EduMiXX Hukuk HMGS

Medeni Hukuk › Başlık 14 / 60

Yerleşim Yeri

17 Hâkimlik

Hızlı özet

Yerleşim yeri, kişinin hukuk düzeni bakımından merkezî sayıldığı yerdir. İşlevi pratiktir: mahkemelerin yetkisi, tebligat, mirasın açılma yeri ve pek çok idarî işlem yerleşim yerine bağlanmıştır. Bu yüzden kanun, herkesin bir ve yalnız bir yerleşim yeri bulunmasını sağlayacak biçimde düzenleme yapmıştır.

İki Unsur, İki İlke

Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir (TMK m. 19/1). Tanım iki unsuru birleştirir: maddî unsur bir yerde fiilen oturma, manevî unsur ise orada sürekli kalma niyetidir. İkisi birlikte aranır; yalnız oturmak yerleşim yeri kurmaz, yalnız niyet de yetmez. Niyet iç dünyaya ait olduğundan dışa yansıyan olgulardan çıkarılır: adres kaydı, iş ve aile bağları, mal edinme ve günlük yaşamın merkezi bu değerlendirmede kullanılır.

Teklik ilkesi açıkça konulmuştur: bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz (TMK m. 19/2). Kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz; bu kuruluşların birden çok merkezi bulunabilir.

Zorunluluk ilkesi ise kimsenin yerleşim yersiz kalmamasını sağlar. Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi, yenisinin edinilmesine bağlıdır (TMK m. 20/1); kişi eskisini terk etse bile yenisini edinene kadar eskisi devam eder. Önceki yerleşim yeri belli olmayan ya da yabancı ülkedeki yerleşim yerini bırakıp Türkiye'de henüz yeni bir yer edinmemiş kişinin hâlen oturduğu yer yerleşim yeri sayılır (TMK m. 20/2).

İradî Yerleşim Yeri

Kişinin kendi iradesiyle edindiği yerleşim yeridir ve kural budur. Fiil ehliyeti bulunan kişi yerleşim yerini serbestçe seçer ve dilediği zaman değiştirir; değiştirme için resmî bir işlem gerekmez, iki unsurun yeni yerde birlikte gerçekleşmesi yeterlidir.

Nüfus kaydındaki adres, yerleşim yerini kuran değil onu gösteren bir olgudur. Kayıt ile fiilî durum çeliştiğinde belirleyici olan, sürekli kalma niyetiyle fiilen oturulan yerdir. Adres kaydını değiştirmemiş olmak yerleşim yerinin değişmediği anlamına gelmez; tersine, kaydı değiştirmek tek başına yeni bir yerleşim yeri kurmaz.

İradî yerleşim yeri edinebilmek için ayırt etme gücü gerekir. Ayırt etme gücü bulunmayan kişi sürekli kalma niyeti oluşturamayacağından, onun yerleşim yeri kanunun gösterdiği bağlantıya göre belirlenir.

Yasal ve İtibarî Yerleşim Yeri

Kanun, kendi iradesiyle yerleşim yeri edinemeyecek durumdaki kişiler için yerleşim yerini doğrudan belirlemiştir. Velâyet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana ve babasınınkidir; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa çocuğun kendisine bırakıldığı tarafın yerleşim yeridir, diğer hâllerde çocuğun oturma yeri esas alınır (TMK m. 21/1). Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri ise bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21/2).

İtibarî yerleşim yeri, gerçekte yerleşim yeri bulunmayan kişi için kanunun bir yeri yerleşim yeri saymasıdır. Yerleşim yeri belli olmayan veya yurt dışındaki yerleşim yerini bırakmış kişinin oturduğu yerin yerleşim yeri sayılması bu niteliktedir (TMK m. 20/2). İtibarî yerleşim yeri, zorunluluk ilkesinin teknik aracıdır.

Üç türün ortak noktası, hepsinin teklik ilkesine hizmet etmesidir: kişi hangi durumda olursa olsun tek bir yerleşim yerine sahip olur ve hiçbir zaman yerleşim yersiz kalmaz.

