedeniyle hakkında kısıtlılık kararı alınmış ve ilan edilmiş olan A'nın yaptığı hukuki işlemlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A hakkında kısıtlılık kararı savurganlığı nedeniyle alınmış olduğu için, A'nın bir bilgisayar satın alması halinde işlem geçerlidir.
B) A'nın bilgisayarı satın almasına kayyımın izni varsa, işlem geçerlidir.
C) A, bir miras sözleşmesiyle mal varlığı için arkadaşı B'yi mirasçı atamışsa, bu ölüme bağlı tasarruf geçerli olacaktır.
D) A yaptığı vasiyetname ile bütün mal varlığını arkadaşı B'ye bırakmışsa, bu ölüme bağlı işlem geçerli olacaktır.
E) A'nın hakkında kısıtlılık kararı alındıktan sonra karar henüz ilan edilmeden yaptığı işlemler her halde geçerli olacaktır.
Cevabı göster
Cevap: D.
Çıkmış soru 8 İDARİ YARGI
Ölüm karinesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Ölüm tehlikesi içinde kaybolduğu için ölümü pek muhtemel gözüken bir kimse hakkında ölüm karinesi işlemez.
B) Ölümüne kesin gözüyle bakılan bir durumda kaybolan ve cesedi bulunamayan bir kimse hakkında nüfus kütüğüne ölü kaydı düşürülebilmesi için ilk önce buna izin veren bir mahkeme kararına ihtiyaç vardır.
C) Bir kimse ölümüne kesin gözüyle bakılmayı gerektiren bir durum içinde kaybolmuş ve cesedi de bulunamamışsa, nüfus kütüğüne o yerin en büyük mülki amirinin emriyle ölü kaydı düşürülür.
D) Türk hukukunda, ölüm karinesine dayanılarak nüfus kütüğüne ölü kaydı düşürülmesi imkanını düzenleyen hükümler, sadece Türk Medeni Kanununda yer almaz.
E) Ölümüne kesin gözüyle bakılmayı gerektiren şartlar altında ortadan kaybolan bir kimsenin nüfus kütüğüne ölü kaydı düşürülebilmesi için, o kişinin söz konusu şartlar altında ortadan kaybolduğu tarihten itibaren belli bir asgari sürenin geçmiş olması gerekmez.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 9 2008 KPSS
A, saatini rehin olarak B'ye bırakmış, B'nin ölümü üzerine B'nin mirasçısı C, saati D'ye satıp teslim etmiştir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) D, iyiniyetli ise saat rehin karşılığı verilmiş olsa bile saatin mülkiyetini kazanır. Rehin kesin olarak sona erer.
B) C, saatin rehin olarak verildiğini bilmediği için B'nin ölümü üzerine saatin mülkiyetini kazanır.
C) A, saati C'ye vermediği için C saate emin sıfatıyla zilyet olmamıştır.
D) B'nin ölümü ile rehin sözleşmesi sona ereceğinden C, saat üzerinde bir hak iddia edemez.
E) B'nin ölümü üzerine A, B ile arasındaki rehin sözleşmesinin sona erdiğini belirterek, D'den saati talep eder ve bedelini ödeyerek geri alır.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 10 2007 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Karinelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Babalık karinesi adi karinedir.
B) Birlikte ölüm karinesi adi karinedir.
C) Nüfus sicilindeki kayıtların doğruluğu hakkında karine kesin karinedir.
D) Gaiplik karinesi adi karinedir.
E) Taşınıra bir sınırlı ayni hak iddiasıyla zilyet bulunan kimsenin iddia ettiği hakkın varlığı karine olarak kabul edilir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 11 2006 KAMU İHALE KURUMU UZMAN YRD.
Gaiplik karinesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Gaiplik karinesinden yararlanabilmek için mahkeme kararı şarttır.
B) Gaiplik karinesinin varlığının mahkeme kararıyla kabulü halinde gaipliğine karar verilen kişi evliyse, evliliği devam eder.
C) Hakkında gaiplik kararı alınan kişinin evliliği devam ediyorsa, karardan sonra doğan çocuklar soybağı ile gaip olan babaya bağlıdırlar.
D) Gaibin mal varlığı gaiplik kararının verilmesi üzerine mirasçılara geçer.
E) Gaip, 10 sene içinde çıkıp gelmezse, mirasçılar aldıklarını iade ile yükümlü değildir.
Cevabı göster
Cevap: E.
Çıkmış soru 12 2009 KPSS KAMU YÖNETİMİ
Gerçek kişiliğin sona ermesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Ölüm, gerçek kişiliği sona erdiren hukuki bir olaydır.
B) Ölümle birlikte ölenin kişilik hakları sona erer, ancak malvarlığı hakları ortadan kalkmaz.
C) Ölüm karinesi, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolan ve cesedi de bulunamayan kişiler için geçerlidir.
D) Ölüm karinesi adi bir karinedir, aksi her türlü delille ispat edilebilir.
E) Gaiplik de gerçek kişiliği sona erdirir, ancak bunun için mahkemenin gaiplik kararı vermesi gerekir.
Cevabı göster
Cevap: B.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 11 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 21
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre ölüm karinesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumda kaybolan kişi, cesedi bulunamamış olsa da ölmüş sayılır.
B) Ölüm karinesinin işleyebilmesi için mahkemeden karar alınması ve bekleme süresinin dolması gerekir.
C) Ölüm karinesi işlediğinde evlilik kendiliğinden sona erer ve eş ayrıca dava açmaz.
D) Mirasçılar tereke mallarını herhangi bir güvence göstermeksizin teslim alabilir.
E) Karine adi niteliktedir; kişinin sağ olduğu her zaman ispatlanabilir.
Cevabı göster
Cevap: B. Ölüm karinesinin en belirgin özelliği ayrı bir dava ve bekleme süresi gerektirmemesidir. Kanun burada ölümü varsaymaz; kaybolma koşullarının niteliğinden ölümün gerçekleştiği sonucuna varır. Nüfus müdürlüğü mülkî amirin emriyle kaydı düşer ve karine gerçek ölümün bütün sonuçlarını doğurur: miras açılır, evlilik kendiliğinden sona erer, mirasçılar teminat göstermeden terekeyi alır. B seçeneği gaipliğe ait koşulları ölüm karinesine taşıdığı için yanlıştır.

