Medeni Hukuk › Başlık 14 / 60
Yerleşim Yeri
17 Hâkimlik
Hızlı özet
Yerleşim yeri, kişinin hukuk düzeni bakımından merkezî sayıldığı yerdir. İşlevi pratiktir: mahkemelerin yetkisi, tebligat, mirasın açılma yeri ve pek çok idarî işlem yerleşim yerine bağlanmıştır. Bu yüzden kanun, herkesin bir ve yalnız bir yerleşim yeri bulunmasını sağlayacak biçimde düzenleme yapmıştır.
İki Unsur, İki İlke
Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir (TMK m. 19/1). Tanım iki unsuru birleştirir: maddî unsur bir yerde fiilen oturma, manevî unsur ise orada sürekli kalma niyetidir. İkisi birlikte aranır; yalnız oturmak yerleşim yeri kurmaz, yalnız niyet de yetmez. Niyet iç dünyaya ait olduğundan dışa yansıyan olgulardan çıkarılır: adres kaydı, iş ve aile bağları, mal edinme ve günlük yaşamın merkezi bu değerlendirmede kullanılır.
Teklik ilkesi açıkça konulmuştur: bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz (TMK m. 19/2). Kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz; bu kuruluşların birden çok merkezi bulunabilir.
Zorunluluk ilkesi ise kimsenin yerleşim yersiz kalmamasını sağlar. Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi, yenisinin edinilmesine bağlıdır (TMK m. 20/1); kişi eskisini terk etse bile yenisini edinene kadar eskisi devam eder. Önceki yerleşim yeri belli olmayan ya da yabancı ülkedeki yerleşim yerini bırakıp Türkiye'de henüz yeni bir yer edinmemiş kişinin hâlen oturduğu yer yerleşim yeri sayılır (TMK m. 20/2).
İradî Yerleşim Yeri
Kişinin kendi iradesiyle edindiği yerleşim yeridir ve kural budur. Fiil ehliyeti bulunan kişi yerleşim yerini serbestçe seçer ve dilediği zaman değiştirir; değiştirme için resmî bir işlem gerekmez, iki unsurun yeni yerde birlikte gerçekleşmesi yeterlidir.
Nüfus kaydındaki adres, yerleşim yerini kuran değil onu gösteren bir olgudur. Kayıt ile fiilî durum çeliştiğinde belirleyici olan, sürekli kalma niyetiyle fiilen oturulan yerdir. Adres kaydını değiştirmemiş olmak yerleşim yerinin değişmediği anlamına gelmez; tersine, kaydı değiştirmek tek başına yeni bir yerleşim yeri kurmaz.
İradî yerleşim yeri edinebilmek için ayırt etme gücü gerekir. Ayırt etme gücü bulunmayan kişi sürekli kalma niyeti oluşturamayacağından, onun yerleşim yeri kanunun gösterdiği bağlantıya göre belirlenir.
Yasal ve İtibarî Yerleşim Yeri
Kanun, kendi iradesiyle yerleşim yeri edinemeyecek durumdaki kişiler için yerleşim yerini doğrudan belirlemiştir. Velâyet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana ve babasınınkidir; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa çocuğun kendisine bırakıldığı tarafın yerleşim yeridir, diğer hâllerde çocuğun oturma yeri esas alınır (TMK m. 21/1). Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri ise bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21/2).
İtibarî yerleşim yeri, gerçekte yerleşim yeri bulunmayan kişi için kanunun bir yeri yerleşim yeri saymasıdır. Yerleşim yeri belli olmayan veya yurt dışındaki yerleşim yerini bırakmış kişinin oturduğu yerin yerleşim yeri sayılması bu niteliktedir (TMK m. 20/2). İtibarî yerleşim yeri, zorunluluk ilkesinin teknik aracıdır.
Üç türün ortak noktası, hepsinin teklik ilkesine hizmet etmesidir: kişi hangi durumda olursa olsun tek bir yerleşim yerine sahip olur ve hiçbir zaman yerleşim yersiz kalmaz.
Yerleşim Yeri Doğurmayan Hâller
Bir yerde bulunmanın her hâli yerleşim yeri doğurmaz. Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz (TMK m. 22).
Hükmün mantığı manevî unsurda toplanır: bu hâllerde kişi orada bulunmakla birlikte sürekli kalma niyeti taşımaz; bulunma belirli bir amaca ve süreye bağlıdır. Öğrencinin okuduğu şehir, hastanın tedavi gördüğü yer ve hükümlünün bulunduğu ceza kurumu bu sebeple yerleşim yeri sayılmaz ve kişinin önceki yerleşim yeri devam eder.
Buna karşılık kişi, öğrenim gördüğü şehirde ayrıca sürekli kalma niyetini ortaya koyan olgular yaratmışsa — orada iş kurmuş, ailesini taşımış, yaşamının merkezini oraya kaydırmışsa — hüküm engel oluşturmaz; bu kez yerleşim yeri iradî olarak edinilmiş olur.