Yerleşim Yeri Doğurmayan Hâller

Bir yerde bulunmanın her hâli yerleşim yeri doğurmaz. Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz (TMK m. 22).

Hükmün mantığı manevî unsurda toplanır: bu hâllerde kişi orada bulunmakla birlikte sürekli kalma niyeti taşımaz; bulunma belirli bir amaca ve süreye bağlıdır. Öğrencinin okuduğu şehir, hastanın tedavi gördüğü yer ve hükümlünün bulunduğu ceza kurumu bu sebeple yerleşim yeri sayılmaz ve kişinin önceki yerleşim yeri devam eder.

Buna karşılık kişi, öğrenim gördüğü şehirde ayrıca sürekli kalma niyetini ortaya koyan olgular yaratmışsa — orada iş kurmuş, ailesini taşımış, yaşamının merkezini oraya kaydırmışsa — hüküm engel oluşturmaz; bu kez yerleşim yeri iradî olarak edinilmiş olur.

Sınavda Ne Çıkar

  • Yerleşim yeri oturma ile sürekli kalma niyetinin birleşmesidir (TMK m. 19/1); biri eksikse kurulmaz.
  • Teklik ilkesi: aynı anda birden çok yerleşim yeri olamaz; kural ticarî ve sınaî kuruluşlara uygulanmaz.
  • Zorunluluk ilkesi: değişme yenisinin edinilmesine bağlıdır ve kimse yerleşim yersiz kalmaz.
  • Velâyet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana babanınki, vesayet altındakinin yerleşim yeri vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21).
  • Öğretim kurumuna devam ile eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma yerleşim yeri doğurmaz (TMK m. 22).
  • Nüfus kaydındaki adres yerleşim yerini kurmaz, yalnız gösterir; çatışma hâlinde fiilî durum esas alınır.

Yerleşim yeri, kişinin hukuk düzeni bakımından merkezî sayıldığı yerdir. Kavramın işlevi pratiktir: mahkemelerin yetkisi, tebligat, mirasın açılma yeri ve pek çok idarî işlem yerleşim yerine bağlanmıştır. Bu yüzden kanun, herkesin bir ve yalnız bir yerleşim yeri bulunmasını sağlayacak biçimde düzenleme yapmıştır.

A. Yerleşim Yerinin Teklik ve Zorunluluk İlkeleri

Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir (TMK m. 19/1). Tanım iki unsuru birleştirir:

  • Maddî unsur — bir yerde fiilen oturma
  • Manevî unsur — orada sürekli kalma niyeti

İki unsur birlikte aranır. Yalnız oturmak yerleşim yeri kurmaz; yalnız niyet de yetmez. Niyet iç dünyaya ait olduğundan, dışa yansıyan olgulardan çıkarılır: adres kaydı, iş ve aile bağları, mal edinme ve günlük yaşamın merkezi bu değerlendirmede kullanılır.

Teklik ilkesi açık biçimde konulmuştur: bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz (TMK m. 19/2). Kural, ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz (TMK m. 19/3); bu kuruluşların birden çok merkezi bulunabilir.

Zorunluluk ilkesi ise kimsenin yerleşim yersiz kalmamasını sağlar. Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi, yenisinin edinilmesine bağlıdır (TMK m. 20/1). Kişi eski yerleşim yerini terk etse bile, yenisini edinene kadar eskisi devam eder. Önceki yerleşim yeri belli olmayan ya da yabancı ülkedeki yerleşim yerini bırakıp Türkiye'de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş kişinin hâlen oturduğu yer yerleşim yeri sayılır (TMK m. 20/2).