Şık analizi

A) Doğru ifade. Kanun tam da cesedin bulunamadığı hâli düzenlemektedir; ölüme kesin gözle bakılan koşullar yeterlidir.
C) Doğru ifade. Ölüm karinesinde evlilik kendiliğinden sona erer; eşin evliliğin feshi davası açmasına gerek yoktur.
D) Doğru ifade. Güvence yalnız gaiplikte istenir; ölüm karinesinde mirasçılar terekeyi teminatsız alır.
E) Doğru ifade. Karine adidir; kişi ortaya çıkarsa kişiliğinin hiç sona ermediği kabul edilir ve sonuçlar geri alınır.
Soru 22
Bir yolcu uçağı denize düşmüş, enkaz bulunmuş, yolculardan L'nin cesedine ulaşılamamıştır. Havacılık raporuna göre o koşullarda kurtulma ihtimali bulunmamaktadır. L'nin eşi yeniden evlenmek, mirasçıları ise terekeyi paylaşmak istemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Ölüm karinesi işler; miras kendiliğinden açılır, eş ayrıca fesih davası açmaz.
B) Gaiplik kararı alınması ve son haber tarihinden başlayarak beş yıl geçmiş olması gerekir.
C) Ceset bulunamadığı için ölüm karinesi uygulanamaz ve gaipliğe ilişkin hükümler işler.
D) Mirasçılar terekeyi ancak onbeş yıl süreli bir güvence göstererek teslim alabilir.
E) Eş, gaiplik kararıyla birlikte ayrıca evliliğin feshini istemek zorundadır.
Cevabı göster
Cevap: A. Olayda ölüme kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum vardır: enkaz bulunmuş ve koşullar kurtulmayı imkânsız kılmıştır. Cesedin bulunamamış olması sonucu değiştirmez. Ölüm karinesi işlediğine göre kişi gerçekten ölmüş sayılır; ayrı dava açmaya, bekleme süresini doldurmaya ve ilân yapmaya gerek yoktur. Miras kendiliğinden açılır, mirasçılar terekeyi teminat göstermeksizin alır ve evlilik ölümle kendiliğinden sona erdiğinden eşin evliliğin feshini istemesine gerek kalmaz.