Sınavda Ne Çıkar
- Yerleşim yeri oturma ile sürekli kalma niyetinin birleşmesidir (TMK m. 19/1); biri eksikse kurulmaz.
- Teklik ilkesi: aynı anda birden çok yerleşim yeri olamaz; kural ticarî ve sınaî kuruluşlara uygulanmaz.
- Zorunluluk ilkesi: değişme yenisinin edinilmesine bağlıdır ve kimse yerleşim yersiz kalmaz.
- Velâyet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana babanınki, vesayet altındakinin yerleşim yeri vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21).
- Öğretim kurumuna devam ile eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma yerleşim yeri doğurmaz (TMK m. 22).
- Nüfus kaydındaki adres yerleşim yerini kurmaz, yalnız gösterir; çatışma hâlinde fiilî durum esas alınır.
Yerleşim yeri, kişinin hukuk düzeni bakımından merkezî sayıldığı yerdir. Kavramın işlevi pratiktir: mahkemelerin yetkisi, tebligat, mirasın açılma yeri ve pek çok idarî işlem yerleşim yerine bağlanmıştır. Bu yüzden kanun, herkesin bir ve yalnız bir yerleşim yeri bulunmasını sağlayacak biçimde düzenleme yapmıştır.
A. Yerleşim Yerinin Teklik ve Zorunluluk İlkeleri
Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir (TMK m. 19/1). Tanım iki unsuru birleştirir:
- Maddî unsur — bir yerde fiilen oturma
- Manevî unsur — orada sürekli kalma niyeti
İki unsur birlikte aranır. Yalnız oturmak yerleşim yeri kurmaz; yalnız niyet de yetmez. Niyet iç dünyaya ait olduğundan, dışa yansıyan olgulardan çıkarılır: adres kaydı, iş ve aile bağları, mal edinme ve günlük yaşamın merkezi bu değerlendirmede kullanılır.
Teklik ilkesi açık biçimde konulmuştur: bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz (TMK m. 19/2). Kural, ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz (TMK m. 19/3); bu kuruluşların birden çok merkezi bulunabilir.
Zorunluluk ilkesi ise kimsenin yerleşim yersiz kalmamasını sağlar. Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi, yenisinin edinilmesine bağlıdır (TMK m. 20/1). Kişi eski yerleşim yerini terk etse bile, yenisini edinene kadar eskisi devam eder. Önceki yerleşim yeri belli olmayan ya da yabancı ülkedeki yerleşim yerini bırakıp Türkiye'de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş kişinin hâlen oturduğu yer yerleşim yeri sayılır (TMK m. 20/2).
Yerleşim yerinin hukuk düzenindeki işlevleri geniştir ve kavramın neden bu kadar titizlikle düzenlendiğini açıklar:
- Genel yetkili mahkemenin belirlenmesi
- Tebligatın yapılacağı yerin saptanması
- Mirasın açılacağı ve paylaşmanın yapılacağı yer
- Vesayet makamının yetkisinin belirlenmesi
- Borcun ifa yerinin tayininde ölçü olması
B. İradi Yerleşim Yeri
Kişinin kendi iradesiyle edindiği yerleşim yeridir ve kural budur. Fiil ehliyeti bulunan kişi yerleşim yerini serbestçe seçer ve dilediği zaman değiştirir. Değiştirme için resmî bir işlem gerekmez; iki unsurun yeni yerde birlikte gerçekleşmesi yeterlidir.
Nüfus kaydındaki adres, yerleşim yerini kuran değil, onu gösteren bir olgudur. Kayıt ile fiilî durum çeliştiğinde belirleyici olan, sürekli kalma niyetiyle fiilen oturulan yerdir. Bu sebeple adres kaydını değiştirmemiş olmak yerleşim yerinin değişmediği anlamına gelmez; tersine, kaydı değiştirmek tek başına yeni bir yerleşim yeri kurmaz.
İradî yerleşim yeri edinebilmek için ayırt etme gücü gerekir. Ayırt etme gücü bulunmayan kişi sürekli kalma niyeti oluşturamayacağından, onun yerleşim yeri kanunun gösterdiği bağlantıya göre belirlenir. Sınırlı ehliyetsizler bakımından ise kural yasal yerleşim yeridir; velâyet veya vesayet altında bulunmaları bu sonucu doğurur.
C. Yasal ve İtibari Yerleşim Yeri
Kanun, kendi iradesiyle yerleşim yeri edinemeyecek durumdaki kişiler için yerleşim yerini doğrudan belirlemiştir. Yasal yerleşim yeri kişinin iradesine değil, kanunun gösterdiği bağlantıya dayanır.
- Velâyet altındaki çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasınınkidir; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hâllerde çocuğun oturma yeri yerleşim yeri sayılır (TMK m. 21/1).
- Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21/2).
İtibari yerleşim yeri, gerçekte yerleşim yeri bulunmayan kişi için kanunun bir yeri yerleşim yeri saymasıdır. Yerleşim yeri belli olmayan veya yurt dışındaki yerleşim yerini bırakmış kişinin oturduğu yerin yerleşim yeri sayılması bu niteliktedir (TMK m. 20/2). İtibari yerleşim yeri, zorunluluk ilkesinin teknik aracıdır.