Yerleşim yerinin hukuk düzenindeki işlevleri geniştir ve kavramın neden bu kadar titizlikle düzenlendiğini açıklar:

  • Genel yetkili mahkemenin belirlenmesi
  • Tebligatın yapılacağı yerin saptanması
  • Mirasın açılacağı ve paylaşmanın yapılacağı yer
  • Vesayet makamının yetkisinin belirlenmesi
  • Borcun ifa yerinin tayininde ölçü olması

B. İradi Yerleşim Yeri

Kişinin kendi iradesiyle edindiği yerleşim yeridir ve kural budur. Fiil ehliyeti bulunan kişi yerleşim yerini serbestçe seçer ve dilediği zaman değiştirir. Değiştirme için resmî bir işlem gerekmez; iki unsurun yeni yerde birlikte gerçekleşmesi yeterlidir.

Nüfus kaydındaki adres, yerleşim yerini kuran değil, onu gösteren bir olgudur. Kayıt ile fiilî durum çeliştiğinde belirleyici olan, sürekli kalma niyetiyle fiilen oturulan yerdir. Bu sebeple adres kaydını değiştirmemiş olmak yerleşim yerinin değişmediği anlamına gelmez; tersine, kaydı değiştirmek tek başına yeni bir yerleşim yeri kurmaz.

İradî yerleşim yeri edinebilmek için ayırt etme gücü gerekir. Ayırt etme gücü bulunmayan kişi sürekli kalma niyeti oluşturamayacağından, onun yerleşim yeri kanunun gösterdiği bağlantıya göre belirlenir. Sınırlı ehliyetsizler bakımından ise kural yasal yerleşim yeridir; velâyet veya vesayet altında bulunmaları bu sonucu doğurur.

C. Yasal ve İtibari Yerleşim Yeri

Kanun, kendi iradesiyle yerleşim yeri edinemeyecek durumdaki kişiler için yerleşim yerini doğrudan belirlemiştir. Yasal yerleşim yeri kişinin iradesine değil, kanunun gösterdiği bağlantıya dayanır.

  • Velâyet altındaki çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasınınkidir; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer hâllerde çocuğun oturma yeri yerleşim yeri sayılır (TMK m. 21/1).
  • Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir (TMK m. 21/2).

İtibari yerleşim yeri, gerçekte yerleşim yeri bulunmayan kişi için kanunun bir yeri yerleşim yeri saymasıdır. Yerleşim yeri belli olmayan veya yurt dışındaki yerleşim yerini bırakmış kişinin oturduğu yerin yerleşim yeri sayılması bu niteliktedir (TMK m. 20/2). İtibari yerleşim yeri, zorunluluk ilkesinin teknik aracıdır.

D. Yerleşim Yeri Edinme Sonucu Doğurmayan Hâller

Bir yerde bulunmanın her hâli yerleşim yeri doğurmaz. Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz (TMK m. 22).

Hükmün mantığı manevî unsurda toplanır: bu hâllerde kişi orada bulunmakla birlikte sürekli kalma niyeti taşımaz; bulunma, belirli bir amaca ve süreye bağlıdır. Öğrencinin okuduğu şehir, hastanın tedavi gördüğü yer ve hükümlünün bulunduğu ceza kurumu bu sebeple yerleşim yeri sayılmaz; kişinin önceki yerleşim yeri devam eder.

Bu hükmün kapsamına giren hâller şunlardır:

  • Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma
  • Eğitim kurumuna konulma
  • Sağlık kurumunda tedavi görme
  • Bakım kurumunda kalma
  • Ceza kurumunda bulunma

Buna karşılık kişi, öğrenim gördüğü şehirde ayrıca sürekli kalma niyetini ortaya koyan olgular yaratmışsa — orada iş kurmuş, ailesini taşımış, yaşamının merkezini oraya kaydırmışsa — hüküm engel oluşturmaz; bu kez yerleşim yeri iradî olarak edinilmiş olur.