Şık analizi

B) Yanlış. Beş yıllık bekleme süresi gaipliğe, üstelik yalnız haber alınamama hâline aittir; burada ölüme kesin gözle bakılan bir durum vardır.
C) Yanlış. Kanun cesedin bulunamadığı hâli açıkça düzenlemiştir; ceset bulunamaması karineyi engellemez.
D) Yanlış. Güvence yalnız gaiplikte aranır; ölüm karinesinde mirasçılar terekeyi teminatsız alır.
E) Yanlış. Evliliğin ayrı bir fesih kararıyla sona ermesi gaipliğe özgüdür; ölüm karinesinde evlilik kendiliğinden biter.
Soru 23
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre mahkemenin gaiplik kararından önce yaptığı ilânda, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunanlara tanınan süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az kaç aydır?
A) Bir
B) Üç
C) Dört
D) Altı
E) On iki
Cevabı göster
Cevap: D. Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri belirli bir sürede bilgi vermeleri için ilânla çağırır ve bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır. İlân, gaiplik usulünün zorunlu aşamasıdır; ölüm karinesinde ise ilân yapılmaz. Bu sürenin amacı, kişinin sağ olduğuna ilişkin bilgiyi karar verilmeden önce mahkemeye ulaştırabilmektir.

Şık analizi

A) Bir ay değildir. Bir yıllık süre gaiplikte ölüm tehlikesi hâlinde aranan bekleme süresidir, ilan süresiyle karıştırılmamalıdır.
B) Üç ay değildir. Kanun ilan için özel bir süre koymuştur ve genel usul sürelerine göndermede bulunmaz.
C) Dört ay kanunda geçmez; altıya yakın olduğu için çekici görünür.
E) On iki ay değildir. Bu süre, bekleme süreleriyle ilan süresinin karıştırılmasından doğar.
Soru 24
Kendisinden uzun zamandan beri haber alınamadığı için gaipliğine karar verilen bir kimsenin mirasçıları, tereke mallarının kendilerine teslimi için güvence göstermek zorundadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre bu güvence, hangi tarihten başlayarak en çok kaç yıl için gösterilir?
A) Tereke mallarının tesliminden başlayarak beş yıl
B) Gaiplik kararının kesinleşmesinden başlayarak beş yıl
C) Son haber tarihinden başlayarak on yıl
D) Gaiplik kararının kesinleşmesinden başlayarak onbeş yıl
E) Son haber tarihinden başlayarak onbeş yıl
Cevabı göster
Cevap: E. Güvencenin süresi gaipliğin sebebine göre değişir. Ölüm tehlikesi içinde kaybolmada beş yıl, uzun zamandan beri haber alınamamada onbeş yıl için güvence gösterilir ve her hâlde bu süre gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süreyi aşamaz. Sürelerin başlangıcı da farklıdır: beş yıllık süre tereke mallarının tesliminden, onbeş yıllık süre ise son haber tarihinden işlemeye başlar. Olayda sebep haber alınamama olduğundan süre onbeş yıldır ve son haber tarihinden başlar.