D. Yerleşim Yeri Edinme Sonucu Doğurmayan Hâller
Bir yerde bulunmanın her hâli yerleşim yeri doğurmaz. Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz (TMK m. 22).
Hükmün mantığı manevî unsurda toplanır: bu hâllerde kişi orada bulunmakla birlikte sürekli kalma niyeti taşımaz; bulunma, belirli bir amaca ve süreye bağlıdır. Öğrencinin okuduğu şehir, hastanın tedavi gördüğü yer ve hükümlünün bulunduğu ceza kurumu bu sebeple yerleşim yeri sayılmaz; kişinin önceki yerleşim yeri devam eder.
Bu hükmün kapsamına giren hâller şunlardır:
- Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma
- Eğitim kurumuna konulma
- Sağlık kurumunda tedavi görme
- Bakım kurumunda kalma
- Ceza kurumunda bulunma
Buna karşılık kişi, öğrenim gördüğü şehirde ayrıca sürekli kalma niyetini ortaya koyan olgular yaratmışsa — orada iş kurmuş, ailesini taşımış, yaşamının merkezini oraya kaydırmışsa — hüküm engel oluşturmaz; bu kez yerleşim yeri iradî olarak edinilmiş olur.
Üç yerleşim yeri türü şu şekilde karşılaştırılabilir:
| Tür | Dayanağı | Kime uygulanır | Değiştirilebilir mi |
|---|---|---|---|
| İradî | Kişinin kendi seçimi | Fiil ehliyeti bulunanlar | Evet, serbestçe |
| Yasal | Kanunun gösterdiği bağlantı | Velâyet ve vesayet altındakiler | Hayır, bağlantı değişirse değişir |
| İtibarî | Kanunun varsayımı | Yerleşim yeri belli olmayanlar | Yenisi edinilince sona erer |
Tabloda görülen ortak nokta, üç türün de teklik ilkesine hizmet etmesidir: kişi hangi durumda olursa olsun tek bir yerleşim yerine sahip olur ve hiçbir zaman yerleşim yersiz kalmaz.
Örnek olay
(C), memleketinden ayrılarak başka bir şehirdeki üniversiteye kaydolmuş ve yurtta kalmaya başlamıştır. Üçüncü yılında bu şehirde bir iş kurmuş, ailesini yanına almış ve bir konut satın almıştır. Aynı dönemde (C)'nin babası, tedavi için uzun süreliğine başka bir şehirdeki hastaneye yatırılmıştır. (C) aleyhine açılacak bir davada hangi mahkemenin yetkili olacağı tartışılmaktadır.
Değerlendirme: Olay, yerleşim yerinin iki unsurunun zaman içinde nasıl değiştiğini göstermektedir.
İlk dönemde (C) yalnız öğrenim amacıyla bu şehirde bulunmaktadır. Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz (TMK m. 22); manevî unsur, yani sürekli kalma niyeti bulunmamaktadır. Bu dönemde (C)'nin yerleşim yeri memleketidir.
Üçüncü yıldan itibaren tablo değişir. İş kurmak, aileyi taşımak ve konut satın almak, sürekli kalma niyetini dışa yansıtan olgulardır. Artık maddî ve manevî unsur birlikte gerçekleşmiştir; (C) bu şehirde iradî olarak yerleşim yeri edinmiştir. Değişiklik, yenisinin edinilmesiyle tamamlandığından eski yerleşim yeri sona erer (TMK m. 20/1). Dava, bu şehirdeki mahkemede açılır.
(C)'nin babası bakımından ise sonuç değişmez. Sağlık kurumuna konulma yerleşim yeri edinme sonucu doğurmaz (TMK m. 22); tedavinin uzun sürmesi de bu sonucu değiştirmez, çünkü bulunma belirli bir amaca bağlıdır. Babanın yerleşim yeri, hastaneye yatmadan önceki yerdir.
Sonuç, teklik ilkesiyle de uyumludur: (C)'nin aynı anda hem memleketinde hem öğrenim gördüğü şehirde yerleşim yeri bulunması mümkün değildir (TMK m. 19/2). Değerlendirme her zaman tek bir yer göstermek zorundadır.
Bu başlıktan çıkmış sorular
Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.
Çıkmış soru 1 2003 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 2 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 3 2007 KPSS
Cevabı göster
Çıkmış soru 4 2006 SAYIŞTAY
Cevabı göster
Çıkmış soru 5 2008 ADLİ YARGI (MART)
Cevabı göster
Çıkmış soru 6 2006 ADLİ YARGI (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 7 2008 İDARİ YARGI
Cevabı göster
Çıkmış soru 8 2011 ADLİ YARGI (NİSAN)
Cevabı göster
Çıkmış soru 9 2010 MALİYE BAKANLIĞI İÇ DENETÇİLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 10 2003 İDARİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 11 2014 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Çıkmış soru 12 2008 ADLİ HAKİMLİK
Cevabı göster
Bu başlığın soruları
Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.