Üç yerleşim yeri türü şu şekilde karşılaştırılabilir:

TürDayanağıKime uygulanırDeğiştirilebilir mi
İradîKişinin kendi seçimiFiil ehliyeti bulunanlarEvet, serbestçe
YasalKanunun gösterdiği bağlantıVelâyet ve vesayet altındakilerHayır, bağlantı değişirse değişir
İtibarîKanunun varsayımıYerleşim yeri belli olmayanlarYenisi edinilince sona erer

Tabloda görülen ortak nokta, üç türün de teklik ilkesine hizmet etmesidir: kişi hangi durumda olursa olsun tek bir yerleşim yerine sahip olur ve hiçbir zaman yerleşim yersiz kalmaz.

Örnek olay

(C), memleketinden ayrılarak başka bir şehirdeki üniversiteye kaydolmuş ve yurtta kalmaya başlamıştır. Üçüncü yılında bu şehirde bir iş kurmuş, ailesini yanına almış ve bir konut satın almıştır. Aynı dönemde (C)'nin babası, tedavi için uzun süreliğine başka bir şehirdeki hastaneye yatırılmıştır. (C) aleyhine açılacak bir davada hangi mahkemenin yetkili olacağı tartışılmaktadır.

Değerlendirme: Olay, yerleşim yerinin iki unsurunun zaman içinde nasıl değiştiğini göstermektedir.

İlk dönemde (C) yalnız öğrenim amacıyla bu şehirde bulunmaktadır. Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz (TMK m. 22); manevî unsur, yani sürekli kalma niyeti bulunmamaktadır. Bu dönemde (C)'nin yerleşim yeri memleketidir.

Üçüncü yıldan itibaren tablo değişir. İş kurmak, aileyi taşımak ve konut satın almak, sürekli kalma niyetini dışa yansıtan olgulardır. Artık maddî ve manevî unsur birlikte gerçekleşmiştir; (C) bu şehirde iradî olarak yerleşim yeri edinmiştir. Değişiklik, yenisinin edinilmesiyle tamamlandığından eski yerleşim yeri sona erer (TMK m. 20/1). Dava, bu şehirdeki mahkemede açılır.

(C)'nin babası bakımından ise sonuç değişmez. Sağlık kurumuna konulma yerleşim yeri edinme sonucu doğurmaz (TMK m. 22); tedavinin uzun sürmesi de bu sonucu değiştirmez, çünkü bulunma belirli bir amaca bağlıdır. Babanın yerleşim yeri, hastaneye yatmadan önceki yerdir.

Sonuç, teklik ilkesiyle de uyumludur: (C)'nin aynı anda hem memleketinde hem öğrenim gördüğü şehirde yerleşim yeri bulunması mümkün değildir (TMK m. 19/2). Değerlendirme her zaman tek bir yer göstermek zorundadır.

Bu başlıktan çıkmış sorular

Resmî sınavlarda (HMGS, hâkimlik, KPSS, adli/idari yargı) çıkmış sorular. 12 soru eşleşti, ilk 12 gösteriliyor.