Şık analizi

A) Bu süre ve başlangıç, ölüm tehlikesi içinde kaybolma hâline aittir. Olayda sebep haber alınamamadır.
B) Süre doğru değil; ayrıca başlangıç da karar tarihi değildir.
C) On yıllık süre, malvarlığının resmen yönetilmesine ilişkindir; güvence süresiyle ilgisi yoktur.
D) Süre doğru, başlangıç yanlış. Onbeş yıl karar tarihinden değil, son haber tarihinden işlemeye başlar.
Soru 25
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre gaiplik kararının sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Ölüme bağlı haklar, gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılabilir hâle gelir.
B) Karar, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur.
C) Gaipliğine karar verilen kişinin eşinin evliliği, kararla birlikte kendiliğinden sona erer.
D) Tereke malları mirasçılara ancak güvence gösterilmesi karşılığında teslim edilir.
E) Karar gaibin gerçekten öldüğünü tespit etmez; sağ olduğu her zaman ispatlanabilir.
Cevabı göster
Cevap: C. Gaiplik kararı ölüme bağlı hakları harekete geçirir, ancak evliliği kendiliğinden sona erdirmez. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez; fesih, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrı bir davayla istenir. Evlilik kişiye sıkı sıkıya bağlı bir ilişki olduğundan sona ermesi için ayrı bir yargısal karar aranmıştır. Bu nokta, gaipliğin ölüm karinesinden en keskin biçimde ayrıldığı yerdir.

Şık analizi

A) Doğru ifade. Gaiplik kararıyla ölüme bağlı haklar, ölüm ispatlanmış gibi kullanılabilir hâle gelir.
B) Doğru ifade. Karar kendi tarihinden değil, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği ya da son haberin alındığı günden hüküm doğurur.
D) Doğru ifade. Gaibin dönme ihtimali hukuken açık kaldığı için tereke malları ancak güvence karşılığında teslim edilir.
E) Doğru ifade. Gaiplik kararı ölümü kesinleştirmez; kişinin sağ olduğu her zaman ispatlanabilir.
Soru 26
M ile oğlu N aynı trafik kazasında ölmüş, hangisinin önce öldüğü tespit edilememiştir. M'nin başka çocuğu yoktur; N'nin bir çocuğu vardır. M'nin kardeşi, terekenin kendisine kalması gerektiğini ileri sürmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) M ile N birbirine mirasçı olamaz; M'nin terekesi torununa geçer.
B) Ölüm sırası ispatlanamadığından her iki tereke de mirasçısız kalır ve Devlete geçer.
C) M ile N aynı anda ölmüş sayıldığından her biri diğerinin mirasçısı olur.
D) N'nin çocuğu dedesine mirasçı olamaz; bu sebeple tereke M'nin kardeşine kalır.
E) Karine kesin olduğundan ölüm sırasının sonradan ispatlanması sonucu değiştirmez.
Cevabı göster
Cevap: A. Ölüm sırası ispatlanamadığına göre iki kişi aynı anda ölmüş sayılır. Bunun doğrudan sonucu birbirlerine mirasçı olamamalarıdır; mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekir. Buna karşılık karine mirasın hiç geçmemesi anlamına gelmez: her tereke kendi mirasçılarına ayrı ayrı geçer. Oğul mirasçı olamasa da onun çocuğu halefiyet yoluyla dedesinin mirasçısı olur ve babasının payını alır. Altsoy bulunduğu sürece kardeşler mirasçı olamayacağından talep yerinde değildir.