Çıkmış soru 1 2003 KPSS
Aşağıdakilerin hangisinde iyiniyetin rolü vardır?
A) Sözleşmenin tamamlanmasında
B) Bir hukuki sonucun doğmasında
C) Bir borcun ifasında
D) Sözleşmenin uyarlanmasında
E) İrade beyanlarının yorumlanmasında
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 2 İDARİ YARGI
Vesayet altında bulunan bir kişinin yerleşim yeri ne tür bir yerleşim yeridir?
A) Yasal
B) İradî
C) Geçici
D) Sürekli
E) Kolektif
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 3 2007 KPSS
Kendisine yasal danışman atanan kişi aşağıdaki işlemlerden hangisini tek başına [yapamaz]?
A) Bağış kabul etme
B) Kefil olma
C) Vasiyetname yapma
D) Miras sözleşmesi yapma
E) Evlat edinmeye ilişkin kanundaki şartlar mevcutsa evlat edinme
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 4 2006 SAYIŞTAY
Aşağıdaki kişilerden hangisi bağımsız bir yerleşim yerine sahip olabilir?
A) Evli eşler
B) Küçükler
C) Kısıtlılar
D) Kendisine vasi atananlar
E) Velayet altına konanlar
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 5 2008 ADLİ YARGI (MART)
Yerleşim yeri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Evli kadın kocasının yerleşim yeri dışında bir yeri yerleşim yeri olarak seçebilir.
B) Velayet altındaki çocuk velinin izni olsa dahi velininkinden farklı bir yerleşim yeri seçemez.
C) Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri vasinin yerleşim yeridir.
D) Evlilik dışı doğmuş ve ana babası evlenmemiş bir küçüğün yerleşim yeri kural olarak ananın yerleşim yeridir.
E) Ergin olmayan evlatlığın yerleşim yeri evlat edinenin yerleşim yeridir.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 6 2006 ADLİ YARGI (NİSAN)
Yerleşim yeriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi [yanlıştır]?
A) Vesayet altındakinin yerleşim yeri denetim makamının bulunduğu yerdir.
B) Çocukların yerleşim yeri ana babanın yerleşim yeridir.
C) Kişinin asli yerleşim yeri yoksa, meskeni onun varsayılan yerleşim yeridir.
D) Karı koca dilerlerse ayrı yerleşim yerine sahip olabilirler.
E) Evlilik dışı doğan çocuk babası tarafından tanınmışsa ve velayet babaya bırakılmışsa, onun yerleşim yeri çocuğun yerleşim yeridir.
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 7 2008 İDARİ YARGI
Vesayet altındaki ayırt etme gücü olmayan A, bir mağazadan kendisine kazak satın almış ve bedelini ödemiştir. Buna göre, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Satış işlemi askıda bir işlemdir, yasal temsilcinin icazet vermesi ile geçerli hâle gelir.
B) Satış işlemi butlanla sakat bir işlemdir, yasal temsilci ödenen bedeli mağaza sahibinden talep edecektir.
C) Satış işlemi kazağı satın alacak kadar bir meblağ ayırt etme gücü olmayan A'nın elinde bulunduğu için yasal temsilcinin kendisine bazı işlemleri yapması hususunda izin verdiği şeklinde yorumlanabilir.
D) Satış işlemi geçerlidir, çünkü A kazağı değerinin çok altında bir bedel ödeyerek satın almıştır.
E) Satış işlemi geçerlidir, çünkü satıcı iyi niyetlidir ve A'nın ayırt etme gücü olmadığı davranışından anlaşılmamaktadır.
Cevabı göster
Cevap: B.
Çıkmış soru 8 2011 ADLİ YARGI (NİSAN)
Uzun süreli iş seyahatine çıkan Sevgi, yıllardır büyüttüğü çok kıymetli saksı bitkilerini bakması için komşusu Ayşe'ye bırakır. Ayşe'nin çiçekçilikle uğraşan kardeşi Kadir, Ayşe'nin talebi ile çiçeklere daha iyi bakacağını söyleyerek çiçekleri kendi dükkanına götürür; ancak devamlı müşterisi Melih gelip çiçekleri çok beğenince dayanamayıp, iki saksıyı Melih'e satar. Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Melih iyi niyetli de olsa kötü niyetli de olsa çiçekleri bir çiçekçiden aldığı için güveni korunacak ve mülkiyet hakkını kazanacaktır.
B) Olayda Kadir çiçekleri Ayşe'nin rızası ile aldığından emin sıfatıyla zilyettir, iyi niyetli olması koşuluyla diğer koşullar da gerçekleştiğinden Melih mülkiyet hakkını kazanacaktır.
C) İyi niyetli olması koşuluyla Melih 5 yıl boyunca çiçeklerin davasız aralıksız malik sıfatıyla zilyedi olursa mülkiyet hakkını kazanır.
D) Melih iyi niyetli de olsa kötü niyetli de olsa, mülkiyet hakkını kazanamamakla birlikte çiçekleri çiçekçiden aldığı için ancak bedelini kendisine geri verdiği takdirde çiçekleri Sevgi'ye iade eder.
E) Melih iyi niyetli olsa bile hiçbir durumda malik olamaz, çünkü Sevgi çiçekleri Ayşe'ye vermiştir, Kadir'e vermediği için çiçekler elinden iradesi dışında çıkmış sayılır.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 9 2010 MALİYE BAKANLIĞI İÇ DENETÇİLİK
Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri neresidir?
A) Vesayet altındaki kişinin iradî olarak seçtiği yer
B) Vesayet altındaki kişinin ana babasının yerleşim yeri
C) Vesayet makamının bulunduğu yer
D) Vasinin yerleşim yeri
E) Vasinin iradî olarak belirlendiği yer
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 10 2003 İDARİ HAKİMLİK
Vesayet altında bulunan bir kişinin yerleşim yeri ne tür bir yerleşim yeridir?
A) Yasal
B) İradi
C) Geçici
D) Sürekli
E) Kollektif
Cevabı göster
Cevap: A.
Çıkmış soru 11 2014 AVUKATLAR İÇİN ADLİ HAKİMLİK
158. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, yerleşim yeriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yerinin olamayacağı kuralı, ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmaz.
B) Yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı halde Türkiye'de henüz yerleşim yeri edinmemiş olan kişinin halen oturduğu yer, onun yerleşim yeri sayılır.
C) Boşanmaya karar veren mahkeme, velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri olarak anne veya babasının yerleşim yerinden farklı bir yer tayin edebilir.
D) Vesayet altında bulunan kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir.
E) Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunmak yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz.
Cevabı göster
Cevap: C.
Çıkmış soru 12 2008 ADLİ HAKİMLİK
Yerleşim yeriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Evli kadın kocasının yerleşim yeri dışında bir yeri yerleşim yeri olarak seçebilir.
B) Velayet altındaki çocuk velinin izni olsa dahi velininkinden farklı bir yerleşim yeri seçemez.
C) Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri vasinin yerleşim yeridir.
D) Evlilik dışı doğmuş ve ana babası evlenmemiş bir küçüğün yerleşim yeri kural olarak ananın yerleşim yeridir.
E) Ergin olmayan evlatlığın yerleşim yeri evlat edinenin yerleşim yeridir.
Cevabı göster
Cevap: C.