Şık analizi

B) Yanlış. Aynı anda ölmüş sayılmak mirası ortadan kaldırmaz; her tereke kendi mirasçılarına ayrı ayrı geçer.
C) Yanlış. Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında sağ olmak gerekir; aynı anda ölenlerde bu koşul gerçekleşmez.
D) Yanlış. Oğul mirasçı olamasa da onun çocuğu halefiyet yoluyla dedesinin mirasçısı olur; altsoy varken kardeşler mirasçı olamaz.
E) Yanlış. Birlikte ölüm karinesi adidir; ölüm sırası ispatlanırsa karine uygulanmaz ve miras gerçek sıraya göre geçer.
Soru 27
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi gaiplik kararı verilebilmesinin koşulları arasında sayılmamıştır?
A) Kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması
B) Kişinin ölümü hakkında kuvvetli bir olasılığın bulunması
C) Kanunda öngörülen bekleme süresinin dolmuş olması
D) Hakları ölüme bağlı olanların mahkemeye başvurmuş olması
E) Kişinin cesedinin bulunamamış olduğunun resmî raporla belirlenmesi
Cevabı göster
Cevap: E. Gaiplik kararının koşulları kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması ya da kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması, ölümü hakkında kuvvetli olasılık bulunması, kanunda öngörülen bekleme süresinin dolması, hakları ölüme bağlı olanların başvurusu ve ilân usulünün tamamlanmasıdır. Cesedin bulunamadığının resmî raporla belirlenmesi ise aranmaz; gaiplikte zaten ölüme kesin gözle bakılan bir durum yoktur, yalnız kuvvetli olasılık vardır.

Şık analizi

A) Bu gerçekten bir koşuldur. İki sebep birbirinden bağımsızdır; biri gerçekleşirse gaiplik istenebilir.
B) Bu da bir koşuldur ve gaipliğin çekirdeğidir: ölüm hakkında kuvvetli olasılık bulunmalıdır.
C) Bu da bir koşuldur. Her iki sebepte de bekleme süresi aranır; süreler farklıdır ama ikisinde de vardır.
D) Bu da bir koşuldur. Gaipliği herkes isteyemez; başvuru hakkı kural olarak hakları ölüme bağlı olanlara aittir.
Soru 28
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre gaiplik kararının hüküm doğurduğu an aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mahkemenin gaipliğe ilişkin kararını verdiği tarih
B) Gaiplik kararının kanun yolları tüketilerek kesin hüküm hâline geldiği tarih
C) Gaiplik başvurusunun yetkili mahkemeye yapıldığı tarih
D) Ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı gün
E) Mahkemece yapılan ilân süresinin dolduğu tarih
Cevabı göster
Cevap: D. Gaiplik kararı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur. Kararın kendi tarihi esas alınsaydı, kaybolma ile karar arasında geçen yıllarda ölen kişilerin mirasçılık durumu değişirdi. Geriye etkili başlangıç, mirasın hangi tarihe göre açılacağını belirlediği için sonucu doğrudan etkiler ve sınavda sık ölçülen noktadır.

Şık analizi

A) Yanlış. Kararın verildiği tarih ile hüküm doğurduğu an aynı değildir; kanun geriye etkili bir başlangıç belirlemiştir.
B) Yanlış. Kesinleşme tarihi genel usul mantığından gelir; kanun burada özel bir an göstermiştir.
C) Yanlış. Başvuru tarihi esas alınsaydı, kaybolma ile başvuru arasında geçen yıllar hesap dışı kalırdı.
E) Yanlış. İlan süresinin dolması usulün bir aşamasıdır; kararın etkisini başlatan an değildir.
Soru 29
Ölüm karinesi ile gaipliğin karşılaştırılmasıyla ilgiliI.Her ikisinde de mahkeme kararı zorunludur.II.Ölüm karinesinde bekleme süresi ve ilân aranmaz.III.Gaiplikte mirasçılardan güvence istenir, ölüm karinesinde istenmez.ifadelerinden hangileri doğrudur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) II ve III
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Ölüm karinesi ölüme kesin gözle bakılan durumlarda kendiliğinden işler; mahkeme kararı, bekleme süresi ve ilân aranmaz, nüfus kaydı mülkî amirin emriyle düşülür. Gaiplikte ise yalnız kuvvetli olasılık bulunduğundan mahkeme kararı zorunludur, bekleme süresi ve en az altı aylık ilân gerekir. Güvence de yalnız gaiplikte aranır; çünkü gaibin dönme ihtimali hukuken açık kalır. Buna göre II ve III doğru, I yanlıştır.