Bu başlığın soruları

Bu başlıktan 6 soru. Şıkları okuyup kendi cevabını verdikten sonra cevabı aç.

Soru 55
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre yerleşim yeriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle fiilen oturmakta olduğu yerdir.
B) Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.
C) Teklik kuralı, birden çok merkezi bulunabilen ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmaz.
D) Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi, ancak yenisinin edinilmiş olmasına bağlıdır.
E) Eski yerleşim yerini terk eden kişi, yenisini edinene kadar yerleşim yersiz kalır.
Cevabı göster
Cevap: E. Zorunluluk ilkesi kimsenin yerleşim yersiz kalmamasını sağlar: bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır ve kişi eski yerleşim yerini terk etse bile yenisini edinene kadar eskisi devam eder. Önceki yerleşim yeri belli olmayan ya da yabancı ülkedeki yerleşim yerini bırakıp Türkiye'de henüz yerleşim yeri edinmemiş kişinin hâlen oturduğu yer yerleşim yeri sayılır. E seçeneği bu ilkeyi tersine çevirdiği için yanlıştır.

Şık analizi

A) Doğru ifade. Yerleşim yeri, oturma ile sürekli kalma niyetinin birleşmesidir.
B) Doğru ifade. Teklik ilkesi gereği kimsenin aynı anda birden çok yerleşim yeri olamaz.
C) Doğru ifade. Teklik kuralı ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmaz; bunların birden çok merkezi olabilir.
D) Doğru ifade. Değişiklik terkle değil, yenisinin edinilmesiyle tamamlanır.
Soru 56
C, memleketinden ayrılıp başka bir şehirdeki üniversiteye kaydolmuş ve yurtta kalmaya başlamıştır. Üçüncü yılında bu şehirde iş kurmuş, ailesini yanına almış ve konut satın almıştır. Aynı dönemde C'nin babası, tedavi için uzun süreliğine başka bir şehirdeki hastaneye yatırılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) C ilk dönemde memleketinde, üçüncü yıldan sonra öğrenim gördüğü şehirde yerleşim yerine sahiptir.
B) C, üniversiteye kaydolup yurda yerleştiği anda o şehirde yerleşim yeri edinmiş olur.
C) C'nin hem memleketinde hem de öğrenim gördüğü şehirde ayrı birer yerleşim yeri bulunmaktadır.
D) Babanın yerleşim yeri, tedavi süresi uzun olduğundan hastanenin bulunduğu şehirdir.
E) C'nin yerleşim yeri ancak nüfustaki adres kaydını değiştirmesiyle değişmiş olur.
Cevabı göster
Cevap: A. Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz; ilk dönemde sürekli kalma niyeti bulunmadığından yerleşim yeri memlekettir. Üçüncü yıldan itibaren iş kurmak, aileyi taşımak ve konut satın almak sürekli kalma niyetini dışa yansıtan olgulardır; maddi ve manevi unsur birlikte gerçekleştiğinden iradi yerleşim yeri edinilmiştir. Baba bakımından ise sağlık kurumuna konulma yerleşim yeri doğurmaz ve tedavinin uzun sürmesi sonucu değiştirmez.

Şık analizi

B) Yanlış. Öğrenim için bir yerde bulunmak yerleşim yeri kazandırmaz; sürekli kalma niyeti bulunmamaktadır.
C) Yanlış. Teklik ilkesi gereği aynı anda iki yerleşim yeri mümkün değildir.
D) Yanlış. Sağlık kurumuna konulmak yerleşim yeri doğurmaz; tedavinin uzun sürmesi de sonucu değiştirmez.
E) Yanlış. Nüfustaki adres yerleşim yerini kurmaz, yalnız gösterir; belirleyici olan fiilî durumdur.
Soru 57
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayan hâller arasında sayılmamıştır?
A) Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma
B) Bir eğitim kurumuna konulmuş olma
C) Bir sağlık kurumunda tedavi görmekte olma
D) Bir yerde iş kurup ailesini oraya taşımış olma
E) Bir ceza kurumunda bulunmakta olma
Cevabı göster
Cevap: D. Kanun, öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunmayı ve eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulmayı yerleşim yeri edinme sonucu doğurmayan hâller olarak saymıştır. Bu hâllerde kişi orada bulunmakla birlikte sürekli kalma niyeti taşımaz; bulunma belirli bir amaca ve süreye bağlıdır. Buna karşılık iş kurmak ve aileyi taşımak sürekli kalma niyetini dışa yansıtan olgulardır ve iradi yerleşim yeri edinilmesini sağlar.

Şık analizi

A) Bu gerçekten sayılan hâllerdendir. Öğrencinin okuduğu şehir yerleşim yeri sayılmaz; önceki yerleşim yeri devam eder.
B) Bu da sayılan hâllerdendir. Eğitim kurumuna konulmak yeni yerleşim yeri kazandırmaz.
C) Bu da sayılan hâllerdendir. Tedavi ne kadar uzun sürerse sürsün sonuç değişmez.
E) Bu da sayılan hâllerdendir. Ceza kurumunda bulunmak yerleşim yeri kazandırmaz.
Soru 58
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri aşağıdakilerden hangisidir?
A) Vasinin kendi yerleşim yeri
B) Bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yer
C) Kısıtlının fiilen oturmakta olduğu yer
D) Denetim makamının bulunduğu yer
E) Kısıtlamaya karar veren mahkemenin bulunduğu yer
Cevabı göster
Cevap: B. Kanun, kendi iradesiyle yerleşim yeri edinemeyecek durumdaki kişiler için yerleşim yerini doğrudan belirlemiştir. Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. Velâyet altındaki çocuğun yerleşim yeri ise ana ve babasınınkidir; ortak yerleşim yeri yoksa çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeri, diğer hâllerde ise çocuğun oturma yeri esas alınır.

Şık analizi

A) Yanlış. Bağlantı noktası vasinin kişisel durumu değil, vesayet makamının bulunduğu yerdir.
C) Yanlış. Yasal yerleşim yeri kişinin iradesine ve fiilî oturmasına bağlı değildir.
D) Yanlış. Vesayet makamı ile denetim makamı farklı makamlardır; bağlantı vesayet makamınadır.
E) Yanlış. Kısıtlama kararını veren mahkeme bağlantı noktası değildir.
Soru 59
Nüfus kaydındaki adres ile kişinin fiilen sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer çelişiyorsa, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Belirleyici olan fiilî durumdur; adres kaydı yerleşim yerini kurmaz, yalnız gösterir.
B) Belirleyici olan nüfustaki adres kaydıdır; kayıt değişmedikçe yerleşim yeri de değişmez.
C) Kişi bu durumda iki yerleşim yerine birden sahip olmuş sayılır.
D) Çelişki hâlinde kişinin yerleşim yeri bulunmadığı kabul edilir.
E) Yerleşim yeri, ancak mahkeme kararıyla belirlenebilir hâle gelir.
Cevabı göster
Cevap: A. Nüfus kaydındaki adres, yerleşim yerini kuran değil onu gösteren bir olgudur. Kayıt ile fiilî durum çeliştiğinde belirleyici olan, sürekli kalma niyetiyle fiilen oturulan yerdir. Bu sebeple adres kaydını değiştirmemiş olmak yerleşim yerinin değişmediği anlamına gelmez; tersine, kaydı değiştirmek de tek başına yeni bir yerleşim yeri kurmaz. Niyet iç dünyaya ait olduğundan dışa yansıyan olgulardan çıkarılır.

Şık analizi

B) Yanlış. Adres kaydı yerleşim yerini kurmaz; kaydı değiştirmemiş olmak yerleşim yerinin değişmediği anlamına gelmez.
C) Yanlış. Teklik ilkesi gereği çelişki iki yerleşim yeri doğurmaz; tek bir yer belirlenir.
D) Yanlış. Zorunluluk ilkesi gereği kimse yerleşim yersiz kalmaz.
E) Yanlış. Yerleşim yeri olgulardan belirlenir; mahkeme kararına bağlı değildir.
Soru 60
Yerleşim yerine ilişkin teklik ilkesiyle ilgiliI.Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.II.Teklik kuralı ticari ve sınai kuruluşlar hakkında da aynen uygulanır.III.Kişi eski yerleşim yerini terk etmekle yerleşim yersiz kalabilir.ifadelerinden hangisi ya da hangileri yanlıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) II ve III
D) I ve III
E) I, II ve III
Cevabı göster
Cevap: C. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz; bu teklik ilkesidir ve I doğrudur. Ancak kanun bu kuralın ticari ve sınai kuruluşlar hakkında uygulanmayacağını açıkça belirtmiştir; bu kuruluşların birden çok merkezi bulunabilir, dolayısıyla II yanlıştır. Zorunluluk ilkesi uyarınca yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır ve kişi eski yerleşim yerini terk etse bile yenisini edinene kadar eskisi devam eder; bu sebeple III de yanlıştır.

Şık analizi

A) I yanlış değildir. Teklik ilkesi kanunun açık kuralıdır.
B) II yanlıştır, ancak III de yanlıştır. Yerleşim yeri değişikliği yenisinin edinilmesine bağlı olduğundan kimse yerleşim yersiz kalmaz.
D) III yanlıştır, ancak I yanlış değildir. Teklik ilkesi geçerlidir.
E) II ve III yanlıştır, I doğrudur. Teklik ilkesinin varlığını reddetmek kanuna aykırı olur.

← HısımlıkKişiliğin Korunması →