Şık analizi

A) I yanlıştır. Ölüm karinesinin en belirgin özelliği mahkeme kararı gerektirmemesidir.
B) II doğru, ancak III de doğrudur. Güvence yalnız gaiplikte aranır ve bu, iki kurumun en pratik farkıdır.
D) III doğru, ancak I yanlıştır. Ölüm karinesinde karar aranmaz; nüfus kaydı mülki amirin emriyle düşülür.
E) II ve III doğru, I yanlıştır. Üçünü birden doğru saymak iki kurumu usul bakımından eşitlemek olur.
Soru 30
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre ölümün ispatıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Nüfus sicilinde kayıt yoksa gerçek durum her türlü kanıtla ispatlanabilir.
B) Nüfus sicilindeki ölüm kaydının aksi hiçbir şekilde ispatlanamaz.
C) Ölümü ileri süren taraf değil, ölüm olgusunu inkâr eden taraf bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
D) Ölüm kaydının düzeltilmesi amacıyla açılan tespit davası kurucu nitelik taşır.
E) Belirli bir anda sağ bulunduğunu ileri süren kimse bu iddiasını ispattan muaftır.
Cevabı göster
Cevap: A. Doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur; sicilde kayıt yoksa veya kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispatlanabilir. Resmî sicilin kanıt gücü mutlak değildir, aksi ispatlanabilir ve bu ispat şekle bağlı değildir. İspat yükü ise iddianın yönüne göre dağılır: sağ olduğunu ileri süren sağ olmayı, ölümü ileri süren ölümü, belirli bir anda sağ bulunduğunu ileri süren bunu ispatlar.

Şık analizi

B) Yanlış. Resmî sicilin kanıt gücü mutlak değildir; aksi ispatlanabilir ve bu ispat hiçbir şekle bağlı değildir.
C) Yanlış. İspat yükü, iddiasını bir olguya dayandıran taraftadır; ölümü ileri süren ölümü ispatlar.
D) Yanlış. Ölümün tespiti davası kurucu değil, tespit edici niteliktedir; ölüm olgusunu doğurmaz, var olanı ortaya koyar.
E) Yanlış. Belirli bir anda sağ bulunduğunu ileri süren kimse de bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Soru 31
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığının uzun süre resmen yönetilmesi hâliyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Malvarlığı on yıl resmen yönetilmişse Hazinenin istemi üzerine gaipliğe karar verilebilir.
B) Kişinin yüz yaşını dolduracağı sürenin geçmesi de aynı sonucu doğurur.
C) İlân süresi içinde hiçbir hak sahibi çıkmazsa gaibin mirası Devlete geçer.
D) Devlet, gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı geri vermekle yükümlüdür.
E) Gaiplik kararından önce kaybolanın malları için kayyım atanması mümkün değildir.
Cevabı göster
Cevap: E. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, vesayet makamı malvarlığı için bir yönetim kayyımı atar; kayyımlık kişinin hukukî varlığına dokunmaz, yalnız mallarının yönetimini sağlar ve gaiplik kararına kadar geçen dönemi köprüler. E seçeneği bu imkânı reddettiği için yanlıştır. Diğer seçenekler, kimsenin gaiplik istemediği hâllerde malvarlığının süresiz biçimde resmen yönetilmesini önleyen düzenlemeyi doğru ifade etmektedir.

Şık analizi

A) Doğru ifade. Malvarlığı on yıl resmen yönetilmişse Hazine gaiplik isteyebilir; bu, kimsenin başvurmadığı hâller için konulmuş bir çözümdür.
B) Doğru ifade. Yüz yaşın dolacağı sürenin geçmesi de Hazinenin istem hakkını doğurur.
C) Doğru ifade. İlan süresinde hak sahibi çıkmazsa gaibin mirası Devlete geçer.
D) Doğru ifade. Devlet de mirası teslim alan mirasçılar gibi, gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı geri vermekle yükümlüdür.

← Kişi Kavramı ve Kişiliğin BaşlangıHak Ehliyeti →